Şunu da eklemeden edemeyeceğim muhterem FaRoCK ;
Kulun cüzzi irâdesi elbet mevcuttur ama bu bile Allah'ın izniyledir. Allah istemeseydi kulun cüzzi irâdesi de olmazdı! Tabii o zaman imtihanın sırrı ortaya çıkmayacaktı. Bunu şu şekilde örneklendireyim;
Masanın üzerinde bir bardak var. Sizin o bardağı alma arzunuz kendi cüzzi irâdenizde. Ama fiili olarak alabilmeniz için bir hareket yapmalısınız. Bu hareketin içine, sarf etmiş olduğunuz enerjiden tutun, kat ettiğiniz mesâfe de dâhildir. Allah'ın izniyle o enerjiye sahip olduğunuz gibi, yine Allah'ın izniyle o enerjiyi kullanmaktasınız. Buradaki püf nokta, Allah'ın kullarına o enerjiyi kullanma hususunda serbest bırakmasıdır. Kim serbest bırakmışsa, bu onun izniyle olmuş sayılmaz mı?
Kul iyiyi veya kötüyü arzu eder, Allah izin verir ya da vermez. Burada izin vermeme durumu, Allah'ın koruduğu kullar için geçerlidir. (Peygamberler gibi)
Buradaki püf nokta, Allah'ın kullarına o enerjiyi kullanma hususunda serbest bırakmasıdır. Kim serbest bırakmışsa, bu onun izniyle olmuş sayılmaz mı?
Şimdi anlaştık işte
Elbette aldığımız nefesten vücudumuzda ki en ufak işleme kadar Allah'ın izniyle olur ama bu konuda insanın serbest bırakılmış olmasıdır. İster yararına kullanır ister zararına. Aynı şeyleri düşünüyoruz ama işte derinlemesine inilmeyince yanlış anlaşılıyor