Günlük Litürji Tonlamaları

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Ne kadar yazıp söylesem de, asıl hayatım sanki hatırlayamadıklarım arasında saklıymış duygusundan kurtulamıyorum.


Murathan Mungan - Harita Metod Defteri
 
Sokaklarda belli bir amacım olmaksızın, rasgele yürüyor; para ve şehvet peşinde koşan, o tamahkâr suratlı ayaktakımını arasından rahat, umarsız geçiyordum…
Onları görmeye ihtiyacım yoktu, biri ötekinin kopyasıydı…
Hepsi bir ağız, ağza asılı bir avuç bağırsaktan oluşuyor, cinsel organlarında bitiyorlardı...

Sadık Hidayet - Kör Baykuş
 
Kırmızıydı yapraklarının çevresi,
ve yakut kadar kırmızıydı kalbi..

Oscar Wilde / Mutlu Prens
 
Selam size şiiri sayfasından taşmış kadın ;
Ben gelmeliydim ve geldim.
Bir rubai bırakmak gerekti sayfaya
Bir de sevgi
beraberinde saygı
...
"cenneti ve cehennemi arıyordum,
dünyanın ve sonsuzluğun ötesinde,.
görkemli bir ses yankılandı
göklerde;
- ne arıyorsun?
- cennet de sendedir, cehennem de !.

.
ömer hayyam
 
Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?


Sabahattin Ali / İçimizdeki Şeytan
 
Dünyanın bütün nimetleri elinde olsa bile, onları tadacak bir ruh gerektirir. Çünkü bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir..

Montaigne
 
[YOUTUBE]watch?v=Zq19tWiVEto[/YOUTUBE]

Keyifli dinlemeler efem=)​
 
“Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, o da yok muydu bu dünyada?”

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
 
İçimdeki iyi şeylerin hepsi bir köşeye sindi, saklandı. Sanki yalnızca iğrencin iğrenci bir şey kaldı ortada.


Anna Karenina, Lev Nikolayeviç Tolstoy
 
“Söz, tene dönüşmüştür”(İncil)

öylesine bir Mayıs. bu
ikinci, sen yoksun. ruhum
çinko bir tepside. yalnız;
arayan değil dönen biridir

her yer bulaştı üstüme. kirliyim,
bir zenci kadar telaşlı, bağırın,
diye sustum, söz ve ses
yabancıdır, ten yanılmaz. ansızın
bir teleferik, termometre ya da aysar…
deliyim, bir gece bekçisi kadar dalgın. kefen
diye örtünmeden üstüme

işte herkes çekip gitti. geç oldu, ama
anladım insandan korkmam gerektiğini. söyler-
im,zaman ve veznadar cüreti:
“esrik bir kadını öpüyorum. bakmayın
adımı bilmiyor. nasılsa unutur
güneşin kuzeyden battığını. kasıklarımda
cinlenen hin’e sarılıyor. bildiğim
tek özgür ülke, nüfus:1,rakım:1.72!”

içime döndüm yine . Seni severek kullandım çarşı iznimi



selim temo
 
Kaybolmuşsun sen, insan olmuşsun, insan olmanın acısıyla
Derin bir kesiğin içinde kendini arıyorsun artık
Parmağın kırılsa bir dal sigarayı tutamayacakken,
kalbin kırıkken sevebilme gayretindesin
Çok şişirdiğin balonun patlaması gibi, çok güvendiğin
siktirmiş gitmiş.
Gidecek diye korkma artık.

Her acın bir sır, buna rağmen değişmeyeceğim bağırmaları.
Aynı kalmak istiyorsun, yumrular giyiyorsun ama öyle bırakmıyorlar
Senin hikayen yok. Sen acının hikayesinde bir parçasın.



Gökhan İnesi
 
öyle öldüğüm zaman bir kaç defa ölmüyorum ben
bir bebek patiği gibi ayaklarına örüldüm doğurduklarımın
doğurduklarım çığlık atarken onları nasıl susturacağım hakkında
belki de ağızlarından öperek, billllmiyorum. biilmiyorum
"smyrna blues, nefesin hem erkek hem kadın"
eğilip öpüp doğrulduklarım,
"inga pee, küpeştenin demirlerini ısırdım"
sonra kalplerinden siktir edilerek doğrulduğum kadınlardan
sonraki aldığım nefesler yaşamak sayılmadı
ah nefesim hem piç hem yetim hem dul hem çocuk
alnımdan akıyor kader sen o sırada
başka yerlerde başkalarının ağzını öpüyorsun
buraya bir judia

ömrümden bir tren geçerken bütün istasyonlar yıkıldı
binemedim ömrümde kaldım
ömrümde kaldığım her kapanışlarda
suratınıza bir yumruk* patlatmak isterdim
bir yuvanın köprüsünden geçip giderken hatta
köşelerde kör kalıp size mendil satmak isterdim
burada bir omurilik

son günlerde çok kör kalıyorum.
kendi kendime bir kırmızı
kendi kendime korkulacak bir şey yok
buraya le désert des solitudes
siktir olup gitmek istiyorum
hızlıca defolup gitmek istiyorum
bir yanım o an yıkılıyor bir yanım zaten göçük
27 yerinden bıçaklanmış köpek gibi
gittiğim sokaklarda inleye inleye eve dönüyorum
evime
kendi kemiklerime
buraya ne me quitte pas
buraya ağlayarak bir jacques brel
buraya bir itiraz,
o kadın onunla yatmak istemiyorsa da onu seviyor

göğsüme bir tabela ey tanrı göğsüme bir yazı
içerisi çok yıkık
inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır
mutlulukla mutsuzluk birbirini taşlarken ben arasındayım
boynumu bundan eğiyorum
buraya bir nilüfer
hatta bir demet buraya lütfen

odada kalmış bir kuş gibi, türü serçe olsun
bir kuş gibi dışarı çıkmak isterken duvarlara çarpa çarpa
kendimi yaralıyorum
kendi kendimi kandırmadan elimden tutup kendimi kaçırmadan
kulağıma akmadan bir şarkıyı dinlemek istiyorum
bir kadını canını yakmadan sevmek
bunlar gerçek hepsi gerçek
hayalperest puştun tekiyken böyle ben,
ama hangi kadını döndürmedim o yoldan
hangi kadını ben bıçak gibi döndürmedim içimde
hangi kadını döndürmedim dininden
ama hangi kadını

skor olmuş on sıfır bu maç dönmez
buraya bir amentü, buraya bir ismet özel
buraya ciğerimden bir bayrak
buraya of not being a jew
buraya bir şivekar, ismet yeter
şarkıya döndüm
buraya bir senden önce.

bir soruya cevap olmak için kendimi bağışlıyorum
her şey ama her şey
okyanusunu arayan bir nehir gibi
senin içine akmanın yatağında, şimdi çocukların girip çıktığı bir su
yağmurlardan oldum
buraya bir adrian, buraya bir her yer ateş

gösteriş tutkunu muhteşem bir dünya görüşünün arasında
bir sokağın damarına basar gibi yürüyor ve
her yağmurdan sonra solucan gibi ürüyorum
bu çağ kahpelik çağı
bu çağda yalnızlık iyi
adın gibi görme adım görme artık adlarımızı
bu iki kelimenin arasına bir bağlaç bul
beni isa gibi bağla kendine
suskun bir tanrıyı, bakalım nolaaacak diye seyrederken utandır
dünyaya döşenmiş mayın gibi insanlar
birbirine dokuna dokuna patlarken,
yo yo yoooooo bu orgazm değil!
çiftleşerek değil tekleşerek dünyaya geleceğiz
buraya bir radyo,
bırak ne çalıyorsa çalsın
duamın fon müziği yapacağım hepsini,
içimin sokaklarında bir yakarış
bir yalvarma.
bir çıldırma arzusu.
sonra eve dönmek
sonra evde
sonrası evde.
buraya bir dil buraya bir öpücük.

bir gün öyle bir dua edeceğim ki
tanrıyı onurlandıracağım.

Gökhan İnesi
 
Bilmezdim bu derdin, seni yolundan,
Beni solumdan, edeceğini.
Bilmezdim en sessiz yanımdan,
Yağmuruna kan terleyeceğimi.

Bilmezdim çok yanlarımın,
Az yanımla, yetineceğini.
Uzaklarımın, yakınlığım,
Yakınlığımın uzaklara gönül vereceğini.

Bilmezdim..

Yoksa küs müsün bana?
Dilime ikâmet edenim.
Dargınsak eğer,
Üç günü geçeli aylar oluyor haberin olsun.
Ve bu ara yanık kokulu rüzgarlar çarpıyor yüzüme.
Beni soluğumdan tutuyor üşümelerim.
Boğazıma yapışmış sıtmalı kelimeler.
En yakın sağda park'a çektiler kendilerini.
Söz dinlemez oldu sözler.
Adına sır diyorlar sevmelerin.
Gürültülü harflerin sükûta izdivaç ediyorlar.
Mahrem duygularını telveye terk ediyorlar hani.
Yorulmadın mı dilimden sessiz çığlığım?
Senin yerin dağınıklığım,
Toparla kendimi...

[YOUTUBE]NsQaiEZHqo4[/YOUTUBE]
 
hani yerkürenin de yarası var bilmem kaç derece
o bile kabuk bağlamışken bir şekilde
örneğin mesela yani işte
yine de zelzeleler oluyorsa bilmem kaç şiddetinde
benim yumruğum büyüklüğündeki yarada ne felaketler ne afetler neler neler
saçlarımı kesmeye karar verdim
yolmak yetti bi yerde
küçücük bir örnekle mesela yani işte
ihtiyacı olan her şey yerli yerindeyken
neden niye nasıl bilinmez
solan bir çiçek gibi
bugün öylece birdenbire
öylesine
tükendim.

sana çıkmayan yokuşa sana inmeyen kuyuya
sana çarpmayan sese fotona
sana gülmeyen çocuğa yabancıyım
bu çok evsiz çok barksız
çok yurtsuz kalmak
bu çok çıplak.
beni tecrit etmişim gibi kendimden
gövdemde savaşlar göğsümde siperler
tahliye etmek zorunda kalmışım gibi ne varsa bedenimden
nereye gideyim
nasıl
ben?

Mavi Tuğba Karademir
 
“Ben Koko. Ben çiçeğim, ben doğayım. İnsanları seviyorum, dünyayı seviyorum, ancak insanlar aptal, aptal! Çok üzülüyorum, ağlıyorum. Zaman azalıyor, dünyayı düzeltmeliyiz, ona yardım etmeliyiz. Çok çabuk olmalıyız, doğa sizi görüyor..
Teşekkürler.”


[YOUTUBE]h1dpJztaPew[/YOUTUBE]



https://youtu.be/h1dpJztaPew
 
Kökeninde aldatıcı ve yıkıma mahkûm olmayan hiçbir “yeni” hayat görmedim şimdiye kadar. Her insanın zaman içinde ilerleyip bunaltılı bir geviş getirmeyle kendini tecrit ettiğini, yenilenme niyetine de ümitlerinin beklenmedik yüz buruşturmasıyla karşılaşıp kendi içine düştüğünü gördüm.


E. M. Cioran - Çürümenin Kitabı
 
evim bana der ki:“beni terk etme, senin geçmişin burada.”
yolum bana der ki:“gel, beni takip et, senin geleceğin benim.”
ve ben evime ve yoluma derim ki : “geçmişim yok, geleceğim de.
eğer burada kalırsam, kalışım da bir gidiş olacak; gidersem, gidişim de bir kalış olacak.

sadece, aşk ve ölüm her şeyi değiştirir.

Halil Cibran
 
İçimde mis kokulu
kızıl bir gül gibi duruyor zaman.
Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
çoğum gitmiş de azım kalmış, umurumda değil..

Nazım Hikmet
 
Her zaman olduğu gibi, bana verdiklerinin keyfini çıkarabildim ama sadece utançla, bıkkınlıkla, zayıflıkla, suçlulukla. Bu yüzden sana bir dilenci gibi minnettar olabilirim, ancak bunu hak etmek için hiçbir şey yapmadım..

Franz Kafka / Babaya Mektup
 
Geri