sadrazamlar hakkında bilgiler sadrazamların biyoğrafileri

Konu sahibi son olarak 2621 gün önce görüldü
sadrazamlar hakkında bilgiler sadrazamların biyoğrafileri

Tevfik Paşa (1845 - 1936)


Tam adı AHMED TEVFİK PAŞA . Son Osmanlı sadrazamı, Anadolu'da Mustafa Kemal (Atatürk) önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı'na yakınlık duymuştur. Kırımlı Ferik İsmail Hakkı Paşa'nın oğluydu. Davutpaya 2. Süvari Alayı'nda subayken askerlikten ayrılarak (1865) babıali Tercüme Odası'na girdi. 1872'den sonra çeşitli dış görevlerde bulundu; bu arada Atina ve Berlin'de elçilek yaptı. 1895'te hariciye nazırı oldu. 1908'de II.Meşrutiyet'in ilanından sonra Meclis-i Ayan üyeliğine atandı.

31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanma sırasında istifa eden Hüseyin Hilmi Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirildi (14 Nisan). Ayaklanmayı yatıştırmaya ve Selanik'te toplanan Hareket Ordusu'nn İstanbul'a girişini engellemeye çalıştı. Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girerek denetimi eline geçirmesi ve II.. Abdülhamid'in tahttan indirilerek yerine V. Mehmed'in geçirilmesinden sonra istifa etti (5 Mayıs); daha sonra Londra elçiliğine atandı.

Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesinden sonra İstanbul'a dönerek Meclis-i Ayan üyeliğine atandı. Ahmet İzzet Paşa'nın istifasının ardından ikinci kez sadrazamlığa getirildi (11 Kasım 1918). Bu sırada I. Dünya Savaşı'ndaki yenilginin ardından Osmanlı topraklarının itilaf güçlerince kısmen işgalini öngören Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) imzalanmıştı. İtilaf donanması ve Yunan gemileri 13 Kasım'da İstanbul'a girdi. Padişah Aralık 1918'de Meclis-i Mebusan'ı dağıttı.


Tevfik Paşa 13 Ocak 1919'da padişaha yakın kişilerden oluşan yeni bir hükümet kurdu. 24 Subat'ta hükümeti yenileyerek kabineye İngiliz ve Fransız yanlılarını da aldı. Ama bu değişikliklerin Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nı yeterince tatmin etmemesi üzerine 3 Mart 1919'da istifa etmek zorunda kaldı. Paris Barış Konferansı'nda (1919) Osmanlı heyetine başkanlık ettikten sonra 21 Ekim 1920'e Damat Ferit Paşa'nın yerine yeniden sadrazamlığa getirildi. Bu görevdeyken Ankara Hükümeti'yle ilişki kurmaya çalıştı.

Ve Londra Konferanksı'na (*) (21 Şubat-12 Mart 1921) birlikte katılmayı önerdi, ama Mustafa Kemal'in bunu reddetmesi üzerine konferansta Ankara Hükemeti'ni Bekir Sami Bey, İstanbul Hükümeti'ni ise Tevfik Paşa'nın başkanlığındaki heyetler temsil etti. Tevfik Paşa konferansta Türkiye'nin tek temsilcisini Ankara heyeti olduğun söyleyerek sözü Bekir Sami Bey'e bıraktı. Mart 1922'de hariciye nazırlığı görevini de üstlenen Tevfik Paşa, TBMM'nin 1 kasım 1922'de saltanatı kaldırmasından sonra istifa etti (4 kasım 1922). 1934 soyadı Kanunu'ndan sonra Oktay soyadını aldı.
 
Karamani Mehmed Paşa ( .... - .... )


Karamani Mehmed Paşa, Mevlana'nın torunlarındadır. 1458'de vezir, 1464'te nişancı, 1478'de sadrazam oldu. Fatih Kanunnamesi'nin hazırlanmasında önemli rol oynadı. Nişani takma adı ile düz yazılar ve şiirler de yazan Karamani Mehmed Paşa'nın en önemli eseri "Osmanlı Sultanları Tarihidir". Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra, Cem Sultan'ı tahta çıkarmak istedi, ancak Sultan İkinci Bayezid taraftarlarınca öldürüldü. Mezarı, Kumkapı'daki Karamani Mehmed Paşa Caminin avlusundadır.
 
Alemdar Mustafa Paşa (1765 - 1808)


Alemdar Mustafa Paşa 1765 yılında Hotin'de doğdu. Babası Rusçuk yeniçerilerinden Hacı Hasan Ağa'dır. Önce Yeniçeri Ocağına intisap etti. Daha sonra Rusçuk'ta hayvancılık ve ziraatla uğraşmaya başladı. Bu sırada yörenin en güçlü ayanı olan Tirsinkli İsmail Ağa'nın hizmetine girdi. Rumeli ayanlarından asi Pazvandoğlu'na karşı verilen mücadelede gösterdiği başarılar üzerine çeşitli rütbeler alarak ismini duyurmaya başlayan Alemdar Mustafa Paşa, Pazvandoğmu'nun, önde gelen adamlarını ele geçirmesi üzerine, kapıcıbaşılık rütbesi ile taltif edildi. Bir müddet sonra da Hezargad ayanlığına tayin edildi. Tirsinkli İsmail Ağa'nın ani ölümü, Alemdar Mustafa Paşa'nın hayatında bir dönüm noktası oldu. Rusçuk'a gelen Alemdar Mustafa Paşa "ayanlar ayanı" seçildi.


Merkezi hükümet, istemeyerek de olsa Tirsinki'nin kontrolündekinden daha büyük bir bölgeyi, onun hakimiyetine vermek zorunda kaldı. Aynı yıl başlayan Osmanlı-Rus savaşında Alemdar Mustafa Paşa çok büyük yararlılıklar gösterdi. Bu sırada patlak veren Kabakçı Mustafa isyanı sonunda, birçok ıslahata imza atmış olan Sultan Üçüncü Selim tahttan indirilerek, yerine Sultan Dördüncü Mustafa çıkarıldı. Alemdar Mustafa Paşa bu isyana karşı çıktı. Sultan Üçüncü Selim'in öldürüleceğini haber alan Alemdar Mustafa Paşa, alelacele İstanbul'a gitti. Ancak Sultan Dördüncü Mustafa'nın emri ile eski padişah Sultan Üçüncü Selim katledildi. Bu sırada ancak Şehzade Mahmud kurtarılabildi ve tahttan indirilen Sultan Dördüncü Mustafa'nın yerine tahtta geçirildi.


Bu arada sadrazam seçilen Alemdar Mustafa Paşa, ilk iş olarak Sultan Üçüncü Selim'in katillerinin cezalandırılmasını sağladı. Alemdar Mustafa Paşa'nın dört ay süren sadrazamlığı sırasındaki en önemli icraatları Sened-i İttifak'ı imzalatması ve kaldırılmış olan Nizam-ı Cedid'in yerine Sekban-ı Cedid askeri ocağını kurması oldu. Her şeye hakim görünen Alemdar Mustafa Paşa, tedbiri elden bırakmak ve yeniçeri tehlikesini küçümsemek gibi iki önemli hata yapınca, 15 Kasım 1808 gecesi büyük bir isyan patlak verdi. Alemdar Mustafa Paşa, kuşatılan köşkünde mahsur kaldı. Yardımın da gecikmesi üzerine umudu kalmayan Alemdar Mustafa Paşa, cephaneliği ateşe vererek, hem kendisinin hem de isyancıların bir kısmının ölümüne yol açtı. Cesedi zorbalar tarafından Yedikule dışında kör bir kuyuya atılan Alemdar Mustafa Paşa'nın, kemikleri Yeniçeri Ocağının ilgasından sonra oradan çıkartılarak Yedikule surları civarına gömüldü. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra da Zeyneb Sultan Camii haziresine nakledildi.
 
Köprülü Mehmed Paşa ( .... - 1661)


Köprülü Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinin en sarsıntılı döneminde iş başına geçip, 35 yıl devleti başarıyla yöneten Köprülü soyundan gelmiş, büyük sadrazamlardan ilkiydi. Samsun'un ilçesi Vezirköprü'de doğdu. İktidarının ilk yıllarında çok fazla kan dökmüş olmakla beraber, memleketin içinde bulunduğu karışık durum, yaptıklarına hak verilmesini sağlamıştı. Padişahla anlaşarak yaptığı akit sonrası 75 yaşında sadrazam oldu.

Devletin iç işlerini düzenledikten sonra, güçlü bir donanma oluşturarak Çanakkale ağzını tutmuş, Venedik deniz kuvvetlerini yenilgiye uğratıp boğazı açmıştır. Bozcaada ve Limni'yi kurtardı. İsyan eden Erdel Beyini yola getirdi. Anadolu'daki Abaza ayaklanmalarını bastırıp, vilayetleri gözü dönmüş zorbalardan temizleyip iç düzen ve güvenliği sağladı. Bütçe sorunlarını ele alıp, bu konuda yolsuzluğu görülen kişileri ortadan kaldırdı. Avrupa devletleriyle yeni bir savaşa hazırlandığı sırada, 1661'de Edirne'de öldü. Vasiyeti gereği yerine oğlu Fazıl Ahmet Paşa getirildi.
 
Talat Paşa (1874 - 1921)




Mehmet Talat Paşa (1874-1921) İttihat ve Terakki kurucularından ve önde gelen siyasetçilerindendir. Meclis Vekilliği, Dahiliye Nazırlığı, Posta Vekilliği ve 1912'de Sadrazamlık yapmıştır.


Talat Paşa, 1874 yılında Edirne'de doğdu. İlk öğrenimini Vize ilçesinde yaptı. Edirne Askeri Rüştiyesini bitirdikten sonra Edirne Posta ve Telgraf idaresinde katiplik, Alyans İsrail Mektebi'nde Türkçe öğretmenliği görevlerinde bulundu. Çok genç yaşlarda siyasetle ilgilenmeye başladı, Sultan İkinci Abdülhamid Han’a karşı mücadele eden jöntürklerin çalışmalarına katıldı. Bir süre sonra tutuklandı. Selanik'te Posta ve Telgraf Müdürlüğünde memurluk ve başkatiplik yaptı.


İttihat ve Terakki Fırkası adını alan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Selanik’te mason locasına girdi. Masonların ve onlar arasındaki yahudi ve Sabetaycı dönmelerin etkisini İttihad ve Terakki örgütlenmesi için kullandı. İttihad ve Terakki kışkırtıcılığını geniş alanlara yaydı. İki defa İstanbul'a giderek İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin şubesini kurdu ve teşkilatlandırdı.


İkinci Meşrutiyet'in ilanında milletvekili oldu. Hüseyin Hilmi Paşa kabinesinde İçişleri Bakanlığı’na getirildi, Babıali Baskını’nı düzenleyenler arasında yer aldı. Edirne'nin Bulgarlar tarafından ele geçirilmesinden sonra ordunun harekete geçerek şehri geri almasından sonra Bulgarlarla İstanbul'da yapılan barış görüşmesini birinci delege olarak katıldı. 1917 yılında sadrazamlığa yani başbakanlığa getirildi.


Birinci Dünya Savaşı'ndan çekilen Rusya ile Breslitowsk'da yapılan barış antlaşmasına Osmanlı Devleti adına katıldı. Temmuz 1918'de sadrazamlıktan ayrıldı. Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti için büyük bir yenilgi ile sonuçlanmasından sonra Ahmed İzzet Paşa'ya bıraktığı mektupta, millete karşı hesap vermek üzere geri geleceğini, gerekirse mahkemeye de çıkacağını bildirerek ülkeden ayrıldı.


15 Mart 1921'de bir Ermeni tarafından Berlin'de öldürüldü ve Berlin'deki Türk Mezarlığına gömüldü. 1943'te kemikleri İstanbul'a getirilerek Şişli'de Hürriyet-i Ebediye tepesinde toprağa verildi. Talat Paşa'nın Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı yıllarını ele alan anıları ölümünden sonra "Talat Paşa'nın Hatıraları"(1958), "Talat Paşa'nın Anıları" (1986, 1990) adı altında yayımlandı.


Talat Paşa'nın Masonluğu
Türkiye Büyük Locası'nın ilk Büyük Üstadı olan Talat Paşa, Masonluğa, İttihat ve Terakki hareketinin başladığı ve kurucuları ile üyelerinin büyük kısmının bulunduğu Selanik'teki Macedonia Risorta Locası'nda 1903 yılında başlar. Bir sene sonra, Veritas Locası'na geçer ve burada II. Nazırlık görevinde bulunur. Veritas Locası, 23 Temmuz 1909'da İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra Selanik'te yapılan kutlamalara regalyalarıyla katılmış bir locadır.


1909 yılında, 33.dereceye yükseltilir ve Türkiye Yüksek Şurası'nın başına getirilir. Bu esnada İstanbul'da çalışan Vatan Locası'nın kurucuları arasında yer alır. Aynı yıl içinde kurulan Türkiye Büyük Locası'nın Büyük Üstatlığına da getirilen Talat Paşa, bu görevini artan siyasi görevleri ve hazırlandığı Sadrazamlık vazifesi sebebiyle 1910 yılında devreder.


Sadrazam olduğu dönemde kendisine Mason olduğu yönünde yapılan sataşmalara, kürsüden şöyle yanıt vermiştir:


"... Şahsım hakkında bir itham da Mason olduğumdur. Evet, Masonum. Nasıl Bektaşiliği, milli bir tercih yolu olarak kucakladımsa, Masonluğu da alem şümul bir beşeri muhabbet ve uhuvvetin bütün insanlık için saadet ve huzuru temin ve tesis edecek yolun, daha çok fikri irşat membalarından telakki ve kabul ettim. Böylesine alem şümul muhabbet ve uhuvvete milletimi layık ve bu faziletin onun zatında mündemiç olduğuna inanarak, Osmanlı Masonluğu'nun Maşrık-ı Azamlığını kemal-i fahr ile kabul ve ifa ettim...
 
Damat İbrahim Paşa ( .... - 1601)


Damat İbrahim Paşa Bosna'da doğdu. Küçük yaşta Enderun'a alındı burada yetişerek Silahdarı Şehriyari oldu. 1579 yılında Diyarbekir, 1581 yılında Şam, 1583'de Mısır valiliklerinde bulundu. Bir yıl dört ay sonra, yerine Mısır defterdarı Sinan Efendi'yi vekil bırakarak İstanbul'a geldi. 1584'te Ayşe Sultan ile evlendi. 1587'de Kaptan-ı Derya, 1588'de üçüncü vezir oldu. Daha sonra ikinci vezirliğe ve sadaret kaymakamlığına getirildi.


1595 yılında sadrazam oldu. Eğri seferi sırasında görevinden azledildiyse de ikinci defa sadrazamlığa geldi. Serdar-ı Ekrem'de olan Damad İbrahim Paşa, 29 Haziran 1601'te savaş sırasında vefat etti. Gazi, adil, iyiliksever, alçakgönüllü ve kerem sahibiydi. Tedbirli bir kimse olan Damat İbrahim Paşa savaş kaybetmemiştir. Mezarı İstanbul Şehzade camiindedir.
 
Tarhuncu Ahmed Paşa ( .... - 1653)


Saraydan yetişen Tarhuncu Ahmed Paşa, önce Mısır valisi Musa Paşa'nın, sonra da Hezapare Ahmed Paşa'nın kethüdası olmuştur. 1649'da Mısır valiliğine atanmış, bir süre sonra İstanbul'a gelerek vezirlik rütbesine yükselmiştir.


Sadrazam Gürcü Mehmed Paşa, onu kendisine rakip gördüğünden Selanik sancakbeyliğine atamıştır. Girit seferinin uzaması ve Abaza Hasan Paşa'nın ayaklanması sebebiyle, devletin mali durumu çok sarsılınca, Kazasker Hocazade Mesut Efendi'nin tavsiyesi üzerine, Tarhuncu Ahmed Paşa sadrazamlığa getirilmiştir (1652). Sadrazam olunca, Osmanlı İmparatorluğu için bazı yeni vergiler getiren bir bütçe tasarısı hazırlamıştır. Fakat devleti sağlam bir maliye temeline oturtmayı hedef tutan bu hareket, hazineyi kendi çıkarlarına kullanmaya alışık olanların işine gelmemiştir.


Tarhuncu Ahmed Paşa'ya karşı yayılan çirkin söylentilerin etkisinde kalan Sultan Dördüncü Mehmed'in buyruğu ile, 9,5 aylık sadrazamlıktan sonra öldürülmüştür (1653). Üsküdar'da gömülüdür. Tarhuncu Ahmed Paşa'nın ilk bütçe yapım tarihi 1652'dir.
 
Halil Hamid Paşa (1736 - 1785)


Küçük yaşlarda İstanbul'a gelmiş, katipliklerde ve Beylikçi maiyetinde çalışmıştır. Sultan I. Abdülhamid zamanında sadrazamlıkta bulunan Osmanlı Vezirlerindendir.


Babadağı'nda görev yaparken Divanı Hümayun Hocalığı rütbesini kazandı. Devlet işlerindeki başarılarından dolayı 1779 yılında Büyük Tezkereciliğe ve Dahiliye Nazırlığı görevlerine getirildi. 1780 yılında Tersane Emini ve bir sene sonra da Dahiliye Nazırı oldu. 1782'de Sadrazamlığa atandı. Daha sonra görevinden azledildi ve Gelibolu'ya sürgün edildi. Bir süre sonra Bozcaada'ya getirildi ve burada başı kesilerek öldürüldü
 
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa (1637 - 1691)


Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, 1637 yılında İstanbul'da doğdu. Köprülü Mehmed Paşa'nın ikinci oğlu, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın kardeşidir. İkinci Viyana Kuşatmasını izleyen günlerde iş başına getirilmiş, aldığı köklü ve yerinde tedbirlerle İmparatorluğun yıkılmasını geçici bir süre için de olsa durdurmayı başarmıştır.


Sultan İkinci Süleyman ve Sultan Üçüncü Ahmed dönemlerine rastlayan görev süresi sadece iki yıl sürmüştür. Ağabeyi gibi çok iyi bir öğrenim görmüş, kültürlü, zeki, ileri görüşlü bir devlet adamıdır. Müderris olmuş, 1680'de vezir rütbesiyle Silistre valiliği ve Babadağı serdarlığına atanmıştır. Sultan Dördüncü Mehmed'in tahttan indirilmesinde rol oynamış, bu olaydan sonra Kandiye ve Sakız muhafıalığına atanmıştır. Avusturyalıların Serasker Recep Paşa'yı Belgrad önlerinde yenilgiye uğratmasından sonra, devletin her açıdan zor durumda olduğu bir ortamda, 1689 yılında sadrazamlığa atanmıştır.


Sadrazam olur olamaz iç karışıklıkları bastırmakla işe başlayan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, halkı ezen gereksiz vergileri ortadan kaldırmış, saraydaki değerli eşyaları darphanede paraya çevirerek maliyeyi düzeltmiş ve ordudaki asker sayısını azaltarak orduyu yenilemiştir. Avusturyalıların üzerine yürüyerek Niş, Budin ve Belgrad'ı geri almış, 1691 yılında savaş alanında şehit düşmüştür.
 
Halil Paşa ( .... - 1630)


Sultan IV. Murad ve I. Ahmed dönemlerinde sadrazamlık ve Kaptan-ı Deryalık görevlerinde bulunmuş, Osmanlı vezirlerindendir. genç yaşta saraya girmiş, çakırcıbaşı, Yeniçeri Ağası ve Kaptan-ı Derya olmuştur. 1617 yılında ilk kez sadrazam olmuş, İran seferine gönderilmiştir. İran seferinde bozguna uğrayarak görevinden azledilmiştir.

Daha sonraları Kaptan-ı Deryalığa ve 1617'de de ikinci kez sadrazamlığa getirildi. O dönem patlak veren Abaza Mehmed Paşa isyanını bastıramadığı için görevinden azledildi. Bunun üzerine Hüdai dergahına çekildi ve o dergahın bahçesine gömüldü.
 
Mehmed Emin Ali Paşa (1814 - 1871)


Mehmed Emin Ali Paşa, 1814'de İstanbul'da Mercan'da doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, Mısır Çarşısı aktarlarındandı. 1830 yılında bir aile dostunun aracılığıyla Divan-ı Hümayun kalemine girdi ve buradaki adete uygun olarak kendisine, boyunun kısalığından veya güzel tavrı ve kabiliyetinden dolayı Ali mahlası verildi.


1833'de Tercüme Odası'na girdi. 1835'te Avusturya İmparatoru Birinci Ferdinand'ın tahta çıkışını tebrik için Viyana'ya gönderilen heyette, ikinci başkatip olarak bulundu. 1837'de Petersburg'a gönderilen Mehmet Emin Ali Paşa, dönüşünde Divan-ı Hümayun tercümanlığına tayin edildi. 1838'de Londra elçisi, Reşid Paşa'nın Paris'e geçişinden sonra da maslahatgüzarı oldu. Reşid Paşa'nın takdir ve himayesini kazanan Mehmed Emin Ali Paşa, kısa zamanda yükseldi.


Devletin çeşitli kademelerinde görevler aldı. Kırım Savaşı sonunda Paris'te toplanan konferansta Osmanlı Devleti'ni temsil etti ve 30 Mart 1856 tarihli Paris Barış Antlaşması'nı imzaladı. Islahat Fermanı ve Paris Antlaşması'ndan dolayı Reşid Paşa'nın ağır eleştirilerine maruz kaldı.


Birçok kez Hariciye Nazırlığı ve Sadrazamlık görevlerinde bulunan Mehmed Emin Ali Paşa, 7 Eylül 1871'de öldü ve Süleymaniye Camiine defnedildi. Değeri öldükten sonra anlaşılan ve yokluğu hissedilen bir devlet adamı idi.
 
Kemankeş Kara Mustafa Paşa (1592 - .... )


1592'de Arnavutluk'ta doğdu. Yeniçeri ocağından yetişti. Çorbacılık ve kul kethüdalığı yaptı. 1633-34 yılında sekbanbaşı ve Mart-Nisan 1635'te yeniçeri ağası olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa, 17 Ekim 1635'te Kaptan-ı Derya, Aralık 1638'te Sultan Dördüncü Murad döneminde de sadrazam oldu. Bağdat Seferi sırasında, padişahın her konuda danıştığı paşalardan biri oldu. Bağdat seferi sonunda Kasr-ı Şirin antlaşmasını imzalayarak İstanbul'a döndü. Devlet teşkilatında geniş bir ıslahat yapmayı tasarladı.


Gelir ve giderleri ayarlayarak sarayda tasarruf yapılmasını sağladı. Paşanın bu davranışları bazı kişilerin çıkarlarına dokundu. Kösem Sultan'ın Mustafa Paşa hakkındaki entrikalarına, Cinci Hoca ve Silahdar Yusuf Paşa'nın çalışmaları eklenince, Sultan Birinci İbrahim'in emriyle 26 Ocak 1644'te idam edildi. Mezarı Parmakkapı'da kendi yaptırdığı medresededir. Yiğit, cesur ve tedbirli bir devlet adamıydı. Ayrıca Kurşunlu Mahsen'deki bir kiliseyi camiye çevirtti. Tokat'ta Mehmed Paşa Hanı'nı tamir ederek cami ve hamam yaptı. 500 ev inşa ederek Sivas Yenişehrini meydana getirdi. Eğri'de büyük bir hamam, mektep, sayısız çeşmeler ve Edirne'de Köse Mihal köprüsünü yeniden yaptırdı.
 
Hüseyin Avni Paşa (1820 - 1876)


Hüseyin Avni Paşa, 1820 yılında Isparta Gelendost'ta doğdu. İstanbul'da medresede okudu. Harbiye'ye girdi. 1848 yılında kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu. Bir süre Harbiye mektebinde tabiye hocası olarak görev aldı. Kırım savaşına katıldı. Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa'nın kurmay başkanı, daha sonra da Mektebi Harbiyeyi Şahane nazırı oldu. Hassa müşiri ve serasker kaymakamlığına getirildi. Girit kumandanı iken (1867), adanın valiliğine tayin edildi. 1868'de önceden vekalet ettiği seraskerlik makamına getirildi. Mahmud Nedim Paşa sadrazam iken, seraskerlikten alındı. Isparta'da on bir ay sürgünde kaldı (1871). Affedilerek Aydın valiliğine getirildi. Daha sonra Bahriye nazırı oldu.


1873'te ikinci defa seraskerliğe tayin edildi. 1874'te sadrazamlığa getirildi. On dört ay sonra azledilerek önce İzmir, sonra da Bursa valiliklerine gönderildi. Dördüncü defa seraskerlik verildiği zaman yenilik taraftarlarıyla birleşti. Sadrazam Mütercim Rüştü Midhat ve Süleyman Paşa'nın sarayında toplanan vekiller heyeti, Sultan Abdülaziz'i indirerek yerine Sultan Beşinci Murad'ı geçirdi. Taht değişikliğinden sonra meşrutiyet isteyenlerle fikir ayrılığına düştü. Özellikle Midhat Paşa ile anlaşamadı. Sultan Beşinci Murad'ın saltanatı zamanında seraskerlikte kaldı. Midhat Paşa'nın sarayında yapılan Vekiller heyeti toplantısına, Sultan Abdülaziz taraftarı Çerkez Hasan bir baskın düzenledi. Hüseyin Avni Paşa'ya şahsi bir meseleden dolayı kırgın olan Çerkez Hasan, toplantı odasında Hüseyin Avni Paşa'yı öldürdü (1876).
 
Siyavuş Paşa ( .... - .... )


Siyavuş Paşa Köprülü Mehmed Paşa'nın kölesiydi ve onun kızıyla evlendi. Fazıl Ahmed Paşa'nın sadrazamlığında onun kapıcılar kethüdası oldu. Fazıl Ahmed Paşa ile birlikte Uyvar, Girit ve Kamaniçe Seferlerine katıldı. Rikabı Hümayun kapıcılar kethüdalığına getirildi (1676). Koca Mustafa Paşa'nın sadrazamlığında küçük imrahor tayin edildi (1678). Çehrin seferine katıldı. Silahtar oldu (1681). İkinci Viyana kuşatmasına cebecibaşı olarak katıldı, sipahiler ağası oldu (1684). Aynı yıl Diyarbakır Valiliğine, sonra Bosna (1685) ve Halep (1687) valiliklerine getirildi.


Varadin'de bulunduğu sırada askerleri sadrazam Sarı Süleyman Paşa aleyhine kışkırttı ve kendisini sadrazam ilan ettirdi. Sultan Dördüncü Mehmed askerin bu isteğini kabul ederek sadrazamlık mührünü gönderdi. Siyavuş paşa kayınbiraderi Fazıl Mustafa Paşa ile anlaşarak Sultan Dördüncü Mehmed'i tahttan indirdi. Sultan İkinci Süleyman padişah oldu. Ordu ile birlikte İstanbul'a döndü. İstanbul'da isyan eden askerler tarafından öldürüldü.
 
Salih Hulusi Kezrak (1864 - 1939)


Salih Hulusi Kezrak 1864 yılında doğdu. Ali Rıza Paşa'dan sonra, 8 Mart 1920'de sadrazam oldu. 2 Nisan 1920'de bu görevden ayrıldı. Yerine, Damat Ferit Paşa atandı. Bahriye Nazırı olarak 1919'da Atatürk'le Amasya Görüşmesini yaptı. Burada bir protokol imzalandı. Daha sonrada, Atatürk'le Bilecik'te yapılan konuşmalarda üye olarak bulundu. Üç ay süre ile Ankara'ya götürüldü. İstanbul'da görev almayacağı konusunda verdiği söz üzerine İstanbul'a gitmesine izin verildi. 1939 yılında öldü.
 
Mithat Paşa (1822 - 1884)



18 Ekim 1822'de İstanbul'da doğdu. Çocukluğunu İstanbul'da ve babasının naip olarak bulunduğu Vidin ve Loveç'te (Lofça) geçirdi. Özel eğitim gördü. 1834'te Divan-ı Humayün kaleminde görev aldı. Burada kendisine Midhat mahlası verildi. Daha sonra Arapça ve Farsça öğrendi. Divan-ı Humayün'ün görevlerini üstlenen Meclis-i Vükela'nın katipleri arasında yer aldı. 1840'ta Sadaret Mektubi Kaleminde yer aldı. 1842-46 arasında tahrirat katibi yardımcısı olarak Şam ve Sayda'da, 1846'dan sonra divan katibi olarak Konya ve Kastamonu'da görev yaptı. 1849'da İstanbul'a dönerek Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye'de Mazbata Kalemi katibi, ertesi yıl serhalife oldu. 1852'de Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye'nin Anadolu Kalemi'nin ikinci katipliğine atandı. 1854'te sadrazam olan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa tarafından Rumeli'de yaygınlaşan isyan ve eşkiyalık olaylarını bastırmak gibi, yerine getirilmesi güç bir işle görevlendirildi. Bulgaristan'da düzeni sağladıktan (1857) sonra, Avrupa'nın başlıca kentlerini kapsayan altı aylık bir inceleme gezisine çıktı. İstanbul'a dönüşünde Serasker Rıza paşa ile birlikte Kuleli Olayı(1859) olarak bilinen ve Abdülmecid'i devirmeyi amaçlayan suikast girişiminin soruşturmasını yürütmekle görevlendirildi. Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın ikinci sadrazamlığı sırasında, 1861'de vezir rütbesiyle Niş Valiliğine atandı. Başarılı reformlarından dolayı, Abdülaziz tarafından uygulamaları doğrultusunda genel bir reform programı hazırlamakla görevlendirildi. 1864'te Silistre, Vidin ve Niş'in birleştirilmesiyle oluşturulan Tuna Vilayeti'nin başına getirildi ve Osmanlı idari düzenini yeniden belirleyen Vilayet Nizamnamesi'nin uygulanmasına (1864-67) öncülük etti. Vilayet merkezinden köylere kadar yeni meclisler, bayındırlık, fen ve eğitim işlerine bakacak daire müdürlükleri oluşturdu. Ziraat Bankası'nın çekirdeğini oluşturan Memleket Sandığı'nı kurdu. Vergi türlerini ve yükümlülüğünü azaltan düzenlemeler yaptı. Niş valisiyken açtığı ıslahhane adlı sivil teknik okulları yaygınlaştırdı. 1868'de İstanbul'a çağrılarak Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye'yi yeniden düzenlemekle görevlendirildi. Meclisin idari ve yargısal işlevlerini birbirinden ayırarak Şüra-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-Adliye'yi kurdu. Şüra-yı Devlet başkanı olarak eğitim ve maliye gibi alanlarda yeni nizamnameler hazırladı. İstanbul Emniyet Sandığının ve ilk sanayi mektebinin kurulmasına öncülük etti. 1869'da vali olarak bulunduğu Bağdat'ta da başarılı reformlar yaptı. Temmuz 1872'de Abdülaziz tarafından Mahmud Nedim Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirildi. Fakat saraydan bağımsız, bir tutum izlediğinden, bu makamda yalnızca üç ay kalabildi. 1873 başlarında adliye nazırlığına getirildi. Temsili meclisin gerekliliğine ilişkin layiha hazırlaması üzerine Eylül 1873'te Selanik valiliğine atanarak merkezden uzaklaştırıldı. 1875'te yeniden adliye nazırı olduysa da Sadrazam Mehmed Nedim Paşa'yla görüş ayrılığı nedeniyle üç ay sonra istifa etti. II. Abdülhamid tarafından 17 Aralık 1876'da sadrazamlığa atanan Midhat Paşa, uzun süreden beri üzerinde çalıştığı ve Ziya Paşa ile Namık Kemal'in katkılarıyla tamamladığı anayasa taslağını Padişaha sundu. "Kanun-ı Cedid" adlı bu taslağı geri çeviren II. Abdülhamid, Fransız Anayasasını çevirterek yeni bir taslak hazırlattı ve Padişaha "tehlikeli kişileri" sürgüne gönderme yetkisi veren, ünlü 113. maddeyi de ekletti. Kanun-i Esasi olarak bilinen anayasa, kesin biçimini aldıktan sonra, padişahın hatt-ı hümayunuyla kabul ve ilan edildi. (23 Aralık 1876) Midhat Paşa'nın saraya karşı tutumundan rahatsız olan II. Abdülhamid, Midhat Paşa'yı 5 Şubat 1877'de sadrazamlıktan alarak ülkeyi terk etmesini emretti. Bir süre Avrupa'da kalan ve ertesi yıl Girit'e dönmesine izin verilen Midhat Paşa, Aralık 1878'de Suriye valiliğine atandı. Abdülaziz'in öldürülmesi ile suçlanarak, Mütercim Mehmed Rüşdi Paşa ile birlikte sorguya çekilmesi kararı alınınca İzmir'de Fransız Konsolosluğuna sığındı (1881). Ama kısa bir süre sonra hükümetin güvence vermesi üzerine teslim oldu. Yıldız Mahkemesi olarak bilinen yargılamada, Abdülaziz'in ölümüne neden olmaktan suçlu bulundu ve ölüme mahkum edildi. İngiltere'nin müdahalesiyle cezası ömür boyu hapse çevrildi ve Taif'e gönderildi. II. Abdülhamid'in emriyle 8 Mayıs 1884 gecesi öldürüldü.
 
Sokollu Mehmed Paşa (1506 - 1579)



Kanuni Sultan Süleyman, Sultan İkinci Selim ve Sultan Üçüncü Murad devirlerinde sadrazamlıkta bulunan Sokollu Mehmed Paşa 1506 yılında Bosna civarında Sokoloviç kasabasında doğdu. Devşirme çocuklar arasında Edirne sarayına getirildi. Türk ve Müslüman kültürü ile yetiştirildi.


Saraydan kapıcıbaşılıkla çıkarak Barbaros Hayreddin Paşa'nın ölümü üzerine Kaptanı Derya ve bir süre sonra Rumeli Valisi oldu. Bu sıralarda ilk büyük başarısına, Tameşvar kalesinin fethi ile ulaştı. Bu başarı üzerine kendisine vezirlik verildi. 1561'de üçüncü vezir iken, Kanuni Sultan Süleyman'ın torunu ve Sultan İkinci Selim'in kızı Esmehan Sultan ile evlendi.


İkinci Vezir iken Semiz Ali Paşa'nın ölümü üzerine, 1564'te sadrazamlığa getirildi. Bu tarihten ölümüne kadar Osmanlı devletinin idaresini elinde tuttu. Kanuni Sultan Süleyman'ın son seferi olan Zigetvar kalesi fethini, padişah öldükten sonra o idare etti. Kanuni Sultan Süleyman'ın yerine padişah olarak Sultan İkinci Selim'i tahta çıkarmayı başardı.


Bu padişah döneminde sürekli sadrazamlıkta kaldı ve devlet işlerini idare etti. Don ve Volga ırmakları arasında bir kanal açma düşüncesini gerçekleştiremedi. Süveyş Kanalını da açmayı düşünen Sokollu Mehmed Paşa, bu amacını gerçekleştirmek için Sudan'ı zaptetti.


Devlet teşkilatı içinde önemli düzenlemeler yapan Sokollu Mehmed Paşa, 1579 yılında öldürüldü ve Eyüp'te defnedildi
 
Köprülü Fazıl Ahmet Paşa (1635 - 1676)

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa 1635 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Köprülü Mehmet Paşa'nın vasiyeti üzerine, Sultan Dördüncü Mehmed tarafından sadrazamlığa getirildi ve 15 yıl bu görevde kaldı. Çok iyi bir öğrenim gören Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Erzurum ve Şam valiliklerinde bulundu. Sadrazam olduktan sonra ilk iş olarak Avusturya üzerine sefere çıktı. Avusturya'yı barış yapmaya zorlayan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, 21 yıldır alınamayan Girit'in fethine yöneldi. Kandiye kalesini alarak, Girit'i Osmanlı topraklarına kattı. Daha sonra padişahla birlikte Lehistan seferine çıkan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Bucaş Antlaşmasıyla Podolya'yı Osmanlı ülkesine katarak yurda döndü.


15 yıllık sadrazamlığı sırasında ülkesini eskisinden daha güçlü bir hale getiren bu büyük sadrazam, sefer hazırlığı yaptığı sırada, 1676 yılında Edirne'de vefat etti. İstanbul'da Çemberlitaş karşısında, babası Köprülü Mehmed Paşanın yanına gömüldü.
 
Silahdar Ali Paşa (1667 - 1716)


Silahdar Ali Paşa, 1667'de Sölöz'de doğdu. Sirke Osman Paşa'nın aracılığı ile saraya girdi. Enderun'da öğrenim gördü. Çorlulu Ali Ağa'nın hizmetine giren Silahdar Ali Paşa, gizli ilimlere ve sihire olan ilgisi dolayısıyla Sultan İkinci Mustafa'nın saltanatında sırkatibi olarak nüfus kazandı. Silahdar Ali Paşa, Sultan Üçüncü Ahmed'in tahta çıkmasından sonra rikabdar, aynı yıl çuhadar ve 1704'te silahdar oldu. İkinci vezirlik görevi ile Kıbrıs eyaletine gönderilen Silahdar Ali Paşa, saraya yakınlığı dolayısıyla Çorlulu Ali Paşa, Köprülüzade Numan Paşa, Baltacı Mehmed Paşa, Gürcü Yusuf Paşa, Abaza Süleyman Paşa ve Kaptan İbrahim Paşa'nın sürgün edilmelerine ve öldürülmelerine sebep oldu.


1713'te sadrazamlığa yükseldi. Önce, Ruslarla olan anlaşmazlıkların halledilerek, barışın sağlanmasına çalıştı. Silahdar Ali Paşa, içte ve dışta aldığı tedbirlerle güçlendikten sonra Karlofça Antlaşması'nın zararlarını gidermek amacı ile Venedik'e savaş ilan etti (1714). Bu seferin serdarlığına seçilen Sadrazam Ali Paşa, orduyla İstanbul'dan hareket ederek (1715) Mora'ya geldi, buradaki kaleleri, Ege denizinde Venediklilerin elinde bulunan bazı adaları ve Girit'te Suda ve Spirna Longa kalelerini aldı. Ertesi yıl Avusturyalılar ve Venedikliler arasında bir antlaşma yapıldı.


Bu olay üzerine Avusturya'ya da savaş ilan etti. Silahdar Ali Paşa ilkbaharda Avusturya seferine çıktı. Türk ordusu ile Prens Ojen komutasındaki Avusturya ordusu arasında Petervaradin'de yapılan savaşta Osmanlı ordusu bozguna uğradı. Savaş sırasında, 5 Ağustos 1716 günü, alnından vurulan Silahdar Ali Paşa, Karlofça'ya götürülürken yolda şehit oldu.
 
Damat Ferit Paşa (1853 - 1923)


1853 yılında İstanbul'da doğdu. Paris, Berlin, Petersburg ve Londra elçiliklerinde çalıştı. Londra elçiliğine tayin edilmediği için Şûrayı Devlet üyeliğinden çekildi. 1908'den sonra Ayan Meclisi'ne, 1919 Mart'ında da Tevfik Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirildi; aynı zamanda Hariciye vekiliydi. İzmir'in işgal edilmesi, Paris Barış Konferansı'nda isteklerinin kabul edilmemesi üzerine iki kere istifa etti. Bu arada yurt dışına kaçan İttihatçıları idama mahkum ettirdi.


21 Temmuz 1919'da tekrar kabineyi kurduktan sonra, Kuva-yı Milliye'yi dağıtmak için Kuvay-i İnzibatiye'yi kurdu. Buna karşılık Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen tepkiler karşısında istifaya zorlandı. 5 Ekim 1920'de 4. defa sadrazamlığa getirildi. Kabineyi yenilemek üzere 11 Nisan 1920'de istifa etti. 31 Temmuzda tekrar sadrazamlığa geldi ve bu dönemde Sevr Antlaşması'nı imzaladı. Fakat İstanbul Hükümeti ile TBMM'nin uzlaşmasına engel olduğu için İngilizlerin baskısı ile 17 Ekim 1920'de görevinden ayrıldı. 1922 yılında yurtdışına kaçtı ve 1923 yılında Fransa'nın Nice kentinde öldü.
 
Geri