Osmanlı halifeleri zamanında dil.

Konu sahibi son olarak 75 gün önce görüldü
Türkçe konuşmaki o devirde bayağı bir iş sayılırdı.
İstilahlı konuşmak ise, büyük bir hünerdi. Sözlerine Arapça ve Farsça lügatlar katarak konuşanlar aliim telakki edilirdi.

SARAY DİLİ
''Cenabı Rabbi mennan, Sultanilberreyn velbahreyn, hadımülharameynişşerifeyn, zıllıllahi fil'hard, halifeyi zişan efendimiz hazretlerinin ömrü devlet ve ikbal ve saadeti şahanelerini ila yevmil kıyam müzdad buyursun.''
Türkçesi:
(Tanrı, karaların ve denizlerin hükümdarı, Mekke ve Medineye hizmet eden, yer yüzünde Allahın gölgesi, şanlı halifemiz, padişahımız ve efendimizin ömrünü ve ikbalini kıyamete kadar uzun etsin.)

ŞEHRİ DİLİ

''_Kangı canibe mevlana?...
''_Abdi ahkarları etrafı cevanibbe bir şemme meksü aramdan sonra bağu besatinde cevelan ve bir nebze geştü güzar eylemek emeli daiyanemdir.''
Türkçesi:
_Nereye canım?
_Şuralarda azıcık dinlendikten sonra, biraz bahçeçerde dolaşmak istiyorum.

OSMANLI HALİFELERİ ZAMANINDA TÜRK YAZISI

Türkçe konuşmak ayıp olduğu gibi, Türkçe yazmak daha büyük ayıp sayılırdı. Herkes kendisinin cahil olmadığını anlatmak için, yazılarını lügatlerle ve anlaşılmaz cümlelerle doldurur ve aklınca ilmini ve irfanını anlatmış olurdu.
Asırlarca devam eden ve son zamana kadar gelen, bu dil anarşisine birkaç misal gösterelim:
300 sene kadar evvel yazılan ve otuz kırk sene evveline kadar, ellerde dolaşan Mehmet Nuri Nergisi Efendi'nin ''Hamsei Nergisi''den:
''Hamei hammamei mevzunteranei dilkeşavazi marifetperdazi sahamensavi sahavifi leteyifnumayi feyrüzefam, ba ligüşayi pervaz ola.''
Bu uzun cümlelerin sonundaki (ola) kelimesinden, bu sözün güya Türkçe olduğu anlaşılır.
Nergisinin bu cümlesi: Türkçe olmadığı gibi, Arapça ve Farsça da değildir. Uydurulmuş bir halitadır.
Vefik Paşanın ''Molyer''den Türkçeye çevirdiği ''zor nikah''dan:
''Evet sana berahini kaviyye ile ispat ederim ki; sana hakimülhükema mevlana Erestetalisle ve bütün mümkün ve mutasavver olan anvai kazaya ve beraya ve kıyasat ve eşkal ile..''
(Ziya Şakir, Mezhepler Tarihi, s. 26-27-28)
 
Geri