Nizamı Cedid

Konu sahibi son olarak 2579 gün önce görüldü
Osmanli Devletinde onsekizinci asir nihayetinde, askerî ve idarî sahalardaki düzensizliklere deva bulmak için yapilan tesebbüslerin tamami.
Ayrica, Avrupa usulleriyle ortaya kazançlan talimli orduya verilen ad.
Bu terim, ilk kez Fazil Mustafa Pasa tarafindan, sadr-i azamligi esnasinda, maliyede yapilan bazi yenilikler için kullanilmistir.
Daha ardından Sultan Üçüncü Selim Han (1789-1807) devrinde de, simdi anlasilan manâda kullanilmaga baslanmistir.
Ancak, Nizâm-i Cedid, genis ve dar manâda olmak suretiyle iki sekilde tanım edilmistir.
Dar manâda; Sultan Üçüncü Selim Hân devrinde, Avrupai tarzda yetistirilmek dilenen askeri; genis manâda ise; yeniden ayni padisah devrinde devlet teskilâtinin bütününde yapilmak istenilen yenilikler olarak bilinmektedir.
Bu tariflerden ikincisi henüz dogru olarak kabul edilir.
Onsekizinci asir süresince devam eden askeri basarisizliklar, bunlari takib eden zamanlarda islahat layihalarinin verilmeleriyle neticelenirdi.
Bunlarin içerisinde, Halil Hamid Pasa'nin askerlik sahasindaki nizâmnâmesi en önemlisidir.
Sultan Üçüncü Selim'in tahta çikisina kadar asagi yukari surat yıl kadar devam eden islahat hareketlerinin tek merhalesini teskil eden Nizâm-i Cedid fikri, tamamiyle bu padisahin sahsina baglanir.
Gerçektep sehzadeligi ve veliahtligi esnasinda devletin içerisinde bulundugu vaziyet için yapilan islahat tesebbüslerini yakindan takip etmistir.
Nizâm-i Cedid hareketi, Sultan Üçüncü Selim'in tahta çikisiyla birlikte belirlenmiş tek tertib içerisinde uygulanmaga baslandi.
Böyle yeni tek düzenin konulmasi için, ilk olarak bazi yönlerden misal alinacak Avrupalilarin ilerlemesinin sebeblerinin incelenmesi ve devlet adamlariyla âlimlerden tesekkül edilecek tek danisma meclisinin kurulmasi icab ediyor idi.
Padisah, mesveret (danisma) parlamentosu teskiliyle, yeni fikrin, tek sahsin degil, devletin parasal olmasi gayesini güdüyordu.
Islahat için yirmiiki devlet adamindan, bu konudaki düsüncelerini açiklayan birer rapor hazirlamalarini istedi.
Yirmiiki kisinin ikisi Avrupali idi.
Bunlardan Bertrauf Osmanli Ordusu'nda çalisan'bir subay, digeri ise Isveç konsoloslugunda çalisan D'Ohosson idi.
Türk devlet adamlarinin belirlenmiş baslilari ise, Sadriazam Koca Yusuf Pasa, Veli Efendizâde Güvenilir, Defterdar Serif Efendi, Tatarcik Abdullah Efendi, Cavusbasi Efendi ve tarihçi Enver Efendi idi.
Diger taraftan Ebu Bekir Râtib Efendi, o devir için Avrupanin kuvvetli devletlerinden olan Avusturya'nin bassehri Viyana'ya sefaret vazifesiyle yollandı.
Gönderilen bu elçiden, Avusturya'nin tüm müesseselerini araştırması ve rapor etmesi istendi.
Sekiz aylik tek yolcu sonucunda yazilan bu sefaretnâmede, alinmasi lüzumlenen baslica tedbirler su maddeler içerisinde özetlenebilir: l.
Hazinenin dolu ve derli toplu olmasi, 2.
Askerin itaatli olmasi, 3.
Devlet adamlarinin dogru ve sadik kimseler olmasi, 4.
Halkin refah ve himayesinin temini, 5.
Bazi devletlerle ittifak anlasmalarinin yapilmasi.
Ebu Bekir Râtib Efendi'ye göre, misal seçilecek tek devletin askerî kanunlari ve nizamlari iktibas edilerek, kendisi bünyemize uydurup, ihtiyacimiza yanıt verecek tek Nizâm'i Ccdid silahlı gücünün kurulmasi gerekiyordu.
Padisahin düsüncelerine etki eden bu sefaretnâme, Nizâm-i Cedid programinin hazirlanmasinin tek safhasini teskil ediyor idi.
Kendisinden evvelki padisahlarin, islahat hareketlerindeki düsüncelerinden faydalanmasini bilen Sultan Üçüncü Selim Hân, Sultan Üçüncü Ahmed Hân devrinde yapilmak istenilen islahatin, devlet adamlarindan saklı olmasinin zararlarini gördügünden, devlet adamlari ve âlimleri yanina çagirarak, onlarin düsüncelerinden yararlanma ve memleketlerin vaziyetini henüz iyi tahlil etme imkânini ele geçirmek istedi.
Ancak layihalari kaleme alan kimselerin askerlik sahasinda deneyim sahibi kisiler olmamasi, köklü tekliflerin gelmesine mâni oldu.
Verilen layihalar, baslica üç görüs üstünde toplaniyordu:
1.
Ordunun, Kanunî Sultan Süleyman Kanunlari'na göre islah edilmesi.
2.
Sultan Süleyman Kanunlari'na, Avrupa nizamlarini tatbik ederek yine silahlı güç teskili,
3.
Yeniçeri Ocagi tamamiyle kaldirilarak, Avrupa usûllerine göre yeni tek ordunun kurulmasi, üçüncü düsüncede olanlara göre, devletin külüstür kanunlari gereksinime yanıt veremez hâle gelmis, Yeniçeri'ye fesad karismasi da ordunun bozulmasina neden olmustu.
Çiftçi, esnaf gibi meslek sahiblerinin, tek yolunu bularak birer Esamî ele geçirmeleri de bunlari esnaflikla Ugrasan kisiler hâline getirmisti.
Bu sebeblerden dolayi Yeniçeri Ocagi'ni tek tarafa birakarak, tamamiyle Avrupa usulleriyle yeni tek silahlı güç kurulmaliydi.
Sultan Üçüncü Selim Hân, bu fikirlerden üçüncüyü seçti.
Programin uygulanmasi için tertib edilen hey'etin basina, Ibrahim Ismet Beg gibi dirayetli tek sahsi getirdi.
Bu zat, isin baslangicinda olabilecek tehlikeleri dile getirmisti.
Islahat hey'etinin hazirladigi uygulama, yet-misiki maddeden ortaya geliyordu.
Öncelikle askerlikle alakalı maddelerin tatbikatina geçildi.
Yeniçeri Ocagi'nin aniden kaldirilmasinin devlete verecegi zararin ortada oldugundan, bu ocagin islah edilmesi sirasinda yeni ordunun kurulmasi çalismalarina baslandi.
Yeniçeri Ocagi'na hafta içerisinde birkaç gün zorunlu talim konuldu.
Humbaraci, Topçu lagimci ve Toparabaci ocaklarinin yeni kanunnâmeleri hazirlandi.
Bunlar ordunun yöntem siniflarini teskil edeceklerdi.
Yeni ordunun teskili ise, Sadr-i â'zâm Koca Yusuf Pasa'nin Zistovi ve Matem ândlasmalarindan ardından cepheden Istanbul'a dönmesi ile baslar.
Sadr-i â'zâmin Avrupa'dan subay da getirmesi, talimli piyade askerinin teskilini hizlandirdi.
Padisah bu ordunun Yeniçeriler' den bagimsiz ve genç Yeniçeriler'in buraya alinmasini istiyordu.
Ancak bunun mahzurlarinin olmasi, yeni ordunun Bostanci Ocagi'na bagli, onikibin mevcudlu ve misal tek silahlı güç gibi teskili yoluna gidildi.
Levend çiftligi Kanunnâmesi ile yeni ordunun kadrolari ve diger mes' eleleri açiklanmis oluyordu.
Nizâm-i Cedid silahlı gücünün kurulusunda ortaya' çikan diger tek sorun de, halkin, bilhassa Yeniçeri Ocagi'ni benimsemesi, böylece ortaya ileriki zarari önlemekti.
Zarari önlemek içerisinde halk arasinda muteber olarak malum devlet adamlarindan yararlanma yoluna gidildi.
Yapilan propaganda da, yeni ordunun Istanbul'da Rus tehlikesine karsi muhafaza için kuruldugunu, Istanbul'a karsi tek tehlike esnasinda Anadolu ve Rumeline dagilmis olan, çiftçilikle ugrasan askerin geç gelmesinin doguracagi tehlikeler anlatildi.
Pek etkili olmamakla birlikte yapilan propaganda sonucu, ilk andaki reaksiyonlar önlenmis oldu.
Sessizlikten istifade etmek isteyen devlet, Anadolu'da asker yetistirme hareketine giristi.
Bu harekette, Karaman Valisi Kadi Abdurrahman Pasa ile Amasya Sancakbeyi Cabbarzade Süleyman beg'in gayretleri semeresini verdi.
Ancak Yeniçeri Ocagi'na talim zorunluluğu konmasi, hariçden Esamî satin alarak ulufeye kaydolanlarin isine gelmemesi ve Ocak içerisinde usulsüz aidat topliyanlarin, kanunnâme ile engellenmesi, çikarcilari zor vaziyete soktu.
Yapilan karsi propaganda sonucu evvel Yeniçeriler talime çikmamaya basladi, ardından da Nizâm-i Cedid' e kaydolanlarin dagilmalari, devlet adamlarina Nizâm-i Cedid'in yanlızca orduda uygulandigini anlatmis oldu.
Bu sırada Levend'den baska Üsküdar'da Kadi Abdurrahman Pasa'nm askerlerinden tesekkül eden yeni tek silahlı güç kuruluş edildi.
Nizam-i Cedid silahlı gücünün kurulmasinin başka bir deyişle sira Tophane, Tersane ve Mühendishane'nin de yine organizasyonuna baslandi.
Tophane mensuplari elenerek yenilendi, Avrupa'dan top döküm ustalari getirilerek yeni ve güçlü top imalâtina baslanildi.
Çok ihmâl edilmis olan donanma ve tersanenin islahatina girisildi ve bu mevzu, Ufak Hüseyin Pasa'ya verildi.
Alinan tedbirler sonucunda donanma her istikametten güçlendi.
Fennî egitimde tahsil ve terbiyenin ilerlemesi için, 1773' de açilan Mühendishâne-i Bahri-i Hümâyûn genisletilerek, Yöntem üniversite mahiyetindeki Mühendishâne-i Bahri-i Hümâyûn, 1794'de heyetti.
Bu okullarda, genis ölçüde yabanci ögretmenlerden faydalanildi.
Okullarin kitap ihtiyacini karsilamak için de Üsküdar matbaasi yine kuruluş edildi.
Yapilan degisiklikler, devlet bütçesine agir yük getiriyordu.
Yükün kaldirilmasi için, yanlızca Nizâm-i Cedid'in giderlerini karsilayacak Irad-i Cedid olarak bilinen yeni tek hazine heyetti.
Ayrica Irad-i Cedid, gelecekte oluşabilecek harplerin giderlerini de karsilayacakti, îkiyüzbin kese degerinde olacak bu hazinenin gelir kaynaklarini, Rüsum-i Zecriye olarak bilinen tütün, alkol ve kahveden alinan vergilerle, mahlûl mukataalardan alinan vergi ve her yıl güncellenen beratlardan alinan vergiler teskil ediyor idi.
Hazinenin hesaplarini görmek için de talimli asker nâzin, Irad-i Cedid Defterdari belirleme edildi.
Nizâm-i Cedid hareketi, askeri sahadaki yeniliklerin başka bir deyişle sira idarî, politik ve ticarî sahalarda ayni yönde tek takim tesebbüsleri yanında getirdi.
Idarî sahada, Anadolu ve Rumeli, yirmisekiz vilayete bölündü ve vezir sayisi buna makul hâle getirildi.
Idareciligi menfî olan ve ehliyetsiz kisilere vezirlik verilmemesine değin Kanunnâme çikarildi ve tayinlerin yapilmasi hakki Padisah ve Sadrazama verildi.
Vezirlerin memurluk müddeti, minimum üç, en fazla bes yil arasinda sinirlandirildi.
Kadilarin vaziyeti, timar nizâmnâmesi düzenlenerek, yapilacak muamelelerin kanunnameye makul olmasina dikkât edildi.
Osmanli Devleti'nin iktisadî, idarî, politik sahalarinda yapilan yenilik ve Islâhatlar, yapilan menfi propaganda, içteki ve distaki basarisizliklar nedeniyle istenilen neticeyi veremedi.
Islahatlari tatbik edenler arasinda, padisaha tam anlamıyla itaat edenlerin sayisinin az olmasi da basarisizliklari getirdi.
Harici düsmanlar yapilan savaslar, Arabistan'da Vehhabî, Mora'da Rum, Balkanlar'da Sirp isyanlari ile diger ufak çaptaki isyanlari bastirmakta zorlukla karsilanilmasinin suçu, devamli Nizâm-i Cedid askerine yüklendi.
Yeniçeri Ocagi mensublarinin da Nizâm-i Cedid askerinin çogalmasiyla kendisi maaslarinin ellerinden gidecegi korkusu, cephe almalarina sebeb oldu.
Fransa'nin Osmanli Devleti aleyhine cephe alip, Istanbul'daki Fransiz sefirinin el altindan Yeniçerileri, "maaslariniz alinip, devlet ileri gelenlerine dagitilacaktir" seklindeki tahrikleri de tesirli oldu.
Bu hareketin basarisizliginda bazi kötü tesadüflerin, ödlek ve müsrif devlet adamlarinin da etkisi oldu.
Devlet bütçesinden yapilan masraflarin artmasi, hileli sikke kesilmesi ya da yeni yeni vergilerin konulmasina bagli olarak, esya fiyatlari artti.
Tasrada vergi tahsildarlarinin suistimalleri, halka devasa sikinti getirdi.

Napolyon'un Misir seferi sirasinda Akka Kalesi'nin önündeki savasta basari kazanan Nizâm-i Cedid ordusundan, Sirp isyanlarina ve Rusya ile savas tehlikesine karsi faydalanilmak istendi ve silahlı güç Rumeline geçirildi.
Ancak bu durumdan süphelenen Rumeli ayanina, ordunun Sirp isyanini bastirmakla vazifeli oldugu duyuru edildi.
Fakat, Sadr-i â'zâm Ismail Pasa'nin ve yenilige karşıt görüşlü olanlarin Rumeli ayani ve Yeniçerileri tahriki, olaylarin baslangici oldu.
Ilk olay Tekirdag'da gerçekleşti.
Burada kurulacak Nizâm-i Cedid silahlı gücüne değin fermani okuyan kisiyi yeniçeriler öldürdüler.
Askeri Edirne'ye götüren Kadi Abdurrahman Pasa'ya direnç edilmesi, iç savaş tehlikesi derecesine ulasti.
Ingiliz donanmasinin Istanbul'u yakmakla tehdit ettigi ve düsmanin sinirlara asker yigdigi sirada bu tür tek isyanin baslamasi, devletin selâmeti açisindan kötü sonuçlar doguracagi asikardi.
Bu sebeble Üçüncü Sultan Selim Hân, Abdurrahman Pasa'yi geri çagirdi.
Arzu edilen neticenin aksine, muhaliflerin taskinliklarini artirmaktan baska tek ise yaramadi.
Zira yenilik düsmanlarinin simarmalarina sebebiyet verilmisti.
Istanbul'da Bogaz yamaklari başkaldırı etti.
Edirne'deki hadiseden ardından merkezde yapilan degisiklikler, yarar adına zarar getirdi.
Tayinlerle, görünüsde Nizâm-i Cedid taraftari olanlar, makam sahibi oldular.
Ordunun da Istanbul'da bulunmayisini firsat bilen Yeniçeri ve yenilik muhalifleri, Nizâm-i Cedid'i ortadan kaldirmaga hüküm verdiler.
Bu karardan habersiz.
olan padisah.
Bogaz yamaklarini Nizâm-i Cedid'e dahil etmege çalisiyordu.
Köse Musa Pasa ise el altindan haber göndererek, bu askerleri; "Eger, Nizâm-i Cedid giysisi giyerseniz dinden çikarsiniz, giymezseniz ocaktan atilirsiniz.
Belki de Nizâm-i Cedid sizi öldürecek" diye tahrik ediyor idi.
Tahrikler neticesi 26 Mayis 1807 tarihinde Büyükdere çayirinda toplanan Yeniçeriler isyani baslattilar.
Baslarina başkan olarak seçtikleri, Kabakçi Mustafa olarak bilinen serkes de Istanbul halkina, yaptiklari isin kutsal tek hareket oldugu yolunda propaganda yapti.
Bu sırada Kaymakam Köse Murad Pasa, tek taraftan Padisah'a isyani ehemmiyetsiz gibi gösterirken diger taraftan, isyancilari bastirmaga hazirlanan Topçu ocagi'na, karsi gelmemelerini emreden haberi gönderiyordu.
Böylelikle başkaldırı programi derli toplu olarak tatbik edilmege baslandi.
Isyancilar Et Meydani'nda (Aksaray semti) toplandiktan ardından, devlet adamlarinin içerisinde tespit edilen Nizâm-i Cedid muhalifleriyle anlastilar.
Padisah durumdan haberdar oldugunda is isten geçmisti.
Isyanin bastirilmasi için Nizâm-i Cedid'in kaldirildigina değin tek ferman yayinladiysa da, asiler bu kez da, padisahtan on tek kisinin kendilerine teslimini istediler.
Kendisine onbir kisinin isimlerinin listesi verildiginde defa üzülen padisah, tüm bunlara sebeb, kendisi yumusak huylulugu oldugunu söylemistir.
Kan dökülmemesi için asilerin arzuları kabul edildi.
Asiler verdikleri listede olan kisileri birer yolunu bulup katlettikten ardından is bununla bitmeyerek, yeni tek arzuyla meydana çiktilar.
Sira nihayet Nizâm-i Cedid'in mimari olan Sultan Üçüncü Selim'e geldi ve bu padisah iyi huylulugu, sefkati ve temiz ahlâki sebebinden sehit edildi.

 
Son düzenleme:
Geri