Okumak, okutmak ve tatbik etmek

Konu sahibi son olarak 3466 gün önce görüldü
Okumak, okutmak ve tatbik etmek
Büyüklerin hayatlarını (çok kısa olarak) hülâsâ etmek gerekirse, üç cümle ile mümkündür: Okumak, okutmak ve tatbik etmek. Onları seven onların yolunda olmalıdır. Sevmek yolunda gitmektir. Sevgiyi böyle tarif ederlerdi. Onların yolunda olmak ehl-i sünnet itikadını öğrenmek ve öğretmektir. Onlar, arının bin türlü çiçekten toplayıp bal yaptığı gibi, o kitaplarını hazırlayıp önümüze koydular. Bizim de okumamız ve okuduğumuzu birilerine anlatmamız yani bu büyüklerin kitablarını başkalarının da okumalarına vesile olmamız lazım. İlim mutlaka yayılmalıdır. İlim olmazsa din olmaz. Eğer ecdadımız bizlere öğretmeselerdi, biz şimdi müslüman olmazdık. Onlar canlarını, mallarını, kanlarını, her şeylerini bizim müslüman olmamız için harcadılar. Her şeylerini feda ettiler. Eshab-ı kiram'dan hiçbiri kendi yatağında vefat etmemiş, ihtiyar ve genç, hepsi gurbet diyarında şehit düşmüşler. Osmanlılar at üstünde dünyanın her yerine ehl-i sünnet itikadını yaydılar. Bizim için uğraştılar. Eğer biz o zamanki alimlerin kitaplarını insanların okuyup, islamiyyeti doğru öğrenmaleri için çabalamazsak, bu hizmeti yapmazsak, bizden sonra gelecek olan nesil, bizden davacı olur. Çünki üzerimizde büyüklerin çok hakkı var. Onlar canla, malla, kanla bizim müslüman olmamız için her şeylerini feda ettiler, bizden de hiçbir şey beklemiyorlar. Bu din anlatmak dinidir. Ahirette hesap sorarlar, bu kadar sana emek verildi sen ne yaptın derler..
NOT;
Büyükler Osmanlı mesdreselerinde okutulan din ve fen ilimlerini okumuş, ulûm-i bâtıniyyeye de arif olan zatlardır. Kendisinde olmadığı halde birçok lakaplar yakıştırılmış birini araştırmak gerekir. Nerede ne okumuş? çevrenin telkini ve etkisi insanları maalesef yanlış yönlendirebiliyor.
 
Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir
İnsanın vücudunda en kıymetli varlık yürek denilen organ içine yerleştirilmiş ''gönül, kalp'' denilen kuvvettir. Bizim dinimizin esası, kalbi hastalıktan kurtarmaktır. Çünki kalbi hasta yapan, insanın içinde bir düşman vardır. Hem Allahü tealaya düşman, hem de kalbe düşmandır. O da insanın nefsidir. Nefse karşı bir panzehir lazımdır. Bu panzehir, bu büyük zatların kendileri veya eserleridir. Eser deyince, hem kitapları hem de talebeleridir. O zatlardan birine rastlayan kurtulur. Onun için insan dünyada beraber olduğu kişiyle haşr olunacaktır. Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir. Çünki insan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle diriltilir. Kimlerle berabersek, ahirette de onlarla beraber olacağız. Çünki Peygamber efendimiz buyuruyor ki; El mer'ü mea men ehabbe. Dünyada birbirini sevenler ahiretde beraber olurlar.
NOT;
Peygamber efendimiz aleyhisselam; (Bid'at ehlinden arslandan kaçar gibi kaçınız.) buyuruyor. Küfür ehli yani kafirler bellidir. Mü'min onunla haşir neşir olmaz. İtikad da veya ibadette bid'at ehlini ise herkes tanımaz. Bizden biri gibidir. Namaz kılar, her ibadeti yapar. Ama onun yanında durana, onunla arkadaşlık edene bid'atinin zulmeti mutlaka bulaşır. Çünki, nur da zulmet de bulaşıcıdır. Zulmet daha kolay ve çabuk bulaşır. Kendi gibi bulaştırdığı kimse de cehenneme gider.
 
Geri