Esasen tam tersidir. Sevgiyle ve diğer bir takım pozitif yönlü duygularla büyümüş olan insanlar doğaları gereği daha erosçudur. Sevgi dolu oldukları için erotizme, yani erosçuluğa eğilimleri elbette daha fazladır. Bu durum biraz insanların refah durumlarıyla da ilgilidir.
Duygusal boşlukta olmaktan kaynaklı şıpsevdilikte ise söz konusu olan bir başkasına yönelik bir aşk ya da hayranlık değildir bence. Aksine, bu bir sevilme ve beğenilme ihtiyacıdır. Kişinin odak noktası bir başkasını sevmek değildir; Motivasyonu kendisinin bir başkası tarafından sevilmesi ve beğenilmesi üzerinedir.