MaviBereLi
Üye
-
- Katılım
- Nisan 3, 2019
-
- Mesajlar
- 1,869
-
- Tepkime puanı
- 6
-
- Puanları
- 293
OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
DEHB’nun temel özellikleri dikkatsizlik, impulsivite ve aşırı hareketlilik olup, çoğu okul öncesi çocuklar bu davranışlar zaman zaman bu davranışları göstermeye eğilimlidir. Aktivite ve dikkat yaş ve gelişim düzeyi ile farklılık gösterir. DSM-IV DEHB olan todler ve okul öncesi çocukları normal aktif küçük çocuklardan ayırımda gidişin sürekli oluşu ve her alanda olmasını belirtir. Bu çocuklar yaydan fırlamış gibi ani hareketleri olur, kıyafetlerini giymeden dışarı çıkarlar, mobilyalara tırmanır ve üzerinde zıplarlar, evin içinde koşuşup dururlar, okul öncesi sedanter grup etkinliklerine katılmada güçlük yaşarlar (örneğin öykü dinleme). DEHB olan çocuk kısa süreden daha fazla yalnız başına oynamakta güçlük çeker, oyuncakla oynamadan daha çok yıkıcı oyunları tercih eder, saldırgan ve oyunda işbirliği yapamaması nedeniyle çok az arkadaşı vardır.
Okul öncesi yaştaki çocuklar en fark edilen semptomu dikkatsizlikten daha çok aşırı hareketliliktir. Bununla birlikte, dikkatsizlik ve impulsivite çocuğun dikkatsizliğinin, görevleri tamamlamada başarısızlığının ve yönergeleri takip etmelerinde güçlüğün kanıtıdır. Todlerlerin dikkati bile çeşitli durumlarda sağlanabilmektedir (örneğin 2-3 yaşındaki birçok çocuk yetişkinlikle birlikte oturup resimli kitaplara bakabilir). Buna karşın DEHB olan küçük çocuklar aşırı hareket ederler ve onları bir yerde belirli süre tutmak zordur.
Okul öncesi çocuklarda DEHB tanısında kesinlik zordur, çünkü bu yaş çocukların gün be gün davranışları değişiklik gösterir, çevreye durumsal tepkiler olabilir ve davranışlara yetişkinlerin müdahalesi söz konusudur. Çocuklar bir gün coşkulu ve hareketli olurken, başka bir gün durgun, sakin olabilirler. İsteklerine boyun eğen (indulgent) büyükanne veya uyarı aşırı yükünün (sensory-overloading) olduğu süpermarkette kontrol edilemiyor olabilirken, programlı yapılandırılmış bir bakım ortamında uyumludurlar. Oğlu Charlie’inin doymak bilmeyen (insatiable) isteklerinden tükenen anne, onu “hiperaktif” olarak görür, babanın Charlie’nin davranışları hakkında yorumu, bende küçükken böyleydim, bütün erkek çocukları böyledir tarzında olabilir.
DEHB’nun ilave belirtileri; saldırganlık, uyumsuzluk ve sosyal etkinsizliktir ki bu durumu karşı gelme bozukluğu veya zor mizaçtan (difficult temperament) ayırmak güç olabilir. Reeves ve arkadaşları yıkıcı davranış bozukluğu olan 105 çocuk ile yaptıkları çalışmada yarısından azının yalnızca bir tanı aldıklarını buldu. Davranım bozukluğu ve karşı gelme bozukluğu birbirine benzer ve nadiren DEHB yokluğunda oluşur. Todlerde bu yaş için DEHB ve disiplin problemlerini ayırt etmek güçtür. Ancak bazı çocuklar asla sınırlarını, davranış kurallarını veya empati yapmayı öğrenmezler.
Eğer DEHB gerçekten biyolojik temelli ise, belirtilerin doğumdan beri olması gerekir. Çoğu küçük çocuk için, buna karşın, 2-3 yaş oluncaya kadar DEHB hakkında şüphe oluşmaz. Palfrey ve arkadaşlarının ileriye yönelik longutidinal çalışmasında, 14 aydan daha küçük bebeklerde davranışsal yönden dikkatsizlik veya hiperaktivite ile ilişkili kesin kaygılar bulunmamıştır, %3’ünde anne babaların belirttiği olası kaygılar vardı. 14-29 ay arasında, çalışma grubunun %13’ü kesin veya olası kaygılar için kriterleri karşılamıştır. Bunun nedenin bebekler için bu semptomların görüleceği görevler olmadığını düşünmektedirler. Küçük çocuklar yapılandırılmış okul öncesi yaşantıya girdiklerinde, dışsal olarak yapılandırılmış zorlu ortama uyum sağlamaları, sosyal olarak kabul edilebilir tarzda davranmaları, arkadaşları ile sosyal ilişki kurmaları ve anne babadan başka, diğer yetişkinlerin otoritesine girmeleri yaşamlarında ilk defa oluyor olabilir.
Okul yaşından önce DEHB tanısı koymak niçin sorundur? Belki de erken tanı koymaya yönelik ana baskının nedeni destekleyici hizmetleri sağlamaya yöneliktir. Çoğu anne-baba; “olabilir, emin değiliz, söylemek için çok erken veya muhtemelen değil” gibi ifadelerden çok tanının konulması yönünde ısrarları olabilir. Ancak bu durumda çocuğun etiketlenmesi söz konusudur.
DEHB tanısının kesinleşmesi uygun tedavi yaklaşımlarının belirlenmesinde gerekli olabilir. Çoğu okul öncesi öğretmenleri davranış tedavi stratejilerine aşinadır, veya ödül sistemleri, sınıf modifikasyonları ve mola (time out) metotlarına yardımcı olacak niteliktedir. Tanı koymada gecikme, girişimleri belirlemede gecikmeye yol açabilir ki; bu durumda benlik saygısı, sosyalizasyon ve öğrenme ile ilgili sekonder sorunlara veya davranışların daha da kötüleşmesine yol açabilir.
Diğer yandan, erken etiketlenmesinin, en önemlisi uygunsuz etiketlemenin belirgin tehlikeleri vardır. Uzunlamasına takip çalışmaları göstermiştir ki, erken yaşlarda kesin tanı koymak güçtür. Tıbbi dosyasında bu tanı konulduğunda daha sonraki yaşlarda bu çocuklar yeniden değerlendirmeye alınmamakta ve aynı tanı ile işlemler yapılmakta veya yanlış yorumlara yol açmaktadır.
Herhangi bir tanı özellikle DEHB, bir kere konulmuşsa silmek güç olmaktadır. Tanısını sonradan değiştirseniz bile silmek güç olur.
DEHB erken tanısının en çok tartışmalı yönü ilaç tedavisi meselesidir. Stimulanların ve diğer medikasyonların etkili olduğu ve davranışçı tedavi ile birlikte tedavinin bütünleyici bir parçası olduğu kabul edilmektedir. Anne babaların ve öğretmenlerin ilaç tedavisi beklentisi olabilmektedir. Hekimin çocuklarda stimulanların güvenirliğinin belirsizliği nedeniyle reçete etmekte direnç göstermesi aile tarafından; duyarsızlık veya engelleyici olarak algılana bilmektedir. Çoğuna göre DEHB tanısı koyup da ilaçla tedaviyi red etme mantıksız görülmektedir.
DEHB’nun temel özellikleri dikkatsizlik, impulsivite ve aşırı hareketlilik olup, çoğu okul öncesi çocuklar bu davranışlar zaman zaman bu davranışları göstermeye eğilimlidir. Aktivite ve dikkat yaş ve gelişim düzeyi ile farklılık gösterir. DSM-IV DEHB olan todler ve okul öncesi çocukları normal aktif küçük çocuklardan ayırımda gidişin sürekli oluşu ve her alanda olmasını belirtir. Bu çocuklar yaydan fırlamış gibi ani hareketleri olur, kıyafetlerini giymeden dışarı çıkarlar, mobilyalara tırmanır ve üzerinde zıplarlar, evin içinde koşuşup dururlar, okul öncesi sedanter grup etkinliklerine katılmada güçlük yaşarlar (örneğin öykü dinleme). DEHB olan çocuk kısa süreden daha fazla yalnız başına oynamakta güçlük çeker, oyuncakla oynamadan daha çok yıkıcı oyunları tercih eder, saldırgan ve oyunda işbirliği yapamaması nedeniyle çok az arkadaşı vardır.
Okul öncesi yaştaki çocuklar en fark edilen semptomu dikkatsizlikten daha çok aşırı hareketliliktir. Bununla birlikte, dikkatsizlik ve impulsivite çocuğun dikkatsizliğinin, görevleri tamamlamada başarısızlığının ve yönergeleri takip etmelerinde güçlüğün kanıtıdır. Todlerlerin dikkati bile çeşitli durumlarda sağlanabilmektedir (örneğin 2-3 yaşındaki birçok çocuk yetişkinlikle birlikte oturup resimli kitaplara bakabilir). Buna karşın DEHB olan küçük çocuklar aşırı hareket ederler ve onları bir yerde belirli süre tutmak zordur.
Okul öncesi çocuklarda DEHB tanısında kesinlik zordur, çünkü bu yaş çocukların gün be gün davranışları değişiklik gösterir, çevreye durumsal tepkiler olabilir ve davranışlara yetişkinlerin müdahalesi söz konusudur. Çocuklar bir gün coşkulu ve hareketli olurken, başka bir gün durgun, sakin olabilirler. İsteklerine boyun eğen (indulgent) büyükanne veya uyarı aşırı yükünün (sensory-overloading) olduğu süpermarkette kontrol edilemiyor olabilirken, programlı yapılandırılmış bir bakım ortamında uyumludurlar. Oğlu Charlie’inin doymak bilmeyen (insatiable) isteklerinden tükenen anne, onu “hiperaktif” olarak görür, babanın Charlie’nin davranışları hakkında yorumu, bende küçükken böyleydim, bütün erkek çocukları böyledir tarzında olabilir.
DEHB’nun ilave belirtileri; saldırganlık, uyumsuzluk ve sosyal etkinsizliktir ki bu durumu karşı gelme bozukluğu veya zor mizaçtan (difficult temperament) ayırmak güç olabilir. Reeves ve arkadaşları yıkıcı davranış bozukluğu olan 105 çocuk ile yaptıkları çalışmada yarısından azının yalnızca bir tanı aldıklarını buldu. Davranım bozukluğu ve karşı gelme bozukluğu birbirine benzer ve nadiren DEHB yokluğunda oluşur. Todlerde bu yaş için DEHB ve disiplin problemlerini ayırt etmek güçtür. Ancak bazı çocuklar asla sınırlarını, davranış kurallarını veya empati yapmayı öğrenmezler.
Eğer DEHB gerçekten biyolojik temelli ise, belirtilerin doğumdan beri olması gerekir. Çoğu küçük çocuk için, buna karşın, 2-3 yaş oluncaya kadar DEHB hakkında şüphe oluşmaz. Palfrey ve arkadaşlarının ileriye yönelik longutidinal çalışmasında, 14 aydan daha küçük bebeklerde davranışsal yönden dikkatsizlik veya hiperaktivite ile ilişkili kesin kaygılar bulunmamıştır, %3’ünde anne babaların belirttiği olası kaygılar vardı. 14-29 ay arasında, çalışma grubunun %13’ü kesin veya olası kaygılar için kriterleri karşılamıştır. Bunun nedenin bebekler için bu semptomların görüleceği görevler olmadığını düşünmektedirler. Küçük çocuklar yapılandırılmış okul öncesi yaşantıya girdiklerinde, dışsal olarak yapılandırılmış zorlu ortama uyum sağlamaları, sosyal olarak kabul edilebilir tarzda davranmaları, arkadaşları ile sosyal ilişki kurmaları ve anne babadan başka, diğer yetişkinlerin otoritesine girmeleri yaşamlarında ilk defa oluyor olabilir.
Okul yaşından önce DEHB tanısı koymak niçin sorundur? Belki de erken tanı koymaya yönelik ana baskının nedeni destekleyici hizmetleri sağlamaya yöneliktir. Çoğu anne-baba; “olabilir, emin değiliz, söylemek için çok erken veya muhtemelen değil” gibi ifadelerden çok tanının konulması yönünde ısrarları olabilir. Ancak bu durumda çocuğun etiketlenmesi söz konusudur.
DEHB tanısının kesinleşmesi uygun tedavi yaklaşımlarının belirlenmesinde gerekli olabilir. Çoğu okul öncesi öğretmenleri davranış tedavi stratejilerine aşinadır, veya ödül sistemleri, sınıf modifikasyonları ve mola (time out) metotlarına yardımcı olacak niteliktedir. Tanı koymada gecikme, girişimleri belirlemede gecikmeye yol açabilir ki; bu durumda benlik saygısı, sosyalizasyon ve öğrenme ile ilgili sekonder sorunlara veya davranışların daha da kötüleşmesine yol açabilir.
Diğer yandan, erken etiketlenmesinin, en önemlisi uygunsuz etiketlemenin belirgin tehlikeleri vardır. Uzunlamasına takip çalışmaları göstermiştir ki, erken yaşlarda kesin tanı koymak güçtür. Tıbbi dosyasında bu tanı konulduğunda daha sonraki yaşlarda bu çocuklar yeniden değerlendirmeye alınmamakta ve aynı tanı ile işlemler yapılmakta veya yanlış yorumlara yol açmaktadır.
Herhangi bir tanı özellikle DEHB, bir kere konulmuşsa silmek güç olmaktadır. Tanısını sonradan değiştirseniz bile silmek güç olur.
DEHB erken tanısının en çok tartışmalı yönü ilaç tedavisi meselesidir. Stimulanların ve diğer medikasyonların etkili olduğu ve davranışçı tedavi ile birlikte tedavinin bütünleyici bir parçası olduğu kabul edilmektedir. Anne babaların ve öğretmenlerin ilaç tedavisi beklentisi olabilmektedir. Hekimin çocuklarda stimulanların güvenirliğinin belirsizliği nedeniyle reçete etmekte direnç göstermesi aile tarafından; duyarsızlık veya engelleyici olarak algılana bilmektedir. Çoğuna göre DEHB tanısı koyup da ilaçla tedaviyi red etme mantıksız görülmektedir.