Manas Destanı'nda Görülen İslami Unsurlar

Konu sahibi son olarak 2627 gün önce görüldü
Manas Destanı'nda Görülen İslami Unsurlar

Qg1kXZ.jpg


Sözlü kültür insanlık tarihinin ortak paydasıdır. Her toplumun geçmişten günümüze kadar yaşadığı gelişim serüveninin başlangıcında sözlü kültür yer alır. Toplumların geçmişine dair ayrıntılara sözlü kültürle ışık tutulur. Toplum fertlerinin şahsî geçmişleriyle ilgili neler düşündükleri, neler tahayyül ettikleri ve kendilerine bu geçmişten nasıl bir miras kaldığı gibi hususlara sözlü kültür aracılığıyla vakıf olmak mümkündür.

Sözlü kültürü en iyi yansıtan örnekler, destanlardır. Destanlarda, insanların ortaya koyup geliştirdikleri inanç, ahlâk, gelenek-görenek v.s. değerleri görebilmek mümkündür. Destanların varlığı toplumlara bir tarihî derinlik kazandırdığı gibi; günlük hayata ilham ettiği dinamik tesirleri de vardır. Bu da millî benliklerinin pekişmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla, destanlar dikkatli bir sosyolojik gözlem için dönemlerinin içtimâî yaşantısına dair kesitler barındırmaktadır. Bu yönüyle destanlar, eski gelenek-görenekleri, içinde yeşerdikleri medeniyetlerin dünya görüşlerini tıpkı ayna gibi aksettirir.

Türklük tarihi içinde geçmişi çok eskilere dayanan Kırgız Türkleri arasında da zengin bir sözlü edebiyat geleneği vardır. Kırgız Türklerinin arasında anlatılan Kurmanbek, Er Tabıldı, Er Töştük, Kocacaş, Olcobay ile Kiimcan, Canıl Mirza, Carınca Bököy, Kebeykan, Canış-Bayış gibi destanlar bu zenginliği gösterecek mahiyettedir; ancak bütün bu destanlar arasında kadim Kırgız ruhunun zirvesi olarak nitelendirilen muazzam bir destan vardır ki o da Manas Destanı'dır.

Manas Destanı, Kırgız Halkının bin yıllık sözlü edebiyatının doruk noktasını oluşturan, kahramanlığı, mertliği sembolize eden ve dünya edebiyatında çok önemli bir yeri olan manzum bir kahramanlık destanıdır. Manas Destanı'nda Kırgız halkının kültür değerleri olarak sunulan mâlzemenin önemli bir bölümü, Anadolu Türk halklarınca Türkistan'daki ortak gelenek ve görenekler olarak kabul görmüş ve günümüze taşınmıştır.

Adını kahramanın isminden alan Manas Destanı, hacmi bakımından da dünyanın en büyük destanı olma özelliğine sahiptir ki, İranlı Firdevsi'nin Şehnâmesi'nden iki, Grek Homeros'un İlyada'sından yirmi, Finlilerin Kalevala'sından kırk, Hintlilerin Mahabharata'sından ise dört misli daha uzundur. Dünyada şimdiye değin Manas kadar büyük bir destan tespit edilememiştir. Bununla birlikte İslâmiyet tesirindeki Türk destanları içerisinde de hacmi, muhtevâsı ve içtimâî etkileri açısından büyük bir ehemmiyeti hâizdir. Kırgızların hayat tarzları, gelenek ve görenekleri, ahlâkî ve dinî görüşleri, tarihleri, coğrafyaları, tıp bilgileri, diğer milletlerle münâsebetleri hep bu destanda ifadesini bulmuştur. Bu yönüyle Kırgız milletinin kültürü, felsefesi, tarihi, psikolojisi, sanatı ve diğer mânevî değerleri bakımından Manas, benzeri bulunmayan bir eser niteliğindedir.

Manas Destanı'ndan bahseden ilk eser, 16. asır kaynaklarından "Mecmau't-Tevârih"'tir. Ancak gerek muhteva gerekse edebî sözler açısından taşıdığı değer, ileriki yıllarda bütün dünyanın ilgisini çekmiş ve günümüze kadar eser üzerinde başta Rusya olmak üzere Çin, Kırgızistan ve Türkiye gibi ülkelerde pek çok araştırma yapılmıştır.

Yıllar süren çalışmalar neticesinde bugün yaklaşık 500.000 mısraı tespit edilen destanın, Kırgız Millî İlim Akademisi'nin el yazma nüshaları bölümünde altmıştan fazla anlatım şekli muhafaza edilmektedir. Bu yönüyle destan tartışılmaz biçimde dünyanın en uzun destanı olma özelliğini korumaktadır.

Günümüzde de kitap olarak yayınlanan destan, yabancı dillere de tercüme edilmiş ve tüm dünya edebiyatının ortak bir hazinesi olmuştur. Destanda baturların [kahramanlar] Kırgızların birliğini sağlamak için yaptıkları savaşlar ile kendi içlerindeki mücâdeleler anlatılır. Destan; Kalmuk [Moğol asıllı Budist topluluğu] ve Kıtayların Kırgızlara yaptıkları baskı ve zulümden korunmak için Manas adlı bir kahramanın ve oğlu Semetey ile onun oğlu Seytek'in yiğitlik ve mücâdelelerinden müteşekkildir.

Destanın ana teması, Kırgız halkının farklı Kırgız kabilelerinin merkez otorite tarafında birlik olup, özgürlük ve bağımsızlıkları için yabancı işgalcilere karşı verdikler mücâdeledir. Manas, insanlığın gelişimi için tek hazine ve kaynak olan kardeşlik, bağımsızlık, etkileşim ve ilerleme gibi düşünceler üzerinde yoğunlaşır. Destan, Kırgızların dilinin ve edebiyatının sadece kaynağı değil, özellikle Kırgız devletinin kültürel, ahlâkî, tarihî, içtimâî ve dinî âdetlerinin de temeli olarak kabul edilir.

Manas Destanı'nı asırlarca ağızdan ağza tasvir ve ifade edip günümüze ulaştırarak muhafaza edenler, manasçılardır. Kırgızlar bu insanlara "Çon Manasçı" diye hitap ederler. Manasçılar konuşma kabiliyeti yüksek ve tarih bilgisi çok olan, halk arasında hürmet gören kimselerdir. Dolayısıyla da isimler hafızalarından kolayca silinmez. Manas'ı gece gündüz aylar boyunca söylemelerine rağmen destanı hâlâ bitiremeyen büyük manasçılar vardır. Bu Manasçıların sonuncuları Sagımbay Orazbakov ve Sayakbay Karalayev'dir. Bazı ünlü Manasçıların olağanüstü hafızası bulunmaktadır. Destandan 10 bin, 100 bin, 200 bin, hattâ 500 binden fazla mısraı akıcı bir üslûpla söylemektedirler. Manasçılar bunu söylerken bütün duygularını, hislerini coşkularını destanın içine katar. Manasçılar seslerini bazen yükseltip bazen alçaltarak; anlatışlarını bazen yavaşlatıp bazen hızlandırarak Manas'ın yaşadıklarını tesirli bir şekilde ifade etmektedirler. Bu anlatım karşısında çoğu kez dinleyenler olaylara kendini kaptırarak zamanın nasıl geçtiğinin farkında olamaz, Manas'ın izleriyle dopdolu bir şekilde diyardan diyara hayâlen seyahat ederler. Bu destanı birkaç defa dinlemiş olsalar dahi bundan sıkılmazlar zîrâ Manas, Kırgız halkı için tükenmeyen bir ilham kaynağıdır.

Kırgızlar kuşaktan kuşağa Manas Destanı'nı dinleyerek büyür. Öyle ki, doğumdan ölümüne kadar Manas'ı içlerinde büyütürler. Bu yönüyle denilebilir ki Manas Destanı, Kırgız halkıyla birlikte yaşar. Kırgız halkı kendisinin bütün düşünce ve duygularını, dünya görüşünü, ideallerini tarihî hâdiseleri şifahî olarak destan şeklinde ifadeyi tercih etmiştir. Kırgızların hürriyet ideali, felsefesi, iman ve hakikat telakkileri Manas sâyesinde hiç bozulmadan ilk şekliyle günümüze kadar uzar.

Manas Destanı üzerinde yapılan araştırmalarda yer verilen konulardan biri de İslâm kültürünün destan üzerindeki tesiridir. Günümüzde de bunun izleri canlılığı ile sürdürülmektedir. Manas'da İslâmiyet'le ilgili helâl-haram, namaz, zekât, abdest, kıyâmet, selâmlaşma, dua, ervah gibi inançla ilgili unsurlar da yer almaktadır. Kırgızlar her ne kadar 17. asırdan sonra İslâmiyet'i kabul etmiş olsalar da söz konusu İslâmî unsurlar destanın yapısında vazgeçilmez yapı taşları olarak görülmektedir.

Ayrıca Mekke-Medine, Hz. Peygamber, Hz. Âdem, Hz. Havva, Hızır ve diğer din ve tarikat büyüklerinin yeri ve sırası geldiğinde olaylara bağlı olarak zikredilmesi, destana İslâmi bir görünüm kazandırmaktadır. Manas Destanı'nda İslâmî usûllere göre selâmlaşılmaktadır.

Destanın birçok yerinde kahramanlar "Asalaudan salau malikim" [esselâmünaleyküm] diye karşılarındakine selâm verir ve "Elikime salam" şeklinde mukâbele görürler. Almam-bet, Kökçö'nün meclisine girdiği zaman selâmını alan olmaz. Bu duruma öfkelenen Almam-bet:

"Salam aytsa alike cok / Alike bilen şi cok" 1

diyerek Kökçö'nün Allah selâmını almayacak kadar kötü bir kişi olduğunu ifade etmek istemiştir. Destanda Müslüman kelimesinin karşılığı olan "busurman" kelimesi altmış bir yerde, "musulman" ise bir yerde geçmektedir. Destan kahramanı Manas, Müslüman'dır. O, hem kahraman hem de mücâhittir. Bu özelliği, onun bebekliğinin anlatıldığı kısımda şu mısralarla anlatılır:

"Bu Baybiçe Çıyrıcı

Manastı sır beşikke bölödü,

Manastı Kıdır cölödü.

Manas kabak cerden buğuldu

Kapı-menen Busurman

Manastın kabarı mıktap uğuldu

Manas emi küülödü,

Manas beşikte catıp süülödü:

Ak sakal ateke Cakıp-kan,

Busurman colun açamın

Kapırdın malın çaçamın!

Kapırğa ketet kılamın,

Busurman cetet salamın" 2

Farsça Huda (Kırgızca Kuday) kelimesi ise, destanda en çok kullanılan kelimelerdendir. Dinî kavram olarak "Alda (Allah), "Kuday" ve Tenri (Tanrı) kelimeleri ise, Huda kelimesi kadar olmasa da destanda çokça kullanılmıştır. Manas'ın babası Cakıp Han, hanımı Çıyrıçı'nın erkek çocuk doğurmayışından dolayı üzgün bir hâlde kendi kendine konuşurken önce Çıyrıçı'nın davranışlarından dert yanar ve sonra Kuday'a yani Allah'a şöyle yalvarır:

"Oşu Çıyrıçını alganı

Men cıttap bala öppödüm,

Bu Çıyrıçı cayğan çaçıntarabayt,

Kudayğa tooba dep tipti meni karabayt" 3

Destanın diğer bir bölümünde Kökçö, Almambet'e konuşurken şöyle der:

"A Cuma menen bu Cuma

Arasında ceti kün,

Özü-menen segis gün

Beyşke kiret dedile.

Alda Taaala aazret

Ay asmannan cıldırğan

Kün asmannan cıldırğan

Izığın cerge tiygisken!" 4

Destanda mukaddes bir kitap olarak bilinen Kur'ân, sık sık adı zikredilir. Onu okuyabilen kimse, bilge kişi olarak Manas'ın yanında ve halkın arasında saygı görür. Er Bakay Kur'ân okuyabildiği için Manas'ın babası, kendisinden Manas'ı eğitip yetiştirmesini istemiştir.

"At başınday kurandı, Bakay!

Koy başınday kitepti Bakay!

Kıyamat colun turuşup Bakay!" 5

Manas Destanı'nda İslâm'ın şartlarından olan zekat da destandaki diğer İslâmî unsurlar gibi sadece konuşma arasında geçer, bunun nasıl uygulandığına dâir açık bir bilgiye rastlanmaz. Meselâ Manas, daha altı yaşındayken bir gezinti sırasında karşılaştığı Alooke'den şu sözleri duyar:

"Tömöngö kire barğanda,

Alooke degen kan çıktı,

Aytkanınan can çıktı:

Koydon zeket bersin! Dep,

Koydon zeket berbese,

Tilep ağlan Manastı…" 6

Müslümanlığa ait namaz kılmak, abdest almak, tahâret, erkek çocukların sünnet edilmesi gibi unsurlar destanın Közkaman bölümünde geçer. Manas'ın amcası Közkaman daha altı yaşındayken savaş ânında Kalmuklara esir düşer ve onlar arasında büyür, evlenir ve beş oğlu olur. Yıllar sonra bir yolunu bulup yeğeni Manas'ın ülkesine gelir. Fakat bu gelenlerin erkeklerinin sünnetsiz olduğu ve Müslümanlıktan hiçbir şey bilmedikleri anlaşılır. Manas'ın adamlarından bilge ve bilgili bir kişi olan yaşlı Er Bakay, bunlara İslâm'ı öğretir ve erkekleri sünnet ettirir. Bu hadise beşinci bölümde şöyle anlatılır:

"Busurman kılıp koydu deyt,

Beş'bak namas bilgizip,

Kötünö tarat taldırıp!

Kuran kitep koynunda,

Bir busurman bolğon,son

Küdröt sösü oosında" 7

Manas daha beşikteyken konuşup, uzun sürecek bir yolculuğa çıkacağını ve gideceği yerleri anlatınca, babası Cakıp Han beraberindeki yiğitlerden Bakay'ın, Manas'a kılavuzluk etmesi ve ona göz kulak olması için şöyle der:

"Bilbegenin bilgisip, Bakay!

Birge cortup cürsönçü Bakay!

Adam ata, Oobo ene,

Tuuğan cerin bilçi eden

On cağına Oysul-ata buka

Etken Bakay!

Sol cağına Koca Kıdır duka

Etken Bakay!

Baabedin başında Bakay

Koca Kıdır kaşında Bakay!" 8

İslâm dinindeki cennet, melek, ezan, dua, ruh veya bazı âyet ve sûreler destanda sıkça geçmektedir.

"Bekip bir kalğan beyştin

Eşiğin akçan Er Koşoy

Baylanıp kalğan bazardın

Colun bir açkan Er Koşoy

Aruun turat başında,

Arbağın turat kaşında!

Arbaktarın koldosun,

Beriştelerin kötörsün!

Çakırğan ünün azanday

Kocom,

Başında selde kazanday,

Kocom!

Berişteler kötörsün" 9

Manas öldüğü zaman yapılan dinî merâsimde Kur'ân'dan bazı âyet ve sûreler de geçmektedir.

"Ala-tooday Cakıptı

Karısa dağı Kan kötürüp koyolu

Ak-bos beni soyolu,

Manastın arbayına bağıştap,

"Kulkuldabat" Kur'ândı

Kuptan okup aytalı

Ayatıl-kürsü ıman-da

Namastın abdan okup aytalı!" 10

Manas, amcaoğlu kötü niyetli Kökçököz tarafından bir ziyafette zehirlenince sevenleri türlü ilâçlarla Manas'ı diriltmeye çalışırlar. Bunlardan biri de Mekke'deki Kocco'dur. Manas'ı o kurtarır. Manas dirilince Mekke'ye gider Kâbe'yi tavaf eder, duası kabul olur ve Manas'ın ölen kırk yiğidi de dirilir, onlar da Mekke'ye gidip Manas'a katılırlar.

"Mekedegi Kan-koco

Cete keldi Manasga

Kün on eki bolğonda

Tün on eki bolğonda,

Cakşı boldun, Er Manas!

Aylana karasan

Ölgön eken kırk çoro!

Anda ayttın Er Manas:

Cangıs kantip cüröym

Casagandan tileyn,

Casagandan car bolso,

Cam ooliyya koldosa

Kırk çoromdu tileyn!

Atka minip ketti deyt,

Mekege barıp cetti deyt

Mekedegi cetti eşik,

Cetti eşikke siyndı,

Tögöröktün tört burçun

Tört aylana kıdırdı

Kuday kılğan er eken:

Kırk çoro turdu tirildi!

"Manastay erge baralı! Dep,

Atka minip ketti deyt,

Mekege barıp cetti deyt…" 11

Destanda kıyâmet kavramı da geçmektedir. Kıyâmet sözüyle öbür dünya kastedilir. Buraya hazırlıklı gitmek için de "bata" [fatiha], yani hayır dua almak gerekmektedir. Cakıp Han, Bakay'dan Manas'a yardımcı olmasını isterken şöyle der:

"Kıyamat colu turuşup, Bakay

Cılkı içinde bol bolçu, Bakay!

Manas-menen kıyamattık dos bolçu

Bakay!" 12

Almambet, Manas'ın ölümünden sonra babası Cakıp Han'ı teskin ederken, "Bu dünyada buluştuğumuz gibi kıyâmette de buluşacağız."demektedir. Manas Destanı'nda İslâmiyet, kahramanların ve Kırgız kimliğinin tarifinde belirleyici bir unsur olarak yer almaktadır. Halkın vicdanına sinmiş olan dinî inanış, kabul ve uygulamalar, destan anlatıcılarınca destanın bünyesinde saklanmış ve nesilden nesle sözlü olarak aktarılmıştır. Söz konusu dinî motifler ayıklandığında destan bütün özelliklerini yitirmektedir. Zîrâ destan kendisini ortaya koyan toplumu temsil gücünü kaybetmektedir. Nitekim gerek Çarlık gerekse Komünist rejim döneminde Kırgız Türklerinin ve diğer Türkistan Türklerinin en mühim kültür taşıyıcısı olan Manas Destanı'nın yayımlanmış metinlerine müdâhaleler vâki olmuştur. Bu müdâhaleler destanın yapısını bozmuş, millî ve dinî hayatın mânevî bakımdan beslenmesine engel olmuştur.

Kaynaklar:

1. Doç. Dr. Zeyneş İsmail, "Manas Ruhu", Anayurttan Ata Yurda Türk Dünyası Dergisi, Sayı 9, Ağustos 1995, s. 54-55.

2. Dr. Şurubu Kayhan, Manas Destanı'nın Tarihi Tabakaları, Akçağ Yayınları, Ankara 2005, s. 134-141.

3. Doç. Dr. İsa Özkan, "Manas Destanı ve Etkileri", Uluslararası Bilgi Şöleni, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayını Kongre ve Sempozyum Bildirileri, Sayı 4, Ankara 1995, s. 193-200.

Dipnotlar

1 Selâmünaleyküm dese aleykümselâm yok / Aleyküm selâm ile işi yok

2 Bu baybiçe Çıyrıçı

Manas'ı ala beşiğe beledi.

Manas'ı Hızır korudu.

Manas yar kenarında kundaklandı

Kâfir ile Müslüman

Manas'ın methini duydu

Manas şimdi gülmeye başladı

Manas beşikte yatarken konuştu:

"Ak sakal babam Cakıp Han,

Müslüman yolunu açacağım.

Kâfirin malını saçacağım,

Kâfiri sürüp çıkarıp

Müslüman'a necat salacağım"

3 Şu Çıyrıçı'yı alalı

Ben koklayarak çocuk öpmedim

Bu Çıyrıçı çözdüğü saçını taramaz,

Huda'ya tövbe deyip hiç bana bakmaz.

4 O Cuma ile bu Cuma

Arasında yedi gün

Kendisiyle sekiz gün

Sonra cennete girilir dediler.

Allah-ü Teâlâ Hazretleri

Ayı, gökyüzünden parlatır,

Güneşi de gökyüzünden parlatır,

Onun ışığını yere ulaştırır.

5 Atlarının sayısınca Kur'ân'ın var Bakay!

Koyunlarının sayısınca kitapların var Bakay!

Kıyâmet yolunu öğret ona Bakay!

6 Bir gün aşağıya giderken

Karşıma Alooke denen han çıktı

Söyledikleriyle sanki canım çıktı,

Koyundan zekât verilsin bana! dedi,

Koyundan zekât verilmezse,

Manası alırım ha! dedi.

7 Onları Müslüman etti.

Beş vakit namazı öğretip

Kıçlarını taharet ettirdi!

Kuran kitabı koynunda,

Onlar Müslüman olunca,

Allah sözü ağzında…

8 Manas'ın bilmediğini öğret Bakay!

Beraber git ve ona yürüsene de Bakay!

Âdem Ata'nın, Havva Ana'nın

Doğduğu yeri bildir ona.

Sağ yanına Oysul-atayı boğa et,

Bakay!

Sol yanını Hızır kollasın

Bakay!

Bahaeddin başında olsun Bakay!

Hızır önünde olsun Bakay!

9 Kapalı kalan cennetin

Kapısının açan Er Koşoy,

Kapanıp kalan çarşının

Yolunu açan Er Koşoy,

Şerefin duruyor başında

Ruhun duruyor yanında!

Ruhlar seni korusun,

Meleklerin yüceltsin!

Çağıran sesin ezan gibi

Efendim,

Başında sarığın kazan gibi

Efendim!

Melekler seni yüceltsin!

10 Ala-dağ gibi Cakıp'ı

İhtiyarlasa da han yapalım,

Ak-boz kısrağı kesip,

Manas'ın ruhuna bağışlyalım,

Kur'ân dan "kulhüvallahü ahadı"

Yatsı namazında okuyalım!

Âyete'l-Kürsi'yi de

Namazdan sonra yüksel sesle okuyalım!

11 Mekke'deki Kan-koco,

Yetişip geldi Manas'a.

On iki gün geçince,

On iki gece olunca

İyileştin Er Manas!

Etrafına bakınca

Kırk yiğit ölmüştü!

O zaman dedin ki Er Manas:

Yalnız nasıl edeyim?

Yaratan'dan dileyeyim,

Yaratan'dan yardım olsa,

Tüm evliya kollasa,

Kırk yiğidi isteyeyim!

Dedi ve ata binip gitti.

Mekke'ye varıp yetti.

Mekke'de yedi kapıda

Her kapıda dua etti.

Çevresindeki dört burcunu

Dört defa dönüp dolaştı.

Alah'ın yarattığı er imiş:

Kırk yiğit kalktı dirildi!

Er Manas gidelim diyerek,

Atlara binip çıktılar,

Mekke'ye vardılar...

12 Kıyâmet yolunu öğret ona, Bakay!

Sürünün içinde ona kır-at ol, Bakay!

Manas ile kıyâmete dek dost ol

Bakay!
 
Geri