teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Bugün islâm memleketlerini sarmış olan, yıkıcı dinde reformculara ve İslam düşmanlarına aldanmamak için, müslümanların çok bilgili olmaları lâzımdır. Allahü teâlâ, hepimizi, doğru yoldan ayırmasın! Din büyüklerinin kitâblarından haberi olmayıp, dînin vesîkalarını, islâmiyyetin delîllerini ve senedlerini işitmeyip de dînini, sonradan meydâna çıkan târîhlerden öğrenenleri ve yalnız hayâl ve inâd ile konuşanları ve yazanları işitmekden, yazılarını okumakdan ve onlara aldanmakdan muhâfaza buyursun! Âmîn. Îmânı olanlar, îmânın tadını tadanlar, Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahime-hümullahü teâlâ” kitâblarından alınan sözlere ve yazılara sarılır. Bunlardan zevk alır. Din adamı geçinen câhillerin, sözlerinden ve yazılarından nefret eder, kaçar. Doğru yolun âlimleri sözbirliği ile bildirdiler ki, her müslümanın Ehl-i sünnet îtikatını kısa olarak ve günlük işlerindeki ve ibâdetlerdeki farzları ve haramları iyice öğrenmeleri farz-ı ayndır. Bunları ilmihâl kitaplarından öğrenmezse, (Bid'at sahibi), yâni mezhepsiz, sapıklar tarafından aldatılmaktan kurtulamaz. Zemânımızda, biraz arabca bilen, hattâ her eli kalem tutan, din kitâbı yazmağa kalkışıyor. Din adamı kılığına girerek ve yaldızlı birer etiket takınarak, her biri başka başka şeyler yazıyorlar. Bu zındıkların hepsi, islâmiyyeti yıkmakda, müslimânların îmânlarını bozmakdadırlar. Temiz gençler, hangi kitâbı okuyacaklarını, kime inanacaklarını şaşırıp kaldı. Kıyâmet alâmetlerinin, şimdi çoğu çıkmış, her yere yayılmıştır. Bu alâmetlerden biri, câhiller çoğalacak, ilim adamları azalacaktır. Câhiller, dinde söz sahibi olup, herkese yanlış yol göstereceklerdir. Bu alâmetler, (Tezkire-i Kurtubî) muhtasarındaki hadis-i şeriflerde ve (Birgivî) vasıyetnâmesinde uzun yazılıdır. O hâlde müslümanlar uyanık olmalıdır. Her söze güvenmemelidir. Hutbelerde, kitaplarda ve gazetelerde, (Ehl-i sünnet) âlimlerini ve bunların kitaplarını bildirmeyip, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden, kendi kafalarına göre mâna çıkaranlara inanmamalıdır. Mezhepsizler, yâ sapıktır, yâhut kâfirdir. Bunların her ikisi de, her zaman din adamı kılığına girerek müslümanları aldatmışlar, doğru yoldan çıkarmışlardır. Mezhepsizlerin bildirdikleri âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere, Ehl-i sünnet âlimlerinin nasıl mâna verdiklerini aramalı, işin doğrusunu öğrenmelidir. Bunun için de, güvenilen (İlm-i hâl) kitaplarını okumalıdır. (Ehl-i sünnet) âlimleri, âyet-i kerimelerin ve hadis-i şeriflerin hepsini incelemiş, kılı kırk yararak doğru mânalarını bulmuşlar. Kitaplara yazmışlardır. Şimdi biraz arabî bilen din câhilleri, kendilerini müctehid sanıyorlar. Biz fakülteyi de bitirdik, diploma aldık diyerek islâm âlimlerini küçük görüyorlar. Hâlbuki, bir zamanda yaşamış olan müctehidlerin (İcmâ'), yâni sözbirliği ile bildirmiş oldukları birşey, dinde zarûrî olan şeylerden ise, yâni câhillerin bile işittiği, heryere yayılmış bilgilerden ise, bu şeye inanmak da, uymak da farzdır. Böyle icmâ'a inanmıyan kâfir olur. İnanıp da uymıyan, fâsık olur. İcmâ' ile bildirilmiş olan şey, zarûrî bilinen şeylerden değil ise, buna inanmıyan kâfir olmaz. (Bid'at sahibi) sapık olur. Uymıyan yine fâsık olur. Günah işlemiş olur. Bu yüzden her önüne gelene inanılmaz. [Sözleri veya ibâdetleri riyâ ile olan kimsenin, din bilgisi varsa, buna (Münâfık) denir. Din bilgisi yoksa, buna (Din yobazı) denir. Fen bilgisi olmayıp da, kendisini fen adamı tanıtıp, kendi görüşlerini, fen bilgisi olarak söyleyip, müslümanları aldatmaya, bunların dinlerini, îmanlarını bozmaya çalışan islâm düşmanlarına (Zındık) veya (Fen yobazı) denir. Din yobazlarına ve fen yobazlarına aldanmamalıdır.] Allahü teâlânın beğendiği islâm dînini öğrenmek ve Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bildirdiği bu dîne sarılarak dünyâda ve âhıretde huzûra ve se’âdete kavuşmak istiyenler, Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” eskiden yazmış oldukları kitâblarından toplanan (İlmihâl) kitâblarını okumalıdır. Kur’ân-ı kerîmin hakîkatini Ehl-i sünnet âlimleri binlerce kitâb yazarak bizlere bildirmişlerdir. Bunlar islâm dîninin gözbebekleridir. Âyet-i kerîmelerle ve hadîs-i şerîflerle övülmüşlerdir. Türedi din adamlarının, zındıkların, sahte şeyhlerin ve sinsi islâm düşmanlarının ve ingiliz câsûslarının uydurma ve yaldızlı yazılarını okumamalı, sözlerine, konferanslarına aldanmamalıdır. Hakîkat Kitâbevinin neşr etdiği bütün kitâblar, bu doğru kitâbların tercemeleridir.
[Îmân ve i’tikâd aynı şey demektir. Bunları anlatan geniş ve derin ilme (İlm-i kelâm)denir. Kelâm ilmi âlimleri, çok büyük insanlardır ve kelâm kitâbları pek çokdur. Bu kitâblara, (Akâid kitâbı)da denir. Amel edilecek, ya’nî kalb ile ve beden ile yapılacak ve sakınılacak şeylere, (Ahkâm-ı islâmiyye )veyâ sâdece, (islâmiyyet )deriz. Beden ile yapılacak ahkâm-ı islâmiyye yi bildiren ilme (İlm-i fıkh)denir. Dört mezhebin kelâm kitâbları aynı olup, fıkh kitâbları başka başkadır. Halk için, ya’nî tahsîli olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi ve yapması gereken kelâm (ya’nî îmân), ahlâk ve fıkh bilgilerini kısaca ve açıkca anlatan kitâblara (İlm-i hâl) kitâbları denir. Dînini bilen ve seven ve kayıran mubârek insanların ilm-i hâl kitâblarını alıp,
çoluğuna ve çocuğuna öğretmek, her müslimânın birinci vazîfesidir. Kendilerine din adamı ismini ve süsünü veren câhil ve sapık bir kimsenin sözlerinden ve yazılarından din öğrenmeğe kalkışmak, kendini Cehenneme atmakdır]. Aldanmamak için, Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdıkları fıkh ve ilmihâl kitaplarını okuyup, farzları, haramları iyi öğrenmekten başka çâre yoktur. (Mişkât-ül-mesâbîh) hadis kitabının sağlam, sahih olduğunu, dört mezhebin âlimleri sözbirliği ile bildirmektedir. İşte bu kitapta (Kitap-ül-fiten) kısmında, Sevbân hazretlerinin haber verdiği hadis-i şerifte, (Bir zaman gelecek, ümmetimden bir kısmı müşriklere katılacak. Onlar gibi, putlara tapacak. Yalancılar çıkacak. Kendilerini Peygamber sanacaklar. Hâlbuki, ben Peygamberlerin sonuncusuyum. Benden sonra Peygamber gelmiyecektir. Ümmetim arasında, doğru yolda olanlar, her zaman bulunacaktır. Onlara karşı olanlar Allahın emri gelinceye kadar, onlara zarar yapamayacaktır) buyuruldu. Bu hadis-i şerif gösteriyor ki, dinde reformcular, zındıklar, bu dîn-i mübîni, kıyâmete kadar, hiçbir zaman bozamıyacaklardır. Dünyanın her yerindeki kütübhânelerde bulunan İslâm kitapları arasında bozuk, yıkıcı, bölücü olanları pekçok ve hergün çoğalmakta ise de, bunlar arasında doğru olanları da vardır. Bunlar hiçbir zaman yok olmıyacaktır. Ve hiçbir kimse yok edemiyecektir. Bunlar, Allahü teâlânın hıfz ve emânı altındadırlar. Bu kitapları arayıp, bulup, okuyup saadete kavuşanlara müjdeler olsun! Bugünlerde her eline kalem alan, kendini İslâm âlimi sanıp, din kitabı yazmaya kalkışıyor. İslâm bilgilerinden haberi olmadığı için, aklına geleni yazıyor. Çenesi kuvvetli olanlar, kürsîlerde zan ve hayâl ile konuşuyor. Bugün gençlik, kahraman ecdadından kendisine miras kalan mukaddes dînini öğrenmek isteyince, uydurma tefsîrleri, islâm düşmanlarının kin ve garez ile ingilizce, yahudice veya diğer dillerde yazdıkları kitaplardan çevrilmiş islâm tarihlerini ve câhiller veya din satarak para kazanmak isteyen münâfıklar tarafından hazırlanmış kitap ve mecmû'aları okumak, yâhut din ile alâkası olmayan gazetelerden dînî bilgi edinmek mecbûriyetinde kalıyor. Hâlbuki, dînimizde, Benî İsrâîlin Peygamberleri gibi, çok miktârda ve çok yüksek âlimler yetişmiş ve bunların yazdıkları binlerle kitap, İslâmiyeti bütün dünyaya anlatmış ve tanıtmıştır. Doğru olan islâm bilgilerine (Ehl-i sünnet) yolu denir. Bu husûsta etrâflı bilgi almak isteyenlere Türkçe (Se'âdet-i Ebediyye) kitabını okumalarını tavsiye ederiz. [Her müslimânın, Ehl-i sünnet i’tikâdını öğrenip, îmânını ona göre düzeltmesi, şunun bunun sözüne ve uydurma kitâblara aldanıp da, doğru yoldan kaymamağa çalışması lâzımdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını bırakıp da, dînini, îmânını, din düşmanlarının hîleler ile, yalancı, okşayıcı kelimeler ile yazdığı kitâblardan ve mecmû’alardan öğrenmeğe kalkışmak, kendini Cehenneme atmakdır]. Ehl-i sünnet vel-cemâ’at âlimlerinin sözlerini bildiren kitâbları okuyup, onlara uymakdan başka kurtuluş yolu yokdur. [Bunun için de, (Se’âdet-i Ebediyye) ve (İslâm Ahlâkı) ve (Eshâb-ı Kirâm) ve (Hak Sözün Vesîkaları) ve (Fâideli Bilgiler) kitâblarını okumağı tavsiye ederiz.] İslam ilimlerinin menbaı, kaynağı, Kur'an-ı kerim ve hadis-i şeriflerdir. Muhammed aleyhisselâmın her sözüne (Hadis-i şerif) denir. Kur'an-ı kerim ve hadis-i şerifler arabîdir. Kur'an-ı kerimin mânasını, yalnız Muhammed aleyhisselâm anlamış ve hepsini Eshâbına bildirmiştir. İslâm âlimleri, bunları, Eshâb-ı kirâmdan öğrenerek kitaplara yazmışlardır. Bu kitaplara (Tefsîr) kitapları denir. Bu kıymetli âlimlere de (Ehl-i sünnet) âlimleri denir. Ehl-i sünnet âlimlerinin en üstün olanları, Tefsîr kitaplarındaki Ahkamı islamiye bilgilerini toplayıp, ayrıca yazmışlardır. Böylece, (Fıkh) kitapları meydana gelmiştir. Sonradan meydana çıkan din câhilleri ve din düşmanları, kendi akıllarına ve zamanlarındaki fen bilgilerine göre tefsîr ve fıkh kitapları yazarak, gençleri aldatmışlardır. Aldananın îmanı gitmedi ise, buna (Bid'at sahibi) denir. Îmanı giderse, (Mürted) olur. Bu bozuk kitapları okuyan, islâmiyeti değil, bunları yazanların görüşlerini, düşüncelerini öğrenir. Bu kitaplar, islâmiyeti içerden parçalamakta, (Ehl-i sünnet) denilen hakîkî müslümanları yok etmektedir. Bu islâm düşmanlığının başında yahudiler ve ingilizler gelmektedir. Yahudi kitaplarına aldananlara (Şî'î) denildi. İngiliz câsûslarına aldananlara (Vehhâbî) denildi. İngilizlerin vehhâbîliği nasıl kurduğu, (İngiliz câsûsunun itirafları) kitabında, ingilizlerin vehhâbî Sü'ûdî hükûmetini nasıl kurduğu da (Müncid)lugat kitabında (Lavrence) kelimesinde yazılıdır. Şî'îler ve vehhâbîler, kitaplarındaki bozuk yazılara gençleri inandırmak için, aralarına âyetler, hadisler ve Eshâb-ı kirâmın ve Selef-i sâlihînin sözlerini karıştırıyorlar. Bu ilâvelere, kendilerine göre yanlış mânalar vererek, kitaplarının doğru olduğunu isbâta kalkışıyorlar. Gençleri şaşırtıyorlar. Kitaplarını, Ehl-i sünnetin kitaplarından ayırmak, güç oluyor. Ancak, onların bozuk îtikatlarını öğrenip, kitapta gören, bu tip yazıların bozuk olduğunu anlıyarak, tuzaklarına düşmekten kurtulur. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Allahü teâlânın çok sevdiği kimse, dînini öğrenen ve başkalarına öğretendir. Dîninizi islâm âlimlerinin ağızlarından öğreniniz!) Her bid’at sâhibi, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde ma’nâları açık olmayan i’tikâd bilgilerinde, yanlış te’vîl yaparak, yanlış ma’nâ çıkardığı için, hak yoldan ayrılmışdır. Hâlbuki, Peygamberimiz “aleyhisselâm” buyurdu ki, (Kur’ân-ı kerîmden kendi aklı ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile ma’nâ çıkaran kâfirdir). (Berîka)ve (Hadîka)da, dil âfetlerinin ellincisini okuyunuz!
[Îmân ve i’tikâd aynı şey demektir. Bunları anlatan geniş ve derin ilme (İlm-i kelâm)denir. Kelâm ilmi âlimleri, çok büyük insanlardır ve kelâm kitâbları pek çokdur. Bu kitâblara, (Akâid kitâbı)da denir. Amel edilecek, ya’nî kalb ile ve beden ile yapılacak ve sakınılacak şeylere, (Ahkâm-ı islâmiyye )veyâ sâdece, (islâmiyyet )deriz. Beden ile yapılacak ahkâm-ı islâmiyye yi bildiren ilme (İlm-i fıkh)denir. Dört mezhebin kelâm kitâbları aynı olup, fıkh kitâbları başka başkadır. Halk için, ya’nî tahsîli olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi ve yapması gereken kelâm (ya’nî îmân), ahlâk ve fıkh bilgilerini kısaca ve açıkca anlatan kitâblara (İlm-i hâl) kitâbları denir. Dînini bilen ve seven ve kayıran mubârek insanların ilm-i hâl kitâblarını alıp,
çoluğuna ve çocuğuna öğretmek, her müslimânın birinci vazîfesidir. Kendilerine din adamı ismini ve süsünü veren câhil ve sapık bir kimsenin sözlerinden ve yazılarından din öğrenmeğe kalkışmak, kendini Cehenneme atmakdır]. Aldanmamak için, Ehl-i sünnet âlimlerinin yazdıkları fıkh ve ilmihâl kitaplarını okuyup, farzları, haramları iyi öğrenmekten başka çâre yoktur. (Mişkât-ül-mesâbîh) hadis kitabının sağlam, sahih olduğunu, dört mezhebin âlimleri sözbirliği ile bildirmektedir. İşte bu kitapta (Kitap-ül-fiten) kısmında, Sevbân hazretlerinin haber verdiği hadis-i şerifte, (Bir zaman gelecek, ümmetimden bir kısmı müşriklere katılacak. Onlar gibi, putlara tapacak. Yalancılar çıkacak. Kendilerini Peygamber sanacaklar. Hâlbuki, ben Peygamberlerin sonuncusuyum. Benden sonra Peygamber gelmiyecektir. Ümmetim arasında, doğru yolda olanlar, her zaman bulunacaktır. Onlara karşı olanlar Allahın emri gelinceye kadar, onlara zarar yapamayacaktır) buyuruldu. Bu hadis-i şerif gösteriyor ki, dinde reformcular, zındıklar, bu dîn-i mübîni, kıyâmete kadar, hiçbir zaman bozamıyacaklardır. Dünyanın her yerindeki kütübhânelerde bulunan İslâm kitapları arasında bozuk, yıkıcı, bölücü olanları pekçok ve hergün çoğalmakta ise de, bunlar arasında doğru olanları da vardır. Bunlar hiçbir zaman yok olmıyacaktır. Ve hiçbir kimse yok edemiyecektir. Bunlar, Allahü teâlânın hıfz ve emânı altındadırlar. Bu kitapları arayıp, bulup, okuyup saadete kavuşanlara müjdeler olsun! Bugünlerde her eline kalem alan, kendini İslâm âlimi sanıp, din kitabı yazmaya kalkışıyor. İslâm bilgilerinden haberi olmadığı için, aklına geleni yazıyor. Çenesi kuvvetli olanlar, kürsîlerde zan ve hayâl ile konuşuyor. Bugün gençlik, kahraman ecdadından kendisine miras kalan mukaddes dînini öğrenmek isteyince, uydurma tefsîrleri, islâm düşmanlarının kin ve garez ile ingilizce, yahudice veya diğer dillerde yazdıkları kitaplardan çevrilmiş islâm tarihlerini ve câhiller veya din satarak para kazanmak isteyen münâfıklar tarafından hazırlanmış kitap ve mecmû'aları okumak, yâhut din ile alâkası olmayan gazetelerden dînî bilgi edinmek mecbûriyetinde kalıyor. Hâlbuki, dînimizde, Benî İsrâîlin Peygamberleri gibi, çok miktârda ve çok yüksek âlimler yetişmiş ve bunların yazdıkları binlerle kitap, İslâmiyeti bütün dünyaya anlatmış ve tanıtmıştır. Doğru olan islâm bilgilerine (Ehl-i sünnet) yolu denir. Bu husûsta etrâflı bilgi almak isteyenlere Türkçe (Se'âdet-i Ebediyye) kitabını okumalarını tavsiye ederiz. [Her müslimânın, Ehl-i sünnet i’tikâdını öğrenip, îmânını ona göre düzeltmesi, şunun bunun sözüne ve uydurma kitâblara aldanıp da, doğru yoldan kaymamağa çalışması lâzımdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını bırakıp da, dînini, îmânını, din düşmanlarının hîleler ile, yalancı, okşayıcı kelimeler ile yazdığı kitâblardan ve mecmû’alardan öğrenmeğe kalkışmak, kendini Cehenneme atmakdır]. Ehl-i sünnet vel-cemâ’at âlimlerinin sözlerini bildiren kitâbları okuyup, onlara uymakdan başka kurtuluş yolu yokdur. [Bunun için de, (Se’âdet-i Ebediyye) ve (İslâm Ahlâkı) ve (Eshâb-ı Kirâm) ve (Hak Sözün Vesîkaları) ve (Fâideli Bilgiler) kitâblarını okumağı tavsiye ederiz.] İslam ilimlerinin menbaı, kaynağı, Kur'an-ı kerim ve hadis-i şeriflerdir. Muhammed aleyhisselâmın her sözüne (Hadis-i şerif) denir. Kur'an-ı kerim ve hadis-i şerifler arabîdir. Kur'an-ı kerimin mânasını, yalnız Muhammed aleyhisselâm anlamış ve hepsini Eshâbına bildirmiştir. İslâm âlimleri, bunları, Eshâb-ı kirâmdan öğrenerek kitaplara yazmışlardır. Bu kitaplara (Tefsîr) kitapları denir. Bu kıymetli âlimlere de (Ehl-i sünnet) âlimleri denir. Ehl-i sünnet âlimlerinin en üstün olanları, Tefsîr kitaplarındaki Ahkamı islamiye bilgilerini toplayıp, ayrıca yazmışlardır. Böylece, (Fıkh) kitapları meydana gelmiştir. Sonradan meydana çıkan din câhilleri ve din düşmanları, kendi akıllarına ve zamanlarındaki fen bilgilerine göre tefsîr ve fıkh kitapları yazarak, gençleri aldatmışlardır. Aldananın îmanı gitmedi ise, buna (Bid'at sahibi) denir. Îmanı giderse, (Mürted) olur. Bu bozuk kitapları okuyan, islâmiyeti değil, bunları yazanların görüşlerini, düşüncelerini öğrenir. Bu kitaplar, islâmiyeti içerden parçalamakta, (Ehl-i sünnet) denilen hakîkî müslümanları yok etmektedir. Bu islâm düşmanlığının başında yahudiler ve ingilizler gelmektedir. Yahudi kitaplarına aldananlara (Şî'î) denildi. İngiliz câsûslarına aldananlara (Vehhâbî) denildi. İngilizlerin vehhâbîliği nasıl kurduğu, (İngiliz câsûsunun itirafları) kitabında, ingilizlerin vehhâbî Sü'ûdî hükûmetini nasıl kurduğu da (Müncid)lugat kitabında (Lavrence) kelimesinde yazılıdır. Şî'îler ve vehhâbîler, kitaplarındaki bozuk yazılara gençleri inandırmak için, aralarına âyetler, hadisler ve Eshâb-ı kirâmın ve Selef-i sâlihînin sözlerini karıştırıyorlar. Bu ilâvelere, kendilerine göre yanlış mânalar vererek, kitaplarının doğru olduğunu isbâta kalkışıyorlar. Gençleri şaşırtıyorlar. Kitaplarını, Ehl-i sünnetin kitaplarından ayırmak, güç oluyor. Ancak, onların bozuk îtikatlarını öğrenip, kitapta gören, bu tip yazıların bozuk olduğunu anlıyarak, tuzaklarına düşmekten kurtulur. Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Allahü teâlânın çok sevdiği kimse, dînini öğrenen ve başkalarına öğretendir. Dîninizi islâm âlimlerinin ağızlarından öğreniniz!) Her bid’at sâhibi, Kur’ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde ma’nâları açık olmayan i’tikâd bilgilerinde, yanlış te’vîl yaparak, yanlış ma’nâ çıkardığı için, hak yoldan ayrılmışdır. Hâlbuki, Peygamberimiz “aleyhisselâm” buyurdu ki, (Kur’ân-ı kerîmden kendi aklı ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile ma’nâ çıkaran kâfirdir). (Berîka)ve (Hadîka)da, dil âfetlerinin ellincisini okuyunuz!