Neden sevilmek için bu kadar çaba?

  • Kullanıcı iFt
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Forum Meydanı
Konu sahibi son olarak 892 gün önce görüldü
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
“Aşk bir tutku.
Nedensiz bir tutku.
Çoğu zaman da kötü bir tutku.
Birinin tümüyle sana ait olmasını istiyorsun ya da senin birine ait olmanı.
Bu sadistçe bir duygu ya da mazoşistçe…

Üstelik bunu delice, sabırsızca istiyorsun, hem de geçici olduğunu bile bile…”
Ahmet Ümit, “Aşk köpekliktir” isimli kitabında aşkı işte böyle tanımlıyor. Biteceğini bile bile delice istemek! Sevmek ve en çok da sevdiğin adam veya kadın tarafından karşılık görmek duygusu. “O da beni sevsin” çaresizliği. Her ne kadar, “Ben de seni seviyorum”ları duysan da hep içini kemiren lanet olası bir “kaybetme” korkusu.

Peki bugün soruyorum kendime, “Neden sevilmek için bu kadar çabalıyoruz?” İnsan aşksız yapamaz mı? Sevdiği tarafından sevilmeli mi her zaman mutlu olmak için? “Tam” olmak, “ruh eşi”ni bulmakla neyi kastediyoruz? Mutlu bir birey olmak için sevilmeye muhtaç mıyız?
Aşk üzerine edebiyat yapmak istemiyorum. Benden önce yapan yapacağını yapmış işte. Stephen King’in de dediği gibi,

“Sanırım aşktan tek anlayanlar şairler ve onların yazdıklarını da zaten kimse anlamıyor. Gerçi uyanıp kahve kokusu aldıkları ender zamanlar hariç içlerinden çoğunun da kendi yazdıklarını anladıklarını sanmıyorum.”
Hayır, aşkı kötülemek de istemiyorum. Sadece neden bitip tükenmez bir acının içinde buluyoruz kendimizi, onu sorguluyorum. Evet, aşk çok güzel, çok muhteşem, eğer karşılıklıysa. Fakat aynı zamanda da çok acı veriyor çünkü sürekli bir sevgi üretimi bekleniyor. “Seni seviyorum”lar bitmemeli, ilgi şevkat azalmamalı. Peki, bir anda artık “eskisi” kadar sevilmesek ne olur? Karşı cins tarafından sevilmediğimiz süre boyunca neden mutsuz oluyoruz? Biz de eksik olan ne de onu tamamlıyor bu “sevilme”?

Kendinden memnuniyetsizlik. Benim bugünkü tezim bu. Kendini olduğu gibi, başarısızlıklarıyla, sorunlarıyla ve en zayıf özellikleriyle kabul eden insanlar olmadığımız, kendimizi onaylamadığımız için belki de. Dışarıdan onaylar ve pohpohlamalarla büyümüşseniz, kendinizin değerini hep dış etkenlerle belirlemişseniz, bu bağımlılığınız sizin sevgi açlığı yaşamanızda daha çok etkili oluyor olabilir. Yani karşı cinsten gelecek “onay”, karşı cinsten gelecek “iltifat”, size kendinizi daha katlanılası yapıyor belli ki. “Ben seviliyorum. Herkes gitse, o gitmez, o benimle kalır hep” gibi fikirlerle kendinizi kandırmanız da zaten yalnız kalmaktan ölesiye korkmanız da aslında hep bu kendinizle iyi anlaşamamanızdan kaynaklanıyor.

Sağlıklı, mutlu bir birey olmak için kendinizle vakit geçirmeli, kendinizi sevmeli ve kendinize değer vermelisiniz en başta. Başkaları tarafından “onaylanmaya” ihtiyacınız olmadığını anlamalısınız. Ancak o zaman sağlıklı bir şekilde sevebilir ve ilişkinizde mutlu olabilirsiniz (tabi gerçekten talihsiz bir kişiye aşık olmazsanız).
 
Nasıl ki yeme içme fizyolojik bir dürtü ise, sevmek ve en önemlisi sevilmek ister. Insan ruhunu okşar çünkü sevilmek, psikolojiyi dengede tutar. Ben özelim, bazı kişilerin benim benliğime ihtiyacı var hissi verir bu da insanı mutlu kılar.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri