Neden başarılı olamıyoruz?

Konu sahibi son olarak 2618 gün önce görüldü
Neden başarılı olamıyoruz?



Neden başarılı olamıyoruz? Çünkü, plan yapmadan işe atılıyor, gözümüz korkunca da çekiliyoruz! Negatif (menfî-olumsuz) düşünüyor, işi kitabına uyduruyor, mâzeretlere sığınmayı seviyoruz.


Biyografi okumayı sever misiniz?


Hani çocuklukları kir-pas içinde geçen; ama gençlik yıllarında ne kadar parlak bir insan olduklarına dâir ilk ipuçlarını veren; daha sonra da önemli başarılarıyla gözlerimizi yuvalarından fırlatan devlet adamları, meşhur yazarlar, müthiş hatipler, şâirler ve dehâ çapında ressamlar... vardır. Bütün bunların ortak noktaları, anahtar kelimeleri azim ve gayrettir; gayet tabii ki, neticesi de ‘başarı’dır.


Başarı, kendileri için bütün fırsatların uçup gittiğini düşünen anne ve babaların, âdeta çocuklarını oturttukları ışıltılı bir tahttır aynı zamanda. Keza başarı, küçücük beyinlere ilk kazınan kelimelerden biridir de...

***

Peki, insanlar neden başarılı olmak isterler?


Başarı eğer, bireysel gelişim uzmanı Mümin Sekman’ın dediği gibi “İstenilen şeylerin bedelini ödeme merhalesi” ise, bir bedel ödeyeceğimizi bile bile neden koşarız zirvedeki o yere?


Bireysel gelişim üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Mümin Sekman, insanları, devamlı daha fazlasına ve daha iyisine sahip olmaya zorlayan faktörleri beş ana maddede topluyor:


1. İhtiyaçlar,

2. Korkular,

3. Hissî/duygusal çekişmeler,

4. Mecburiyet,

5. Bağımlılık...


İhtiyaçlarınızı şöyle bir gözden geçirin...


Bakmakla mükellef olduğunuz insanlar var...



En temel ihtiyaçlarınızı karşılamak zorundasınız...


Ama iş bunlarla da bitmiyor... Aynı zamanda seviyeli bir hayat yaşamak, itibarlı ve prestij kazandıran nesnelere sahip olmak, ilmî ve fikrî gelişmelerle alâkalı ihtiyaçlarınızı da karşılamak istiyorsunuz.


Kısacası, ölünceye kadar hiçbir zaman bitmeyecek bu ihtiyaçlara ulaşabilmek için yaptığınız çalışmaların, sizi başarıya götürme ihtimâli oldukça yüksek.


Bunların yanında bir de korkularınız var tabii...


Yaşlanınca kimselere muhtaç olmamak için, bir hastalık ânında tedâvi masraflarını karşılamak için çalışmak ve başarılı olmak zorundasınız.


Mümin Sekman buna ‘sopa teorisi’ diyor. Bir kısım işi başarıyorsanız, bu, arkanızdaki sopadan kaçmak içindir.
Bu arada, kendisini küçümseyen birisine şahsiyetini isbat etmek... Keza sevdiklerinin takdirini kazanmak için başarılı olanların sayısının da, hiç azımsanmaması gerektiğini hatırlatıyor Sekman...

***

‘Başarı mefhûmu-kavramı kültürlere göre farklılık gösterebiliyor’ diyen Mümin Sekman, “Türk Usûlü Başarı” isimli kitabında, örflerimize-âdetlerimize-geleneklerimize ve umumi karakterimize göre şekillendirdiğimiz başarı esaslarını da anlatıyor...


Ülkemizde herhangi bir alanda ne kadar kabiliyetli olduğunuzdan çok, kimleri tanıdığınızın önemli olmasının Türk usûlü başarı esaslarından birisi olduğunu söylüyor. Meselâ diyor, hemşehricilik veya ‘âbi’ diye hitap etmek, kim olursanız olun, sizi bir yerlere getirebiliyor.

***

Kitapta ayrıca;


- İnsanların kendi istekleri için başarılı olmak yerine, başkalarına kendilerini ispatlamak için didinmeleri...
- Negatif düşünmeleri...



- Fikir işçiliği yerine beden işçiliğine ehemmiyet vermeleri...


- Standart ve ölçülebilir başarılar yerine, ‘elimden geldiği kadar’ veya ‘en kısa zamanda’ gibi ifadelerle açığa çıkan göz kararı başarıları kabullenmeleri de, insanımızın başarı kültürünü açıklayan örnekler arasında zikrediliyor.

***

Ülkemizde, başarılı olmak için yapılması gerekenlerle yapılanların da birbirinden farklı olduğunu söyleleyen Mümin Sekmanaçıklamalırını şöyle sürdürüyor:

- Biz, diyor, hızlı başlıyor ve hızlı bırakıyoruz...


- Düsturları-esasları-ilkeleri kendimize uyduruyor; plansız-proğramsız-stratejisiz yaşıyor, başarıyı kendi elimizde olmayan sebeplere bağlıyoruz. Haliyle başarısızlığı da...
Bu maddelere bir de;


Günü kurtarmak için didinmemizi de ilâve edersek, cihanşümul (üniversal, uyd. evrensel) başarı kriterlerinden neden bu kadar uzak düştüğümüzü çok daha kolay anlayabiliriz.


***

Özetlemek gerekirse; başarı için iki formüle dikkat diyebiliriz:


A) İki "i" ve bir "e" ile uyum... Yani işimizle-içimizle-eşimizle barışık olmak...


B) Üç "i"ye sahip olmak: İstek-inanç-istikrar...

Tabii bütün bunların ardından Rabbimiz Allah celle celâlühû'ya tam bir tevekkül.


Bunlar tamamsa, başarıyı bekleme hakkımız da vardır... Yoksa; başarı ham hayâl, diyebiliriz.


Herkese hayatta hayırlı başarılar...

Ve mina'l-lâhi't-tevfîk...
 
konuyu okumadım. kendimden örnek vereceğim. ticaretle alakası olmayan bir ailede büyüdüm. ilk iş fikrimi dile getirdiğimde 15 yaşındaydım ve doğal olarak babamdan red yedim. ticareti bilmeyen bir aile ticaretten her zaman korkar. ömrüm ailem ve akrabalarımca "yapamazsın" yorumlarıyla geçti. vazgeçmem için nice ikna çabalarında bulunuldu. altı üstü çalışıp kendi paranı kazanıyorsun. sanki neyin çabasıysa o. neyi yapamazsın dedilerse yaptım. fakat onlara söylemeden. bir anda sahip olduğum şeylerle karşılaşınca, insanların gözlerindeki sahte sevinci, dillerindeki sahte hayırlı olsunları görmeye başlıyorsun. kaşların nasıl çatıldığını, içlerinden bunu nasil yaptı yahu dediklerini bile duyuyorsun. başarmak isteyen eşine dostuna söylemeden başaracak. birilerine nispet olsun zihniyetiyle yaşarsanız rezil olursunuz. çalışıp kazanacaksınız kardesim. büyütülecek bir durum yok. emin olun insanların belki tamamına yakını sizin başarılı olmanızı istemiyorlar. sırf bu sebeple başarılı olmak zorundasınız.
 
durun belki bu yaz başarılı olurum
hayırlısı ya
 
ben bir şeyi isteyince yapıyorum.
ama onu isteyene kadar çok yoruluyorum.
 
Demekki "Türk gibi başla, İngiliz gibi bitir" deyimi çok önemli.
 
Çok sebep var. Biri de ; yarışıyoruz. Bize öğretilen bu. Eğitim sistemimiz bu. Mesleğe yerleşmek için yapmamız gereken bu. Bizleri belirli aralı sınava sokup akranlarımızla yarıştırıyor bu sistem bizi.

Sonra da balık neden uçma yarışında kuşu geçemedi ki , demek ki başarısız diyoruz.
 
Geri