Günlük Litürji Tonlamaları

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
Olmuyorsa zorlamayacaksın,“ diyorlar. Olmayan ne ulan diyorum?
Elin oğlu gibi, atomu parçalayıp insanları mı öldürdüm?
Domatesin genetiğiyle mi oynadım? Şerefsiz bir tecavüzcü için, genel affı ben mi çıkardım?
Ne ulan, olmayan ne?
Ağaç mı kestim? Bütün problemleri ben mi icat ettim? İki satır yazdım da, anlamadınız mı ne anlattığımı… Ara sıra küfredip ağzımı bozdum diye, kanınıza mı dokundum? Ayaklarınızın üşümesine sebep ben miyim! Özlemeyi bilmediniz diye, her başlangıcınız bende mi bitti?
Olmayan ne?
Öfkeliyim… Geçen zamana, ekmeğin buğusuna, yalan sözlere, samimiyetsizliğe, çok konuşmaya, pahalı tropikal meyvelere, bazen sana, çoğu zaman kendime, Türkü dinlemeyenlere, arabeski aşağılayanlara, 1972 yılı yapımı, "Dönüş” filmini izlemeyenlere, Sadri Alışık selamını bilmeyenlere, belden aşağıda beyin arayanlara; yine, bir tel saçın nasıl koktuğunu bilmeyenlere, o saçtaki tokayı emanet saymayanlara, anlattığımı yanlış anlayanlara çok öfkeliyim…
Olmayan ne ulan?
Bunca şey olmuş işte…
İki gözüm, ömrüm…
Olmayan ne?


Halis Karabenli
 
"Sonra bir yalnızlığı denemek oluyor her şey
Üç beş sandalye yetiyor hüznü ağırlamaya

Akşamları getirdiğim yorgunluk beni anlatmıyor
Durmadan okşuyorum tüylerini gecenin

Çiçekler büyük bir yokluğa bakıyor
Gitsem gitsem bir solgunluğa gidiyorum

Yüzümde kelebekler ölüyor "
 
Hep doğru söyledim, inanılmadım.
O zaman kandırmaya başladım. Kibarların dünyasını, toplumun işleyişini iyiden iyiye kavrayınca, hayat biliminde ustalık kazandım; başkalarının bu ustalığı kazanmadan mutluluğa nasıl ulaştıklarını gördüm; benim hiç yılmadan erişmeye çalıştığım önceliklerin tadını, onlar kendilerini hiç yormadan çıkarıyorlardı.
O zaman içimi bir karamsarlık kapladı; tabanca kurşunuyla giderilecek türden bir karamsarlık değildi bu: Soğuk, çaresiz, sevimliliğin, iyi niyetli bir gülümsemenin altına gizlenen bir umutsuzluktu. Ruh yönünden sakat olmuştum.
Ruhumun yarısı yoktu; solmuştu, uçmuştu, ölmüştü. Ben de o yarıyı kestim attım.



M. Yuryeviç Lermontov
 
Şimdi sen çırılçıplak elma yiyorsun
Elma da elma ha allahlık
Bir yarısı kırmızı bir yarısı yine kırmızı
Kuşlar uçuyor üstünde
Gökyüzü var üstünde
Hatırlanacak olursa tam üç gün önce soyunmuştun
Bir duvarın üstünde
Bir yandan elma yiyorsun kırmızı
Bir yandan sevgilerini sebil ediyorsun sıcak
İstanbul'da bir duvar

Ben de çıplağım ama elma yemiyorum
Benim öyle elmalara karnım tok
Ben öyle elmaları çok gördüm ohooo
Kuşlar uçuyor üstümde bunlar senin elmanın kuşları
Gökyüzü var üstümde bu senin elmandaki gökyüzü
Hatırlanacak olursa seninle beraber soyunmuştum
Bir kilisenin üstünde
Bir yandan çan çalıyorum büyük yaşamaklara
Bir yandan yoldan insanlar geçiyor çoğul olarak
Duvarda bir kilise

İstanbul'da bir duvar duvarda bir kilise
Sen çırılçıplak elma yiyorsun
Denizin ortasına kadar elma yiyorsun
Yüreğimin ortasına kadar elma yiyorsun
Bir yanda esaslı kederler içinde gençliğimiz
Bir yanda Sirkeci'nin tren dolu kadınları
Adettir sadece ağızlarını öptürürler
Ayaküstü işlerini görmek yerine

Adımın bir harfini atıyorum


Cemal Süreya
 
İnsanları sevmek istiyorum ama pezevenkler sevilecek mahluklar değiller. Çok boktan herifler var aramızda. Yalnız tahsil olarak değil. Ruh olarak fena adamlar var. Bir an evvel ölmeyi, rahat etmeyi tavsiye ederim.

Ara Güler
 
Aslında dünyanın hiçbir yerinde rahat edemeyen, sadece bulundukları yerden başka bir yere doğru giderken, iki yer arasında mutlu olan insanlardanım.


Thomas Bernhard
 
Hepimiz kendimize yabancıyız; kim olduğumuzla ilgili algılarımız ise yalnızca başkalarının gözlerinin içinde yaşadığımız kadarıyla var.

Paul Auster
 
Birden, yapayalnız kalıyorum dünyada. Manevi bir çatının tepesinden seyrediyorum bütün bunları. Dünyada yalnızım.
...

Çocukluğuma dönüyorum, sırtımda gecelik, elimde doğru dürüst yanmayan bir kandil, kocaman, ıssız bir evde yürüyorum. Canlı gölgelerle kuşatılmışım -yalnızca gölge bunlar, donup kalmış mobilyaların, yanımdan yürüyen ışığın kızları.
Aynı gölgeler burada, güneşin altında da sarıyordu dört bir yanımı ne var ki sapına kadar gerçek insanlar bu seferkiler..


Fernando Pessoa/ Huzursuzluğun Kitabı
 
Göz ve burun oyuklarımla, otuz iki dişimle?
Sasımış soluğum
Yok olur gider bir günde.
Pek yakında, evet pek yakında
Mezar inimin yediği etim
Gene üstümde olacak eve gittiğimde.
Bir kadın olacağım yine, yüzümde gülümseme.
Otuzundayım daha.
Kedi gibi dokuz canım var hem de.

Sylvia Plath
 
Beklerken bir kaç saat geçti. Yanımdan üç beş otobüs, beş on kedi, yirmi otuz insan geçti. Parkın üzerinden siyahın bir sürü tonu geçti. Sıkılıp eve döndüm, kumanadaya gitti elim, ekrandan peş peşe programlar geçti. Önümden elinde çay bardağıyla annem geçti. Uzaktan trenler geçti. İçimden kısık sesle söylenen şarkılar geçti. Hatta bir ara içim geçti. Beklerken bir sürü şey geçti, zaman bir türlü geçmedi..


Ali Lidar
 
"Keyif sigaranızı içerken
Bir kurşunla namusunuzu temizler
arınırdınız günahlarınızdan


İnsan ölümüne gülen insanlığınızı becersinler!

Birileri sizi öldürdüğünde katil olurken,
siz öldürdüğünüzde kahraman diye taşınırdınız puşt dillerde.

Çocuklarının cesedini ağzında taşırken bazı kadınlar,
sözde bir laneti yakmış tüttürürdü dudakları arasında bazı 'adamlar'.."

Dilek Akın / Yaz Dedi Tanrı
 
Kusura bakma dua bilmiyorum
Sana dair ayetler yazarken unuttum ben dua etmeyi

Ve cenneti çaldığım için özür dilerim bütün peygamberlerden
Savaşta ölen bütün meleklerden

-Ben sadece, güzel bir barınağımız olsun istemiştim..


Batuhan Dedde
 
Ben buyum.
Kenar mahallede büyümüş,
İllegale bağışıklık kazanmış,
Ucuz biralar içmekten keyif almış,
Kalem gibi cigara saran,
Kravatlı abilerden pek hoşlanmayan,
Sokaklardan korkmayan,
Ve memurları yürüşünden tanıyan..
Ben buyum.
Karanlıktan korktuğu için ışıkları kapatan,
Kapılmayan telaşına gördüğü kanın,
Hem suça meyilli, hem sabıkasız.
Ben buyum.
İstiklal Cadde'sinde kollarını açıp İsa'lığını ilan eden,
Paçalarının çamura bulaşmışlığını seven,
Uykusuzluktan kızaran gözlerine aldırış etmeyen,
Plansız,
Kuralsız..
Kendi başına bir savaşım ben.
Solcu eylemiyim.
Direnişim.
Tanrı'nın bu dünyaya attığı en cesur kazığım.
Uçurum çiçeklerini severim,
Kapitalist gelir bana kırmızı güller.
Orkideler o'rospulara armağan edilmeli..
Ve intihar edenlerin mezarı başında ceket iliklenmeli..
Ben buyum.
Babası tarafından terkedilmiş,
Hep terkedilmiş,
Cinayetler düşlemiş,
Bıçaklar bilemiş..
Bağımsız bağımlı.
Hep az konuşmuş,
Genelde kaçak..
Umursamaz sanılmış, kırılmaz, aldırmaz.
Ötekileştirilmiş,
"O boşverir" denilen..
Kimsenin bilmediği hüzünler taşıyan ruhunda aslında..
Kimsenin tahmin edemediği kadar büyük yorgunlukları olan..
Suçsuzluğunun bedelini ağır ödemiş,
Haketmemiş.
İnançlarıyla alay edilmiş..
Çatlatılmış su içtiği bardaklar.
Ben buyum.
Bu yüzden tanışmalarımı merhaba öteye taşımıyorum.
Gözünüzü boyuyorum belli olmasın diye çıplaklığı hayatımın..
Kara kaderimi gizliyorum, ak maskemin ardında.
Ben buyum.
Bu dünyaya yollanmış bir malesefim..
Ben buyum.
Adım attığı an yollarının yarılacağını bilen,
Ve adım atmaktan başka seçeneği olmayanım..
Hayalinin bile sizi darmağın edeceği, gerçek bir felaketin ortasındayım.

Nursen Yıldırım
 
Bütün hayatını labirentte mahsur kalıp bir gün oradan nasıl çıkacağını, bunun ne kadar müthiş olacağını düşünerek geçirirsin ve geleceği hayal etmek devam etmeni ama bunu hiç yapmamanı sağlar. Geleceği yalnızca o andan kaçmak için kullanırsın.


John Green - Alaskanın Peşinde
 
Başlık çok güzel yani kulağa hoş geliyo ama anlamı beni bozar adagajd
 
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın



rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan




ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili



yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle



sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız


Atilla İlhan
 
Dürüstlük senin kilisen...
Ama bazen yalan söylemek daha iyidir.
Ben sirke ve tuzum ve sen benim hayal kırıklıklarımı, dürüstlük sınırlarımı eriten yağsın.
Ama bazen, nedenini sormaya cesaret edemiyorum..

[YOUTUBE]XBEwV294Dyk[/YOUTUBE]
 
"çok zor bir dönemden geçen çift, yüksek bir binadan atlayarak intihar etmeye karar verdi. Atlamak üzereydiler üçe kadar saydılar. Süre bitti, kadın kendini boşluğa bıraktı, fakat adam atlamaktan vazgeçerek bekledi. 8 saniye sevgilisinin düşüşünü izledi, ve tam o sırada kadının paraşütü açıldı..
İhanet eden kimdi?"
 
imgelerin izdüşümünde dansa kaldır beni
uyuklayan bedenimi uyandır
yüreğimi uçuklatan satırlarına sarıldım
hadi beni yeniden kandır


Pelin Onay
 
Geri