IkRa
Üye
-
- Katılım
- Nisan 10, 2019
-
- Mesajlar
- 102
-
- Tepkime puanı
- 10
-
- Puanları
- 268
-
- Konum
- aLem-i ervaH
ilk defa müverrih Âşık Paşazâde’nin “Tevârih-i Âli Osman†(Osmanlı Tarihi) adlı yapıtında andığı ve tarihçi Fuad Köprülü’nün tahlil ettiği dört zümrenin Osmanlı teşekkülünde aktif rol aldığı biliniyor…
Bunu isterseniz Âşık Paşazâde’nin kendisi ifadesinden okuyalım…
Müverrih diyor ki: “Hem bu Rûmda dört tayfa vardur kim o Hatun Anadır.
Anı kız edindi.†(s.
238-39)
Özetle: Anadolu’nun anavatan olmasında dört zümrenin ehemmiyetli rolü var:
1.
Gaziyan-ı Rûm; (Anadolu askerleri=silahlı kuvvetler)
2.
Ahiyan-ı Rûm; (Anadolu kardeşleri)
3.
Abdalaân-ı Rûm; (Horasan Erenleri=Yürek adamlar)
4.
Bacıyân-ı Rûm.
(Anadolu kadınları)
Anadolu Selçukluları saatinde ibretle üstünde durulmaya değerdir.
“Kadın kimliğiâ€nin dayanıklı tabanı dindir
Ama evvel “Kadın kimliğiâ€ni dayanıklı tek tabana oturtmak gerekmektedir.
Kuşkusuz o taban dindir.
İlâhî kitabımız veyahut birkaç gün (birkaç ay ya da yıl) evvel yaratılmış olmak dışında tek imtiyazı yok…
Erkeğin kadından bir müddet evvel yaratılmış olması ise tek “eş=arkadaşâ€ istemiştir.
Başka tek söylemle “kadınâ€a gereksinim duymuştur.
Bir bakıma kadınsız tek cennet dahi düşünememiştir.
Kısacası Hz.
Havva (kadın) tek yarım kalmışlığı (erkeğin yarım yamalaklığını) bütünleme isteğinin ürünlerindendir.
Yaratıcı Kudret bu tür murad etmiştir.
Öte yandan sevdalandığı insana (Efendimize) izdivaç etme öneri edebilecek kadar da yürekli ve mert davranabilmiştir.
Silahlı ve savaşçı bayan teşkilatı
Peygamber-i Âlişan onun dayanağı ile peygamberliğini açıklamıştır.
Hayatın ve dinin başlangıcında sebep bayan önderler varsa ilk Müslüman-Türk unsurların Anadolu’ya girişinde de bayan önderler bulunmaktadır.
Âşık Paşazâde’nin “Bâciyân-ı Rûm†olarak isimlendirdiği bu teşkilât üstünde ilk defa Alman müsteşrik (oryantalist) Franz Taeschner durmuştur ya da tek istinsah hatası yaptığını düşünmüştür.
Ona göre tek istinsah hatası neticesi “Bâcıyân-ı Rûm†yazmıştır.
Ancak bunların meydana gelebilmesi için o devirde Anadolu’da “Hacı†olmuş Türkmenlerin “Hacıyân-ı Rum†adlı tek teşkilat kurmaları ya da külüstür Türkler’de kendilerine “Bahşı†olarak bilinen sihirbazların örgütlenmiş olmaları lazım olur.
Tabii bu olası değildir.
Nitekim tarihçi Prof.
Fuad Köprülü “Silâhlı ve savaşçı kadınların kurduğu tek teşkilât†olabileceğini tarihçinin dikkatine sunmuştur.
Ancak Fuad Köprülü bu teşkilâtın mahiyeti ve çalışmaları ile ilgili defa açık bulgular vermemektedir.
Osmanlı’da komutanlık yapmış kadınlar
Orhan Gazi saatinde Anadolu’nun çoğu yöresinde Türkmenler arasında bulunup gözlem yapan bilhassa de Türkmen hanımların muhtelif alanlardaki faaliyetlerine tanık olmuş olan ünlü Mağribli gezgin İbn Battuta ise “tarikat†çerçeveli bayan oluşumlarından soz etmektedir.
Ayrıca Niğdeli Kadı Ahmed 1340 seneninde tamamladığı “el-Veledü’ş-Şefik†isimli yapıtında Niğde dolaylarında Taptuklu Türkmen dervişlerin hanımlarının hareketlerini kaydetmektedir.
Meşhur Süryani tarihçi Malatyalı Ebu’l-Ferec (Gregory) de tek münasebetle bu “Bâciyan-ı Rûmâ€dan bahsetmiştir.
Mevlevî yazar Ahmed Eflâkî de eserinin tek yerinde Konya’daki tek kadınlar cemaatinden soz etmiştir…
Bacılar Teşkilâtı’nın faaliyetlerine değin farklı tek bulguyu “Menâkıb-ı Evhadü’d-din-i Kirmânîâ€de buluyoruz.
Bu görüşe göre bayan ve kızların ortaya getirdikleri teşkilâta henüz sıklıkla “Bâciyân†(Bacılar) denilmeye başlanmıştır.
Şimdiki bilgilerimizle bu tabiri öncelikle kullanan da Âşık Paşazade’dir.
Bendeniz beklemediğim bu vaziyet karşısında hayretler içerisinde kalmıştım.
Bugünkü İslâm dünyasında bayanın konumunu hatırlarsak mevzu henüz da enteresan tek hal alıyor.
Araplar bunu ya biz sebep yapıyoruz?
Bizans’ın fethine kadar sosyal yaşamda bayanın tartışmasız tek rolü ve etkinliği var.
Ancak bunun Bizans’ın fethiyle beraber kırıldığını ve bayanın git gide kendisi içerisine kapandığını görüyoruz.
1200’lerde kadını tıpkı şimdikine benzer yasaklar yürürlüğe girmiştir.
Bugün 1800’lü senesinin yasakları var
1867 tarihli tek fermanın getirdiği şu yasağa bakar mısınız?
“Kadınlar yalnız ve fakat Sultan Ahmet s.
282-283)
Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde ise bayan kıyafetiyle alakalı olarak Levant Herald Gazetesi’ne şu enteresan haber yer almıştır:
“Majesteleri Sultan’ın emri ve Şeyhülislâm’ın isteği üstüne s.35-36)
Anadolu Selçukluları saatinde kurulan ve Âşık Paşazâde’nin “Bâciyân-ı Rûm†dediği hanımlar teşkilatıOsmanlı’nın teşekkülünde aktif rol almıştı.
Aynı kadınların 1800’lü senelerde Kapalıçarşı’ya dahi gitmesinin yasaklanması oldukça ibret vericidir.
İslam’ın başlangıcında da bayan en ön saftadır.
Peygamberimiz verilen moralle peygamberliğini açıklamıştır.
1200’lerde kadını nihayet 1800’lü senesinin nihayetinde tıpkı şimdikine benzer yasaklar yürürlüğe girmiştir.
Bunu isterseniz Âşık Paşazâde’nin kendisi ifadesinden okuyalım…
Müverrih diyor ki: “Hem bu Rûmda dört tayfa vardur kim o Hatun Anadır.
Anı kız edindi.†(s.
238-39)
Özetle: Anadolu’nun anavatan olmasında dört zümrenin ehemmiyetli rolü var:
1.
Gaziyan-ı Rûm; (Anadolu askerleri=silahlı kuvvetler)
2.
Ahiyan-ı Rûm; (Anadolu kardeşleri)
3.
Abdalaân-ı Rûm; (Horasan Erenleri=Yürek adamlar)
4.
Bacıyân-ı Rûm.
(Anadolu kadınları)
Anadolu Selçukluları saatinde ibretle üstünde durulmaya değerdir.
“Kadın kimliğiâ€nin dayanıklı tabanı dindir
Ama evvel “Kadın kimliğiâ€ni dayanıklı tek tabana oturtmak gerekmektedir.
Kuşkusuz o taban dindir.
İlâhî kitabımız veyahut birkaç gün (birkaç ay ya da yıl) evvel yaratılmış olmak dışında tek imtiyazı yok…
Erkeğin kadından bir müddet evvel yaratılmış olması ise tek “eş=arkadaşâ€ istemiştir.
Başka tek söylemle “kadınâ€a gereksinim duymuştur.
Bir bakıma kadınsız tek cennet dahi düşünememiştir.
Kısacası Hz.
Havva (kadın) tek yarım kalmışlığı (erkeğin yarım yamalaklığını) bütünleme isteğinin ürünlerindendir.
Yaratıcı Kudret bu tür murad etmiştir.
Öte yandan sevdalandığı insana (Efendimize) izdivaç etme öneri edebilecek kadar da yürekli ve mert davranabilmiştir.
Silahlı ve savaşçı bayan teşkilatı
Peygamber-i Âlişan onun dayanağı ile peygamberliğini açıklamıştır.
Hayatın ve dinin başlangıcında sebep bayan önderler varsa ilk Müslüman-Türk unsurların Anadolu’ya girişinde de bayan önderler bulunmaktadır.
Âşık Paşazâde’nin “Bâciyân-ı Rûm†olarak isimlendirdiği bu teşkilât üstünde ilk defa Alman müsteşrik (oryantalist) Franz Taeschner durmuştur ya da tek istinsah hatası yaptığını düşünmüştür.
Ona göre tek istinsah hatası neticesi “Bâcıyân-ı Rûm†yazmıştır.
Ancak bunların meydana gelebilmesi için o devirde Anadolu’da “Hacı†olmuş Türkmenlerin “Hacıyân-ı Rum†adlı tek teşkilat kurmaları ya da külüstür Türkler’de kendilerine “Bahşı†olarak bilinen sihirbazların örgütlenmiş olmaları lazım olur.
Tabii bu olası değildir.
Nitekim tarihçi Prof.
Fuad Köprülü “Silâhlı ve savaşçı kadınların kurduğu tek teşkilât†olabileceğini tarihçinin dikkatine sunmuştur.
Ancak Fuad Köprülü bu teşkilâtın mahiyeti ve çalışmaları ile ilgili defa açık bulgular vermemektedir.
Osmanlı’da komutanlık yapmış kadınlar
Orhan Gazi saatinde Anadolu’nun çoğu yöresinde Türkmenler arasında bulunup gözlem yapan bilhassa de Türkmen hanımların muhtelif alanlardaki faaliyetlerine tanık olmuş olan ünlü Mağribli gezgin İbn Battuta ise “tarikat†çerçeveli bayan oluşumlarından soz etmektedir.
Ayrıca Niğdeli Kadı Ahmed 1340 seneninde tamamladığı “el-Veledü’ş-Şefik†isimli yapıtında Niğde dolaylarında Taptuklu Türkmen dervişlerin hanımlarının hareketlerini kaydetmektedir.
Meşhur Süryani tarihçi Malatyalı Ebu’l-Ferec (Gregory) de tek münasebetle bu “Bâciyan-ı Rûmâ€dan bahsetmiştir.
Mevlevî yazar Ahmed Eflâkî de eserinin tek yerinde Konya’daki tek kadınlar cemaatinden soz etmiştir…
Bacılar Teşkilâtı’nın faaliyetlerine değin farklı tek bulguyu “Menâkıb-ı Evhadü’d-din-i Kirmânîâ€de buluyoruz.
Bu görüşe göre bayan ve kızların ortaya getirdikleri teşkilâta henüz sıklıkla “Bâciyân†(Bacılar) denilmeye başlanmıştır.
Şimdiki bilgilerimizle bu tabiri öncelikle kullanan da Âşık Paşazade’dir.
Bendeniz beklemediğim bu vaziyet karşısında hayretler içerisinde kalmıştım.
Bugünkü İslâm dünyasında bayanın konumunu hatırlarsak mevzu henüz da enteresan tek hal alıyor.
Araplar bunu ya biz sebep yapıyoruz?
Bizans’ın fethine kadar sosyal yaşamda bayanın tartışmasız tek rolü ve etkinliği var.
Ancak bunun Bizans’ın fethiyle beraber kırıldığını ve bayanın git gide kendisi içerisine kapandığını görüyoruz.
1200’lerde kadını tıpkı şimdikine benzer yasaklar yürürlüğe girmiştir.
Bugün 1800’lü senesinin yasakları var
1867 tarihli tek fermanın getirdiği şu yasağa bakar mısınız?
“Kadınlar yalnız ve fakat Sultan Ahmet s.
282-283)
Sultan İkinci Abdülhamid Han döneminde ise bayan kıyafetiyle alakalı olarak Levant Herald Gazetesi’ne şu enteresan haber yer almıştır:
“Majesteleri Sultan’ın emri ve Şeyhülislâm’ın isteği üstüne s.35-36)
Anadolu Selçukluları saatinde kurulan ve Âşık Paşazâde’nin “Bâciyân-ı Rûm†dediği hanımlar teşkilatıOsmanlı’nın teşekkülünde aktif rol almıştı.
Aynı kadınların 1800’lü senelerde Kapalıçarşı’ya dahi gitmesinin yasaklanması oldukça ibret vericidir.
İslam’ın başlangıcında da bayan en ön saftadır.
Peygamberimiz verilen moralle peygamberliğini açıklamıştır.
1200’lerde kadını nihayet 1800’lü senesinin nihayetinde tıpkı şimdikine benzer yasaklar yürürlüğe girmiştir.
Son düzenleme: