Mert GÖKTÜRK
Üye
-
- Katılım
- Ekim 1, 2016
-
- Mesajlar
- 184
-
- Tepkime puanı
- 1
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 28
“Beni beraât ettirin demeyeceğim çünkü benim için suç olarak gösterilen şey bu toprakları, bu ırkı sevmekten başka bir şey değildir.
Yurdumu ve ırkımı seviyorum, onun içindir ki Türk Irkçısıyım.
Bu sevginin mânâsını anlamayanlara sözüm yok. Eğer bu günâhsa beni mahkûm ediniz. Bu mahkûmiyeti övünçle kabul ederim, şeref sayarım.
Sizden adalet bekliyorum da demeyeceğim çünkü bu mahkeme âdil değilse, o zaman büsbütün mânâsızdır.
En büyük mahkeme olan târihîn huzûrunda alnı açık bir Türk oğlu olarak, hiç endişem yok.
On ayı doldurmakta olan ve büyük kısmı tahta masalarda yatmakla geçen hürriyetsizliğimi, millet yolunda çekilmiş, şerefli bir felâket olarak sayıyorum.
Duvarlar, ezilmiş hayvanların kan lekeleri ve rengini kaybetmiş, köpeklerin bile yatmayacağı pis hücrelerde geçen haftalarım içinde bir ışık sızacak kadar küçük deliği olmayan, tavanı basık bir inde, hayır bir in değil, mezarda, ışığa güneşe ve hayâta hasret çekerek geçirdiğim günlerim, uykusuz gecelerim, yârın benim için acı fakat övünçlü hâtırâlarım olacaktır.
Bunlardan yılmış değilim. Bilâkis bahtiyârım.
Yuvamın dağıtılmış olmasına, eşimin bir Türk anası olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği dayanılması güç ızdırâbları ve akıttığı gözyaşlarını unutmamış olmama ve bugün hayât kavgasında minimini yavrusuyla tek başına kalmış olmasının rûhunda yarattığı fırtınalara rağmen bahtiyârım.
Türk’ü sevdim, seveceğim.
Ama bunun sonunda ızdırâblar varmış, felâketler varmış, hattâ karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş.
Hepsi kabul !
Türk Irkı Sağ Olsun !
Yurdumu ve ırkımı seviyorum, onun içindir ki Türk Irkçısıyım.
Bu sevginin mânâsını anlamayanlara sözüm yok. Eğer bu günâhsa beni mahkûm ediniz. Bu mahkûmiyeti övünçle kabul ederim, şeref sayarım.
Sizden adalet bekliyorum da demeyeceğim çünkü bu mahkeme âdil değilse, o zaman büsbütün mânâsızdır.
En büyük mahkeme olan târihîn huzûrunda alnı açık bir Türk oğlu olarak, hiç endişem yok.
On ayı doldurmakta olan ve büyük kısmı tahta masalarda yatmakla geçen hürriyetsizliğimi, millet yolunda çekilmiş, şerefli bir felâket olarak sayıyorum.
Duvarlar, ezilmiş hayvanların kan lekeleri ve rengini kaybetmiş, köpeklerin bile yatmayacağı pis hücrelerde geçen haftalarım içinde bir ışık sızacak kadar küçük deliği olmayan, tavanı basık bir inde, hayır bir in değil, mezarda, ışığa güneşe ve hayâta hasret çekerek geçirdiğim günlerim, uykusuz gecelerim, yârın benim için acı fakat övünçlü hâtırâlarım olacaktır.
Bunlardan yılmış değilim. Bilâkis bahtiyârım.
Yuvamın dağıtılmış olmasına, eşimin bir Türk anası olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği dayanılması güç ızdırâbları ve akıttığı gözyaşlarını unutmamış olmama ve bugün hayât kavgasında minimini yavrusuyla tek başına kalmış olmasının rûhunda yarattığı fırtınalara rağmen bahtiyârım.
Türk’ü sevdim, seveceğim.
Ama bunun sonunda ızdırâblar varmış, felâketler varmış, hattâ karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş.
Hepsi kabul !
Türk Irkı Sağ Olsun !