maltepe'de aşı karşıtı miting

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
Yani toplanmak için de doğru yere seçmişler
 
Sosyal medyadaki dezenformasyona engel olma çabasını 'özgürlük ihlali' sanmanın manası nedir?
Hiçbir bilimsel dayanağı olmayan saçmalıklarla kafası karışıp da aşı olmaya korkan ve ölen insanların yaşam hakkı ne olacak peki?
Aşı olmaya korkan kesim yok aşı olmak istemeyen gayet aklı başında ne yaptıgını bilen bir kesim var. Ayrıca hala ve hala aşılıların aşısızlardan neden bu kadar çok korktuğunu anlamıyorum. Bu bir tercih. Neden aşı olunca kabul görüyor olmayınca sorun çıkıyor. Bu bir dayatma değilde nedir. Olmayan saçmalıklarlamı ? Defalarca faz oluşumu tamamlanmamış aşı diye konuşuldu buna aşı bile denemez derken çok haklılardı. Bu virüs aşı ile bitmeyecek Aşı kobay bulmak içindi herkes sıraya girdi. Bu virüs 2. Bir oyun sahneye hazır hale getirilince bitecek. Siz hala aşı da aşı ne meraklıymışsınız aşıya. 2.dozu oldu birileri şuan ağır hasta al sana aşı.
 
Aşı olmaya korkan kesim yok aşı olmak istemeyen gayet aklı başında ne yaptıgını bilen bir kesim var. Ayrıca hala ve hala aşılıların aşısızlardan neden bu kadar çok korktuğunu anlamıyorum. Bu bir tercih. Neden aşı olunca kabul görüyor olmayınca sorun çıkıyor. Bu bir dayatma değilde nedir. Olmayan saçmalıklarlamı ? Defalarca faz oluşumu tamamlanmamış aşı diye konuşuldu buna aşı bile denemez derken çok haklılardı. Bu virüs aşı ile bitmeyecek Aşı kobay bulmak içindi herkes sıraya girdi. Bu virüs 2. Bir oyun sahneye hazır hale getirilince bitecek. Siz hala aşı da aşı ne meraklıymışsınız aşıya. 2.dozu oldu birileri şuan ağır hasta al sana aşı.
Okulda aşı olmayan sadece iki hocamız vardı. PCR testi getiriyorlardı. Bir ay bu şekilde idare ettiler.
Fakat ne yazık ki ortam kalabalık, gençler çok özen göstermiyorlar.
Salı günü o hocalarımızdan bir tanesi hastalandı ve şu an raporlu.
Günde iki kez ateş ölçümü yapıyoruz, tek tek her öğrenci ve öğretmene.
Öğrencilerde de üç tane vaka var. Ailesi covid olan var.
Servis zaten dolu, tramvaylar tıklım tıklım. Aşısız bu süreç yürümeyecek. İnsanlar çok özenli değil maalesef. Siz dikkat etseniz de yaşam şartları uygun değil.
Oğlum Pazartesi üniversiteye başlayacak, bugün ikinci aşısını yaptırdık.
 
Son düzenleme:
Aşı olmaya korkan kesim yok aşı olmak istemeyen gayet aklı başında ne yaptıgını bilen bir kesim var. Ayrıca hala ve hala aşılıların aşısızlardan neden bu kadar çok korktuğunu anlamıyorum. Bu bir tercih. Neden aşı olunca kabul görüyor olmayınca sorun çıkıyor. Bu bir dayatma değilde nedir. Olmayan saçmalıklarlamı ? Defalarca faz oluşumu tamamlanmamış aşı diye konuşuldu buna aşı bile denemez derken çok haklılardı. Bu virüs aşı ile bitmeyecek Aşı kobay bulmak içindi herkes sıraya girdi. Bu virüs 2. Bir oyun sahneye hazır hale getirilince bitecek. Siz hala aşı da aşı ne meraklıymışsınız aşıya. 2.dozu oldu birileri şuan ağır hasta al sana aşı.
Dünya nüfusunu ve toplum sağlığını tehdit eden bir salgın karşısında hangi tercihten bahsediyorsun ayrıca virüsün aşı ile bitmeyeceğini nereden biliyorsun? Hangi kanıta dayalı yazıyorsun bunu ve sonra da saçmalık deyince niye alınıyorsun?

Çicek salgını nasıl bitti? Aşı olmasaydı biter miydi?
Kuduz peki? Aşı uygulaması sayesinde önlenebilecek bir hastalık olduğu halde, aşının ulaşamadığı yerlerde insanları öldürmeye devam ediyor.

Salgının, aşı olmadan bitmesi mümkün değil çünkü her aşısız insan ile yeni mutasyon riskleri ortaya çıkıyor. Aşısız bir insanın virüsü kapması ile aşılı kişinin kapması ve etrafa bulaştırma oranı aynı değildir.

Aşısız insanlar ne yazık ki yeni ve tehlikeli mutasyonlara sebep olup salgının daha şiddetlenmesine sebep oluyorlar ve böyle bir durumda kişisel tercih ya da özgürlükten bahsedilemez.




****

Türkiye dahil tüm dünyada 150’den fazla ülke ve bölgede görülen kuduz hem hayvan hem de insan sağlığını tehdit ediyor. Aşı ile önlenebilecek bir viral hastalık olan kuduz sebebiyle dünyada her yıl tahminen 59 bin insanın hayatını kaybettiğini söyleyen MSD Hayvan Sağlığı Türkiye Genel Müdürü Burhan Hacı, “Tüm dünyada yaklaşık olarak yıllık 8,6 milyar dolar tutarında bir maliyete neden olan kuduz, koruyucu aşılamanın yeterli seviyede yapılmadığı ve bulaşma sonrası tedavinin yaygın uygulanmadığı Asya ve Afrika ülkelerinde daha sık görülüyor ve kuduz nedeniyle gerçekleşen ölümlerin yüzde 95’i de yine bu bölgelerden raporlanıyor” dedi.


Her yıl yaklaşık 59 bin insan kuduz nedeniyle hayatını kaybediyor

***

 
Bu virüs aşı ile bitmeyecek Aşı kobay bulmak içindi herkes sıraya girdi. Bu virüs 2. Bir oyun sahneye hazır hale getirilince bitecek. Siz hala aşı da aşı ne meraklıymışsınız aşıya. 2.dozu oldu birileri şuan ağır hasta al sana aşı.
İki doz aşı olan kişinin ağır hasta olmasının sebebi, yeterli düzeyde antikor oluşmamasıdır ancak bu her insanda böyle olacak anlamına gelmez. Bazı kişilerin bağışıklığı farklı cevap veriyor ancak yine de çoğu insan aşı sayesinde ayakta atlatıyor ve senin bu sayıya odaklanman gerekiyor. Üçüncü doz da gerekli olabilir.

Forumda defalarca vurgu yaptım ve anesteziye bağlı ölümler de var fakat hiç kimse bunu bahane edip de ameliyat olmaktan kaçmıyor, değil mi?
 
Sevgili @Lefty , virüs, oyun, kobay gibi kelimeleri aynı cümle içinde kullanan bir insan için kendini fazlaca hırpalamıyor musun? "Oyun böyük yeeenim" tayfa için bu dediklerin hiçbir şey ifade etmiyor ve hiçbir zaman da etmeyecek. IQ düzeyi ayakkabı numarasından küçük olan bir kitle için bilimsel kaynakların herhangi bir geçerliliği yok. Onlar için en önemli kıstas "eltim" ölçeği. Bu kitlenin bilimin ve bilimsel çalışmaların karşısına koyduğu şey, eltilerinin, kayınlarının, komşularının ve tanıdıklarının başından geçen fantastik hikayeler.
 
Sevgili @Lefty , virüs, oyun, kobay gibi kelimeleri aynı cümle içinde kullanan bir insan için kendini fazlaca hırpalamıyor musun? "Oyun böyük yeeenim" tayfa için bu dediklerin hiçbir şey ifade etmiyor ve hiçbir zaman da etmeyecek. IQ düzeyi ayakkabı numarasından küçük olan bir kitle için bilimsel kaynakların herhangi bir geçerliliği yok. Onlar için en önemli kıstas "eltim" ölçeği. Bu kitlenin bilimin ve bilimsel çalışmaların karşısına koyduğu şey, eltilerinin, kayınlarının, komşularının ve tanıdıklarının başından geçen fantastik hikayeler.
Öyle görünüyor maalesef fakat insan yine de vicdanen rahatsız olup gerçekleri yazmak istiyor yoksa boş bir çaba olduğunun farkındayım ki bu yazılanları elli defa daha yazdık, bilim insanları yüzlerce defa anlattı.
 
Dünya nüfusunu ve toplum sağlığını tehdit eden bir salgın karşısında hangi tercihten bahsediyorsun ayrıca virüsün aşı ile bitmeyeceğini nereden biliyorsun? Hangi kanıta dayalı yazıyorsun bunu ve sonra da saçmalık deyince niye alınıyorsun?

Çicek salgını nasıl bitti? Aşı olmasaydı biter miydi?
Kuduz peki? Aşı uygulaması sayesinde önlenebilecek bir hastalık olduğu halde, aşının ulaşamadığı yerlerde insanları öldürmeye devam ediyor.

Salgının, aşı olmadan bitmesi mümkün değil çünkü her aşısız insan ile yeni mutasyon riskleri ortaya çıkıyor. Aşısız bir insanın virüsü kapması ile aşılı kişinin kapması ve etrafa bulaştırma oranı aynı değildir.

Aşısız insanlar ne yazık ki yeni ve tehlikeli mutasyonlara sebep olup salgının daha şiddetlenmesine sebep oluyorlar ve böyle bir durumda kişisel tercih ya da özgürlükten bahsedilemez.




****

Türkiye dahil tüm dünyada 150’den fazla ülke ve bölgede görülen kuduz hem hayvan hem de insan sağlığını tehdit ediyor. Aşı ile önlenebilecek bir viral hastalık olan kuduz sebebiyle dünyada her yıl tahminen 59 bin insanın hayatını kaybettiğini söyleyen MSD Hayvan Sağlığı Türkiye Genel Müdürü Burhan Hacı, “Tüm dünyada yaklaşık olarak yıllık 8,6 milyar dolar tutarında bir maliyete neden olan kuduz, koruyucu aşılamanın yeterli seviyede yapılmadığı ve bulaşma sonrası tedavinin yaygın uygulanmadığı Asya ve Afrika ülkelerinde daha sık görülüyor ve kuduz nedeniyle gerçekleşen ölümlerin yüzde 95’i de yine bu bölgelerden raporlanıyor” dedi.


Her yıl yaklaşık 59 bin insan kuduz nedeniyle hayatını kaybediyor

***


Mutasyonların aşı ile ortaya çıktıgını söyleyen uzmanlarda var. Dünya nüfusunu azaltmak için yapılan bu sahnede yerinizi çok güzel aldınız. Aşıyı üreten Uğur beye soruyor spiker - Aşı bizi koruyor mu yoksa daha hafif atlatılmasınımı sağlıyor diye. Uğur bey bunları şimdi konuşmayalım tarzı bir cevap verip uzaklaşıyor.
Aşı geleli epey oldu ölen öldü kalan kaldı ama hiç biri aşı yüzünden olmadı. Ben aklı başında bir bireyim benim sağlıgıma iyi gelecek bir aşıyı neden red edeyim? Kimse çıkıp bu aşının içeriği şudur içersinde gen değiştiren bir kimyasal yoktur dedi mi?


Sürü psikolojisi sizi bu hale getiriyor birey olarak ne zaman düşüneceksiniz. Eğer dünya da aşı olmasa sadece trde böyle bişey söz konusu olsaydı asla vurdurmazdınız. Batı özentiliği maalesef sizi hep dogru yoldasınız gibi hissettiriyor. Video mu? Al sana video ozaman. İzle ama okay?

 
Bilim insanları da insan @Ss hanım. Onlar da yanılabilir veya kasıtlı olarak yanıltabilir. Her bilim insanı olduğunu iddia eden de gerçekten bilim insanı olmayabilir. Türkiye'de her şeyin taklidçisi var.
 
  • Kızgın
Tepkiler: ne
Bilim insanları da insan @Ss hanım. Onlar da yanılabilir veya kasıtlı olarak yanıltabilir. Her bilim insanı olduğunu iddia eden de gerçekten bilim insanı olmayabilir. Türkiye'de her şeyin taklidçisi var.
Bunu bana değil glu glu glu beye söyle bilimcilerden bahseden o
 
Mutasyonların aşı ile ortaya çıktıgını söyleyen uzmanlarda var. Dünya nüfusunu azaltmak için yapılan bu sahnede yerinizi çok güzel aldınız. Aşıyı üreten Uğur beye soruyor spiker - Aşı bizi koruyor mu yoksa daha hafif atlatılmasınımı sağlıyor diye. Uğur bey bunları şimdi konuşmayalım tarzı bir cevap verip uzaklaşıyor.
Aşı geleli epey oldu ölen öldü kalan kaldı ama hiç biri aşı yüzünden olmadı. Ben aklı başında bir bireyim benim sağlıgıma iyi gelecek bir aşıyı neden red edeyim? Kimse çıkıp bu aşının içeriği şudur içersinde gen değiştiren bir kimyasal yoktur dedi mi?
Sürü psikolojisi sizi bu hale getiriyor birey olarak ne zaman düşüneceksiniz. Eğer dünya da aşı olmasa sadece trde böyle bişey söz konusu olsaydı asla vurdurmazdınız. Batı özentiliği maalesef sizi hep dogru yoldasınız gibi hissettiriyor. Video mu? Al sana video ozaman. İzle ama okay?

Aşı bulunmadan çok önce mutasyonlar başlamıştı ve bir virüs ne kadar çok yayılma fırsatı bulursa o kadar çok da mutasyona uğrar. Aşılamanın bir diğer amacı da; virüsün yayılım hızını düşürüp mutasyona uğramasına fırsat vermemektir. Virüs, hayatta kalmak ister ve bu sebeple de sürekli mutasyona uğraması da virüslerin doğasında vardır. Aşılama mutasyona sebep olmaz çünkü aşılanan insan sayısı artıkça virüs yayılamaz ve salgınların aşı ile son bulma sebebi de budur.

Aşıların tanıtım sayfalarında gerekli açıklamalar var ve bağımsız bilim insanları tarafından da bu açıklamalar doğrulandı. Senin ifadene göre dünyadaki çoğu bilim insanı küreselcilere çalışıyor o zaman ayrıca aşı olan diğer ülkelerin hepsi de Batı özentili ülkeler öyle mi?

Sürü psikolojisine göre değil eldeki bilimsel kanıtlara göre hareket ediyoruz ki sana da bunu tavsiye ederim.
 
Aşı bulunmadan çok önce mutasyonlar başlamıştı ve bir virüs ne kadar çok yayılma fırsatı bulursa o kadar çok da mutasyona uğrar. Aşılamanın bir diğer amacı da; virüsün yayılım hızını düşürüp mutasyona uğramasına fırsat vermemektir. Virüs, hayatta kalmak ister ve bu sebeple de sürekli mutasyona uğraması da virüslerin doğasında vardır. Aşılama mutasyona sebep olmaz çünkü aşılanan insan sayısı artıkça virüs yayılamaz ve salgınların aşı ile son bulma sebebi de budur.

Aşıların tanıtım sayfalarında gerekli açıklamalar var ve bağımsız bilim insanları tarafından da bu açıklamalar doğrulandı. Senin ifadene göre dünyadaki çoğu bilim insanı küreselcilere çalışıyor o zaman ayrıca aşı olan diğer ülkelerin hepsi de Batı özentili ülkeler öyle mi?

Sürü psikolojisine göre değil eldeki bilimsel kanıtlara göre hareket ediyoruz ki sana da bunu tavsiye ederim.
Bende diyorum ki bende bilime güvenmek istiyorum bende içim rahat olsun istiyorum aşı hakkında bütün sorulan sorular cevapsız kalıyor. Aşının süreci gerektiği gibi mi ? Aşıda geni değiştiren kimyasal varmı yokmu ? Bu kadar cevapsız sorular içinde siz hangi akla hizmet gözünüz kapalı aşı vuruluyorsunuz? HEnüz yan etkilerinin bilinmediği aşıyı üretenin çıkıp, Aşıda asla genlerle oynayabilecek bir bileşen yok demediği sürece ne yazarsanız yazın siz sadece kandırılmış bir kobaysınız. Aşının sahibi sorulara verecek cevap bulamazken sizin bu kadar hurra aşı demeniz çok ironik. Ne diyorduk? Kraldan çok kralcı
 
Bende diyorum ki bende bilime güvenmek istiyorum bende içim rahat olsun istiyorum aşı hakkında bütün sorulan sorular cevapsız kalıyor. Aşının süreci gerektiği gibi mi ? Aşıda geni değiştiren kimyasal varmı yokmu ? Bu kadar cevapsız sorular içinde siz hangi akla hizmet gözünüz kapalı aşı vuruluyorsunuz? HEnüz yan etkilerinin bilinmediği aşıyı üretenin çıkıp, Aşıda asla genlerle oynayabilecek bir bileşen yok demediği sürece ne yazarsanız yazın siz sadece kandırılmış bir kobaysınız. Aşının sahibi sorulara verecek cevap bulamazken sizin bu kadar hurra aşı demeniz çok ironik. Ne diyorduk? Kraldan çok kralcı

Cevapsız kalan soru yok ancak sen "Küreselciler paranoyası" yaşadığın için verilen cevaplar ve gerçeklerle değil de komplo teorileri ile zaman harcamayı seçiyorsun.

Salgının varlığına ayak diremenin kimseye faydası olmayacağı gibi aşı olmadan da bu salgından sağ çıkma olasılığınız oldukça düşük çünkü virüsü bir kere atlatmış olsan bile karşına yeni çıkacak varyantlar yüzünden yine ölümle burun buruna gelebilirsin ve işte bu varyantların oluşmaması için çok hızlı şekilde tüm dünya nüfusunun aşılanması gerekiyor. Aşı konusunda tercih de sunulduğu halde ayak diremenin mantığı nedir? RNA aşılarına güvenin yoksa inaktif aşı olabilirsin.

Aşıların DNA üzerinde değişim yapmayacağı konusunda çok sayıda açıklama yapıldı ve amacın gerçekler ise sadece bilimsel olana itibar etmen gerekiyor ayrıca virüsün kaynağı Çin ve bu küreselciler takıntılı insanların varlığı en çok onun işine geliyor. Virüs ister doğal olsun ister yapay; salgını durdurmak için aşıdan başka seçenek bulunmuyor.

***
Şimdilerde Twitter, Facebook ve YouTube gibi sosyal ağları sözde “bilimsel” içerikleriyle istila eden efsanelerden en popüleri: "mRNA aşılarının DNA’nızı değiştireceği." Süper güçleri için şans olabileceğini umanları hayal kırıklığına uğratacak iyi bir haberle başlayalım: "mRNA DNA’nızı değiştiremez." Peki ya DNA değiştiren aşılar olduğu inancı nereden kaynaklanıyor?

Ulusal Genetik Danışmanlar Derneği Başkanı Sara Riordon, "Sanırım insanlar, genetik materyal vücuda enjekte edildiğinden, bunun kendi genetik materyalleriyle bir şekilde karışıp onu değiştireceği konusunda kaygı duyuyorlar" diye belirtiyor. Ancak anne babamızdan miras aldığımız tüm bilgileri taşıyan DNA ile Moderna ve Pfizer/BioNTech aşılarının yapıldığı mRNA arasında önemli farklar bulunuyor.

DNA; çift sarmal, çok çok uzun sarıp sarmalanmış şekilde hücrenin nükleus adı verilen bir parçasının içinde bulunmakta. mRNA ise; rutin olarak nükleus’ta üretilen, ancak sonra taşıdığı yönergelerin ‘okunup’ hücrenin ihtiyacı olan çeşitli proteinlere dönüştürülebilmesi için hücrenin ana parçasına salınan DNA’nın küçük bir kısmının tek sarmal kopyası.

Riordan, “mRNA vücut tarafından doğal olarak üretilir, vücudun hücrelerinin protein yapması için yönergeler kodlar. Herhangi bir mRNA aşısı da aynı amacı taşımaktadır, ‘vücuda belli bir patojene karşı bağışıklık cevabı geliştirmesini öğretmek’, böylece patojen vücuda girerse, bağışıklık sisteminiz ona saldırabilir” diye ekliyor.

Covid-19’a karşı geliştirilen mRNA aşıları durumunda ise, bunların ‘nükleus’ta üretilmediğini belirtelim. Bunlar daha ziyade, tek başına virüsün olumsuz etkilerinin hiçbiri olmayan SARS-CoV-2 koronavirüsünün küçük bir kısmı olan viral “Spike” veya “S” proteinin bir kısmının nasıl yapılacağını kas hücrelerine anlatmak üzere koldan enjekte ediliyor.

Riordan, “mRNA aşılarıyla ilgili güven verici olan nokta şu; mRNA, kendi DNA ve yönergelerinizin tümünü içeren hücre parçası olan ‘nükleus’a hiç girmiyor bile” diye ekliyor.

PEKİ, MRNA NASIL ÇALIŞIYOR?

mRNA tabanlı aşılar biraz mutfakta durup akşama ne yemek yapacağını düşünmek gibidir. Bilirsiniz, elde yemek yapmak için gereken tüm malzemeleriniz var ancak tam olarak nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz. Bu durumda internetten bir tarif indirir, mutfakta zaten var olan gereç ve malzemeleri kullanarak her şeyi bir araya getirir ve akşam yemeğini yersiniz.

Aşılar basitçe tariftir, kolunuza enjekte edilerek belli bilgiyi hücrelere gönderir ve onların bu bilgiyi okumasını sağlarlar. Hücreleriniz ellerinde zaten olan malzeme ve gereçlerle Spike proteinin küçük bir parçasını uzman bir şekilde bir araya getirir. Bundan sonra, bağışıklık sistemi herhangi bir karşılaşma durumunda koronavirüse karşı savunma geliştirmeyi öğrenerek, Spike protein parçasının peşinden gider. Ancak normal olarak hücrelerimizin içinde dolaşan Spike proteini kodlayan mRNA yoktur, öyleyse kolunuza enjekte edilip hücreleriniz bağışıklık sistemini harekete geçiren Spike protein parçasını yaptıktan sonra mRNA’nın kendisine ne olur?

Riordan, “Aşıdan gelen mRNA yönergeler okunduktan sonra hücre tarafından yok edilir” diye cevaplıyor.

Bu durum yeni mRNA aşılarından süper güçler elde etme muradında olan insanlara hayal kırıklığı yaratsa da, bundan en fazla umulabilecek şey muhtemelen sadece biraz kol ağrısı pahasına SARS-CoV2’ye karşı bağışıklık elde etmektir.

Öyleyse bu aşının DNA’nızı değiştirebileceğine dair bu inanç nerden çıkıyor? mRNA ve DNA arasındaki farkların yanlış anlaşılmasının yanı sıra, bazı genetik hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntemler ve hatta DNA’mız üzerinde yıkıcı etkisi olan bazı virüsler de dahil DNA’mızı değiştirebilecek biyolojik varlıklar bulunmaktadır.

BAZI VİRÜSLER DNA’YI DEĞİŞTİREBİLİR VE BUNUN AŞIRI OLUMSUZ SONUÇLARI OLABİLİR

İlk olarak DNA’yı değiştiren virüsler arasında koronavirüsler olmadığını, ancak HIV ve HPV gibi bir takım virüslerin DNA’yı değiştirebileceğini belirtelim. Bu tür virüslerin çalışma biçimi, bir hücrenin DNA’sına rasgele yapışarak kendilerini daha fazla kopyalayabilmek adına hücrenin kopyalama mekanizmasını ele geçirmek şeklindedir. Genellikle kendilerini genomun neresine koydukları konusunda ayrım yapmadıklarından, şayet hücre için önemli bir kod parçasının ortasına yerleşirlerse, hücrenin kanserleşmesine neden olabilirler. HPV; servikal, boyun, baş bölgelerinde pek çok farklı kanser türüne sebep olabilir. Bu nedenle insanlar HPV’ye karşı genellikle aşılanmaktadır. Başka bir örnek ise kendi genomunu insanın akyuvar hücrelerine entegre eden ve hücreyi virüsün pek çok kopyasını yapmaya zorlayarak nihayet diğer hücreleri de hızla enfekte etmeye başlayan HIV’dir.

BAZI TEDAVİLER, POZİTİF ETKİ SAĞLAMASI AMACIYLA DNA’YI BİLİNÇLİ OLARAK DEĞİŞTİRİR

Bilim insanları genellikle DNA’da kalıtsal bozuklukları düzeltmek amacıyla gen terapileri kullanarak genetik hastalıkların üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Yaşamı tehdit eden veya engelleyen koşullara yönelik yeni tedaviler, şimdilerde müthiş bir hızla onaylanıyor. FDA (ABD İlaç ve Gıda İdaresi) 2017’de, körlüğe neden olan genetik bozukluğu düzeltecek virüs tabanlı bir ilacı onayladı. İşitme kaybı ve pek çok başka genetik hastalık için de tedaviler geliştiriliyor.

Ancak virüsleri kullanan gen terapileri, tarihsel olarak hep zorluklarla karşılaşmıştır. Şayet viral tabanlı tedavi kendisini o hücrenin işlevi açısından özellikle önemli olan bir DNA parçasına yerleştirirse, HPV gibi virüslerin yaptığına benzer şekilde kansere sebep olabilir. 1990’larda viral gen terapisi, çocukların hiç fonksiyonel bağışıklık cevabının olmadığı ve hafif enfeksiyonların bile ölümcül olabildiği yıkıcı bir hastalık olan ağır kombine immün yetmezlik hastalığı (SCID) olan çocukları tedavi etmede kullanıldı. Bilim insanları bu çocuklardan kan hücrelerini çıkarıp, bozuk geni düzeltmek için virüsle DNA’ları genetik olarak değiştirerek onları tekrar bu çocuklara nakletti.

SCID tedavisinde bu yaklaşım işe yaradı. Ancak muhtemelen virüs kendisini, hücre büyümesi ve ölümünün kontrolü açısından önemli olan bir DNA parçasının ortasına yerleştirip hücrenin normal fonksiyonunu bozduğu için 20 hastadan 5’inde lösemi gelişti

Virüslerin, DNA’nın ‘zararsız’ olduğu ve herhangi bir kanser riskine yol açması muhtemel olmadığı düşünülen parçalarına düzgün bir şekilde yerleştirilmesini sağlayan CRISPR gibi teknolojilerde yaşanan gelişimeler sayesinde, ‘Gen Terapisi’ ilerleyen yıllarda daha fazla başarı elde etti. Ancak koronavirüs aşısı yapmak için böyle bir teknik kullanılmadı çünkü teknik olarak işe yaramasına rağmen günümüzde aşı geliştirmenin daha iyi, güvenli ve çabuk yolları bulunuyor.

Bilim insanları, yeni hedeflerin üstesinden gelmesi için yönergeleri basitçe değiştirebilmesi gibi bir avantajı olduğu için yıllardır mRNA aşıları konusunda heyecan duyuyorlar. Günümüzde Moderna, başkalarının yanı sıra mevsimsel grip ve HIV gibi hastalıklara gözünü dikmiş durumda, şayet aşıya karşı dirençli SARS-CoV-2 versiyonları ortaya çıkarsa, araştırmacılar aşıdaki yönergeleri ihtiyaç duyulan şekilde değiştirebilecekleri konusunda kendilerinden eminler.

Ancak şimdilik, mRNA Covid-19 aşıları ne DNA’nızı değiştirebilecek bir virüstür, ne de bir gen terapisi.

Kaynak: Forbes
Victoria Foster - Uluslararası Pediatrik Onkoloji Derneği (Çocukluğunda lösemiyi yenmiş bir kanser araştırmacısı)

 
Cevapsız kalan soru yok ancak sen "Küreselciler paranoyası" yaşadığın için verilen cevaplar ve gerçeklerle değil de komplo teorileri ile zaman harcamayı seçiyorsun.

Salgının varlığına ayak diremenin kimseye faydası olmayacağı gibi aşı olmadan da bu salgından sağ çıkma olasılığınız oldukça düşük çünkü virüsü bir kere atlatmış olsan bile karşına yeni çıkacak varyantlar yüzünden yine ölümle burun buruna gelebilirsin ve işte bu varyantların oluşmaması için çok hızlı şekilde tüm dünya nüfusunun aşılanması gerekiyor. Aşı konusunda tercih de sunulduğu halde ayak diremenin mantığı nedir? RNA aşılarına güvenin yoksa inaktif aşı olabilirsin.

Aşıların DNA üzerinde değişim yapmayacağı konusunda çok sayıda açıklama yapıldı ve amacın gerçekler ise sadece bilimsel olana itibar etmen gerekiyor ayrıca virüsün kaynağı Çin ve bu küreselciler takıntılı insanların varlığı en çok onun işine geliyor. Virüs ister doğal olsun ister yapay; salgını durdurmak için aşıdan başka seçenek bulunmuyor.

***
Şimdilerde Twitter, Facebook ve YouTube gibi sosyal ağları sözde “bilimsel” içerikleriyle istila eden efsanelerden en popüleri: "mRNA aşılarının DNA’nızı değiştireceği." Süper güçleri için şans olabileceğini umanları hayal kırıklığına uğratacak iyi bir haberle başlayalım: "mRNA DNA’nızı değiştiremez." Peki ya DNA değiştiren aşılar olduğu inancı nereden kaynaklanıyor?

Ulusal Genetik Danışmanlar Derneği Başkanı Sara Riordon, "Sanırım insanlar, genetik materyal vücuda enjekte edildiğinden, bunun kendi genetik materyalleriyle bir şekilde karışıp onu değiştireceği konusunda kaygı duyuyorlar" diye belirtiyor. Ancak anne babamızdan miras aldığımız tüm bilgileri taşıyan DNA ile Moderna ve Pfizer/BioNTech aşılarının yapıldığı mRNA arasında önemli farklar bulunuyor.

DNA; çift sarmal, çok çok uzun sarıp sarmalanmış şekilde hücrenin nükleus adı verilen bir parçasının içinde bulunmakta. mRNA ise; rutin olarak nükleus’ta üretilen, ancak sonra taşıdığı yönergelerin ‘okunup’ hücrenin ihtiyacı olan çeşitli proteinlere dönüştürülebilmesi için hücrenin ana parçasına salınan DNA’nın küçük bir kısmının tek sarmal kopyası.

Riordan, “mRNA vücut tarafından doğal olarak üretilir, vücudun hücrelerinin protein yapması için yönergeler kodlar. Herhangi bir mRNA aşısı da aynı amacı taşımaktadır, ‘vücuda belli bir patojene karşı bağışıklık cevabı geliştirmesini öğretmek’, böylece patojen vücuda girerse, bağışıklık sisteminiz ona saldırabilir” diye ekliyor.

Covid-19’a karşı geliştirilen mRNA aşıları durumunda ise, bunların ‘nükleus’ta üretilmediğini belirtelim. Bunlar daha ziyade, tek başına virüsün olumsuz etkilerinin hiçbiri olmayan SARS-CoV-2 koronavirüsünün küçük bir kısmı olan viral “Spike” veya “S” proteinin bir kısmının nasıl yapılacağını kas hücrelerine anlatmak üzere koldan enjekte ediliyor.

Riordan, “mRNA aşılarıyla ilgili güven verici olan nokta şu; mRNA, kendi DNA ve yönergelerinizin tümünü içeren hücre parçası olan ‘nükleus’a hiç girmiyor bile” diye ekliyor.

PEKİ, MRNA NASIL ÇALIŞIYOR?

mRNA tabanlı aşılar biraz mutfakta durup akşama ne yemek yapacağını düşünmek gibidir. Bilirsiniz, elde yemek yapmak için gereken tüm malzemeleriniz var ancak tam olarak nasıl yapacağınızı bilmiyorsunuz. Bu durumda internetten bir tarif indirir, mutfakta zaten var olan gereç ve malzemeleri kullanarak her şeyi bir araya getirir ve akşam yemeğini yersiniz.

Aşılar basitçe tariftir, kolunuza enjekte edilerek belli bilgiyi hücrelere gönderir ve onların bu bilgiyi okumasını sağlarlar. Hücreleriniz ellerinde zaten olan malzeme ve gereçlerle Spike proteinin küçük bir parçasını uzman bir şekilde bir araya getirir. Bundan sonra, bağışıklık sistemi herhangi bir karşılaşma durumunda koronavirüse karşı savunma geliştirmeyi öğrenerek, Spike protein parçasının peşinden gider. Ancak normal olarak hücrelerimizin içinde dolaşan Spike proteini kodlayan mRNA yoktur, öyleyse kolunuza enjekte edilip hücreleriniz bağışıklık sistemini harekete geçiren Spike protein parçasını yaptıktan sonra mRNA’nın kendisine ne olur?

Riordan, “Aşıdan gelen mRNA yönergeler okunduktan sonra hücre tarafından yok edilir” diye cevaplıyor.

Bu durum yeni mRNA aşılarından süper güçler elde etme muradında olan insanlara hayal kırıklığı yaratsa da, bundan en fazla umulabilecek şey muhtemelen sadece biraz kol ağrısı pahasına SARS-CoV2’ye karşı bağışıklık elde etmektir.

Öyleyse bu aşının DNA’nızı değiştirebileceğine dair bu inanç nerden çıkıyor? mRNA ve DNA arasındaki farkların yanlış anlaşılmasının yanı sıra, bazı genetik hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntemler ve hatta DNA’mız üzerinde yıkıcı etkisi olan bazı virüsler de dahil DNA’mızı değiştirebilecek biyolojik varlıklar bulunmaktadır.

BAZI VİRÜSLER DNA’YI DEĞİŞTİREBİLİR VE BUNUN AŞIRI OLUMSUZ SONUÇLARI OLABİLİR

İlk olarak DNA’yı değiştiren virüsler arasında koronavirüsler olmadığını, ancak HIV ve HPV gibi bir takım virüslerin DNA’yı değiştirebileceğini belirtelim. Bu tür virüslerin çalışma biçimi, bir hücrenin DNA’sına rasgele yapışarak kendilerini daha fazla kopyalayabilmek adına hücrenin kopyalama mekanizmasını ele geçirmek şeklindedir. Genellikle kendilerini genomun neresine koydukları konusunda ayrım yapmadıklarından, şayet hücre için önemli bir kod parçasının ortasına yerleşirlerse, hücrenin kanserleşmesine neden olabilirler. HPV; servikal, boyun, baş bölgelerinde pek çok farklı kanser türüne sebep olabilir. Bu nedenle insanlar HPV’ye karşı genellikle aşılanmaktadır. Başka bir örnek ise kendi genomunu insanın akyuvar hücrelerine entegre eden ve hücreyi virüsün pek çok kopyasını yapmaya zorlayarak nihayet diğer hücreleri de hızla enfekte etmeye başlayan HIV’dir.

BAZI TEDAVİLER, POZİTİF ETKİ SAĞLAMASI AMACIYLA DNA’YI BİLİNÇLİ OLARAK DEĞİŞTİRİR

Bilim insanları genellikle DNA’da kalıtsal bozuklukları düzeltmek amacıyla gen terapileri kullanarak genetik hastalıkların üstesinden gelmeye çalışmaktadır. Yaşamı tehdit eden veya engelleyen koşullara yönelik yeni tedaviler, şimdilerde müthiş bir hızla onaylanıyor. FDA (ABD İlaç ve Gıda İdaresi) 2017’de, körlüğe neden olan genetik bozukluğu düzeltecek virüs tabanlı bir ilacı onayladı. İşitme kaybı ve pek çok başka genetik hastalık için de tedaviler geliştiriliyor.

Ancak virüsleri kullanan gen terapileri, tarihsel olarak hep zorluklarla karşılaşmıştır. Şayet viral tabanlı tedavi kendisini o hücrenin işlevi açısından özellikle önemli olan bir DNA parçasına yerleştirirse, HPV gibi virüslerin yaptığına benzer şekilde kansere sebep olabilir. 1990’larda viral gen terapisi, çocukların hiç fonksiyonel bağışıklık cevabının olmadığı ve hafif enfeksiyonların bile ölümcül olabildiği yıkıcı bir hastalık olan ağır kombine immün yetmezlik hastalığı (SCID) olan çocukları tedavi etmede kullanıldı. Bilim insanları bu çocuklardan kan hücrelerini çıkarıp, bozuk geni düzeltmek için virüsle DNA’ları genetik olarak değiştirerek onları tekrar bu çocuklara nakletti.

SCID tedavisinde bu yaklaşım işe yaradı. Ancak muhtemelen virüs kendisini, hücre büyümesi ve ölümünün kontrolü açısından önemli olan bir DNA parçasının ortasına yerleştirip hücrenin normal fonksiyonunu bozduğu için 20 hastadan 5’inde lösemi gelişti

Virüslerin, DNA’nın ‘zararsız’ olduğu ve herhangi bir kanser riskine yol açması muhtemel olmadığı düşünülen parçalarına düzgün bir şekilde yerleştirilmesini sağlayan CRISPR gibi teknolojilerde yaşanan gelişimeler sayesinde, ‘Gen Terapisi’ ilerleyen yıllarda daha fazla başarı elde etti. Ancak koronavirüs aşısı yapmak için böyle bir teknik kullanılmadı çünkü teknik olarak işe yaramasına rağmen günümüzde aşı geliştirmenin daha iyi, güvenli ve çabuk yolları bulunuyor.

Bilim insanları, yeni hedeflerin üstesinden gelmesi için yönergeleri basitçe değiştirebilmesi gibi bir avantajı olduğu için yıllardır mRNA aşıları konusunda heyecan duyuyorlar. Günümüzde Moderna, başkalarının yanı sıra mevsimsel grip ve HIV gibi hastalıklara gözünü dikmiş durumda, şayet aşıya karşı dirençli SARS-CoV-2 versiyonları ortaya çıkarsa, araştırmacılar aşıdaki yönergeleri ihtiyaç duyulan şekilde değiştirebilecekleri konusunda kendilerinden eminler.

Ancak şimdilik, mRNA Covid-19 aşıları ne DNA’nızı değiştirebilecek bir virüstür, ne de bir gen terapisi.

Kaynak: Forbes
Victoria Foster - Uluslararası Pediatrik Onkoloji Derneği (Çocukluğunda lösemiyi yenmiş bir kanser araştırmacısı)

 
Aşı olmaya korkan kesim yok aşı olmak istemeyen gayet aklı başında ne yaptıgını bilen bir kesim var. Ayrıca hala ve hala aşılıların aşısızlardan neden bu kadar çok korktuğunu anlamıyorum. Bu bir tercih. Neden aşı olunca kabul görüyor olmayınca sorun çıkıyor. Bu bir dayatma değilde nedir. Olmayan saçmalıklarlamı ? Defalarca faz oluşumu tamamlanmamış aşı diye konuşuldu buna aşı bile denemez derken çok haklılardı. Bu virüs aşı ile bitmeyecek Aşı kobay bulmak içindi herkes sıraya girdi. Bu virüs 2. Bir oyun sahneye hazır hale getirilince bitecek. Siz hala aşı da aşı ne meraklıymışsınız aşıya. 2.dozu oldu birileri şuan ağır hasta al sana aşı.
USER_SCOPED_TEMP_DATA_orca-image-1295804684.jpeg
 
 
İzleyin koronadan çok önce çekilmiş. Günümüzü anlatıyor. adamlar planlarını yavaş yavaş uyguluyor . Filmini çekiyor kitabını romanını yazıyor satılık bilim adamlarını önümüze önder olarak çıkarıyorlar
 
Son düzenleme:
Geri