Metal Müzik Nedir

E
  • Kullanıcı Elif
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Müzik Türleri

Heavy Metal, agresif ritimler ve aşırı distorsiyonlu gitarlarla karakterize edilen Metal müzik türüdür.

Bu türün kökleri 1964 ve 1967 arasında blues ve rock türünü birleştirerek, daha çok gitar ve davul bazlı, bu türde müzik yapan grupların yarattığı Hard Rock'tır. Heavy Metal popülaritesini 80'lerde daha çok türün ortaya çıkmasıyla artırdı. Ticari amaçlı olmayan bu müzik türü, dünya üzerinde büyük bir dinleyici kitlesine sahiptir.

Bir çok türe ayrılmıştır. Hepsi de birbirinden farklıdır. Örneğin Progressive, Thrash, Death, Doom, Power, Aggressive, Gothic....
 

Thrash metal, heavy metal'in bir alt türüdür ve ekstrem metal şemsiyesi altında tanımlanabilir. Karakteristik olarak hız ve agresiflik ön plandadır. Thrash metalin ortaya çıkışı 70'lerin sonu ve 80'lerin başı olarak tarihlendirelebilir. Bu senelerde NWOBHM (New Wave of British Heavy Metal) türünden ve bazı punk rock etkileşimlerinin birlemişimden meydana gelmiş bir türdür thrash metal. Yakın akrabası speed metal ile kıyaslanacak olursa thrash metal çok daha agresiftir. Türün şarkı sözleri genellikle toplumun ve insanın kendisinin bir savaş makinasına dönüştürülmesine, insan düşüncelerinin iç dengesizliğine ya da çelişkilerine, aynı zamanda günümüz dünyasının insanları bu çelişkinin içine sokmasına karşı oldukça agresif öğeler içerir. Bunun yanısıra birçok thrash grubu pozitif sosyal konular, çevrecilik gibi hassas konularda da görüşlerini agresif bir biçimde ortaya koyabilmektedir.

Kökenler:

İlk örnek olarak Black Sabbath'ın Symptom of the Universe şarkısının giriş riffleri verilebilir. Bu riffler belki de ilk thrash riffleridir. Daha sonrasında 1978 yılında Judas Priest'ın Stained Class isimli albümünde yayınlanmış olan "Exciter" isimli şarkı thrash metalin gelişiminde çok büyük bir yapı taşı olmuştur. Her ne kadar Judas Priest tam bir thrash metal grubu olmasada ilerde Slayer, Venom, Testament, Metallica ve Megadeth bu gruptan çok etkileniceklerdir.

-1980'lerin başı

1981 yılında Motörhead tarafından yayınlanan ve kısa bir albüm olan Overkill thrash metali biraz daha agresifliği ve hızıyla etkilemeye başlıcaktır. Aynı zamanda belki bu albüm, Overkill isimli amerikan thrash grubunun da isim babası olabilir. Overkill'in 1981'de yazdığı The Beast Within isimli şarkıya ilk thrash metal şarkısı dememizde mümkündür aynı zamanda. İkincisi ise Leather Charm isimli grubun "Hit the Lights" şarkısı diyebiliriz. Bu arada kısa bir not olarak Leather Charm çok kısa ömürlü bir grup olmasına rağmen bünyesinde James Hetfield'ı bulundurmuştur. "Hit the Lights" isimli şarkı ise aynı zamanda Metallica'nın Kill 'Em All albümündede yer almaktadır. Bu senelerde bir kaç denemede Metal Church isimli gruptan gelmiştir fakat bu çalışmalara tam anlamıyla thrash demek olası değildir. Venom'un 1981 yılında Welcome to Hell ve 1982 yılında Black Metal yayınladığı albümler ilerde thrash gruplarını yine çok etkileyen yapıtlardan bazıları olucaktır. Venom aynı zamanda thrash metal için başlangıç grupları arasında sayılmaktadır. Bunun ardından 1983 yılında Metallica Kill 'Em All albümünü, hemen ardından Slayer Show No Mercy albümünü ve Artillery We Are the Dead demosunu yayınlamışlardır ve belki de bu albümler ile birlikte thrash metalin emekleme dönemi artık sona ermiştir.
Slayer, (burada gösterilen 2007 yılı) bilinen en aşırı thrash metal gruplarından ve "Büyük Dörtlü"'den biridir.

-1980'lerin ortası

1984 yılında thrash metalin artık bir adı vardı ve dinleyici kitlesi giderek genişlemekteydi bu sene içinde Metallica - Ride the Lightning, Anthrax - Fistful of Metal, Overkill - Overkill, Slayer - Haunting the Chapel albümleri ile thrash metale daha karanlık ve ağır bir hava katmayı başarmışlardı. 1985 yılında sahneye yeni isimlerde çıkmaya başlamıştı artık. 1985 yılında Kreator - Endless Pain, Sepultra - Bestial Devastation ve Megadeth - Killing Is My Business... And Business Is Good albümlerini yayınladılar. 1986 yılında thrash metal köklerini iyice derinleştirmiş ve gelişimine bütün hızıyla devam etmiştir. 1986 yılında thrash metal için klasik sayılabilicek albümler yayınlandı. Bunların en önemlisi kuşkusuz Metallica - Master of Puppetstır. Aynı sene içerisinde yayınlanan ve thrash metalin tanımını tam anlamıyla yapan diğer albümler ise Kreator - Pleasure to Kill, Dark Angel - Darkness Descends ve Slayer - Reign in Blood oldu. Bu 3 albümün farklı bir özelliği ise 1986 yılında bu üç albüme Lanetli Üçlü isminin takılmasıydı.

-1980'lerin sonu

1987 yılında Testament ilk albümleri The Legacy ile ortaya çıktı ve kazandıkları ivmeyi sonraki albümlerinde de sürdürmeyi başardılar. Hatta ilerde isimleri en büyük 4 thrash grubu (Metallica, Megadeth, Anthrax, Slayer) diye nitelendirilen gruplarla birlikte anılmaya başlandı. 80'lerin sonuna doğru gelinmeye başlandığında thrash metal başlangıcına göre çok daha farklı ama aynı zamanda köklerine bir o kadar bağlı bir gelişme göstermeye devam etti. 1989 yıllında birçok klasikleşen albüm yayınlandı ve 1990 yılına gelindiğinde thrash metal artık evrim geçirmeye ve farklı türlerle etkileşime girmeye başlamıştı.

-1990'lar - 2000'ler

90'lara gelindiğinde bazı gruplar klasik thrash rifflerini korurken, bir çok grup farklı etkileşimde olan yapıtlar yayınlamaya başladı. 90'larda Metallica - Metallica (The Black Album), Load ve ReLoad albümleri ile thrash dışı denilebilecek daha yavaş bir kanada kaydılar. Aynı zamanda Anthrax ve Megadeth de farklılaşmaya başlamışlardı. Megadeth - Countdown to Extinction ve Anthrax - Sound of White Noise ile klasik thrashten uzaklaşmaya başladılar. Aynı dönemde Testament - The Ritual ile daha çok Death Metal kanadına kaymaya başladı ve Kreator Endüstriyel Metal kanadına doğru kaymasını 2001 yılına kadar sürdürdü. Aynı zamanda değişmeden kalan bir seri grupta bu seneler arasında saf thrash stillerini korumayı başardı. Bunlara en bilindik örnek olarak Slayer verilebilir. Bu seneler arasında thrash metal tam anlamıyla bir değişim ve etkileşim çağı yaşadı. 90ların sonları ve 2000lerde bir silkinme ve kendine gelme dönemi başladı. Bir çok grup Thrash Metal'e dönüş albümleri diyebileceğimiz albümler yaptı. Metallica - Death Magnetic, Exodus - Tempo of the Damned, Megadeth - The System Has Failed ve Kreator - Violent Revolution gibi albümler bu albümlere örnek olarak verilebilir.


-Günümüz

Günümüzde thrash metal 90'ların sonunda ve 2000'lerin başlarında yakaladığı enerjiyi korumayı ve geliştirmeyi başarmıştır. Bir çok grup yeni albümler ve yeni çalışmalarla klasik thrash stillerine hem dönüş yapmaya hem de geliştirmeye devam etmektedir. Sonuçta unutulmaması gereken bir şey de thrash metal de heavy metal'in alt dallarından biridir ve mutlaka diğer dallarla etkileşim içinde olmaya devam edecektir. Sonuçta thrash metal diğer bir çok ekstrem metal dalları gibi öldüğü söylense bile daha güçlenerek ve gelişerek yoluna devam etmektedir.

-Bölgesel olay yerleri

Neredeyse her müzik dalının olduğu gibi thrash metalin de bölgesel farklılık gösteren kolları vardır.

Körfez Bölgesi (Bay Area) Thrash Metal; Bu grup thrash metal için başlangıç bölgesi kabul edilmektedir. Bu grup diğer iki gruba oranla daha teknik ve ilerici görülmektedir. Gitarlar genellikle ön plandadır. Vokaller çok daha özgün seslerdir. Özellikle Kreator (brutal ve agresif), SOD (punk etkileşimli) ile karşılaştırıldığında. Bu grup içinde örnek olarak Exodus, Vio-lence, Forbidden Evil, Death Angel, Testament, Metallica, Megadeth, Slayer ve Heathen gibi gruplar sayılabilir.

Doğu Yakası (New York, New Jersey) Thrash Metal; Bu grupta Körfez Bölgesi gruplarına göre daha çok punk ve hardcore etkileşimleri görülmektedir. Aynı zamanda bu gruplarda teknik yerine(bu onların teknik olmadığı anlamına gelmez), agresiflik ve hız daha ön plandadır. Bu gruba örnek olarak ise Anthrax, Whiplash, Overkill, Gothic Slam ve Nuclear Assault verilebilir.

Alman (Teutonic) Thrash Metal; Bu grup ise 3 grup içinde en ağır ve sert olanıdır. Çoğu zaman death metal ile etkileşimde görünebilirler bunun sebebi ise vokal stillerinin çok agresif ve brutal olmasından kaynaklıdır. Fakat bir sınır olsalar bile stil olarak tamamen thrash metal rifflerini korumaktadırlar. Bu gruplara verilebilicek örnekler ise Kreator, Sodom, Destruction, Assassin, Tankard, Deathrow, Iron Angel, Living Death, Baphomet, Protector, Pyracanda, Risk, Holy Moses ve Coroner.

Brezilya Thrash Metal; Bu kategoride bulunan gruplar Alman thrashi ile beraber türün en uç nokta örneklerini oluşturmuştur. Alman thrashi gibi death metal ile etkileşimleri vardır ve bunun haricinde black metal üzerine yaptıkları etki büyüktür. Çoğu Brezilyalı thrash grubunun ilk albümlerinde vokal stilleri black metale yakındır, müzik ise çok agresif ve brutaldir. Bu gruplara verilebilicek başlıca örnekler ise Sarcofago, Sepultura, Vulcano, Dorsal Atlantica, Sextrash, Holocausto, Ratos De Porao, Mutilator, MX, Attomica, Chakal, Acid Storm, The Mist, Overdose, Korzus.
 

Bu müzik türünü 80'lerin ortasında Helloween'in başlattığı bilinir. Ama müzikal yapı itibariyle power metal normlarına uygun ilk bilinen şarkı Rainbow’un Stargazer isimli parçasıdır. Ama heavy metalin evrimleşmesiyle oluşan bu alt türü asıl yaratan grup “Keeper Of The Seven Keys” 1 ve 2 albümleriyle Helloweendir. Power metal denince ilk akla gelen şeyler hızlı ve stabil double-cross ve bunu destekleyen bas gitarlar, ve bu yapıyla senkronize giden ritim gitarlardır. Power metal gruplarında ağırlıklı olarak tenor ses aralığında, kafa sesi destekli vokal yapan solistler mevcuttur. Şart olmamak koşuluyla, klavye de bu türdeki grupların çoğu tarafından kullanılır. Şarkı sözleri sıklıkla fantastik-orta dünya konularında olur, fakat bilim-kurgu veya daha dünyevi konulara da rastlamak mümkündür.

Helloween’den sonra, özellikle 90’larda büyük çıkış yapan Stratovarius bu türe öncülük eden gruplardan bir başkasıdır. Virtüöziteye dayalı neo-klasik ve progresif power türlerinin de oluşmasında, ya da power metali zenginleştirmesinde Stratovarius’un katkısı büyüktür. Helloween ve Blind Guardian daha gitar merkezli bir power metale öncülük ederlerken, Stratovarius ise melodikliğe ve klavyenin dominantlığına daha çok yer vermiştir müziklerinde. Özellikle Amerikan power metal grupları gitar dominasyonlu türe kayarken, Avrupalılar neo-klasik etkilere daha ağırlık vermişlerdir.

90’larda Gamma Ray, Helloween’in izinden gitmiştir ve dönemin en önemli birkaç grubundan biri olmuştur, Angra ise Stratovarius’un müziğini daha teknik ve daha progresif bir biçimde geliştirmiştir. (Ya da farklılaştırmıştır diyelim, zira kimine göre Stratovarius daha iyi müzik yapmaktadır). 90’ların diğer isim yapmış power grupları Iced Earth, Edguy, Hammerfall, Nocturnal Rites ve Rhapsody’dir. Rhapsody özellikle epik ve senfonik klavyelerle desteklenmiş müziğiyle farklı bir kulvarın yolunu açmıştır. Children Of Bodom ise extreme vokal kullanan, neo-klasik ve power etkili bir müziğin öncülerinden birisi olmuştur. Son olaraksa Nightwish kadın vokalli power metalin yolunu açmıştır, özellikle farklı klavyeleri ve Finlandiya gruplarına özgü ruhlarıyla türün önemli temsilcilerinden biri haline gelmiştir Nightwish.

2000’lere geldiğimizde ise progresif etkiler adeta power metalin olmazsa olmazlarından birisi olmuştur. Symphony X, Pagan’s Mind, Conception (Bu grup 90'larda aktiftir, ama soundları ve yaklaşımları zamanının ötesindedir), Angra (son 3 albümleri), Beyond Twilight, Outworld, Darkology, Dragonland gibi gruplar öne çıkmışlardır. Ama yine de Power Quest, Manticora, Galneryus, Powerwolf, Saint Daemon gibi progresif etkiden uzak klasik power grupları da çıkmıştır 2000’lerde.

Bir de gerek vokalleriyle gerekse müzikal yapılarıyla power metal müziğiyle tam örtüşmeyen Keldian, Falconer, Kamelot ve Dark Moor gibi gruplar da vardır. Özellikle Falconer, bariton yapıda, dramatik ve teatral havada sesini kullanan vokalistiyle, ortaçağ müzikleriyle bezeli melodileriyle her zaman farklı olmuştur. Keldian ise spiritüel ve yumuşak sounduyla ilgi çekmiştir. Kamelot 90’larda çok farklı olmayan bir power metal grubuyken, sonra gerek soundlarıyla gerek vokalistin sesinin pesleşmesiyle, gerek de kompozisyonlarıyla çok farklı bir grup haline dönüşmüştür. Dark Moor ise Rhapsody of Fire etkili bir müzikle kariyerine başlamasına rağmen, yeni vokalistiyle birlikte çok etkin bir grup olmuştur. Klasik müziği metal ile bu derece başarılı birleştirebilen bir gruba az rastlanır.

Power metal, ortaçağ efsanelerini, çoğunlukla da Yunan ve İskandinav mitolojilerini tema olarak alan geleneksel heavy metal ile thrash metal ya da speed metal özelliklerini birleştiren, bazen de senfonik öğeler içeren bir heavy metal tarzıdır. En önemli özelliği diğer metal türlerine göre cok daha melodik çok daha hızlı olmalarıdır.

Power metal müziği Almanya ve İskandinavya öncülüğünde doğmuş ve yoluna devam etmiştir. Bilinen en eski power metal şarkısı Rainbow'un 1976 yılında çıkardığı "Stargazer" şarkısıdır. Power metal tam manasi ile 1980'li yılların başında Alman grubu Helloween ile başladı. Iron Maiden ve Judas Priest'ten etkilenen grup özellikle Keeper of the Seven Keys Part 1 albümü ile zirveye ulaştı. Power metal aslında 1970'li yılların rock gruplarından kalma bir mirastır.

Değişen müzikalite içinde 70'li yılların rock gruplarının müziklerine biraz daha tempo ve melodi eklenmiştir. 70`li yılların gruplarının kullandıkları kişisel yaşam hikâyeleri, tarihsel olaylar, sosyal yorumlar ve yaşamın gerçeklerini konu alan şarkı sözlerine ek olarak yeni gelişen power grupları şarkı sözlerinde kozmolojik veta metafiziksel konular eklenmiş . Ayrıca bilim kurgu, mitoloji ve fantezide şarkı sözlerinde yer almıştır. Özellikle Tolkien ekolünden gelen gruplar ön plana çıkmışlardır. (Blind Guardian, Iced Earth ve son zamanlarda Elvenking) Power metalde vokaller genellikle normaldir. Yani bir death metal vokali gibi brutal değildir. Bununla beraber iyi bir power metal vokalisti olmak için gerçekten güçlü bir sese ihtiyaç vardır. Vokal oyunları yapabilecek, sözlerdeki duyguyu vokali ile verebilecek iniş ve çıkışları yapabilecek, ses eğitimli kişiler tercih edilir.

Genelde konservatvuar eğitimi almış kişiler ön plandadır. Power metal grupları klasik metal grupları düzenindedir, iki gitar, bir bas gitar, bateri, vokal ve çoğunlukla klavyeden oluşur. Nightwish, Rhapsody of Fire, Kamelot gibi gruplar ise senfonik enstrümanlar (keman, flüt, viyola vb.) kullanarak müziklerini zenginleştirmiştir.
 

Progressive Metal 1960'ların sonlarında ve 1970'lerin başlarında "ağırlıklı olarak Britanyalı grupların rock müziğini yeni sanatsal seviyelere çekme girişiminin" sonunda ortaya çıkan progresif rock'ın evrilmesiyle ortaya çıkmıştır. Progressive Metal grupları standart metal veya popüler mısra-nakarat düzeni üzerine kurulu şarkı yapılarının ötesine geçerek "metal müziğin teknik ve kompozisyon sınırlarını" zorlamışlardır. Bunun ötesinde aranjmanlarda sık sık klasik, caz ve avangart unsurlar bulunur. Bu türde enstrümantal şarkılar, diğer birçok metal türüne göre daha yaygındır. Sözleri olan şarkılar ise sıklıkla kavramsal, soyut ve fantezi konseptleri üzerine kuruludur. Progressive Metal grupları "sıklıkla epik hikâyeler anlatan bütüncül bir beyanda bulunan" konsept albümler yapmışlardır.

Progressive Rock 1960'ların sonunda dönemin Metal müziğindeki her çeşit etkiden ilham alma eğiliminin parçası olarak psychedelic müzikten türedi. King Crimson, Yes, Genesis, Pink Floyd, The Moody Blues, Emerson Lake and Palmer, Jethro Tull ve Rush gibi grupların müziği için kullanılan Progresif Rock kavramı 1970'lerin ortalarında iyice yaygınlaşmıştır. Progresif Rock müziğinin en revaçta olduğu dönem 1970'lerken 1980'lerin başlarında neo progresif rock önem kazanmıştır (örn. Marillion).

Progresif metal ise 80'lerin ortalarında çıkmıştır. 70'lerin progresif rock'ı ve Iron Maiden, Judas Priest gibi grupların etkileri, progresif metalin başlarında çok baskın biçimde türü domine etmiştir. Bu türün ilk zamanlarındaki en önemli örnekler, Queensryche'nin Operation Mindcrime albümü, ve Dream Theater'ın ilk iki albümüdür. Queensryche, özellikle konsept yapısıyla sonrasında çıkan progresif metal gruplarını etkilerken, Dream Theater ise alışılmışın dışında tempo ve ritm zenginlikleri, caz müzik ve klasik müzik etkili armonik kurgularıyla, en çok grubu etkilemiş ve peşinden sürüklemiş progresif metal grubudur. Günümüzde en önemli progresif metal grupları ise: Dream Theater, Opeth, Symphony X, Shadow Gallery, Threshold, Green Carnation, Pain Of Salvation, Psychotic Waltz şeklinde uzar gider.

Progressive metal elektro gitar, akustik gitar, bas gitar, klavye ve bateri gibi geleneksel metal enstrümanlarına ilave olarak keman, org, ve üflemeli çalgılar da kullanabilir. Şarkılarda sürekli değişim gösterme arayışı olmuş ve yinelemelerden kaçınılmıştır.
 

Doom metal, karamsar ve hüzünlü duygu uyandırmayı amaçlayan, yavaş tempolu heavy metal türüdür. 1980’lerde ortaya çıkan türün en belirgin özelliği, aynı yıllarda ortaya çıkan speed metaldeki aşırı hıza tepki olarak doğan yavaşlığıdır. Türdeki genel tempo 60-90 bmp'dir. Karanlık, hüzünlü bir hava yaratmayı amaçlar.

1970’lerin başı

Black Sabbath ve Pentagram süregelen heavy metali yavaşlatarak ve şarkı sözlerinde, o zamanlar heavy metale yabancı bir kavram olan karamsarlığı kullanarak türe öncülük eden gruplardır. İlk zamanlar adı konmayan bu tarz 1980’lerin başında doom metal olarak adlandırılmaya başlayacaktır.

1980ler

1970lerin sonundan 1980lerin ortalarına kadar geçen sürede Trouble, Saint Vitus, Candlemass, Pentagram ve Witchfinder General gibi gruplar doom metalin ayrı bir tür olarak ortaya çıkmasını sağladılar. Doom metalin göze batan bu ilk gelişimi sırasında metal müzik, daha çok thrash metal ve speed metal gibi akımların etkisindeydi. Doom metal gibi yavaş ve karamsar müzik 1980lerdeki heavy metale yabancı kavramlardı, dolayısıyla doom metal, her ne kadar kendine ait önemli bir yeraltı popülaritesi yarattıysa da, metal müzik dinleyicileri arasında pek dikkat çekmedi.

1990lar

Diğer heavy metal türleri kadar popüler olmasa da, doom metal, dinleyici ve icracı kitlesini giderek geliştirdi. Cathedral’in Forest of Equilibrium adlı albümünün öncülüğünde Solitude Aeturnus, Count Raven, The Obsessed, Penance, Sleep, Revelation, Confessor, The 3rd and the Mortal gibi gruplar doom metale bugünkü genel şeklini verdiler.
1980’lerin sonuna doğru doom metal farklı türlerden etkilenmeye, farklı türleri etkilemeye ve bunlarla birleşmeye başladı Bunlardan ilki, bazı death metal gruplarının müziklerini yavaşlatması, bazılarının ise süregelen doom metale death metal öğeleri eklemesiyle ortaya çıkan death/doom metaldir. 1990’larla birlikte, aşırı yavaşlatılmış minimalist türler funeral doom ve drone doom ortaya çıktı. Aynı yıllarda ortaya çıkan sludge doom, içerdiği hardcore ve punk özellikleriyle dikkat çeker. Stoner metalin (aslında temeli stoner rocktır ve ortaya çıkışı çok daha gerilere gider) konumuysa doom metal içinde tartışmalıdır; doom metalin amacı hüzünlü bir hava inşaa etmekken, stoner metal aksine insanı iyi hissettirmeyi amaçlar.Doom metal etkili en farklılaşmış tür olan gothic metal, gotik müzikte kullanılan gamlara sadıktır, klasik doom öğelerine bolca bayan vokal, klavye ve keman katılmıştır. Şarkı sözleri ise insan ilişkilerini ve insan aşkını işler. Oysa doom metal insan ilişkileriyle ve romantizmle ilgilenmez; yalnızlık ve insanın iç dünyası üzerine kuruludur. Bu yönünün yanısıra doom metalden görece hızlı bir temposu olduğundan, gothic metal bir doom metal türü değil, çıkış noktası doom metal olan ayrı bir tür olarak kabul edilir.

Müzikal Özellikleri

Türün temel öğeleri, diğer metal türlerinde olduğu gibi erkek vokal, elektro gitar, bas gitar ve bateridir. Keman, klavye, bayan vokal kullanan gruplar da vardır. Gitarlar, standart mi akordundan daha aşağı çekilerek akort edilir. Gitar sesleri çok öndedir. Türün en belirgin özelliği yavaş temposudur. Gitar ve davullar oldukça yavaş bir tempoda çalınsa da bazı gruplar, şarkılarında hızlı bölümler de bulundurur. Genellikle growling vokallerin kullanıldığı death/doom ve funeral doom dışında temiz vokaller kullanılır. Tür hüzünlü ve karamsar bir müzik üzerine yoğunlaşır. Şarkı sözlerinde yalnızlık, ölüm, hoşnutsuzluk, umutsuzluk, ızdırap, yaşamın anlamsızlığı gibi konular işlenir.

Alt Türleri
Atmospheric Doom
Black Doom
Death Doom
Drone Doom
Funeral Doom
Gothic Doom
Sludge Doom
Stoner Doom
Traditional Doom
Industrial Doom

Atmospheric Doom
Cogu zaman agir olmayan melodik türdür.
Örn Gruplar :
*Canaan
*Dead Wish
*Lethian Dreams
*Somnium Mortuum

Black Doom

Blackened doom metal, suicidal black metal veya depressive black metal olarak da bilinir. Doom metalin black metal ile sentez türüdür. Black metal özelliği olan tremolo yavaşlatılır ve doom metalin karakteristiği yavaş tempo ile birleştirilir. Gitarlar aşırı distorsiyonlanmıştır. Vokal olarak genellikle tiz çığlıklar kullanılır. Black metaldekinin aksine şarkı sözlerinde sık kullanılan konular depresyon ve hiççiliktir. Türün öncüsü Dolorian’dır.
Örn Gruplar :
*Forest Stream
*Noctpherah
*Subreality

Death Doom

Klasik doom metalin death metal öğeleriyle birleşmesi sonucu ortaya çıkan bir türdür. Brutal/growling vokaller ve death metal rifleme sistemleri kullanılan hızlı parça bölümleri death/doom’un en genel özellikleridir.
Örn Gruplar :
*The Knell
*Celestial Season
*Of Dream and Drama
*Spirit of the Deep Waters

Drone Doom

Genel şekliyle bir nota(müzik)nın veya gamın sürekli tekrarlarından oluşur. Noise ve ambient müzik öğeleri taşır. Vokaller türün vazgeçilmez öğesi değildir, kullanıldığında ise ıztırap veya korku içinde bir insanın feryadını andırır. Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar. Parçaların süresi oldukça uzundur. 10 ila 30 dakikalık bu parçalarda aynı rifler ve vokaller sürekli olarak tekrarlanır.
Örn Gruplar :
*Aardmann op Vuurtopberg
*Boris

Funeral Doom

Müziğin temposu yavaştır genel temposu 30 ila 60 bmp’dir. Growling vokal temel insan sesi olsa da temiz vokallere de rastlanır. Genel doom metal enstrümanları dışında klavye de sıklıkla ve yoğun şekilde kullanılır. Parça süreleri çok uzundur. Genel olarak 10-20 dakika süren bu parçalarda aynı gitar ve bateri riflerinin sürekli tekrarları kullanılır. Parçalarda iç karartıcı, hüzünlü, rahatsız edici bir atmosfer oluşturmak amaçlanır. Şarkı sözleri yaşamın anlamsızlığı, yaşamdan umudu kesmek, boşluğa düşmek gibi karamsar konular işler.
Örn Gruplar :
*Ahab
*Asunder
*Amaranthine Trampler
*Skepticism
*Esoteric

Gothic Doom

Gothic doom, doom metale çok yabancı bir kavram olan romantizm üzerine kuruludur. Kullanılan gamlar ve şarkı sözleri romantiktir. Tipik doom metal enstrümanlarının yanısıra yoğun şekilde klavye, keman ve bayan vokal kullanılır. Bu alttür gothic metal ile karıştırılmamalıdır. Gothic metal, ortaya çıkışında doom metalin etkileri olsa da, çoğu doom metal karakteristiğini taşımaz. Gothic doom metal ise doom metalin “romantik” ve daha melodik türevidir.
Örn Gruplar :
*Silentium
*Ava İnferi
*Draconian
*Ashen Mortality

Sludge Doom

Sludge doom, genel şekliyle hardcore’un yavaşlatılmış ve karamsarlık taşıyan şekli olarak tanımlanır. Şarkı sözleri klasik doomunkinden biraz daha farklıdır. Şarkıların işlediği temel konular acı, nefret ve hiççiliktir.
Örn Gruplar :
*Cult of Luna
*Eyehategod
*Corrupted
*Crowbar

Stoner Doom

Diğer doom metal alttürlerinin aksine stoner metal hüzünlü müzikten çok uzaktır. Aşırı düşürülmüş(downtuned) gitarlar ve bas tını üzerine kurulmuştur. Diğer doom metal türlerinde sıklıkla kullanılan minör skalalara yer verilmez. Doom metal ile tek ortak yanı yavaş temposudur.
Örn Gruplar :
*Lake of Tears
*Sons of Otis

Traditional Doom

Yavaş melankoli rifflerden oluşan metal, Black Sabbath’ten ve NWOBHM’den etkilenerek ortaya çikmıştir.
Örn Gruplar :
*Saint Vitus
*Candlemass
*Solstice
*Solomon Kane


Industrial Doom
Birçok doom metalin karışımidir. (çogunluk doom/death) ve sludge, ama temelinde endustriel soundlar vardir.
Örn Gruplar :
*Zaraza
*Wraith of the Ropes
*Philistine
 
Heavy metal (bilinen kısa adıyla metal) 1960'lı yıllarda İngiltere'nin Midlands Bölgesi ve ABD'de gelişmeye başlayan rock müzik türüdür. Blues ve Rock'n Roll türlerini temel alan heavy metal; kalın ve ağır sesi, distortion, solo gitar ve yüksek ses gibi kendine özgü elementlere sahiptir.

Led Zeppelin, Black Sabbath ve Deep Purple gibi ilk heavy metal grupları ağır eleştrilere maruz kalsa da geniş kitlelere hitap edebilmiştir ve bu eleştriler heavy metal tarihi boyunca neredeyse her grubu etkilemiştir. 1970'lerin ortalarında Judas Priest, Heavy metali Blues türünün etkisinden kurtararak bu türün gelişimini tetiklemiş[4], bir başka grup olan Motörhead ise türe sertlik ve hız katarak Heavy metalin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Iron Maiden gibi New Wave of British Heavy Metal akımından etkilenen gruplar da bu gelişmeyi devam ettirmiş ve 1970'li yılların sonunda Heavy metal dünya çapında hayran kitlesine ulaşarak headbang, metalhead gibi alt kültürleri oluşturmuştur.

1980'li yıllarda Glam metal türünü benimseyen Mötley Crüe ve Poison gibi gruplar daha aşırı ve agresif tarzda müzik yaparken, bir yandan da Metallica, Megadeth, Slayer, ve Anthrax gibi gruplar Thrash metal'in yükselişini sağlamışlardır. death metal ve black metal türleri ise bu dönemde karışım alt kültür ögeleridir.

Türleri

Heavy metal geleneksel olarak yüksek distortion, vurgulu nota, yoğun bass ve davul sesi ile birlikte güçlü bir vokal kullanmaktır. Bu tarzın alt türleri genellikle bu unsurların bir veya birkaçını vurgulamaktadır, değiştirmektedir ya da ihmal etmektedir. New York Times eleştirmeni Jon Pareles bu konuda "Popüler müziğin sınıflandırılmasında Heavy metal; hard rock'ın birçok alttürünü daha az ritim değişimi, daha az blues, daha fazla şovmenlik ve kaba kuvvet ile birlikte bulunduruyor." demiştir." Tipik bir Heavy metal grubu davulcu, basçı, ritim gitarist, ana gitarist ve enstrüman çalan veya çalmayan bir şarkıcıdan oluşmaktadır. Bazı gruplarda sesin dolgunluğunu arttırmak için klavye enstrümanı da kullanılmaktadır.



Judas Priest, 2005 yılında canlı performans sırasında.
Elektro gitarın amplifikatör ile kullanılması Heavy metal tarihinin temelini oluşturmaktadır.[7] Sık sık ana gitarist ile klasik vokalist rolleri birbiri ile çakışmaktadır. Bu durum müzikal bir heyecan yaratmakla birlikte sahne mücadelesi ruhu oluşturmaktadır.[6] Metal müziğin temelini yansıtan 60'ların karşıt kültürü için duyguların açık sözlülükle ifade edilmesi, gerçeğe işaret edildiğinin gösterilebilmesi için gerekli olmuştur.[8] Eleştirmen Simon Frith metal şarkıcılarının ses tonunun sözlerden daha önemli olduğunu söylemiştir.[9] Metal müzik vokalistliği çok çeşitlidir. Judas Priest'dan Rob Halford ve Iron Maiden'den Bruce Dickinson'ın sesi yüksek oktavlı ve tiyatral iken, Motörhead'den Lemmy Kilmister ve Metallica'dan James Hetfield'ın sesi daha serttir.

Metal müzikte bas anahtar unsurlardandır ve gitar ile bas arasındaki ilişki müziğin temel elementidir. Bas gitar düşük-uç sesin "ağır" olmasında kritik rol oynar. Metalin bas aralığı komplekslik açısından geniş aralığa sahiptir. Cliff Burton'ın 1980'lerdeki popülerliğinden etkilenen bazı gruplar bası ana enstrüman olarak da kullanmıştır.

Metalde davulun ana görevi yüksek ses, yüksek hız, güç ve kesinlik ile birlikte değişmeyen ritim sağlamaktır.[12] Metal davulculuğu yüksek miktarda dayanıklılık gerektirmektedir. Ayrıca davulcular müziğin karmaşık yapısına ayak uydurabilmek için hız, koordinasyon ve ustalık becerilerini geliştirmek zorundadırlar.[13] Metal davulcularının karakteristik tekniği zil boğmadır. Bu teknikte zile vuran davulcu vurduktan hemen sonra zili eliyle tutarak susturmaktadır.

Canlı performanslarda yüksek ve saldırgan ses tonu sosyolog Deena Weinstein tarafından öldürücü olarak değerlendirilmiştir.[7] Metalheads adlı kitabında psikolog Jeffrey Arnett metal müzik konserlerinin savaş duygusunu ön plana çıkardığını yazmıştır. Blue Cheer gibi erken dönem heavy metal temsilcileri olan Jimi Hendrix, Cream ve The Who ses konusuna yeni kriterler getirmiştir. Blue Cheer'dan Dick Peterson bu konuda "Tek bildiğimiz daha fazla güç istediğimiz." demiştir. Pop müziğin temelinin melodi, house müziğin temelinin ritim olması gibi tını ve yüksek ses de metalin temelidir. Yüksek ses seyirciyi etki altına almaktadır.

Teması

Black Sabbath'ın 1970 yılında yayımlanan ikinci albümü Paranoid'i örnek olarak gösteren bilim adamı David Hatch ve Stephen Millward "Black Sabbath ve birçok metal müzik grubu şarkılarında hiçbir popüler müzik türünde görülmediği kadar çok karanlık ve depresif konulardan ilham almışlardır." demiştir. Albümde Paranoid şarkısı kişisel travmaları, 'Fairies Wear Boots' şarkısı ise uyuşturucu kullanımının kötü yan etkilerini anlatmaktadır. 'War Pigs' ve 'Hand of Doom şarkıları ise savaş konusuna değinmektedir. Nükleer savaş konusu da sonraki dönemlerde şarkı sözlerinde yerini almıştır. Iron Maiden'ın "2 Minutes to Midnight", Ozzy Osbourne'un "Killer of Giants", Megadeth'in "Rust In Peace... Polaris" ve Metallica'nın "Fight Fire With Fire" şarkıları bu tema üzerine yazılmıştır. Metal müzikte en ağır basan tema ölümdür. Şarkılarında bu temayı en çok Slayer ve W.A.S.P. kullanmıştır. Death metal ve grindcore ise bu konuyu daha agresif ve ürpertici şekilde kullanmaktadır.

Metal müzik, Blues kökenli olduğu için seks konusuna da yer verilmiştir. Glam ile Led Zeppelin'in bazı şarkıları bu konuyu işlemiştir. Heavy metalde gerçek dışı ve hayali konulara da yer verilmiştir. Iron Maiden'ın şarkılarının çoğunluğu mitoloji, kurgu ve şiir konularından ilham almıştır. Iron Maiden'ın "Rime of the Ancient Mariner" şarkısı Samuel Taylor Coleridge'in şiiri temel alınarak yazılmıştır. Led Zeppelin'in "The Battle of Evermore", "Immigrant Song", "Ramble On", "No Quarter" ve "Achilles Last Stand" şarkılarında da Yüzüklerin Efendisi gibi mitolojik ve folklorik eserlerin etkileri görülmektedir. Black Sabbath'ın "The Wizard," Megadeth'in "The Conjuring" ve "Five Magics", Judas Priest'ın "Dreamer Deceiver" şarkılarında da benzer durum mevcuttur. 1980'li yıllarda thrash metalin yükselişiyle sosyopolitik yorumlar Metallica'nın "...And Justice for All" ve Megadeth'in "Peace Sells" şarkılarında yer almıştır.

Heavy metalin en çok eleştirilen yönlerinden biri şarkı sözleridir. Müzik eleştirmenleri genellikle şarkı sözlerinde kadın düşmanlığı olduğunu söylemiş ve eleştirmişlerdir. 1980'li yıllarda Parents Music Resource Center ABD Kongre Meclisi'ne sakıncalı olarak değerlendirilen şarkı sözlerin özellikle heavy metalde bulunduğunu bildiren ve popüler müzik endüstrisinin düzenlenmesi gerektiğini anlatan bir dilekçe yazmıştır. 1990'lı yıllarda 5 yıl önce iki gencin Judas Priest şarkısında geçen "yap şunu" subliminal mesajını dinledikten sonra kendini vurduğu gerekçesiyle Judas Priest'a dava açılmıştır.[17][18] Fas, Mısır, Lübnan ve Malezya'da heavy metal grupları ve hayranları tutuklanmış ve bazıları hapise gönderilmiştir.


Smoke on the Water

Deep Purple'ın şarkısı olan Smoke on the Water'ın gitar riffleri en bilinen rifflerdendir.
Dinlerken sorun mu yaşıyorsunuz? Medya yardımı alın.
Klasik müzik ile ilişkisi[değiştir | kaynağı değiştir]
Robert Walser, blues ve R&B’nin yanında klasik müziğin Heavy Metale de ilk günlerinden itibaren ilham kaynağı olduğunu savunmaktadır. Walser’a göre türün en etkili gitaristleri klasik müzik eğitimi almış olanlardır. Bu gitaristlerin klasik modelleri benimseyip yeni bir gitar virtüözü geliştirmeleri Heavy metalin harmonik ve melodik yapısını değiştirmiştir.[20] Walser, Grove Online Music için yazdığı bir makalesinde 18. yüzyıl klasik müzik sanatçılarından Bach, Wilhelm Richard Wagner ve Vivaldi gibi isimlerin akor ilerlemeleri ve virtüöz çalışmaları konusunda Eddie Van Halen, Randy Rhoads ve Yngwie Malmsteen gibi gitaristlere ilham kaynağı olduklarını belirtmiştir. Believer grubundan Kurt Bachmann “Eğer doğru yapılırsa metal ve klasik müzik birbiriyle uyumlu olur. Metal ve klasik müzik his, doku ve yaratıcılık konusunda her halde en çok ortak yanı bulunan iki türdür.” demiştir. Klasik müziğin sanat müziği kategorisinde, Metal müziğin ise popüler müzik kategorisinde yer almasına rağmen birçok metal müzisyeni ilham kaynağı olarak klasik müzik bestecilerini göstermiştir. Müzikolog Nicolas Cook ve Nicola Dibben’a göre “Popüler müziğin analizi zaman zaman ilham kaynağının sanat müziği olduğunu göstermektedir. Walser’ın Heavy metal ile ideolojiler arasındaki bağlantısı ve 19. yüzyıl romantizmine dayanan gösteri pratikleri buna örnek olarak gösterilebilir. Ancak Blues, Rock, Heavy metal, rap veya dans müziğinin ilk olarak sanat müziğinden ortaya çıktığını iddia etmek yanlış olur.”


Ana madde: Heavy metal modası


Kiss kendilerine özgü makyajlarıyla, 2004 yılında
Görsellik heavy metalde büyük önem taşımaktadır. Grubun dış görünüşü şarkı sözlerini ve müzik tarzını yansıtması dışında albüm kapağını, logosunu, sahne düzenini, giyimini ve müzik videolarını da etkilemektedir. Alice Cooper, Kiss, Lordi, Slipknot ve Gwar gibi gruplar müzikleri dışında görünüşleri ve sahne performansları ile de ünlüdürler.

Geriye ve aşağıya doğru uzun saçlar, Weinstein'a göre metal müziğin en ayırt edici özelliğidir. Orijinalinde hippi altkültüründe bulunan uzun saç modası, gazteci Nader Rahman'a göre 1980'li ve 1990'lı yıllarda metal müzikte nefret, kızgınlık ve hayal kırıklığının sembolü olmuştur. Uzun saç metal müzik hayranlarına isyankar olma konusunda güç vermiştir.

Metal müzik hayranlarının klasik giyim tarzı blue jean, siyah t-shirt, bot ve siyah deri ya da mavi kot cekettir. T-shirtlerin üzerinde genellikle sevilen grubun logosu ya da resmi bulunur. Zincir, kuru kafa gibi aksesuarlar da yaygın olarak kullanılmaktadır. 1980'li yıllardan punk ve goth müzik dışında korku filmleri de bu modadan etkilenmişlerdir.1970'li ve 1980'li yıllarda birçok metal müzik grubu sahne görünüşlerini daha etkili kılmak için özel şekilli ve parlak renklere boyanmış enstrümanlar kullanmışlardır. Moda ve tarz özellikle glam metal türünde ön plana çıkmıştır. Sanatçılar sahneye uzun ve boyalı saçlar ile genellikle dudak boyası ve göz kaleminden oluşan makyaj ile çıkmışlardır. Ayrıca parlak elbiseler, tayt, kafa bandı ve mücevherler de sahne gösterisinin birer parçası olmuşlardır. 1980'lerde visual kei adı verilen akımın içinde bulunan X Japan grubu sahnede kostüm, saç ve makyaj kullanımına öncülük etmiştir.

Fiziksel özellikleri


Estonyalı heavy metal grubu Metsatöll konserinde izleyiciler yumruklarını havaya kaldırıp devil horns yapmaya hazırlanırken, 2006 yılında.
Metal müzikte şarkının ritmine göre kafanın sallanmasıyla yapılan headbang çok popülerdir. Ronnie James Dio tarafından popülerleştirilen devil horns ise müziğin popüler işaretidir.

Deena Weinstein metal müzik konserlerindeki dans şeklinin fiziksel güç gerektirmesinin dinleyici kitlesinin çoğunluğunun erkek olmasından ve aşırı heteroseksüelist ideolojiden kaynaklandığını söyleyip eleştirmiştir. Weinstein metal müzik konserlerinde yapılan headbang ve itme danslarının teşekkür ve ritmik jest işareti olduğunu ifade etmiştir. Hava gitarı hem konserde bulunan hem de evde müzik dinleyen hayranlar arasında popülerdir. Headbang ve devil horns dışındaki konser aktiviteleri genel olarak sahneden dalış, kalabalık sörfü ve moshingdir.

Hayran altkültürü

Deena Weinstein, heavy metalin yoğun, dışlayıcı, güçlü ve erkeksi alkültürü nedeniyle diğer rock müzik türlerine göre daha uzun süre popüler kaldığını savunmaktadır.[34] Altkültürü sadece konserler ve giyim tarzları güçlendirmedi. Metal dergileri ve daha yakın zamanda ortaya çıkan internet siteleri de alkültürün gelişmesinde yararlı oldu.

Etimoloji

Heavy metal teriminin müzikal anlamda kökeni belirsizdir. Kimya ve metalürji alanında ise yülerce yıldır kullanılan bir terimdir. Modern popüler kültürdeki en erken kullanımı ise karşıt kültür yazarı William S. Burroughs'ın The Soft Machine adlı romanında görülmektedir. 1962 yılında yayımlanan romanda Uranian Willy karakterinden Heavy metal çocuk diye bahsedilmektedir. Bir sonraki romanı olan Nova Express (1964) romanında ise heavy metal teriminden uyuşturucu konusunda mecaz yapmak için yararlanmıştır.

Metal müzik tarihçisi Ian Christie “heavy metal” kelimesinin hippi konuşmasındaki kökeni üzerinde durmuştur. Hippiler arasında “heavy” terimi “güçlü” veya “şiddetli anlamına gelmektedir. “Metal” ise ağır bir ruh halini belirtmektedir. Bu anlamda “heavy” terimi 1960’lı yıllarda genel olarak kullanılmaya başlanmıştır. İngiliz psychedelic sanat grubu Hapshash and the Coloured Coat, 1967 yılında Featuring the Human Host and the Heavy Metal Kids adıyla bir parça yayımlamışlardır. 1968 yılında ise Iron Butterfly, Heavy adında bir albüm çıkarmıştır. “Heavy metal” terimi Steppenwolf’un Born to Be Wild şarkısında motorsikleti çağrıştırmak amacıyla kullanılmıştır.[36]”Dumanı ve yıldırımları severim/ Heavy Metal gürlemesini/ Rüzgarla yarışmayı/ Ve dipte olduğumu hissetmeyi.” Jimi Hendrix Experience’in eski menejeri Chas Chandler, PBS’in Rock’n Roll adlı programında heavy metal teriminin kökeninin New York Times’da Jimi Hendrix ile yapılan röportajda geçen “heavy metal” kelimelerine dayandığını iddia etmektedir fakat iddiası kanıtlanamamıştır.

Heavy metal teriminin bir rock müzik türünü belirtir şekilde ilk kullanımı 11 Mayıs 1968’de Rolling Stone’un Barry Gifford ile yaptığı röportajda gerçekleşmiştir. 1970 yılının ocak ayında ise Lucian Truscott, Led Zeppelin’in müziğini, “heavy” olarak tanımlamış, Blue Cheer ve Vanilla Fudge ile kıyaslamıştır. 12 Kasım 1970’de Mike Saunders, Humble Pie grubunu eleştirirlen “heavy metal” teriminden yararlanmıştır. "]Saunders, 1971 yılında Creem dergisinde yazdığı Sir Lord Baltimore’un Kingdom Come albümünün eleştirisinde de yine “heavy metal” terimini kullanmıştır. " Creem dergisinde eleştirmenlik yapan Lester Bangs terimin popülerliğinin artmasında Led Zeppelin ve Black Sabbath’ın payı olduğunu söylemiştir. 1979 yılında New Yrok Times’da müzik eleştirmenliği yapan John Rockwell, heavy metali “genellikle uyuşturucudan kafası bulanmış kişilerin çaldığı acımasızca agresif müzik” olarak tanımlamıştır."

Black Sabbath’ın davulcusu Bill Ward’ın bulduğu “”downer rock” terimi bu türü tanımlamak için kullanılan ilk terimlerdendir. Classic Rock dergisi “downer rock” kültürünün Quaaludes kullanmak ve içki içmek üzerine olduğunu söylemiştir. .[42] Daha sonra bu terim “heavy metal” ile yer değiştirmiştir. ."[43]

Heavy metal ve hard rock terimleri özellikle 1970’li yıllarda birbirlerinin yerine çok kullanılmıştır.Bu durum Rolling Stone’un o dönemde yayımlanan sayılarında görülebilir.


Erken Dönem: 1960'lı yıllar


Arthur Brown başındaki alevli metal başlık ile grubu The Crazy World of Arthur Brown konserinde
Heavy Metal’in gitar tarzının kökeni 1950’li yıllarda Amerikalı Link Wray’e dayanır.[46] Asıl kökeni ise 1960’lı yıllarda blues müziğinden etkilenip, klasik blues şarkılarını tempolarını arttırarak yorumlayan ve blues rock türünü ortaya çıkaran The Rolling Stones ve The Yardbirds gibi İngiliz gruplardır. Blues üzerinde yaptıkları denemeler ile heavy metalin ayırt edici özelliği olan yüksek sesli ve distortion içeren gitar sesini ortaya çıkarmışlardır. . Özellikle The Kinks 1964 yılında yayımladıkları "You Really Got Me" şarkısı ile bu gitar sesinin popüler olmasında büyük rol oynamıştır.

The Kinks grubunun gitaristi Dave Davies’e ek olarak The Who’nun gitaristi Pete Townshend ve The Yardbirds’ün gitaristi Jeff Beck de gitar sesi konusunda denemeler yapmışlardır. Blues rock gruplarının davulcuları ilk başta küçük davul setleri ve basit ritimler kullanırken zamanla daha güçlü ve karmaşık davul setleri kullanmış ve güçlü gitar sesi karşısında davulun sesi de ön plana çıkmıştır. Vokalistler de tarzlarını ve tekniklerini geliştirmiş ve amfilere olan bağımlılıklarını arttırarak daha dramatik olmuşlardır. The Who’nun canlı performanslarında kullandığı Marshall amfi yığınları bir dönüm noktası olmuştur.

Blues rock ile psychedelic rock türünün birleşimi heavy metalin birçok temel noktasını oluşturmuştur. Bu birleşmede Cream grubundan Eric Clapton’ın gitar tarzı, Jack Bruce’un basçılığı ve Ginger Baker’ın çift bass davulculuğu büyük rol oynamıştır. Cream’in ilk iki uzunçaları olan Fresh Cream (1966) ve Disraeli Gears (1967) gelecekte ortaya çıkacak olan tarzın ilk prototipi olarak kabul edilmiştir. The Jimi Hendrix Experience’ın ilk albümü olan Are You Experienced (1967) da bu konuda etkili olmuştur. Hendrix’in gitar teknikleri pek çok gitarist tarafından taklit edilmeye çalışılmış ve albümün en başarılı teklisi olan "Purple Haze" heavy metalin ilk başarılı şarkısı olarak kabul edilmiştir. 1960’lı yılların sonlarına doğru psychedelic tarzdaki Arthur Brown gibi şarkıcılar egzotik, tiyatral ve çoğunlukla ürkütücü performanslar sergilemeye başladı. Bu tarz daha sonra metal müzik için esin kaynağı olmuştur.

Kökenleri: 60'lı yılların sonu ve 70'li yılların başlangıcı

1968 yılı heavy metal olarak tanınan sesin birleşmeye başladığı yıl olarak bilinir. Ocak ayında San Fracisco’lu grup Blue Cheer, Eddie Cochran’ın klasik şarkısı "Summertime Blues"’u ilk albümleri olan ve ilk heavy metal albüm kaydı olarak kabul edilen Vincebus Eruptum için yorumladılar. Aynı ay içinde Steppenwolf grubu, grubun adını taşıyan ve ‘’heavy metal fırtınası’’ terimini motorsikleti tanımlamak için kullandıkları "Born to Be Wild" şarkısını da içeren ilk albümlerini yayımladılar. Temmuz ayında iki yeni kayıt piyasaya çıktı: Jimmy Page’in gitar performansıyla The Yardbirds’ün "Think About It" şarkısı ve Iron Butterfly’ın 17 dakika süren In-A-Gadda-Da-Vida şarkısının da içinde bulunduğu In-A-Gadda-Da-Vida albümü.

Jeff Beck Group aynı ay içerisinde ilk albümleri olan Truth’u yayımladılar.[59] Ekim ayında Page’in yeni grubu Led Zeppelin ilk canlı performansını sergiledi. The Beatles’ın ‘’Beyaz Albüm’’ olarak da bilinen ve grubun adını taşıyan The Beatles albümü de ekim ayında piyasaya çıktı. Albüm "Birthday" ve "Helter Skelter" gibi heavy unsuru barındıran şarkıları da içeriyordu. The Pretty Things'in rock opera tarzındaki ve "Old Man Going" ile "I See You" gibi "proto heavy metal" şarkılarını da içeren S.F. Sorrow uzunçaları, Aralık ayında yayımlandı. Bu dönemde MC5, "I Wanna Be Your Dog" gibi ezici ve distortionlı ağır gitar riffleri içeren şarkıları ile daha sonraları heavy metali ve punk müziği etkileyen gitar tarzını geliştirmişlerdir. Pink Floyd yayımladıkları en ağır şarkılardan olan "Ibiza Bar" ve"The Nile Song" şarkılarını bu dönemde piyasaya çıkarmışlardır. 1969’un Ocak ayında Led Zeppelin’in grubun adını taşıyan Led Zeppelin albümü yayımlandı ve Billboard albüm sıralamasında onuncu sıraya yükseldi. Temmuz ayında Zeppelin ve Cream’den etkilenen fakat daha ham bir sese sahip olan Grand Funk Railroad, Atlanta Pop Festivali’nde sahneye çıktılar. Aynı ay Leslie West, ağır blues rock gitar sesi ve gürültülü vokal içeren Mountain albümünü yayımladı. Ağustos ayında Mountain grubu Woodstock Festival’da bir saatlik konser verdi. Grand Funk’ın ilk albümü On Time da aynı ay içerisinde yayımlandı. Sonbaharda Led Zeppelin II bir numaraya ulaştı ve albümün teklisi "Whole Lotta Love", Billboard listesinde dört numaraya kadar yükseldi.


"Whole Lotta Love"

Led Zeppelin'in 1969 yılında yayımladığı Led Zeppelin II albümünden Whole Lotta Love şarkısının bir örneği. Ağır riff temelli olan şarkıyı blues söz yazarı Willie Dixon bestelemiş ve şarkı Billboard listesinde dört numara kadar yükselmiştir.
Dinlerken sorun mu yaşıyorsunuz? Medya yardımı alın.
Led Zeppelin, Page’in yüksek miktarda distortion sahibi gitar tarzı ve Robert Plant’in dramatik, hüzünlü vokali ile yeni gelişmeye başlayan türe yön verdi.[68] Ağır ve saf metal ses tarzına sahip olan diğer gruplarda bu türün oluşmasında eşit derecede öneme sahiptirler. 1970 yılında Black Sabbath’ın grubun adını taşıyan (Black Sabbath ve Paranoid) albümleri ile Deep Purple grubunun (In Rock) albümü bu konuda önemli yere sahiptir.[51] Tony Iommi’nin geçirdiği iş kazası Black Sabbath’ın ağır sesini kendine özgü kılmıştır. Sağ elini kullanan Iomi’nin geçirdiği kaza sonucu sol eliyle gitar çalmaya başlaması kendine özgü teknikler geliştirmesine neden olmuştur. Deep Purple grubu ilk yıllarında da türe damgasını vurmuştur fakat 1969 yılında vokalist Ian Gillan ve gitarist Ritchie Blackmore, gelişen heavy metal türünde grubu daha da yukarılara taşımıştır.1970 yılında Black Sabbath ve Deep Purple "Paranoid" ve "Black Night" ile İngiltere müzik listelerinde önemli konumlarda yer almışlardır. Aynı yıl Uriah Heep grubu ilk albümü olanVery 'Eavy... Very 'Umble’ı ve UFO grubu ilk albümü olan UFO 1 albümünü yayımladılar. Bloodrock grubu da kendi adlarını taşıyan ve ağır gitar rifflerine, hırçın vokal tarzına ve sadistik, ürkütücü sözlere sahip olan Bloodrock albümünü piyasaya sürdü.[73] Budgie power trio kavramına yeni bir ses kattı. Black Sabbath ve Uriah Heep yazdıkları okült sözlerde 1971 yılında yayımlanan Led Zeppelin’in dördüncü albümü Led Zeppelin IV’den etkilenmişlerdir.



Tony Iommi ve Ozzy Osbourne grupları Black Sabbath ile 1973 yılının ocak ayında sahnede.
Atlantik Okyanusu’nun diğer tarafında gidişatı belirleyen grup Grand Funk Railroad’dur. 1970’den 1976’ya kadar aktif olan grup en başarılı Amerikalı heavy metal grubudur. Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar. Amerikada bu dönemde bulunan diğer metal grupları ise Blue Öyster Cult (1972), Aerosmith (1973) ve Kiss (1974)’dir. Almanya’da Scorpions grubu 1972 yılında ilk albümleri olan Lonesome Crow’u yayımlamışlardır. Deep Purple’ın Machine Head (1972) albümünde virtüöz solistlik yapmış olan Blackmore, 1975 yılında Rainbow grubunu oluşturmak için Deep Purple’dan ayrılmıştır. Bu dönemde gruplar sürekli konserler ve ayrıntılı sahne gösterileri ile birçok hayran kazanmıştır. Erken dönem gruplarının “heavy metal” veya “hard rock” türünde çalışıp çalışmadıklarına dair tartışmalar bulunmaktadır. Müziğin blues köklerini daha yakın olan ve melodiye vurgu yapan tür günümüzde “hard rock”dır. High Voltage albümü ile çıkış yapan AC/DC bu duruma örnektir. 1983 yılında Rolling Stone ansiklopedisinde AC/DC’den “avustralyalı heavy metal grubu” olarak bahsedilmiştir. Rock tarihçisi Clinton Walker bu konuda “ AC/DC’yi 80’li yıllarda heavy metal grubu olarak tanıtmak o günlerde yanlış olduğu kadar bugün de yanlıştır. Onlar metal müzik kadar ağır olan rock 'n' roll grubudur.” demiştir.Tanımların karıştırılması dışında kesin ayrımlar ve seyircinin tanımları da Ian Christie’ye göre birçok hard rock hayranını heavy metalin içine çekmiştir.

Bazı konularda biraz uzlaşma vardır. Black Sabbath’dan sonra Britanya’da en önemli grup sayılabilecek olan ve 1974 yılında Rocka Rolla ile çıkış yapan Judas Priest grubu hakkında Ian Christie şöyle demiştir:

"1970’li yılların ortalarında heavy metal estetiği anlaşılmazdır, mitolojik bir varlık gibidir. Thin Lizzy’nin karamsar gitarı ve karmaşık ikili gitarlarındadır, Alice Cooper’ın sahne tekniklerindedir, Queen’in cızıtılı gitarı ve gösterişli vokalindedir ve Rainbow’un gürültü ortaçağ sorunlarındadır.... Judas Priest, hard rock’ın çeşitli ses paletini birleştirmek ve genişletmek için gelmiştir. İlk kez heavy metal kendi başına bir müzik türü olmuştur."

1980’li yıllara kadar Judas Priest albümleri listelerde ilk 40’da yer almamıştır. Birçok kişi için hızlı tempolu ve blues bulunmayan, daha temiz metalik sese sahip Sabbat sonrası heavy metal grubu olmuştur. Heavy metalin yükselişe geçtiği dönemde birçok eleştirmen bu müzik türüne ilgi duymamıştır. Metalin görsel bir şov ve ticari bir sanat haline gelmesine itirazlar olmuştur ama asıl tepki müzik ve söz tarzına karşı olmuştur. 1970’li yıllarda Black Sabbath’ın albümünü eleştiren Robert Christgau bu tür hakkında “donuk ve yozlaşmış... geri
zekalı, ahlaksız sömürü.” demiştir.

Ana Akım: 1970’lerin sonları ve 1980’ler


Iron Maiden, New Wave of British Heavy Metal akımının önde gelen gruplarından.
1970’li yılların ortalarında Punk rock, yaygınlaşan rock müzik türlerine ve o günün sosyal şartlarına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Punk rock akımı, diğer rock türleri ve disco müzik tarzı nedeniyle 1970’lerin sonlarında heavy metal satışları düşüşe geçmiştir. Aynı dönemde yeni kurulan British heavy metal grupları bu türün agresif ve yüksek enerjili yapısı ile "lo-fi" ve do it yourself fikirlerinden etkilenmişlerdir. Yeraltı olarak tanımlanabilecek metal grupları kendi kayıtlarını yapmaya ve küçük gruplara dağıtmaya bu dönemde başlamışlardır.1975 yılında kurulan Motörhead metal ve punk ayrımını derinleştiren ilk gruptur. 1977 yılında punk müziğin patlama yapmasıyla NWOBHM akımı da yükselişe geçmiştir. NME ve Sounds dergileri "New Wave of British Heavy Metal" akımını ön plana çıkartmaya çalışmıştır.Iron Maiden, Saxon ve Def Leppard gibi NWOBHM grupları heavy metal türüne yeni bir enerji katmışlardır. Judas Priest ve Motörhead gibi gruplar sesin sertliğini arttırıp blues etkisini azaltmakla birlikte tempoyu da yükseltmişlerdir. 1980 yılına gelindiğinde Iron Maiden, Saxon ve Motörhead albümleri İngiltere listelerinde ilk 10 sırada yer almaya başladılar. Daha az ticari başarı sağlayan Venom ve Diamond Head gibi gruplar da metal müziğin gelişmesine katkıda bulundular.1981 yılında Motörhead No Sleep 'til Hammersmith ile İngiltere listelerinde ilk konuma gelerek bu pozisyona kendi türünde yükselebilen ilk grup oldu.

1975 yılında Blackmore’un ayrılışıyla Deep Purple, 1980 yılında John Bonham’ın hayatını kaybetmesiyle de Led Zeppelin dağılmıştır. Aynı dönemde Black Sabbath konserlerinde ön grup olarak yer alan Van Halen grubunun gitaristi Eddie Van Halen’ın grubun adını taşıyan 1978 tarihli albümlerinin "Eruption" şarkısında çaldığı solo bir dönüm noktası olarak adlandırılmaktadır. Yine bu dönemde Randy Rhoads ve Yngwie Malmsteen’in virtüözlüğü daha sonra neo-classical metal olarak adlandırılacak tarzı oluşturmuştur. Metal müziğe klasik müzik elementlerinin karışması Blackmore ve Uli Jon Roth ile gerçekleşmiştir.

Van Halen’in başarısından sonra metal müzik Güney California’da 1970’lerin sonunda gelişmeye başladı. Quiet Riot, Ratt, Mötley Crüe ve W.A.S.P. gibi gruplar bu dönemde klasik heavy metalden[90] ve sahne gösterilerinde glam rock türünden etkilendiler. Glam metal türünün sözleri hedonizmden ve vahşi davranışlardan oluşuyordu. Glam metal hareketi benzer tarzı benimseyen Twisted Sister gibi gruplarla metal müziğin önemli türleri arasında yer almayı başarmıştır.

Purgatory

Iron Maiden'ın 1981 yılında yayımladığı Killers albümünden Purgatory adlı şarkının kısa bir örneği. Iron Maiden'ın eski çalışmaları punk rockın hızını ve heav
y metalin gitar tarzını klasik bir New Wave of British Heavy Metal grubu olarak barındırıyordu.

Hot For Teacher

Van Halen'ın 1984 adlı albümünde yayımladığı "Hot for Teacher" şarkısının kısa bir örneği. Burada Van Halen'ın sesinin glam metal ile olan benzerliği görülebilir.
Dinlerken sorun mu yaşıyorsunuz? Medya yardımı alın.
New Wave of British Heavy Metal’ın doğumu ve Judas Priest’ın 1980 yılında British Steel albümünü yayımlaması gibi olaylar heavy metalin popüleritesini çok hızlı bir biçimde 1980’lerin sonlarına doğru arttırmıştır. 1981 yılında kurulan MTV, grupların videolarını televizyonda yayımlamış ve satışların artmasını sağlamıştır. Def Leppard’ın Pyromania için çektiği videolarla popüleritesini arttırmış ve Quiet Riot 1983 yılında Metal Health şarkısı ile Billboard listesinde ilk sıraya yükselmiştir. Heavy metalim yükselişini hızlandıran bir başka faktör de 1983 yılında US festival’da Heavy Metal Günü başlığında Ozzy Osbourne, Van Halen, Scorpions, Mötley Crüe ve Judas Priest gruplarının konser vermeleridir. 1983 ile 1984 yılları arasında hevay metal satışları ABD’de tüm müzik türleri arasında %8 paya sahipken %20’lere kadar ulaşmıştır. 1981 yılında Kerrang! dergisi ve 1984 yılında Metal Hammer dergisi yayın hayatına başlamıştır. 1985 yılında Billboard dergisi yaptığı açıklamada “Metal müzik dinleyici kitlesini oldukça genişletti. Artık genç erkeklerin baskınlığı yok. Metal dineyici kitlesi yaşlılardan, gençlerden ve daha çok kadından oluşuyor.” demiştir.

1980’li yılların ortalarında glam metal ABD listelerinde, müzik televizyonlarında ve konserlerde daha çok yer alıyordu. Warrant, Poison ve Cinderella gibi yeni kurulan gruplar Mötley Crüe ve Ratt yanında popülerliklerini arttırmaya başlamıştı. Bu dönemde glam metal ile hard rock arasındaki tarz boşluğunu dolduran Bon Jovi, üçüncü albümü Slippery When Wet ile büyük başarı kazanmıştı. Aynı tarza sahip İsveçli grup Europe aynı yıl yayımladıkları (1986) The Final Countdown albümünün adını taşıyan şarkıları ile 25 ülkenin listelerinde birinci sırada yer aldılar. 1987 yılında MTV sadece metal müziğe özgü olan Headbanger's Ball programını yayımlamaya başladı. Bir yandan ise heavy metal dinleyicisi yeraltı grupları ve popüler grupları dinleyenler olarak gruplaşmaya başladı.

Geniş bir dinleyici kitlesine hitap eden gruplardan biri de Guns N' Roses’dır. Los Angeles’taki diğer glam metal gruplarına göre daha vahşi ve tehlikeli bir tarz benimsemişlerdir. 1987 yılında Appetite for Destruction ‘ı yayımlamalarıyla birlikte Sunset Strip tarzını birkaç yıl tek başlarına devam ettirmişlerdir. Ertesi yıl aynı L.A. hard-rock klüp kültüründen beslenen Jane's Addiction grubu Nothing's Shocking ile çıkış yapmıştır. Albüm eleştirisinde Rolling Stone, Jane's Addiction grubunun Led Zeppelin’in gerçek mirasçısı olduğunu söylemiştir.[Grup, gelecek on yıl içerisinde popüler olacak "alternative metal" türünün ilk örneklerinden biri olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında Winger ve Skid Row gibi gruplar glam metal türünün popülerliğini devam ettirmişlerdir.

Diğer metal müzik türleri: 1980'ler, 1990'lar ve 2000'ler

Heavy metal alttürleri’nin bir çoğu ticari patlamanın yaşanmadığı 1980’ler öncesinde oluşmaya başlamıştır.

Thrash metal


Thrash metal grubu Slayer 2007 yılında canlı performans sırasında.
Thrash metal türü 1980’lerin başında hardcore punk ve New Wave of British Heavy Metal’dan etkilenerek oluşmaya başlamıştır. Şarkıların hızı bakımından speed metal ile benzerlik göstermektedir. Thrash metal türü ABD’de Bay Area thrash metalin ön plana çıkmasıyla popülerlik kazanmaya başlamıştır. Ürettikleri şarkılar glam metal ve diğer metal türlerine göre daha hızlı ve daha agresiftir. Gitarda shredding tekniği önplana çıkartılmış ve sözlerde ürkütücü bir dille nihilist düşünceler ya da sosyal konular işlenmiştir. Thrash metali “rap müziğin uzaktan kuzeni” olarak tanımlayanlar da olmuştur.[102]


"Angel of Death"
MENÜ0:00
Slayer'ın 1986 yılında Reign in Blood albümünde yayımladığı "Angel of Death" adlı şarkı türün hızını ve karmaşık yapısını yansıtmaktadır.
Dinlerken sorun mu yaşıyorsunuz? Medya yardımı alın.
Thrash’in Büyük Dörtlüsü olarak anılan Metallica, Anthrax, Megadeth ve Slayer ile bu tür popülerliğini oldukça arttırmıştır. Avrupa’ya ise bu tarzı üçü de Almanya’da kurulan Kreator, Sodom ve Destruction taşımıştır. San Francisco Bay Area'dan Testament ve Exodus, New Jersey'den Overkill ve Brezilya’dan Sepultura da bu türün gelişmesine katkıda bulunmuştur. Oluşumundan itibaren 10 yıl içerisinde hayran kitlesini oluşturan Thrash metal, Metallica’nın Master of Puppets ve ...And Justice for All albümleri başta olmak üzere Megadeth ve Anthrax’ın kayıtları ile Billboard listelerinde ilk 40 pozisyonda yer almıştır.[104]

Slayer, Big Four içerisinde daha az ticari başarı gösterse de Kerrang! tarafından tüm zamanların en heavy albümü olarak adlandırılan Reign in Blood adlı albüme sahiptir. 20 yıl sonra Metal Hammer aynı albümü son yirmi yılın en iyi albümü olarak adlandırmıştır.[106] Slayer, şiddet ve nazizm gibi konuları işlediğinden neo-nazi ve skinhead benzeri oluşumlar da hayran kitleleri içerisinde yer almıştır.1990’lı yıllara gelindiğinde thrash metal en başarılı dönemine ulaşmıştır. Metallica’nın 1991 yılında yayımladığı ve grubun adını taşıyan albümleri Billboard listelerinde ilk sıraya, Megadeth’in 1992 yılında yayımladığı Countdown to Extinction albümü ikinci sıraya , Anthtax ve Slayer ilk ona , Testament ve Sepultura ise ilk 100’e kadar yükselmiştir.

Death metal



Death grubundan Chuck Schuldiner, geniş bir kesim tarafından death metalin kurucusu olarak kabul edilmektedir.
Thrash, gelişmesini devam ettirirken daha aşırı türlere ayrılmıştır. MTV News’e göre Slayer’ın müziği death metalin ortaya çıkmasını sağlamıştır. NWOBHM gruplarından biri olan Venom da bu türün ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Hem Kuzey Amerika’da hem de Avrupa’da gelişmeye başlayan death metal hareketinin en önemli figürleri küfür ve satanizm olmuştur. employed by such acts. Florida'da kurulan Death ve Bay Area'da kurulan Possessed bu türün bilinen gruplarındandır. Metalin bu alt türü ismini Possessed grubunun 1985 yılında yayımladığı Seven Churches albümünün “Death Metal” adlı şarkısından almaktadır.


"Suffocation"

Obituary grubunun 1989 yılında yayımladığı Slowly We Rot albümünde yer alan "Suffocation" adlı şarkıdan bir örnek.

Death metal, thrash ve hardcore’un hızı ile agresifliğini şiddet ve satanizm ile birleştirmiştir.[115] Death metal vokal olarak brutal vokal ve yüksek tondan çığlıkları barındırmaktadır.[116] Vokalin yanında derin, agresif, düşük tonlu ve yüksek distortion sahibi gitar[115] ile çok hızlı vuruşlardan oluşan davul ritimleri bulunur. Müziğin temposu çok sık değişmektedir.

Death metal grupları da thrash metal gibi gelişen tiyatral özellikleri reddetmiş ve gösterilerinde özel bir kostüm kullanmayıp günlük kıyafetler seçmiştir. Bu konunun tek istisnası Deicide grubundan Glen Benton’dır. Sahne gösterilerine alnına ters haç damgalayarak ve zırh giyerek çıkmıştır. Morbid Angel grubu neofaşizm imgelerini kullanmıştır. Bu iki grup ile Death ve Obituary grupları 1980’li yıllarda Florida’da gelişmeye başlayan death metal kültürünün öncüleridir. İngiltere’de gelişen ve benzer bir tarz olan grindcore’un öncü grupları Napalm Death ve Extreme Noise Terror grupları anarcho-punk akımından etkilenmişlerdir.

Black metal

Burzum'un 1992 yılında yayımladığı Aske EP'sinde Fantoft stave kilisesinin yangın sonrası kalıntıları.
Black metalin ilk akımı 1980’li yılların ortalarında Britanya’dan Venom, Danimarka’dan Mercyful Fate, İsviçre’den Hellhammer ve Celtic Frost ile İsveç’ten Bathory önderliğinde başladı. 1980’lerin sonlarına doğru Norveç’ten Mayhem ve Burzum gibi gruplar ikinci akıma önderlik etti. Black metal tarz ve prodüksiyon olarak değişkenlik göstermektedir. Ancak genel olarak aşırı tondaki vokaller, yüksek distortion sahibi aynı tonda devam eden gitar sesleri ve karanlık atmosfer kullanılır. Ayrıca kasıtlı olarak lo-fi prodüksiyona ve dış seslere de yer verilir. Çoğu black metal grubu ilhamını paganizmden almaktadır ve Hristiyanlık öncesi dönemi vurgulamaktadır. Satanist temalar da ayrıca yaygındır.Birçok black metal grubu metal, folk, klasik müzik, electronica ve avant-garde türlerinin sesleri ile de denemeler yapmaktadır. Darkthrone grubunun davulcusu Fenriz bu durum hakkında “ Prodüksiyon, sözler giyiniş tarzları ve çirhin, ham ve korkunç şeyler için bir şeyler yapmaları gerekiyordu. Genel bir ses yoktu.” demiştir.

1990’larda Mayhem corpsepaint makyajıyla sahneye çıkıyordu ve bu makyaj türünü diğer black metal grupları da benimsemişlerdi. Bathory, Viking metal ve folk metal hareketinden etkilenmiş ve Immortal bu türe hız kazandırmıştır. 1990’ların başında İskandinavyalı black metal gruplarının adları şiddet olayları ile birlikte anılmaya başlamış ve Burzum ile Mayhem grupları kilise yakma olayları ile ilişkilendirilmiştir. Death metalin artan ticari başarısı karşısında özellikle Norveç’teki yeraltı metal grupları black metal hareketini desteklemeye başlamışlardır. Gorgoroth grubunun eski vokalisti Gaahl, "Black Metal hiçbir zaman dinleyiciye ulaşmak için değildi.... Bizim ortak düşmanımız vardı: Hristiyanlık, sosyalizm ve demokrasiyi ayakta tutan her şey." demiştir.


"De Mysteriis Dom Sathanas"


1992 yılına gelindiğinde black metal İskandinavya dışında Almanya, Fransa ve Polonya’da da gelişmeye başladı. 1993 yılında Burzum’dan Varg Vikernes’in Mayhem grubundan Euronymous’u öldürmesiyle medyanın ilgisi bu türe yöneldi. 1996 yılında diğer türler durgunlaşmaya başladığındaBurzum ve Finlandiyalı grup Beherit karanlık atmosferi sürdürmeye devam etti. Aynı yıl İsveçli Tiamat ve İsviçreli Samael grupları önderliğinde senfonik black metal türü oluşmaya başladı.[126] 2000’li yılların başlarına gelindiğinde Metal Hammer dergisinin Iron Maiden’dan sonra en başarılı metal grubu olarak nitelendirdiği Cradle of Filth gibi Norveçli grup Dimmu Borgir black metal türünü genele daha da yaklaştırdı.

Power metal


İsveçli power metal grubu HammerFall, 2005 yılı Milan konserinin bitişinde.
1980’li yılların sonlarında death ve black metal türlerinin sertliğine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.Kuzey Amerika’da nispeten yeraltı bir tarza sahip olmasına karşın Avrupa’da, Japonya’da ve Güney Amerika’da oldukça geniş hayran kitlesine ulaşmıştır. Power metal daha çok canlı, epic melodiler ile cesaret ve hoşnutluğu ön plana çıkaran temalar ortaya koymuştur.[ Sahip olduğu ses 1980’li yılların ortalarında Alman Helloween grubu tarafından güçlü riffler, melodik yaklaşım ve Judas Priest ile Iron Maiden’a benzer olarak yüksek perdeli temiz vokal tarzıyla thrash metalin hızı ve enerjisinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.

İsveç’den HammerFall, İngiltere’den DragonForce ve Florida’dan Iced Earth gibi geleneksel power metal grupları sahip oldukları sesleri klasik NWOBHM tarzına borçludurlar.[132] Florida'dan Kamelot, Finlandiya’dan Nightwish, İtalya’dan Rhapsody of Fire, New York'dan Manowar ve Rusya’dan Catharsis gibi pek çok power metal grubu klavye tabanlı "senfonik" seslere ve bazen orkestra ya da opera sanatçılarına yer verirler. Power metal, Brezilya’dan Angra ve Arjantin’den Rata Blanca gibi grupların popular olduğu Japonya ve Güney Amerika’da geniş hayran kitlesine sahiptir.

Power metal, Rush ve King Crimson gibi kompleks bestelere sahip progressive metal ile yakın ilişkilere sahiptir. Progressive metal, ABD’de Queensrÿche, Fates Warning ve Dream Theater gibi yenilikçi gruplarla 1980’li yılların ortalarında ortaya çıkmıştır. Progressive metal ile power metalin seslerinin birleşimi New Jersey’den Symphony X grubunın gitaristi Michael Romeo ile gerçekleşmiştir.
 
Heavy metal (çoğunlukla metal olarak kısaltılır) 1960'ların sonu ve 1970'lerin başı süresince ortaya çıktığından beri farklı heavy metal türleri gelişmiştir. Bazı zamanlar heavy metal türleri üst üste geçebilir ya da ayırt etmek zor olabilir, ancak bunlar birkaç özellikler sayesinde tanımlanabilir. Bunların ayırt edilebileceği koşulluar şunlardır: çalgıların kullanımı, tempo, şarkı yapısı, vokal biçemi, şarkı sözleri, gitar çalma biçemi, davul çalma biçemi vd.

1 Black metal
2 Death metal
3 Doom metal
4 Drone metal
5 Folk metal
6 Glam metal
7 Gotik metal
8 Groove metal
9 Endüstriyel metal
10 Metalcore
11 Neo-klasik metal
12 Nu metal
13 Post-metal
14 Power metal
15 Progresif metal
16 Sludge metal
17 Speed metal
18 Stoner metal
19 Thrash metal
20 Alternatif metal
21 Avant-garde metal
22 Hıristiyan metal
23 Ekstrem metal
24 Rap metal
25 Senfonik metal
26 Viking metal
 
Black metal

Black metal 1980'lerde ayrı bir tür olarak gelişmeye başlamış heavy metal'in ekstrem alttürü. Black metal'e öncülük eden gruplar türe ismini veren Black Metal adlı albümü çıkaran Venom'un yanı sıra Bathory, Celtic Frost ve Hellhammer'dır. Black metal'in günümüzdeki müzikal özelliklerini ve duruşunu belirleyen gruplar ise Beherit, Mayhem, Emperor, Darkthrone, Burzum, Satyricon ve Immortal gibi türün ilk örneği olan black metal gruplarıdır.

Müzikal özellikleri
Standart müzik elementleri elektro gitar, bas gitar, davul ve scream vokaldir. Melodik black metal gruplarında klavye de kullanılır. Minimalist bir müzik türüdür. Kendi içinde özgünlük amacı gütmez. Temel amaç agresif ve karanlık bir atmosfer yaratmak, kötücül bir simge sunmaktır. Gitarlar genellikle standart akorddadır. Gitar çalınırken alternate veya tremolo vuruşları kullanılır. Sık kullanılan gamlar majör ve minör armoniktir. Davullar blast beat ile tekdüze olarak çalınır. Vokal olarak, scream vocal olarak adlandırlan, gırtlaktan çıkartılan,yüksek perdelerden çığlıklar kullanılır. Albümler, kirli ses kaydı denilen, düşük kalitelide kaydedilir. Bu, türün amaçladığı atmosferi sağlamak için bir yoldur. Ama zamanla bu kayıt türünden vazgeçilmiştir. Bütün dinlere ve geleneklere karşı bir karşı çıkış, nefret ve sövgü söz konusudur (Black metalin ortaya çıktığı ülkelerdeki dinden dolayı küfür konusu din Hıristiyanlıktır) Geleneksel kötülük ve şeytan simgesi övülür. Soğuk, karanlık, orman gibi kuzey Avrupa doğasına ait özelliker, kullanılan diğer şarkı sözü kavramlarıdır. Savaşın ve insanlara/insanlığa karşı nefretin de övülerek bahsi geçirilmesine sıkça rastlanır.‎ Black metal müzisyenleri, albüm dönemi fotoğraf çekimlerinde ve konserler sırasında yüzlerinin tamamına veya büyük bir kısmına siyah ve beyaz renklerden oluşan makyajlar yaparlar. Bu makyajlar müzisyenin bir cesede benzemesini sağlamak için yapılır ve adı corpse painttir. Black metal müzisyenleri kendi adlarını kullanmazlar, bunun yerine bir rumuz kullanırlar.

Black metalin tarihsel gelişimi

Proto-black metal
1980li yılların başındaki proto-black metal grupları, yaptıkları tür [black metal] olarak adlandırılmaktan biraz uzak olsa da, black metalin ayrı bir tür olarak ortaya çıkmasına öncülük etmiş gruplardır. Proto-black, thrash metalden farklı bir türün doğacağının sinyallerini veren, thrash metal ve black metal arasında bir ara geçiş biçimidir. İlk proto-black grubu Venom’dur. Venom’un yaptığı müzikle şu anki black metal arasındaki temel benzerlikler; rahatsız edici vokaller ile hızlı ve agresif müziktir. Venom’un 1982 çıkışlı Black Metal adlı albümü türe ismini veren albümdür. İsveçli Quorthon (Thomas Forsberg)’un tek kişilik hareketi Bathory, Venom’un müziğini hızlandırıp daha sert bir vokal kullanıp karanlık bir atmosfer kullanarak black metalin hemen hemen ayrı bir tür olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Diğer proto-black grupları; Hellhammer, Celtic Frost ve Mercyful Fate’dir. Sonraki black metal müzisyenlerince taklit edilecek olan corpse painti ilk kez Mercyful Fate’in vokalisti ve beyni King Diamond kullanmıştır.

Black metal'in ikinci akımı
Black metal şu anki şeklini, 1990lı yıllarda İskandinav ülkelerinden (özellikle Norveç) gruplar sayesinde almıştır. Yaklaşık olarak aynı zamanlarda ortaya çıkan bu ilk black metal grupları Mayhem, Burzum, Emperor, Marduk, Dissection, Darkthrone, Immortal ve Gorgoroth’tur. Bu gruplardan Mayhem kurulduktan kısa bir süre sonra grup üyelerini kaybetti (Dead intihar etmiş, Øystein Aarseth ise Burzum’dan Varg Vikernes tarafından öldürülmüştür). Burzum, Varg Vikernes tarafından kurulan tek kişilik bir müzik hareketidir. Black metalin daha az agresiflik taşıyan ve hüzne daha çok yönelen bir şeklini yapmıştır. Bu tür şu anda pagan black metal olarak bilinir. Marduk, 1996 çıkışlı Heaven Shall Burn… When We Are Gathered albümüyle birlikte daha da agresif ve duygudan uzak bir tarz olan, black metalin en sert şekli norsecore yapmaya başladı. Dissection zamanının en melodik black metal gruplarındandır. Grubun beyni Jon Nödtvedt, 2006 yılında intihar etti ve grup dağıldı. Emperor’un sadece ilk iki standart albümleri black metal türü içinde değerlendirilebilir. Müzikleri gittikçe daha çok progresifleşmiştir. Son albümleri, scream vokale benzeyen vokal dışında hiçbir black metal özelliği taşımaz. Black metalin bu ilk oluşumu sırasında Deathlike Silence Productions adlı müzik şirketi, türün önemli bir destekleyicisi oldu.

Şu anda black metal
Black metal, 1990lardan itibaren kendine ait bir dinleyici kitlesi oluşturdu. İlk black metal gruplarından itibaren birçok black metal grubu kuruldu. Bunların büyük bir kısmının demo albümler kaydetmek dışında etkinlikleri olmaması ve her müzisyenin birkaç yan gruba daha dâhil olduğu gerçekleri göz önüne alınsa bile, bu sayının çokluğu, black metalin aslında bilindiğinden daha popüler olduğunun bir göstergesidir. Günümüzde, dinlere ve geleneklere ve popüler kültüre başkaldırı, black metalin en temel özellikleri geçerliliğini sürdürüyor. Müziğinde teknik de kullanan 1349, folk müzikten öğeler taşıyan Burzum, black metal öğelerini çok karmaşık bir şekilde yeniden sunan Emperor bu gruplara örneklerdir. Türkiye'de birkaç melodik ve pure black metal grubu isimlerini duyurmayı ve albüm kaydı yapmayı başarmıştır. Başlıca gruplar; Ehrimen, Witchtrap, Pagan, Infected, Ebonsight, Sarcophagus, Secropiagor, Episode 13, Sagaris yurtiçinde ve yurtdışında birçok festivalde yer almıştır ve konser vermiştir.

Müzik dışında bir hareket olarak black metal
Black metal, müziği ve şarkı sözleri dışında, camiasında yaşanan olaylar da dikkat çekmiş ve popüler kültür tarafından yoğun tepki toplamıştır. 1990lı yılların başında black metalin öncü gruplarından bazı üyeler kilise kundaklama olaylarından sorumlu tutulmuşlardır. Kundaklama amacında en başarılı girişim Norveç’teki Fantoft Kilisesi yangınıdır. Bu yangın sonunda kilise tamamen kullanılmaz hale geldi. Burzum’dan Varg Vikernes olaydan sorumlu olarak gözaltına alınsa da, delil yetersizliğinden dolayı serbest bırakıldı. Burzum’un albümü Aske’de Fantoft Kilisesi’nin harap olduktan sonra çekilmiş resmi albüm kapağı olarak kullanılmıştır. Varg Vikernes, bu resmi kendisinin çekmediğini iddia eder. Kilise kundaklama, şu anki black metalcilerce gerekliliği ve doğruluğu tartışılan bir konudur. Gorgoroth’dan Gaahl kendisiyle yapılan bir röportajda kilise kundaklama olaylarını desteklediğini söylemiş ve “daha fazla olmalı ve daha fazla olacak” demiştir. Mayhem grubundan Nerobutcher ise bu kundakalama olaylarını “saçma” olarak tanımlamıştır. Black metal camiasında intihar ve cinayet olayları sık yaşanır. Mayhem grubunun beyni Dead (dead ingilizce “ölü” anlamına gelir, bu kendisinin seçtiği bir rumuzdur) 1991 yılında kafasına silah sıkarak intihar etti. Tek notu “tüm bu kanları mazur görün”dü. Dead’in ölü hali resmedilerek Mayhem’ın Dawn of the Black Hearts’ın albüm kapağı olarak kullanıldı. Yine Mayhem grubunun başka bir üyesi Euronymous (rumuzunun anlamı “kafatası”, gerçek adı Qystein Aarseth’tir) Burzum grubundan Varg Vikernes tarafından 1993 yılında öldürüldü. Vikernes 21 yıl hapse mahkûm edildi. Vikernes müzik çalışmalarına hapishanede de devam ediyor, yalnız, 1997 ve 1999’da çıkardığı iki albüm black metal değil, ambient-electronic türdedir. 1992 yılında ise Emperor grubundan Faust başka bir cinayete karıştı. Kurban bu kez black metal camiası dışındaydı. Faust Lillehammer’daki Olimpik parkı dolaşırken homoseksüel bir adam, Rhys Adamec, Faust’a yaklaşarak birlikte yakındaki ormana gitmeyi önerdi. Faust öneriyi kabul etti ve ormana girdiklerinde Adamec’i öldürdü. Olay, polis Qystein Aarseth cinayeti soruşturmasını yürütürken ortaya çıktı. Dissection’ın beyni Jon Nödtveidt ise 1997 yılında Cezayir asıllı bir eşcinseli öldürmek suçundan hapse girmiş, 2004 yılında cezasını tamamlamıştır. Fakat çıktıktan 2 yıl sonra 2006 yılında Stockholm'deki apartman dairesinde intihar etmiştir.


Black metal'in alt ve melez türleri

Atmospheric black metal
Pagan black metal olarak da bilinir. Black metalin yavaşlamış ve agresifliğini büyük oranda kaybetmiş türüdür. Hüzünlü bir havası vardır. Kullanılan melodiler, grubun bulunduğu kültürün folk müziğini yansıtır. Davullar tipik black metal özelliği olan blast beati yapmaz, oldukça yavaş çalınır, tempo düşüktür. Yine scream vokaller agresifliğini yitirir, acı çeken bir insanın feryatlarına benzer. Türün ilk grubu Burzum, önemli takipçileri ise Drudkh, Summoning, Negură Bunget'dir.

Blackened death metal
Black metalin death metal ile melez türüdür. Hem death metaldeki teknik gitar riflerine hem de black metalin basit/minimalist gitar çalımına rastlanır. Death metal karakteristikleri daha ağır basar. Vokalin perdesi black metaldekine benzerken vokalin kullanım şekli death metaldeki gibidir (black metalde vokal süreklidir, death metalde ise gitar riflerine bağlı olarak kesik kesik ilerler). Davul, genellikle black metalin minimalist ve kendini tekrar eden şeklinden uzaktır. Blast beat sıkça kullanılsa da, parçalar boyunca kendini tekrar etmez, black metaldeki blast beate teknik öğeler eklenmiştir. Bu melez türün en tipik örneğine, Behemoth'un Satanica albümünde rastlanır. Zira bu albüm, önceleri black metal yapan grubun death metale geçerken çıkarıdığı bir ara geçiş albümüdür. Belphegor, Sarcophagus, Zyklon dikkate değer blackened death metal grublarıdır.

Depresif black metal
Depresif black Metal, depresif eğilimleri işleyen ve şarkı sözleri intihar temalı bir müzik türüdür. Umutsuzluk, sıkıntı, üzüntü gibi olumsuz ruhsal sorunları ele alır. Müzik yine agresif ve serttir. Silencer, Hypothermia, Trist ve Forgotten Tomb türün öncü gruplarından birkaçıdır.

Melodik black metal
Melodik black metal, bir alt tür olmaktan çok melodiyi öne çıkaran black metal gruplarının müziklerini tanımlayan genel bir kavramdır. Senfonik black metal grupları bu tanımın içinde yer alır. Dikkate değer temsilcileri Emperor, Dimmu Borgir ve Old Man’s Child’dır.

Norsecore
Black metalin agresif özelliğinin ileriye taşınmış şeklidir. Vokaller daha yırtıcıdır. Aynı vuruşa sahip notalardan oluşan ince perdelerden çalınan gitarlar, tremolo ile çalınan alt gitarın önündedir. Albümlerin mikslenme biçimleri de parçaların daha sert ve rahatsız verici olmasını amaçlar. Doğa konusu bu türde işlenmez. Savaş, kan, şeytan, kötülük, nefret temel şarkı sözleridir. Türün en önemli temsilcisi Marduk’tur. Marduk, Heaven Shall Burn… When We Are Gathered albümüyle birlikte müziğini sertleştirerek bu alt türü ortaya çıkarmış, Panzer Division Marduk ile de black metal camiasındaki saygınlığını arttırmıştır. Diğer önemli gruplar Dark Funeral ve 1349’dur.

True black metal
(“pure” veya “raw” veya “saf” black metal) Black metalin en işlenmemiş, gerçek, minimalist ve teknikten uzak şeklini tanımlar. Kullanılan öğeler üzerinde hemen hemen hiç oynanmadığından, türe aşina olmayan kulaklar dışında parçalar birbirinden ayrılamaz. Saf black metal, müziğe bu türü yaparak başlayan grupların çoğunun başka türlere kaymasıyla ünlüdür. Darkthrone, gorgoroth , malfeitor,taake,morbosidad tür için örneklerdir.

Senfonik black metal
Senfonik black metal, türün melodik şeklidir. Tipik enstrümanlara orkestra eklenmiştir. Türün diğer karakteristikleri aynıdır. Senfonik black metalde tremolo ile çalınan gitarlar ve blast beat davul, klavye için bir zemindir. Vokallerde melodiye uyum yoktur, yine gitar akorlarının değişme noktaları esas alınır ve vokal bu boğumlarda daha alçak veya daha yüksek perdelere çekilir. Emperor türün en saygın[1][2][3] gruplarından biridir. Türün diğer önemli temsilcisi Dimmu Borgir'dir. Senfonik black metal en yaygın black metal türüdür.

Diğer black metal akımları
Unblack metal, black metalin biraz daha yumuşatılmış ve melodiyi daha öne alan şeklidir. En önemli özelliği, black metalin dinlere karşı olan tutumunu göstermemesi ve bazı grupların Hristiyanlık inancını destekleyen sözler yazmasıdır.. Bu yönüyle Christian metal olarak da anılır. İlk unblack grubu Horde’dur. Türün diğer önemli temsilcileri Immortal Souls ve Crimson Moonlight'tır. Tür yayılma ve dinlenme alanında fazla başarı elde edememiştir.

Nationalist Socialist Black Metal (kısaca NSBM) müzikal özellikler bakımından ayrı bir tür olmasa da, ideolojisi açısından diğerlerinden ayrılır. Savunduğu görüş ırkçı bir kimliktedir ve bu hareketin grupları kendilerini Nazi olarak tanımlarlar. Irkçı şarkı sözlerinin yanı sıra eski Avrupa paganizmine göndermeler de mevcuttur.



-DEVAM EDECEK-
 
Bu kadar ayrıştırmaya ne gerek var yia.Şarkıda kullandığın gamda bi diyez farklı bastın diye müzik türü mü değişir arkadaş.
 
Death metal

Death metal, 1980'lerin sonunda thrash metal'in teknik yetkinliğini ve bir punk alttürevi olan hardcore'un dolaysızlığını sentezleyen grupların ortaya çıkardığı metal müzik türüdür.

Türün en çok satan albümü, Morbid Angel'ın Covenant isimli albümüdür.


Özellikler
Death Metal tınısını belirleyen ve onu diğer metal türlerinden ayıran başlıca öğeler brutal vokal, distorsiyon doygunu elektro gitar, yapısökümcü tabir edilebilecek bir kompozisyon tarzı, sürat ve nihilist/dışavurumcu imgelemdir.

Death Metal'in arkaik örnekleri arasında, Speed Metal ile karıştırılan Thrash Metal tarzına yakın bir çizgide müzik yapan Death Strike'ın 1985 tarihli "Fuckin' Death" albümü sayılabilir. Ancak türün ilk yapılaşmış örneği,Chuck Schuldiner önderliğindeki Death imzasını taşıyan "Scream Bloody Gore" albümüdür. 1980'li yılların ortalarında belirişini takiben 90'lı yılların sonlarına kadar oldukça üretken bir janr olan Death Metal kanonunun en önemli örneklerinin altında Possessed, Obituary, Morbid Angel, Death, Six Feet Under, Cannibal Corpse, Incantation, Krabathor, Acheron, Sinister, At the Gates, Deicide, Autopsy, Carcass, Atheist, Napalm Death, Gorefest, Bolt Thrower, Asphyx, Pestilence, Unleashed, Immolation, Monstrosity, Morta Skuld, Sextrash, Entombed, Dismember, Grave, Toxodeth, Mortuary, Headhunter D.C., Krisiun, Nunslaughter, Demigod, Abhorrence, Interment, Aggressor, Malevolent Creation, Massacre, Nocturnus, Acid Death, Comecon, Terrorizer gibi öncü toplulukların isimleri vardır.

Bir alt kültürel enerji olarak 90'lı yılların başlarında Grunge akımının ve temsil ettiği değerlerin denge ağırlığını teşkil eden Death Metal, 90ların sonlarında, Metal anajanrından doğan alttürevlerin, cross-over'ların ve farklı janrların gramerlerini Metal'e sentezleyen yenilikçi yaklaşımların karşısında ortodoks damarını bütünüyle yer altına çekmiş ve doğası doğrultusunda, popülerliğin süzgecinden geçmiş diğer Metal janrlarının aksine, ifade tarzını daha da sertleştirmiştir. Ne var ki Metal arenasında dinleyiciler ve gruplar arasında yoğunlukla tartışılan ticaret - etik ikiliği ekseninde, Death Metal de, geniş kitlelere ulaştığı 90'lı yılların ortalarında piyasalaşmakla suçlanmıştır.

Death Metal'in doğuşundan bugününe Türkiye'de gelmiş gelmiş en önemli temsilcileri arasında Death Project, Deathroom, Suicide, Asafated, Cenotaph, False In Truth, Hecatomb


Brutal vokal
Brutal vokal, diğer metal türlerinde ve popüler müziğin genelinde doğalcı biçimiyle kullanılan vokalin, enstrümantan enformasyonun distorsiyonuna paralel bir şekilde, performans veya kayıt sırasında dışsal bir müdahale olmaksızın, vokalist tarafından distorte edilmesiyle elde edilen, konvansiyonel vokalin ifade yelpazesini tek bir kalıp içinde hayata geçirmeye çalışan vokalizasyon türüne metal icracıları ve dinleyicileri tarafından verilen isimdir.

Death Metal Disiplini
Death Metal tınısı tok, distorsiyon doygunu gitar tonlarına, brutal vokallere yaslanır. Bunların yanı sıra dışavurumcu, kinik, nihilist bir tavrı yansıtan veya gore gibi şok öğeleri üzerinde duran şarkı sözleri ve görseller Death Metal alamet-i farikası sayılır. Death Metal gitar jargonu çalış tekniği açısından Thrash Metal'in doygunlaştırdığı 'palm mute' (gitar tellerinin avuç kenarı ile kapatılarak sesin boğulması) tekniği ve strumming (vuruş) çeşitliliğiyle biçimlenen, kompozisyonel yönelim açısından ise yüksek tempolu, fragmanlı veya nakarat yapılı parçalar üreten, vokal dışavurumun belirginleştiren bir anlayışla yapılanır. Death Metal gruplarının bir bölümü [Deicide, Suffocation] melodizmi dışlayarak keskin bir ritmofoniyi sahiplenir. Bu ritmofoni ağırlıklı yaklaşım, bir Death Metal altjanrı sayılan ancak bu janrla aynı yıllarda şekillenen Grindcore'un da merkezinde yer alır. Davulda yüksek hızlarda twin, ride ve trampet üçlüsü kullanılmaktadır. Ataklar tuşeli ve çok hızlıdır. Ziller yoğun olarak kullanılmaktadır. Davul setlerinde 3 alto ve 2 floor tom tercih edilmektedir.

Yeni Akım İsveç Death Metal'i (NWOSDM) adı verilen İsveç okulu ise İngiliz Klasik Metalinin melodizmini Death Metal'in yoğunluğuyla birleştirir. Ancak istisnalar hariç birçok İsveç Death Metal grubu zamanla tarzın köklerinden dışarı çıkmaya başladığı halde hala Death metal olarak anıldıkları için tepki görmüşlerdir. Bu türün gerçek örnekleri olarak Unleashed, Entombed, Nihilist, Paganizer, Grave, Dismember, Comecon, Repugnant verilebilir.

2000'li yıllarla birlikte yükselen Metalcore türü Death Metal'in sofistike enerjisini yumuşatarak benzer bir dışavurumcu teknik lügatı sahiplenmiştir.


640px-BehemothBAND.jpg

Behemoth


-DEVAM EDECEK-
 
Senfonik metal dışındaki metal türlerini dinleyemiyorum.. Nightwish ve Epica vazgeçemediklerimden..
 
Doom metal
Doom metal, genellikle karamsar ve hüzünlü duygu uyandırmayı amaçlayan, yavaş tempolu heavy metal türü. 1980’lerde ortaya çıkan türün en belirgin özelliği, aynı yıllarda ortaya çıkan speed metaldeki aşırı hıza tepki olarak doğan yavaşlığıdır. Türdeki genel tempo 60-90 bpm'dir. Karanlık, hüzünlü bir hava yaratmayı amaçlar ve karamsar temalıdır.

Tarihsel gelişimi

Temelleri – 1970’lerin başı
Pentagram ve Candlemass süregelen heavy metali yavaşlatarak ve şarkı sözlerinde, o zamanlar heavy metale yabancı bir kavram olan karamsarlığı kullanarak türe öncülük eden gruplardır. İlk zamanlar adı konmayan bu tarz 1980’lerin başında doom metal olarak adlandırılmaya başlayacaktır.

Gelişimi – 1980ler
1970lerin sonundan 1980lerin ortalarına kadar geçen sürede Trouble, Saint Vitus, Candlemass, Pentagram ve Witchfinder General gibi gruplar doom metalin ayrı bir tür olarak ortaya çıkmasını sağladılar. Doom metalin göze batan bu ilk gelişimi sırasında metal müzik, daha çok thrash metal ve speed metal gibi akımların etkisindeydi. Doom metal gibi yavaş ve karamsar müzik 1980lerdeki heavy metale yabancı kavramlardı, dolayısıyla doom metal, her ne kadar kendine ait önemli bir yeraltı popülaritesi yarattıysa da, metal müzik dinleyicileri arasında pek dikkat çekmedi.

Çeşitlenmesi – 1990lar
Diğer heavy metal türleri kadar popüler olmasa da, doom metal, dinleyici ve icracı kitlesini giderek geliştirdi. Cathedral’in Forest of Equilibrium adlı albümünün öncülüğünde Solitude Aeturnus, Count Raven, The Obsessed, Penance, Sleep, Revelation, Confessor, The 3rd and the Mortal gibi gruplar doom metale bugünkü genel şeklini verdiler.

1980’lerin sonuna doğru doom metal farklı türlerden etkilenmeye, farklı türleri etkilemeye ve bunlarla birleşmeye başladı. Bunlardan ilki, bazı death metal gruplarının müziklerini yavaşlatması, bazılarının ise süregelen doom metale death metal öğeleri eklemesiyle ortaya çıkan death/doom metaldir. 1990’larla birlikte, aşırı yavaşlatılmış minimalist türler funeral doom ve drone doom ortaya çıktı. Aynı yıllarda ortaya çıkan sludge doom, içerdiği hardcore ve punk özellikleriyle dikkat çeker. Stoner metalin (aslında temeli stoner rocktır ve ortaya çıkışı çok daha gerilere gider) konumuysa doom metal içinde tartışmalıdır; doom metalin amacı hüzünlü bir hava inşaa etmekken, stoner metal aksine insanı iyi hissettirmeyi amaçlar.

Doom metal etkili en farklılaşmış tür olan gothic metal, gotik müzikte kullanılan gamlara sadıktır, klasik doom öğelerine bolca kadın vokal, klavye ve keman katılmıştır. Şarkı sözleri ise insan ilişkilerini ve insan aşkını işler. Oysa doom metal insan ilişkileriyle ve romantizmle ilgilenmez; yalnızlık ve insanın iç dünyası üzerine kuruludur. Bu yönünün yanı sıra doom metalden görece hızlı bir temposu olduğundan, gothic metal bir doom metal türü değil, çıkış noktası doom metal olan ayrı bir tür olarak kabul edilir.


Müzikal özellikleri
Türün temel öğeleri, diğer metal türlerinde olduğu gibi erkek vokal, elektro gitar, bas gitar ve bateridir. Keman, klavye, bayan vokal kullanan gruplar da vardır. Gitarlar, standart mi akordundan daha aşağı çekilerek akort edilir. Gitar sesleri çok öndedir. Türün en belirgin özelliği yavaş temposudur. Gitar ve davullar oldukça yavaş bir tempoda çalınsa da bazı gruplar, şarkılarında hızlı bölümler de bulundurur. Genellikle growling vokallerin kullanıldığı death/doom ve funeral doom dışında temiz vokaller kullanılır. Tür hüzünlü ve karamsar bir müzik üzerine yoğunlaşır. Şarkı sözlerinde yalnızlık, ölüm, hoşnutsuzluk, umutsuzluk, ızdırap, yaşamın anlamsızlığı gibi konular işlenir.

Alt ve melez türleri

Black doom
Blackened doom metal, suicidal black metal veya depressive black metal olarak da bilinir. Doom metalin black metal ile sentez türüdür. Black metal özelliği olan tremolo yavaşlatılır ve doom metalin karakteristiği yavaş tempo ile birleştirilir. Gitarlar aşırı distorsiyonlanmıştır. Vokal olarak genellikle tiz çığlıklar kullanılır. Black metaldekinin aksine şarkı sözlerinde sık kullanılan konular depresyon ve hiççiliktir. Türün öncüsü Bethlehem’dır. Önemli blackened doom grupları; Forgotten Tomb, Xasthur ve Nortt.

Drone doom
Drone metal olarak da bilinen bu tür, metal türleri arasında en minimalist harekettir. Genel şekliyle bir nota(müzik)nın veya gamın sürekli tekrarlarından oluşur. Noise ve ambient müzik öğeleri taşır. En öne çıkan enstrümanlar elektro gitar ve bas gitardır. Vokaller türün vazgeçilmez öğesi değildir, kullanıldığında ise ıztırap veya korku içinde bir insanın feryadını andırır. Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar. Parçaların süresi oldukça uzundur. 10 ila 30 dakikalık bu parçalarda aynı rifler ve vokaller sürekli olarak tekrarlanır. Parça boyunca temel alınmış öğeler değişmez. Davul genellikle kullanılmaz zira tür bir ritm duygusu vermekten uzaktır. Drone doom, oldukça az dinleyeni olan bir türdür. Türün önemli temsilcileri Sunn O))), Earth ve Boris’tir.

Death/doom
Klasik doom metalin death metal öğeleriyle birleşmesi sonucu ortaya çıkan bir türdür. Brutal/growling vokaller ve death metal rifleme sistemleri kullanılan hızlı parça bölümleri death/doom’un en genel özellikleridir. Disembowelment ve Winter tür için örneklerdir.

Funeral doom
Funeral doom, doom metali heavy metalden ayıran özelliklerin aşırılaşmış şeklini taşır. Müziğin temposu daha da yavaşlar; funeral doomun genel temposu 30 ila 60 bmp’dir. Gitarlar, standart gitar akordundan çok aşağılara çekilerek akort edilir. Growling vokal temel insan sesi olsa da temiz vokallere de rastlanır. Genel doom metal enstrümanları dışında klavye de sıklıkla ve yoğun şekilde kullanılır. Davullar minimalizmi amaçlasa da Mournful Congregation ve Evoken gibi progresif gruplarda davul görece teknik bir hal alır. Parça süreleri çok uzundur. Genel olarak 10–20 dakika süren bu parçalarda aynı gitar ve bateri riflerinin sürekli tekrarları kullanılır. Bazı gruplarda şarkılara ambient müzik öğeleri eşlik eder. Parçalarda iç karartıcı, hüzünlü, rahatsız edici bir atmosfer oluşturmak amaçlanır. Şarkı sözleri yaşamın anlamsızlığı, yaşamdan umudu kesmek, boşluğa düşmek gibi karamsar konular işler. Türün öncüleri Thergothon, Skepticism ve Funeral’dır. Şu anki önemli temsilcileri ise Esoteric, Mournful Congregation, Evoken, Ahab (grup), Shape of Despair ve Anlipnes’dir.

Gotik doom
Gothic doom, doom metale çok yabancı bir kavram olan romantizm üzerine kuruludur. Kullanılan gamlar ve şarkı sözleri romantiktir. Tipik doom metal enstrümanlarının yanı sıra yoğun şekilde klavye, keman ve bayan vokal kullanılır. Bu alttür gothic metal ile karıştırılmamalıdır. Gothic metal, ortaya çıkışında doom metalin etkileri olsa da, çoğu doom metal karakteristiğini taşımaz. Gothic doom metal ise doom metalin “romantik” ve daha melodik türevidir. Türün en önemli temsilcisi, My Dying Bride’dır. Funeral'ın son albümü From These Wounds, gothic doom için tipik bir örnektir.

Traditional doom metal
Trad doom, doom metalin ilk örneklerini tanımlayan bir kavramdır. Pentagram, Saint Vitus, Candlemass, Cathedral türün ilk ve ilham kaynağı gruplarıdır. Trad doom şu anda Reverend Bizarre gibi gruplar tarafından devam ettiriliyor.

Sludge metal
Sludge doom, genel şekliyle hardcore’un yavaşlatılmış ve karamsarlık taşıyan şekli olarak tanımlanır. Şarkı sözleri klasik doomunkinden biraz daha farklıdır. Şarkıların işlediği temel konular acı, nefret ve hiççiliktir. Cult of Luna, Eyehategod, Corrupted ve Crowbar önemli sludge doom gruplarıdır.

Stoner metal
Diğer doom metal alttürlerinin aksine stoner metal hüzünlü müzikten çok uzaktır. Aşırı düşürülmüş(downtuned) gitarlar ve bas tını üzerine kurulmuştur. Diğer doom metal türlerinde sıklıkla kullanılan minör skalalara yer verilmez. Doom metal ile tek ortak yanı yavaş temposudur. İcracı ve dinleyicileri arasında esrar kullanımının yaygın olup olmadığı tartışma konusu olsa da, tür esrar ile özdeşleşmiş bir türdür. Türün genel özellikleri (düşürülmüş gitarlar, yavaş rifler) esrarın verdiği etkilere benzetilir. Stoner metalin önemli temsilcileri; Electric Wizard, Sleep, Acid King, Acrimony, Sons of Otis'dir

Folk doom
Diğer doom metal alttürlerinin aksine müzik daha yumuşak ve gotik doom gibi senfonik öğeler içerebilir. Klasik olarak gitar rifleri çok yavaştır ve bateri (genelde kullanılmaz) genelde düz bir ritimi takip eder. Folk öğelerini doom metal ile harmanlayarak ortaya çıkmıştır. Melodiler çok fazla hüzünlüdür. Elektro gitarın yanında klasik gitar da çok fazla kullanılır. Türde klavye kullanımı da görülür. Vokaller vazgeçilmez olmaksızın brutal vokalin yanında scream ve clean vokalde kullanılır. Vokallerde yer yer ağlamalar ve çığlıklar da görülür. Sözler ise kalsik doom metal temalarını (özellikle acı temasını) işler. Önemli temsizcileri ; Uaral, Empyrium, Kauan'dir. The Fall of Every Season'da bu türden sayılabilir.

Yanlış bilinenler
Doom metal, yanlış bir şekilde, popüler bir tür olarak bilinir ve birçok popüler müzik grubununun müziği doom metal olarak tanımlanır. Doom metal, en eski heavy metal türü olmasına rağmen hiçbir zaman diğer heavy metal türleri kadar popüler olamamıştır. Hüzünlü müzik yapan her metal/rock grubunun türü yaygın olarak doom metal olarak adlandırılır ki bu yanlıştır. Doom metal olarak adlandırılabilmesi için müziğin, doom metalin üstte belirtilen diğer müzik karakteristiklerini de taşıması gerekir. Geniş dinleyici kitlelerine sahip Anathema, Katatonia ve Paradise Lost bu yanlış kanıya en tipik üç örnektir. Üç grup da kariyerlerine doom metal yaparak başlamasına rağmen, geniş kitleler tarafından dinlenen yeni dönemlerindeki müziklerinin doom metal ile “hüzünlü olmaları” dışında herhangi bir ortak yanı yoktur.
Gothic metal grupları bazen doom metal dahilinde değerlendirilir ki “gothic doom” başlığında açıklandığı gibi bunlar ayrı türlerdir.
Gothic doom dışındaki doom metal gruplarının hemen hemen hiçbiri müziklerinde flüt veya keman kullanmaz.


640px-Metalmania_2007_My_Dying_Bride_Aaron_Stainthorpe_003.jpg

En ünlü doom metal gruplarından My Dying Bride'ın vokalisti Aaron Stainthorpe


~DEVAM EDECEK~
 
Drone metal
Drone metal (diğer adıyla drone doom veya power ambient) doom metalin yavaş temposu ve ağırlığıyla drone müziğin uzun süren tonlarını birbiriyle kaynaştıran metal müzik tarzıdır.Drone metal bazen post-metal ile veya avant-garde metal ile ilişkilendirilir.

Özellikleri
Genel anlamda, elektro gitar yüksek miktarda yankı veya ses feedback'i ile çalınırken; vokaller de genel olarak brutal vokal veya scream vokaldir. Şarkılar genelde geleneksel anlamdaki tempo veya ritimden yoksundur ve tipik olarak çok uzundur.

Müzikal kökeni: Doom metal, drone müzik, noise müzik, black metal, Minimalist müzik, sludge metal, ambient

Kültürel kökeni: 1990'ların başında Seattle ve Tokyo

Genelde kullanılan enstrümanlar: Elektro gitar - bas gitar - bateri - klavye - Nadir olarak vokal

Popülerliği: Underground; 2000'lerin ortasında sanat dünyası ve medyadan ilgi görmüştür.


Ekşi Sözlükten Alıntılar
doom ve drone rock arasina saplanmis bir genre. turde muzik cok agir bir sekilde gelisir ve gitarlar genelde duygusal ve kirli bir sese sahiptir. vokaller ise genelde brutaldir ama clean vokale de arada rastlanir.
03.02.2005 06:17 circle takes the square


"drone doom" da denir. temposu yavaşlatılmaktan ve frekansı düşürülmekten, ne doom'luğu ne de metalliği kalmış olan bir acaip müzik türüdür. zaten yeterince depresif bir tür olan funeral doom, ambient'le, noise'le bezenmiş, minimalizmin dibine vurulmuştur bu tip müzikte. yüksek distortion'lı, aşırı down tuning edilmiş gitarlarla icrâ edilir. çıkan ilginç seslere bolca da reverb döşenir. şarkılarda melodiklik pek seyrek gözlenir. şarkı süreleri genelde upuzun olur (hatta kimi drone doom albümleri 40-50 dakikalık tek bir şarkıdan oluşur). genelde enstrümantaldir ve geleneksel ritm anlayışından yoksundur (çoğunda perküsyon bile yoktur). müziklerde boşluk, yokluk, ölüm, melankoli ve benzeri depresif temalar işlenir. kimi zaman korku ve gerilim temaları da bulunur. "sunn o)))" ile "earth" grupları bu türün başlangıcı olarak kabul edilir.
05.12.2006 23:43 ~ 06.10.2013 21:12 epic


müzikte; drone doom olarak bilinen melankolik sözlere karşın acıyı için için vermek için fazlasıyla uzatılmış bir tür metal.
08.10.2008 01:05 atlantis







~DEVAM EDECEK~
 
Geri