Osmanlıda Şer’î- Örfî Hukuk Ayrımı

Konu sahibi son olarak 2581 gün önce görüldü
İslâm hukuku anayasa yönetim ve malî hukuk gibi hususlarda çerçeve hükümler getirmekle yetinmiş detaya girmemiştir.
Bunun muhtelif tarihî siyâsî ve hukukî nedenleri bulunmaktadır.
İslâmı tek hukuk sistemi şeklinde de benimseyen Osmanlı Devletinde de sultanlar bu çerçeve hükümleri asal alarak kendilerine tanınmış hudutlu yasama yetkilerini kullanmışlardır.
Kanunnâme ferman adaletnâme yasaknâme gibi isimlerle hatıralan bu düzenlemelere fıkıh kitaplarındaki hükümlerle karışmaması için örfî hukuk ismi verilmiştir.
Buna göre fıkıh kitaplarında bulunan hükümlere şer’î hukuk devlet başkanının fermanları ile meydana gelen hükümler topluluğuna da örfî hukuk denmiştir.
Her iki hukuk ansızın de Osmanlı hukukunu getirmektedir.
Belirtmek lazım olur ki bu fark örfî hukukun şer’î bulunmadığı anl***** gelmemektedir.
Bilakis şer’î hukuk yukarıda da açıklama edildiği emeliyle kaliteyi bakımından örfî hukukun meydana gelmesine destur vermiş yer almaktadır.
Ayrıca şer’î ve örfî hukuk birbirinden tamamiyle bağımsız iki hukuk sistemi de değildir.
Başka tek ifade ile örfî hukuk şer’î hukuka bağlı olarak ilerleyen hükümler topluluğundan ibarettir.
Çünkü örfî hukuk şer’î hukuk doğrulusunda ülül-emr’e tanınmış hudutlu yasama yetkisi kullanılarak yapılan hukuktur.
Zaten başka kaynaklar yanısıra örfî hukukun esas kaynağını meydana getiren örf ve gelenek ile amme maslahatı şer’î hukukun kaynakları arasında bulunmaktadır.
Şer’î ve örfî hukukun düzenledikleri alanları da net tek çizgi ile birbirinden ayırt etmek olası değildir.
Çünkü şer’î ve örfî hukuk tamamiyle değişik alanları tertip eden ayrı hukuk sistemleri olmayıp defa kez biçim ve içerik yönünden yanyana bulunmaktadırlar.
Meselâ devlet başkanının sahip olunan şer’î hükümleri tedvin etmesi örfî hukuk olarak nitelendirilmektedir.
Böyle tek halde ortaya kazançlan hükümler şer’î onlara verilen biçim ise örfî hukuk olarak isimlendirilir.
Şer’î hukukun herhangi bir karar vaz’ etmediği ve kanunlaştırılmasını tamamiyle dönemin devlet başkanına bıraktığı hususlarda ise henüz ferah tek fark gerçekleşebileceği özetlenebilir.
Ancak bu ayrımın belirli hukuk dallarından ziyade her hukuk dalındaki hükümler nazara alınarak yapması henüz sıhhatli tek sonuç verir.
Çünkü şer’î hukuk belirli alanları tanzim ederek başka alanları tamamiyle boş bırakmış değildir.
Az ya da defa genel-özel karar şeklinde kesinlikle tek bölüm hükümler vaz’ etmiştir.
Ancak her hukuk dalında ait hükümlerin yüzdesi değişiktir.
Mâlî hukukta ve ceza hukukunun tazir suç ve cezalarında örfî hukuk seviyesi yüzde doksanlara varırken borçlar ve aile hukuku bölümünde bu miktar yüzde birlere kadar inmektedir.

 
Son düzenleme:
Geri