efLatun
Üye
-
- Katılım
- Nisan 6, 2019
-
- Mesajlar
- 91
-
- Tepkime puanı
- 69
-
- Puanları
- 268
-
- Konum
- İstanbul/Beşiktaş
Metafiziğin Hususu ve Alanları
Metafiziğin mevzu alanları üç adetdir: Ontoloji, teoloji kozmoloji ve arkeoloji.
Söz hususu dört dahişik kelimesin de orijininde Yunanca kelimeler yer alır.
Hepsinde ortak olan “logos” bilim, rasyonel yorumlama mananına gelir.
Ontolojideki “to on” var olan, teolojideki “theos” Ilâh, kozmolojideki “kosmos” safhan ve arkeolojideki “arkhe” malumat itibariyle ilk olan demektir.
Metafiziğin hususu, bir bütün olarak varlık olup o zenginliği varlık olmak itibariyle ele alan felsefe dalını ifade eder.
Buna göre, başka bilimlerin zenginliği belirlenmiş açılardan araştırdıkleri yerde, doğa ötesi zenginliği olabilecek en genel özellikleriyle ele alır ve ilk olarak var olmanın, tek varlık olmanın ne manaya yaklaştığını sualşturur.
Metafizik, Aristoteles doğrulusunda üç ana dala bölünmüştır.
Bunlardan birincisi, asal haysiyetiyle “var imkan ait rasyonel ve kavramsal tek inceleme” olarak kaydedilmiş olan ontolojidir.
O, yanlızca “varlığın ne bulunduğu” sualine değil, “özde ne cinsten ayrı şeylerin var bulunduğu” sualine da cevap getirmeye çalışır.
Burada doğa ötesisel inceleme fazlası vakit “var olmak için kendinden farklı hiçbir şeye gereksinim duymayan varlık” olarak tariflenen töz kavramı üstünden yürütülür.
Metafiziğin Platon’dan türeyen ikinci ve onu “nihai realiteliğin ya da realiteten var olanın bilimi” olarak gösteren tarifi, aynısı kapsam içerisinde metafiziği veyahut onun asli bölmesini meydana getiren ontolojiyi görünüşlerin ötesindeki kalıcı realiteliğin bilimi olarak meydana koyar.
Ontoloji olarak doğa ötesi, şu durumda varlık ile varoluşa ve değişmenin tabiatına ait incelemelerden oluşur.
Tıpkı felsefe gibi, metafiziğin kendi de ikinci seviye tek tahkîkatdan oluşur.
O, bilimlerin varsaydığı, fakat yorumlama getiremediği ilkeler üstünde kesiflaşır.
Metafiziğin ikinci kısmı, yeniden Aristoteles’in bölme veyahut sınıflamasına göre, teolojik kozmolojik incelemelerden meydana gelir.
Burada doğa ötesi, safhanin kaynağına, ilk sebebine, son dahişenlerine, safhande tek emellilığın olup bulunmadığına değin incelemelerla meşgul gerçekleşir.
Onun üçüncü kısmı, tüm tetkiklerin esasında tespit edilen ilkelere ait tek araştırma ve tahkîkatdan oluşur.
Nitekim Aristoteles’ten ardından da doğa ötesi birçok feylesof doğrulusunda “ilk ilkelere veyahut son ve çürütülemez hakikatlere ait inceleme” olarak tarif edilmiştir.
Buna göre bilimler de dâhil olmak suretiyle, tüm disiplinlerin bazı kabullerde yer aldıkları, tek şeyleri münakaşadan kabul ettikleri yerde, hiçbir şeyi sorgulamadan bırakmayan doğa ötesi tüm disiplinlere ilk ilkelerini sağlar.
Özdeşlik, çelişmezlik ilkesi aynısı ilk ilkeler ya da sebepsellik ilkesi türünden esas ilkeler karşısında tümüyle eleştirel tek tavra bulunduran metafiziğin insana tek ilk ilkeler öğretisi sağladığı, mevzubahis öğretinin de her şeye ait olarak meblağlı tek yorumlama geliştirme olanağı veren tek kavramlar öbeği temin ettiği özetlenebilir.
Metafiziğin mevzu alanları üç adetdir: Ontoloji, teoloji kozmoloji ve arkeoloji.
Söz hususu dört dahişik kelimesin de orijininde Yunanca kelimeler yer alır.
Hepsinde ortak olan “logos” bilim, rasyonel yorumlama mananına gelir.
Ontolojideki “to on” var olan, teolojideki “theos” Ilâh, kozmolojideki “kosmos” safhan ve arkeolojideki “arkhe” malumat itibariyle ilk olan demektir.
Metafiziğin hususu, bir bütün olarak varlık olup o zenginliği varlık olmak itibariyle ele alan felsefe dalını ifade eder.
Buna göre, başka bilimlerin zenginliği belirlenmiş açılardan araştırdıkleri yerde, doğa ötesi zenginliği olabilecek en genel özellikleriyle ele alır ve ilk olarak var olmanın, tek varlık olmanın ne manaya yaklaştığını sualşturur.
Metafizik, Aristoteles doğrulusunda üç ana dala bölünmüştır.
Bunlardan birincisi, asal haysiyetiyle “var imkan ait rasyonel ve kavramsal tek inceleme” olarak kaydedilmiş olan ontolojidir.
O, yanlızca “varlığın ne bulunduğu” sualine değil, “özde ne cinsten ayrı şeylerin var bulunduğu” sualine da cevap getirmeye çalışır.
Burada doğa ötesisel inceleme fazlası vakit “var olmak için kendinden farklı hiçbir şeye gereksinim duymayan varlık” olarak tariflenen töz kavramı üstünden yürütülür.
Metafiziğin Platon’dan türeyen ikinci ve onu “nihai realiteliğin ya da realiteten var olanın bilimi” olarak gösteren tarifi, aynısı kapsam içerisinde metafiziği veyahut onun asli bölmesini meydana getiren ontolojiyi görünüşlerin ötesindeki kalıcı realiteliğin bilimi olarak meydana koyar.
Ontoloji olarak doğa ötesi, şu durumda varlık ile varoluşa ve değişmenin tabiatına ait incelemelerden oluşur.
Tıpkı felsefe gibi, metafiziğin kendi de ikinci seviye tek tahkîkatdan oluşur.
O, bilimlerin varsaydığı, fakat yorumlama getiremediği ilkeler üstünde kesiflaşır.
Metafiziğin ikinci kısmı, yeniden Aristoteles’in bölme veyahut sınıflamasına göre, teolojik kozmolojik incelemelerden meydana gelir.
Burada doğa ötesi, safhanin kaynağına, ilk sebebine, son dahişenlerine, safhande tek emellilığın olup bulunmadığına değin incelemelerla meşgul gerçekleşir.
Onun üçüncü kısmı, tüm tetkiklerin esasında tespit edilen ilkelere ait tek araştırma ve tahkîkatdan oluşur.
Nitekim Aristoteles’ten ardından da doğa ötesi birçok feylesof doğrulusunda “ilk ilkelere veyahut son ve çürütülemez hakikatlere ait inceleme” olarak tarif edilmiştir.
Buna göre bilimler de dâhil olmak suretiyle, tüm disiplinlerin bazı kabullerde yer aldıkları, tek şeyleri münakaşadan kabul ettikleri yerde, hiçbir şeyi sorgulamadan bırakmayan doğa ötesi tüm disiplinlere ilk ilkelerini sağlar.
Özdeşlik, çelişmezlik ilkesi aynısı ilk ilkeler ya da sebepsellik ilkesi türünden esas ilkeler karşısında tümüyle eleştirel tek tavra bulunduran metafiziğin insana tek ilk ilkeler öğretisi sağladığı, mevzubahis öğretinin de her şeye ait olarak meblağlı tek yorumlama geliştirme olanağı veren tek kavramlar öbeği temin ettiği özetlenebilir.