BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,605
-
- Tepkime puanı
- 3,185
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Göz... İnsan bilincinin dev dünyaya açılan minik penceresi.. Üstün tasarımı ile hayranlık uyandıran bu organ
dünyanın en karmaşık aygıtlarıyla karşılaştırılamayacak kadar mükemmel bir işleyişe sahiptir. Kamera için film ne anlama geliyorsa göz için de retina aynı anlamı taşır. Tıpkı fotoğraf filminin objektifin arkasında bulunması gibi
retina gözün arkasında bulunur ve odaklanan nesnenin görüntüsü burada oluşur.
Her canlıda farklı özellikler gösteren göz
insanda yaklaşık 40 ayrı hassas parçanın birleşmesinden oluşan çok karmaşık bir sisteme sahiptir. Ancak gözün tek başına görme işlemini yerine getirdiğini söylemek yanlış olacaktır
görme duyusunun oluşumunda göz yalnızca bir aracıdır. Görmenin gerçekleştiği yer ise çok daha derinde
beynin içinde bulunur. Görme konusunda çalışma yapan bilim adamları
görmenin esas olarak gerçekleştiği yer beyin olduğu için bu konudaki çalışmalarını beyin korteksine elektrik uyarıcıları vererek sürdürmektedirler.
Görmenin beyinde gerçekleştiği aslında bilim dünyası için yeni bir buluş değildir
çünkü bu konudaki ilk çalışma 1929 yılında yapılmıştır. Kör bir hastanın
beyin korteksine elektrik uyarıcıları gönderilerek bir ışık lekesi görmesi sağlanmıştır. Bu deney pek çok bilimsel dergide yayınlanmış ve o tarihlerde oldukça yankı uyandırmıştır.
1968 yılında ise İngiltere Cambridge Üniversitesinden Giles Brindley 52 yaşında ve 6 aydır kör olan bir hastasının beynindeki görme merkezine 80 tane elektrot yerleştirmiş ve bu elektrotları 80 alıcıya (bobinler) bağlamıştır. Aynı anda çok sayıda elektrotu görüntü sinyalleri yollayarak uyaran Brindley
hastanın basit şekilleri görmesini sağlamıştır.
Geçmişte yapılan bu deneylerde amaç yalnızca beynin görme merkezini uyarmaktı. Bugün ise gözün taklidini yapabilmek için
görme merkezi yerine retinanın taklit edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Nitekim Amerika'daki DOE Enerji Departmanı 2005 yılına kadar biyonik retinayı gerçekleştirmek için çalışmalara başlamıştır. Ancak teknolojinin tüm imkanları kullanılsa da bu araştırmalarda ortaya çıkan sonuç
retinanadaki üstün tasarımın taklit edilemezliği olmuştur. (Harun Yahya
Gözdeki Mucize)
Bilim Adamlarını Bu Derece Meşgul Eden Retina Nedir?
Retina
gözün en dış tabakası olan kornea ve mercekten kırılarak geçen ışınların düştüğü tabaka
yani görüntünün oluştuğu bölgedir. Buraya düşen görüntü elektrik sinyallerine çevrilerek beyne gönderilir.
Fotoğraf makinelerinde bir imajın görüntüsü kaydedildikten sonra film bir sonraki kareye geçer. Buna karşın üzerine her an farklı bir görüntü düşen retinanın değiştirilmesine gerek yoktur çünkü mucizevi bir şeklide kendi kendini yeniler. İnsanın yaşamı boyunca oluşan
sayılamayacak kadar farklı imajı
eskimeden ve bozulmadan görüntüler.
Retinanın yapısı oldukça dikkat çekicidir. Retinadaki hücreler üst üste yerleşerek son derece ince
11 ayrı tabakayı oluştururlar. Görüntünün düştüğü nokta 9. kattadır. Bu noktanın çapı yaklaşık 1 milimetredir. İnsan bir bakışta kilometrelerce karelik genişlikteki alanı bu nokta üzerinde görür. Bu noktada
insanın bütün dünyasının bu küçücük alan üzerinde oluştuğu
bugüne kadar gördüğü herşeyin varlığının bu küçük alan sayesinde algılandığı ve bu noktanın da sonuçta çok küçük bir et parçası olduğu unutulmamalıdır!
Her canlıda farklı özellikler gösteren göz
Görmenin beyinde gerçekleştiği aslında bilim dünyası için yeni bir buluş değildir
1968 yılında ise İngiltere Cambridge Üniversitesinden Giles Brindley 52 yaşında ve 6 aydır kör olan bir hastasının beynindeki görme merkezine 80 tane elektrot yerleştirmiş ve bu elektrotları 80 alıcıya (bobinler) bağlamıştır. Aynı anda çok sayıda elektrotu görüntü sinyalleri yollayarak uyaran Brindley
Geçmişte yapılan bu deneylerde amaç yalnızca beynin görme merkezini uyarmaktı. Bugün ise gözün taklidini yapabilmek için
Bilim Adamlarını Bu Derece Meşgul Eden Retina Nedir?
Retina
Fotoğraf makinelerinde bir imajın görüntüsü kaydedildikten sonra film bir sonraki kareye geçer. Buna karşın üzerine her an farklı bir görüntü düşen retinanın değiştirilmesine gerek yoktur çünkü mucizevi bir şeklide kendi kendini yeniler. İnsanın yaşamı boyunca oluşan
Retinanın yapısı oldukça dikkat çekicidir. Retinadaki hücreler üst üste yerleşerek son derece ince