Nereden nereye…
Erzincandaki depremde ölenler için şiir yazan Nazım Hikmet o sırada mahkumdu.O kara günde dahi mahkumlar yıkılan hapishanelerden firar etmek yerine,buz gibi soğuk havada kar,tipi demeden bekleyip,sonrada gönüllü olarak deprem bölgesinde bizzati yardım etmişlerdi.göçükte kalan bir sürü insana yardımları dokundu..aradan onca zaman sonra baştaki zat ne olduğu belirsiz Akp genel başkanımı cumhurbaşkanı mı karar veremedim!Çıkmış hiç bir eğitim görmemiş birinin dahi etmeyeceği sözleri sarfetmiş..
Kanadında gümüş yok
Gitti yarim gelmedi
gayrı bunda bir iş yok.
Oy dağlar dağlar, dağlar, dağlar...
Aldı ellerine
kanlı başını
Karın ortasında
Erzincan ağlar...
O ağlamasında
kimler ağlasın
Kar yağar lapa lapa
tipidir gelir geçer...
Yan yana sırt üstü yatan ölüler
akşam uyur
tandıramaz
ateşini yandıramaz
Gün ağarır şafak söker
kimsecikler
gitmez suya
ezilmiş başlarıyla ölüler
vardılar uyanılmaz uykuya
Ses edip geceye beyaz taşından
kışlanın saati
çaldı ikiyi.
Ne çabuk lahzada bitti yaşamak
Kimisi altı aylık,
kimisi sakalı ak,
kimi on üç, on dört yaşında;
kimi yola gidecek
kimisi mektup bekler
yan yana sırt üstü yatan ölüler...
Yayıkta yağ vardı, dövülemedi,
akpeynir torbaya koyulamadı,
hasret gitti ölüler
dünyaya
doyulamadı...
Uyanıp kaçamadılar,
kuş olup uçamadılar
açıldı kuyular
kimse inemez
Erzincan Beygiri rahvandır amma
ölüler ata binemez
yan yana sırt üstü yatan ölüler...
Erzincandaki depremde ölenler için şiir yazan Nazım Hikmet o sırada mahkumdu.O kara günde dahi mahkumlar yıkılan hapishanelerden firar etmek yerine,buz gibi soğuk havada kar,tipi demeden bekleyip,sonrada gönüllü olarak deprem bölgesinde bizzati yardım etmişlerdi.göçükte kalan bir sürü insana yardımları dokundu..aradan onca zaman sonra baştaki zat ne olduğu belirsiz Akp genel başkanımı cumhurbaşkanı mı karar veremedim!Çıkmış hiç bir eğitim görmemiş birinin dahi etmeyeceği sözleri sarfetmiş..
Kara Haber
Erzincan’da bir kuş varKanadında gümüş yok
Gitti yarim gelmedi
gayrı bunda bir iş yok.
Oy dağlar dağlar, dağlar, dağlar...
Aldı ellerine
kanlı başını
Karın ortasında
Erzincan ağlar...
O ağlamasında
kimler ağlasın
Kar yağar lapa lapa
tipidir gelir geçer...
Yan yana sırt üstü yatan ölüler
akşam uyur
tandıramaz
ateşini yandıramaz
Gün ağarır şafak söker
kimsecikler
gitmez suya
ezilmiş başlarıyla ölüler
vardılar uyanılmaz uykuya
Ses edip geceye beyaz taşından
kışlanın saati
çaldı ikiyi.
Ne çabuk lahzada bitti yaşamak
Kimisi altı aylık,
kimisi sakalı ak,
kimi on üç, on dört yaşında;
kimi yola gidecek
kimisi mektup bekler
yan yana sırt üstü yatan ölüler...
Yayıkta yağ vardı, dövülemedi,
akpeynir torbaya koyulamadı,
hasret gitti ölüler
dünyaya
doyulamadı...
Uyanıp kaçamadılar,
kuş olup uçamadılar
açıldı kuyular
kimse inemez
Erzincan Beygiri rahvandır amma
ölüler ata binemez
yan yana sırt üstü yatan ölüler...