ßaşak
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 12, 2012
-
- Mesajlar
- 9,061
-
- Tepkime puanı
- 137
-
- Puanları
- 318
-
- Yaş
- 36
-
- Konum
- Fransa
Karlsbad Günlüğü - 30 Haziran 1918
30 Haziran 1918 - 1 Temmuz 1918
30 Haziran 1918 Pazar günü öğleden sonra saat 7.30'da Karlsbad istasyonuna muvasalat edildi istasyonda muvasalatıma intizâr eden otel kapıcısının getirdiği arabaya eşyalarımızı da tahmil ederek ihzar bulunan ikametgâha gelindi.
Cottage Sanatorium doktorlarından Markotein'in Karlsbad'da bulunan dostu doktor Vermer'e vukuu bulan tavsiyesiyle mumaileyh tarafından bulunan ikametgâh adeta hususi bir evden ibarettir. İsmi Rudolfshof olan bu ikametgâh otel Pupp mebanisi ittisalinde (yapı kompleksinde) ve büyük hamamın karşısındadır. Doktor Vermer mezkûr evde benim için bir salon bir yatak odası bir uşak odası (bir emirber neferim Şevki için) ve hamamdan ibaret aksamı haftalığı 140 krona tutmuş. Ben ilk nazarda memmun olmadım. Pupp'a buna mümasil meban-i âliye (ana bina) ve müdebbdenin (debdebe) şaşaası ve menban-i mezkûre (adı geçen bina) dahillerindeki haşmetin yanında hemen ittisalinde onlara nisbeten basit kalan bu benim yeni ikametgâhım o kadar cazib görünmedi. Yarım saat sonra aynı zamanda beni tedavi etmesi de kendisine yazılmış olan Vermer geldi.
İkametgâh hususunda neşesizliğimi gizleyemedim. Ellibir yaşında henüz teehhül etmemiş (evlenmemiş) bulunan doktor ciddi ve tecrübekâr bir vaz ile bana dedi ki:
- Sen buraya ciddi bir kür yapmak için mi geldin yoksa lüks ve debdebeli gürültüler içinde zevk etmekyorulmak için mi? Ne istiyorsunuz işte sakin ve rahat bir apartman. Şimdi müsaade edin sizi muayene edeyim ve suret-i hareketinizi çizeyim. Göreceksiniz ki dediğim şeyleri harfiyyen takib edince başka bir şey düşünmeye vakit bulamayacaksınız.
Ben artık sözü uzatmadım. Doktor vazifesini yaptı ve nihayet takib edeceğim programı yazıp bıraktıktan sonra yine görüşürüz dedi gitti.
Gece
Rudolfshof direktrisi ihtiyar madamın buldurduğu bir iki kap yemeği yedikten sonra ertesi gün mutadım hilafında olan erken kalkacağımı düşünerek yattım. Kapıcı saat 5.30'da kaldıracaktı. Saat 7'de su içilecek mahalde bulunabilmek için 1-2 saat evvelden kalkmaklığımı ihtiyatkâr buldum.
Karlsbad Günlüğü - 01 Temmuz 1918
1 Temmuz 1918 Pazartesi
Hanenin Josef isminde kapıcısının hiç anlaşılmaz aksanla kapıyı vurarak bir şeyler söylemekte olduğunu işitmekle uyandım. Akşamdan tembih ettiğim için uyandırdığını hatırladım:
-Ya ya! diye seslendim.
Bu kadar erken kalkmağa alışmamış olan neferim Şevki de müşkilâtla yatağını terkederek geldi. Traş etti. Fakat bu erkenciliğin mahmurluğunu bertaraf edebilmek için behemahâl bir hamam almak lâzım geldiğine kani oldum. Onun da hazırlanmasını bekledim. Nihayet tuvaletimizi ikmâl ederek saat yedide evden çıkabildim. Josef bize delalet edecekti. Direktrisin iare ettiği (ödünç verdiği) su bardağı elinde olduğu halde Şevki de beraberdi.
Karlsbad Günlüğü - 2 Temmuz 1918
2 Temmuz 1918 Salı
Daha giyinmeden direktris geldi taleb ettiğim Almanca muallimesinin geldiğini haber verdi. Muallimeyi salonda bekleterek giyindim.
Almanca muallimesi Paula Klemm fransızca olarak
- Efendim bir muallime istemişsiniz mükâleme için mi yoksa gramer mi okuyacaksınız...
- Evet istedim dedim. Fakat ne okuyacağımı bilmem...
- Benim kitablarım vardır. Size gramer kitabı getirdim oradan okuruz.
- badmazel dedim ben senelerce mektebte gramer okudum lektür yaptım resitasyon ezberledim; fakat Almanca'yı öğrenemedim. Şimdi Almanca öğrenmek istiyorum.
- Öyle ise efendim belki biraz mükâleme ve dikte...
- Pek güzel fakat Almanca yazarım dikteye ihtiyacım yok. Mükâlemeye gelince Almanca olarak dedim kionu her gün her yerde bizzaruri yapmaktayım. Ancak bildiğim kelimeleri tekrardan ibaret kalıyor. Maksadımı söyledim Almanca öğrenmek. Bunun için ne yapmak lazım geleceğini siz tayin ediniz. Bana kalırsa siz beni evvelâ imtihan edin ondan sonra kararınızı verirsiniz. Büroya geçtik... Görülüyor ki kadıncağıza karşı pek müşkülpesent bulundum ve işi talik edip biraz düşünmek istedim. Kendisine haber göndereceğimi beyan ederek mülakatı ikmâl ettik...
Karlsbad Günlüğü - 3 Temmuz 1918
3 Temmuz 1918 Çarşamba
Saat 6'da kalkmayı düşünürken saat 7'de kalktım. Şevki beni kaldıracaktı halbuki ben onu kaldırdımhiddetlendim. Şevki'ye çıkışmaya başladım. Şevki traş ediyordu. Mahmurluktan benim çıkışmamdan büsbütün şaşırdı. Usturayı sol bıyığımın yanında yanağıma bastırdı. Kan başladı dindirmek mümkün değilasabiyetim arttıkça arttı. Çabuk gideyim derken şimdi kanı dindirememek yüzünden tamamen gecikiyordum. Nihayet şap pudra kolonya... Kan durur gibi oldu. Acele acele Şevki ile beraber Markbrun'a gittim. Şevki kadehi dolu olarak alacağı yerde boş olarak bırakmak istiyor. Kızlar alay ederek gülerek gideceği yeri gösteriyor. Orada daima hazır duran polis beni ve Şevki'yi tanımış olduğundan delalet maksadıyla fakat Şevki'nin kolundan tutarak bir çocuk gibi kadehi vermek lâzım olan yere götürüyor. Şevki ben görmüyor muyum diye polise tâbi olarak yürüdüğü sırada yan yan benim bulunduğum tarafa bakıyor. Nihayet dolu kadehle geldi kadehi aldım. Suyu orada yavaş yavaş içtim. Bugün geciktiğim zamanı adeta her şeyde istimal ederek telâfi etmek istiyorum.
Su bitince boş kadehi Şevki'ye verdim ve Mülbrun'a gidip orada beni beklemesine söyledim. Hergün beraber giderdik bu gün o kadar asabi bulunuyordum ki Şevki'nin yanımda yürümesinden hiddetleniyordum.
Mustafa Kemal aynı günün akşamı yemeğe gidişini anlatıyor günlüğünde. Bu bölümün başına "Manasız Üzüntü" ibaresini koymuş.
...Asker elbisemi giydim. Saat 7'de imperial'e gittim. Daha henüz salonları temizliyorlardı. Pelerinimi garde de robe'a bıraktım. Otelin bahçesinde epeyce dolaştım. Canım sıkılıyordu. Bir aralık yağmur yağmaya başladıtekrar otele girdim. Bu defa salona oturdum. Henüz kimse yok. Saat 8 oldu. Müzik başladı. Yemek salonuna geçtim. Obert'e hazırladığı yeri sordum.
Dün tembih etmiştim. - Buyrun Miralay (albay) Efendi! Dedi. Adam zahir halimize bakarak demek ki ancak miralaylık tevcih ediyordu. General olduğumu anlatmaya çalışmak bir mesele. Sesimi çıkarmadım. Bir küçük masaya oturttu. Yemekten sonra - Bu masanın her vakit akşam yemekleri için bana tahsis olunmasını söyledim. Ve kendimi tanıtmak için kartımı verdim.
Moustapha Kemal Pasha Armeefuhrer
Herr Obert'in bütün bu tafsilatlı karta rağmen bizi Miralay efendilikten başka bir şey telakki edemediğini ve Pacha'nın merkum nazarında tahminini tebdil etmediğini Armeefuhrer'in de medlulünü hiç düşünmediğini zannederim. Çünkü ertesi gün masa üzerine bıraktığı Bestellt (rezerve) levhasının altında kurşun kalemle şu isim yazılı idi. Monsicur Kemal Pacha.
Karlsbad Günlüğü - 4 Temmuz 1918
4 Temmuz 1918 Perşembe
Program mucibince saat 7'de Marksbrun önünde kadehimi içiyorum kadehi yarıladıktan sonra yudum yudum hem içiyor ve hem de Mühlbrun'a doğru yürüyorum. Yağmur yağdığı için açık olana şemsiyemle başımı muhafaza ediyor paltomu ıslanmaktan vikaye edemiyorum. Muşammamı Şevki'ye vermiştim. O da arkamdan geliyordu. Su bitti hatvelerimi (adımlarımı) sıklaştırdım. Hızlı hızlı adeta asker yürüyüşüyle yürüyordum. Herkesin bana baktığını ve gülmekte olduğunu gördüm. Yürümeğe devam etmekle beraber etrafıma geriye bakmıyordum. Bir de ne göreyim. Benim Şevki hemen bir iki adım mesafayle bana ayak uydurmuş yere kadar uzanan benim muşammam içinde kendinden geçmiş kollarım sallayarak beni takib ediyor. Talimhane meydanında acemi efradın yürüyüş talimi esnasında tatbik olunan şekillerinden biri. Ben de gülmeğe başladım.
-Ne yapıyorsun?
-Hiç efendim dedi. Zaten Mühlbrun'a gelmiştik....
Karlsbad Günlüğü - 5 Temmuz 1918
5 Temmuz 1918 Cuma
Bugün sabahleyin her vakitki gibi rahatsız olmadım. Şevki dün satın aldığımız termosları men'balardan doldurup getirdi ben de yatağımda içtim. Ufak bir tuvaletten sonra saat 7.30'da dünkü hatıratı kaydetmek üzere bu masamın başına geçtim. Cemal Bey ve arkadaşı geldiler. Bürodan çıktım. Onlara beyân-ı itirazdan sonra pijamalı bir kıyafette salonda kabul ettim. Cemal Bey:
- Cümleye yeni padişaha ömür versin dedi!
Birdenbire şaşırdım. Ne var ne oldu dedim.
- Malûmatınız yok mu? Padişah vefat etti!
- Teessür ve teessüf ederim dedim.
Bu zevat bu sözlerin medlulünü anlayamadılar. Hakları vardı. Çünkü ben ne ölen padişaha acıdığımdan ve ne de yeni padişahın ömrünün uzun veya kısa olacağından müteessir değilidim. Teessüf ettiğim cihet İstanbul'da bulunmayışımdı. Fakat bunun için de neden teessüf ettiğimi kendim de takdir edemiyordum. Filhakika Padişah'ın değişmesi bir memleket ve millet için pek büyük bir hadisedir. Ben veliaht hazretlerini Almanya seyahati münasebeti ile pek iyi tanımıştım. Aramızda bir dereceye kadar hususiyet ve samimiyet de hasıl olmuştu. Gönlüm onu tahta cülûs ettiğini mütaakıb bizzat tebrik etmek mi istiyordu? Acaba bunun için mi teessür ediyordum! Hayır zannederim bu da değil! Kendisiyle başlamış olan münasebeti âzami derecede ilerletmek fırsatı elimde iken müstağni (çekingen) davrandım. Bir defadan maada ziyaretine gitmedim. Hattâ bu defa İstanbul'dan ayrılırken veda' dahi etmedim. İşte teessür bundan ileri geliyor.
Karlsbad Günlüğü - 10 Temmuz 1918
10 Temmuz 1918 - 11 Temmuz 1918
Bu iki günün suret-i güzerânını yazmayacağım. Birçok hatıratım gibi bunların da nisyâna karışmasında (unutulmasında) ne beis va. Yalnız şu kadar diyelim ki insanlar hakikati daima gizlerler.
Karlsbad Günlüğü - 12 Temmuz 1918
12 Temmuz 1918 Cuma
Sabahleyin saat 9.20'de ancak kalkabildim. Bugün su içmek hamam almak hususlarında program altüst oldu. Akşam üzeri yalnız yürüyerek birkaç saat tenez-zühten (gezinti) sonra Veishaupt lokantasında yemek yedim. Eve avdet ederken ev sahibesini ve kızını gördüm. Yarın gece Courfaus'daki Concert'e davet ettiler. Evde soyundum çalışacaktım. Bir Fransız madamın bir mösyö ile beraber geldiğini kapıcı haber verdi. Salona kabul ettirdim. Tekrar giyindikten sonra yanlarına çıktım. Bu kadın iki gün evvel Almanca muallimesinin takdim ettiği İsviçreli bir âmâ idi. Fransızca dersi veriyordu. Genç güzel bir kadın gözleri tatlı bir mavilikteâmâ olduğu farkedilmiyor. Malûmatlı. Alman İngiliz Fransız milletlerinin ıslahîyat ve terakkîyatı hakkında birçok müdâvele-i efkar etti (fikirlerini anlattı). En nihayet kendisinden Fransız lisanında istifade etmek istediğimi söyledim. Haftalığı 100 Kron'a uzlaştık. Beni bu âmâ kadından fransızca ders almağa sevkeden âmil nedir?
Okuyamaz yazamaz yazılan şeyi görüp tashih edemez. O halde bu nasıl muallime olabilir?
Karlsbad Günlüğü - 13 Temmuz 1918
13 Temmuz 1918
Sabah saat 8'de uyandım. 20 dakika arayla içmek zorunda olduğum.... suyunun birinci ve ikinci bardağı arasındaki 20 dakikalık zaman içinde Şevki beni traş etti. Banyomu yaptım. Bütün tuvaletim bittikten sonra büroya geçerek Fransızca bir kitabtan biraz okudum ve Almanca dersini çalıştım. Bugün kendisinden Fransızca dersi alacağım Madam Heinrich'e gitmem gerekiyordu. 11.30 ders için kararlaştırılmış zamandı. Tam o saatte orada olmak için evden ll'de çıktım. Ağır bir yürüyüşle bir çeyrekte Madam Heinriche'in mağazasına vardım. Mağazadan bir çocuk beni evin üçüncü katında bulunan daireye götürdü.
Çocuk: "Burası beyefendi" demekle yetinerek giriş kapısının önünde benden ayrıldı.
Madam Heinrich beni dairesinin salonunda bekliyordu. Beni nezaketle kabul ederek pencerenin yanına konmuş olan koltuğa oturmaya davet elti. O da önünde yuvarlak bir masanın bulunduğu divanda yerini aldı. Ben üç katın merdivenlerini çıkarken yorulduğum için nefes nefese olmaktan kendimi alamıyordum. Görmemesine rağmen soluk almam dikkatini çekmişti: Sayın General bu zahmetli merdivenler sizi yordu değil mi? Ve aniden konuşma mevzuunu değiştirerek:
-Yanılmıyorsam beyefendi henüz evli değil! Acaba bir Avrupalı kadınla mı yoksa sizin milletinizden bir kadınla mı evlenmek isterdiniz?
Farketmez diye cevap verdim.
Hakikatte düşüncem evlenirsem bir Türk kadınını tercih edeceğim yolundaydı. Fakat gücenebileceği uzun bir muhavereye (konuşma) girmemek için evlenme mevzuundaki konuşmayı kesmeyi tercih ettim.
Karlsbad Günlüğü - 27 Temmuz 1918
27 Temmuz 1918 Cumartesi
Karlsbad'da geçen günlerimin hatıratını tamamen ve olduğu gibi bu defterlere tevdi'i edemedim. Bunun iki sebebi var birincisi lüzumu kadar yazı yazmak için vakte mâlik olamadım; ikincisi her düşündüğümü her yaptığımı yani bütün esrar-ı fikrîye ve hayatiyetimi bu deftere nasıl ehemmiyet edebilirdim. Hattâ bu yazdıklarımı bile birgün ihtimâl pek yakın bir günde mahvetmeyecek miyim. Şimdiye kadar hep öyle olduğu içindir ki mazbut bir hatıra ve mecmuam yoktur tîde sükûnetli ve tamamen bîtaraf bir vaziyette ve bir köşede kendi âlemimde yaşamağa muvaffak olursam ihtimâl o zaman hatırat-ı hayatımı yazmak benim için bir meşgale olacaktır çünkü hayatımın her safhasını bütün teferruatıyla dimağımda mazbut bulundurabiliyorum yalnız tarih gün isim hatırımda kalmıyor bunları da ihtimal başka bir vasıta ile temin ederim.
30 Haziran 1918 - 1 Temmuz 1918
30 Haziran 1918 Pazar günü öğleden sonra saat 7.30'da Karlsbad istasyonuna muvasalat edildi istasyonda muvasalatıma intizâr eden otel kapıcısının getirdiği arabaya eşyalarımızı da tahmil ederek ihzar bulunan ikametgâha gelindi.
Cottage Sanatorium doktorlarından Markotein'in Karlsbad'da bulunan dostu doktor Vermer'e vukuu bulan tavsiyesiyle mumaileyh tarafından bulunan ikametgâh adeta hususi bir evden ibarettir. İsmi Rudolfshof olan bu ikametgâh otel Pupp mebanisi ittisalinde (yapı kompleksinde) ve büyük hamamın karşısındadır. Doktor Vermer mezkûr evde benim için bir salon bir yatak odası bir uşak odası (bir emirber neferim Şevki için) ve hamamdan ibaret aksamı haftalığı 140 krona tutmuş. Ben ilk nazarda memmun olmadım. Pupp'a buna mümasil meban-i âliye (ana bina) ve müdebbdenin (debdebe) şaşaası ve menban-i mezkûre (adı geçen bina) dahillerindeki haşmetin yanında hemen ittisalinde onlara nisbeten basit kalan bu benim yeni ikametgâhım o kadar cazib görünmedi. Yarım saat sonra aynı zamanda beni tedavi etmesi de kendisine yazılmış olan Vermer geldi.
İkametgâh hususunda neşesizliğimi gizleyemedim. Ellibir yaşında henüz teehhül etmemiş (evlenmemiş) bulunan doktor ciddi ve tecrübekâr bir vaz ile bana dedi ki:
- Sen buraya ciddi bir kür yapmak için mi geldin yoksa lüks ve debdebeli gürültüler içinde zevk etmekyorulmak için mi? Ne istiyorsunuz işte sakin ve rahat bir apartman. Şimdi müsaade edin sizi muayene edeyim ve suret-i hareketinizi çizeyim. Göreceksiniz ki dediğim şeyleri harfiyyen takib edince başka bir şey düşünmeye vakit bulamayacaksınız.
Ben artık sözü uzatmadım. Doktor vazifesini yaptı ve nihayet takib edeceğim programı yazıp bıraktıktan sonra yine görüşürüz dedi gitti.
Gece
Rudolfshof direktrisi ihtiyar madamın buldurduğu bir iki kap yemeği yedikten sonra ertesi gün mutadım hilafında olan erken kalkacağımı düşünerek yattım. Kapıcı saat 5.30'da kaldıracaktı. Saat 7'de su içilecek mahalde bulunabilmek için 1-2 saat evvelden kalkmaklığımı ihtiyatkâr buldum.
Karlsbad Günlüğü - 01 Temmuz 1918
1 Temmuz 1918 Pazartesi
Hanenin Josef isminde kapıcısının hiç anlaşılmaz aksanla kapıyı vurarak bir şeyler söylemekte olduğunu işitmekle uyandım. Akşamdan tembih ettiğim için uyandırdığını hatırladım:
-Ya ya! diye seslendim.
Bu kadar erken kalkmağa alışmamış olan neferim Şevki de müşkilâtla yatağını terkederek geldi. Traş etti. Fakat bu erkenciliğin mahmurluğunu bertaraf edebilmek için behemahâl bir hamam almak lâzım geldiğine kani oldum. Onun da hazırlanmasını bekledim. Nihayet tuvaletimizi ikmâl ederek saat yedide evden çıkabildim. Josef bize delalet edecekti. Direktrisin iare ettiği (ödünç verdiği) su bardağı elinde olduğu halde Şevki de beraberdi.
Karlsbad Günlüğü - 2 Temmuz 1918
2 Temmuz 1918 Salı
Daha giyinmeden direktris geldi taleb ettiğim Almanca muallimesinin geldiğini haber verdi. Muallimeyi salonda bekleterek giyindim.
Almanca muallimesi Paula Klemm fransızca olarak
- Efendim bir muallime istemişsiniz mükâleme için mi yoksa gramer mi okuyacaksınız...
- Evet istedim dedim. Fakat ne okuyacağımı bilmem...
- Benim kitablarım vardır. Size gramer kitabı getirdim oradan okuruz.
- badmazel dedim ben senelerce mektebte gramer okudum lektür yaptım resitasyon ezberledim; fakat Almanca'yı öğrenemedim. Şimdi Almanca öğrenmek istiyorum.
- Öyle ise efendim belki biraz mükâleme ve dikte...
- Pek güzel fakat Almanca yazarım dikteye ihtiyacım yok. Mükâlemeye gelince Almanca olarak dedim kionu her gün her yerde bizzaruri yapmaktayım. Ancak bildiğim kelimeleri tekrardan ibaret kalıyor. Maksadımı söyledim Almanca öğrenmek. Bunun için ne yapmak lazım geleceğini siz tayin ediniz. Bana kalırsa siz beni evvelâ imtihan edin ondan sonra kararınızı verirsiniz. Büroya geçtik... Görülüyor ki kadıncağıza karşı pek müşkülpesent bulundum ve işi talik edip biraz düşünmek istedim. Kendisine haber göndereceğimi beyan ederek mülakatı ikmâl ettik...
Karlsbad Günlüğü - 3 Temmuz 1918
3 Temmuz 1918 Çarşamba
Saat 6'da kalkmayı düşünürken saat 7'de kalktım. Şevki beni kaldıracaktı halbuki ben onu kaldırdımhiddetlendim. Şevki'ye çıkışmaya başladım. Şevki traş ediyordu. Mahmurluktan benim çıkışmamdan büsbütün şaşırdı. Usturayı sol bıyığımın yanında yanağıma bastırdı. Kan başladı dindirmek mümkün değilasabiyetim arttıkça arttı. Çabuk gideyim derken şimdi kanı dindirememek yüzünden tamamen gecikiyordum. Nihayet şap pudra kolonya... Kan durur gibi oldu. Acele acele Şevki ile beraber Markbrun'a gittim. Şevki kadehi dolu olarak alacağı yerde boş olarak bırakmak istiyor. Kızlar alay ederek gülerek gideceği yeri gösteriyor. Orada daima hazır duran polis beni ve Şevki'yi tanımış olduğundan delalet maksadıyla fakat Şevki'nin kolundan tutarak bir çocuk gibi kadehi vermek lâzım olan yere götürüyor. Şevki ben görmüyor muyum diye polise tâbi olarak yürüdüğü sırada yan yan benim bulunduğum tarafa bakıyor. Nihayet dolu kadehle geldi kadehi aldım. Suyu orada yavaş yavaş içtim. Bugün geciktiğim zamanı adeta her şeyde istimal ederek telâfi etmek istiyorum.
Su bitince boş kadehi Şevki'ye verdim ve Mülbrun'a gidip orada beni beklemesine söyledim. Hergün beraber giderdik bu gün o kadar asabi bulunuyordum ki Şevki'nin yanımda yürümesinden hiddetleniyordum.
Mustafa Kemal aynı günün akşamı yemeğe gidişini anlatıyor günlüğünde. Bu bölümün başına "Manasız Üzüntü" ibaresini koymuş.
...Asker elbisemi giydim. Saat 7'de imperial'e gittim. Daha henüz salonları temizliyorlardı. Pelerinimi garde de robe'a bıraktım. Otelin bahçesinde epeyce dolaştım. Canım sıkılıyordu. Bir aralık yağmur yağmaya başladıtekrar otele girdim. Bu defa salona oturdum. Henüz kimse yok. Saat 8 oldu. Müzik başladı. Yemek salonuna geçtim. Obert'e hazırladığı yeri sordum.
Dün tembih etmiştim. - Buyrun Miralay (albay) Efendi! Dedi. Adam zahir halimize bakarak demek ki ancak miralaylık tevcih ediyordu. General olduğumu anlatmaya çalışmak bir mesele. Sesimi çıkarmadım. Bir küçük masaya oturttu. Yemekten sonra - Bu masanın her vakit akşam yemekleri için bana tahsis olunmasını söyledim. Ve kendimi tanıtmak için kartımı verdim.
Moustapha Kemal Pasha Armeefuhrer
Herr Obert'in bütün bu tafsilatlı karta rağmen bizi Miralay efendilikten başka bir şey telakki edemediğini ve Pacha'nın merkum nazarında tahminini tebdil etmediğini Armeefuhrer'in de medlulünü hiç düşünmediğini zannederim. Çünkü ertesi gün masa üzerine bıraktığı Bestellt (rezerve) levhasının altında kurşun kalemle şu isim yazılı idi. Monsicur Kemal Pacha.
Karlsbad Günlüğü - 4 Temmuz 1918
4 Temmuz 1918 Perşembe
Program mucibince saat 7'de Marksbrun önünde kadehimi içiyorum kadehi yarıladıktan sonra yudum yudum hem içiyor ve hem de Mühlbrun'a doğru yürüyorum. Yağmur yağdığı için açık olana şemsiyemle başımı muhafaza ediyor paltomu ıslanmaktan vikaye edemiyorum. Muşammamı Şevki'ye vermiştim. O da arkamdan geliyordu. Su bitti hatvelerimi (adımlarımı) sıklaştırdım. Hızlı hızlı adeta asker yürüyüşüyle yürüyordum. Herkesin bana baktığını ve gülmekte olduğunu gördüm. Yürümeğe devam etmekle beraber etrafıma geriye bakmıyordum. Bir de ne göreyim. Benim Şevki hemen bir iki adım mesafayle bana ayak uydurmuş yere kadar uzanan benim muşammam içinde kendinden geçmiş kollarım sallayarak beni takib ediyor. Talimhane meydanında acemi efradın yürüyüş talimi esnasında tatbik olunan şekillerinden biri. Ben de gülmeğe başladım.
-Ne yapıyorsun?
-Hiç efendim dedi. Zaten Mühlbrun'a gelmiştik....
Karlsbad Günlüğü - 5 Temmuz 1918
5 Temmuz 1918 Cuma
Bugün sabahleyin her vakitki gibi rahatsız olmadım. Şevki dün satın aldığımız termosları men'balardan doldurup getirdi ben de yatağımda içtim. Ufak bir tuvaletten sonra saat 7.30'da dünkü hatıratı kaydetmek üzere bu masamın başına geçtim. Cemal Bey ve arkadaşı geldiler. Bürodan çıktım. Onlara beyân-ı itirazdan sonra pijamalı bir kıyafette salonda kabul ettim. Cemal Bey:
- Cümleye yeni padişaha ömür versin dedi!
Birdenbire şaşırdım. Ne var ne oldu dedim.
- Malûmatınız yok mu? Padişah vefat etti!
- Teessür ve teessüf ederim dedim.
Bu zevat bu sözlerin medlulünü anlayamadılar. Hakları vardı. Çünkü ben ne ölen padişaha acıdığımdan ve ne de yeni padişahın ömrünün uzun veya kısa olacağından müteessir değilidim. Teessüf ettiğim cihet İstanbul'da bulunmayışımdı. Fakat bunun için de neden teessüf ettiğimi kendim de takdir edemiyordum. Filhakika Padişah'ın değişmesi bir memleket ve millet için pek büyük bir hadisedir. Ben veliaht hazretlerini Almanya seyahati münasebeti ile pek iyi tanımıştım. Aramızda bir dereceye kadar hususiyet ve samimiyet de hasıl olmuştu. Gönlüm onu tahta cülûs ettiğini mütaakıb bizzat tebrik etmek mi istiyordu? Acaba bunun için mi teessür ediyordum! Hayır zannederim bu da değil! Kendisiyle başlamış olan münasebeti âzami derecede ilerletmek fırsatı elimde iken müstağni (çekingen) davrandım. Bir defadan maada ziyaretine gitmedim. Hattâ bu defa İstanbul'dan ayrılırken veda' dahi etmedim. İşte teessür bundan ileri geliyor.
Karlsbad Günlüğü - 10 Temmuz 1918
10 Temmuz 1918 - 11 Temmuz 1918
Bu iki günün suret-i güzerânını yazmayacağım. Birçok hatıratım gibi bunların da nisyâna karışmasında (unutulmasında) ne beis va. Yalnız şu kadar diyelim ki insanlar hakikati daima gizlerler.
Karlsbad Günlüğü - 12 Temmuz 1918
12 Temmuz 1918 Cuma
Sabahleyin saat 9.20'de ancak kalkabildim. Bugün su içmek hamam almak hususlarında program altüst oldu. Akşam üzeri yalnız yürüyerek birkaç saat tenez-zühten (gezinti) sonra Veishaupt lokantasında yemek yedim. Eve avdet ederken ev sahibesini ve kızını gördüm. Yarın gece Courfaus'daki Concert'e davet ettiler. Evde soyundum çalışacaktım. Bir Fransız madamın bir mösyö ile beraber geldiğini kapıcı haber verdi. Salona kabul ettirdim. Tekrar giyindikten sonra yanlarına çıktım. Bu kadın iki gün evvel Almanca muallimesinin takdim ettiği İsviçreli bir âmâ idi. Fransızca dersi veriyordu. Genç güzel bir kadın gözleri tatlı bir mavilikteâmâ olduğu farkedilmiyor. Malûmatlı. Alman İngiliz Fransız milletlerinin ıslahîyat ve terakkîyatı hakkında birçok müdâvele-i efkar etti (fikirlerini anlattı). En nihayet kendisinden Fransız lisanında istifade etmek istediğimi söyledim. Haftalığı 100 Kron'a uzlaştık. Beni bu âmâ kadından fransızca ders almağa sevkeden âmil nedir?
Okuyamaz yazamaz yazılan şeyi görüp tashih edemez. O halde bu nasıl muallime olabilir?
Karlsbad Günlüğü - 13 Temmuz 1918
13 Temmuz 1918
Sabah saat 8'de uyandım. 20 dakika arayla içmek zorunda olduğum.... suyunun birinci ve ikinci bardağı arasındaki 20 dakikalık zaman içinde Şevki beni traş etti. Banyomu yaptım. Bütün tuvaletim bittikten sonra büroya geçerek Fransızca bir kitabtan biraz okudum ve Almanca dersini çalıştım. Bugün kendisinden Fransızca dersi alacağım Madam Heinrich'e gitmem gerekiyordu. 11.30 ders için kararlaştırılmış zamandı. Tam o saatte orada olmak için evden ll'de çıktım. Ağır bir yürüyüşle bir çeyrekte Madam Heinriche'in mağazasına vardım. Mağazadan bir çocuk beni evin üçüncü katında bulunan daireye götürdü.
Çocuk: "Burası beyefendi" demekle yetinerek giriş kapısının önünde benden ayrıldı.
Madam Heinrich beni dairesinin salonunda bekliyordu. Beni nezaketle kabul ederek pencerenin yanına konmuş olan koltuğa oturmaya davet elti. O da önünde yuvarlak bir masanın bulunduğu divanda yerini aldı. Ben üç katın merdivenlerini çıkarken yorulduğum için nefes nefese olmaktan kendimi alamıyordum. Görmemesine rağmen soluk almam dikkatini çekmişti: Sayın General bu zahmetli merdivenler sizi yordu değil mi? Ve aniden konuşma mevzuunu değiştirerek:
-Yanılmıyorsam beyefendi henüz evli değil! Acaba bir Avrupalı kadınla mı yoksa sizin milletinizden bir kadınla mı evlenmek isterdiniz?
Farketmez diye cevap verdim.
Hakikatte düşüncem evlenirsem bir Türk kadınını tercih edeceğim yolundaydı. Fakat gücenebileceği uzun bir muhavereye (konuşma) girmemek için evlenme mevzuundaki konuşmayı kesmeyi tercih ettim.
Karlsbad Günlüğü - 27 Temmuz 1918
27 Temmuz 1918 Cumartesi
Karlsbad'da geçen günlerimin hatıratını tamamen ve olduğu gibi bu defterlere tevdi'i edemedim. Bunun iki sebebi var birincisi lüzumu kadar yazı yazmak için vakte mâlik olamadım; ikincisi her düşündüğümü her yaptığımı yani bütün esrar-ı fikrîye ve hayatiyetimi bu deftere nasıl ehemmiyet edebilirdim. Hattâ bu yazdıklarımı bile birgün ihtimâl pek yakın bir günde mahvetmeyecek miyim. Şimdiye kadar hep öyle olduğu içindir ki mazbut bir hatıra ve mecmuam yoktur tîde sükûnetli ve tamamen bîtaraf bir vaziyette ve bir köşede kendi âlemimde yaşamağa muvaffak olursam ihtimâl o zaman hatırat-ı hayatımı yazmak benim için bir meşgale olacaktır çünkü hayatımın her safhasını bütün teferruatıyla dimağımda mazbut bulundurabiliyorum yalnız tarih gün isim hatırımda kalmıyor bunları da ihtimal başka bir vasıta ile temin ederim.