Günlük Litürji Tonlamaları

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum.
Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.

Albert Camus
 
İç sıkıntısı delirtir.
İç sıkıntısı intihar ettirir.
İç sıkıntısı lanetler.
İç sıkıntısını tıp bilmez.
İç sıkıntısını doktorunuz duymamıştır.
İç sıkıntısı yaşamı yaralar.
İç sıkıntısı yaşamın göbek kordonunu düğümler.

Antonin Artaud
 
"Biliyorum aklamaz hiçbir şey beni yaşadığım sürece.
Çünkü, kendim, yine kendime engelim..."

Wislawa Szymborska/Tek Bir Yıldız Altında
 
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Edip Cansever
 
Günler, aylar, yıllar
isimsiz yüzlerle geçti,
kendimi anonimliğin içinde yitirdim:
hem onların hem de kendiminkinde.
Yitik adamlarda
kendimi yitirmeye yer aradım,
bir avuç dolusu zayıflıktı aradığım.


Lydia Luch
 
Yaşamak başkalarının niyetleriyle örgü örmektir. Bununla birlikte ömür süresince zihniniz özgürdür ve bütün beyaz atlı prensler, ucu kancalı fildişi tığla iki ilmek atımı süresince kendi, büyülü bahçelerinde gezinebilir. Varlıklarla yapılan tığ işi..aralıklar..Hiçbir şey.
Zaten kendimde ne bulabilirim? Ne anlatabilirim? Duygularımın korkunç derecede yoğun olduğunu, duygularımın sapına kadar bilincinde olduğumun. Kendimi mahvetmek için kullandığım keskin zekâmı ve beni oyalamaya doymayan düş gücümü…Ölü irademi ve onun capcanlı yavrusu gibi kollarında sallayan düş gücümü. Tığ işi evet…



Fernando Pessoa
 
Ancak bir özveriyi gerektiren sevgiye inan; bunun dışında her şey, çoğu zaman, boş sözlerden başka bir şey değildir.

Cesare Pavese
 
“Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.”

Sezai Karakoç



 
Önde koşmak arkada kalmak kadar tehlikeliydi.
Her yanlış adım hareketi yavaşlatır, her düşen öz kardeşlerinin ayakları altında ezilirdi…
oysa hepimiz yalnız olduğumuzu, gavrilaların mitkaların ve öteki dostların, yaşantımızdan gelip geçtiğini bilmeli, anlamalıydık.
insanlar anlaşamadıklarına göre, dilsizliğin de önemi yoktu.
birbirleriyle takışır, birbirlerinden hoşlanır, öpüşür ya da tepişirlerdi.
ama herkes yine kendisini düşünürdü.
Coşkularımız, anılarımız, duygularımız sazdan perdelerin ırmağı kıyıdan ayırdığı gibi bizi birbirimizden uzak tutuyordu.
dikkati çekecek kadar yüksek ama göğe erişmeyecek kadar alçak karlı dağ tepeleri gibi, aşılmaz vadilerin ötesinden birbirimize bakıyorduk.


Jerzy Kosinski
 
Bazen biri gider…Kırıldığı için…
Korktuğu için…
Üzüleceğini anladığı ve daha çok üzülmek istemediği için…
Onu neyin mutlu ettiğini bildiği halde gider.
Bazen biri kapıyı çarpıp çıkar ve sanki içinde bir kapı kapanır..


Kürşat Başar - Yaz
 
" katlanabilmek zorunda kalmak kendime bana bahşedilen en büyük cezaydı. aynaya bakmak beni intihara sürüklüyor Rose. kendimi görmek bana dünyayı kusturuyor."
 
Asansörle iniyorsun
Kontrollü bir
Düşüş bu

-rahatsın-

Aynı yavaşlıkta
Camdan aşağı
İnsen
Havada öldürür
Seni
Yeryüzü düşüncesi

-tuhafsın-

Metin Üstündağ
 
YENİDEN DOĞUŞ



Tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek.




Ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım!




Yaşam belki
uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği,
yaşam belki
bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı,
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur,
yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır,
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi,
şapkasını kaldırarak,
başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle “günaydın” diyen.




Yaşam belki de o tıkalı andır,
benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı
ve bir duyumsama var bunda
benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.




Yalnızlık boyutlarındaki bir odada,
aşk boyutlarındaki yüreğim,
kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder,
saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu
ve senin bahçemize diktiğin fidanı
ve bir pencere boyutlarında öten
kanarya ötüşlerini.




Ah..
Budur benim payıma düşen,
budur benim payıma düşen,
benim payıma düşen,
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,
benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir.




Ve "ellerini
seviyorum" diyen
sesin hüznünde ölmektir.




Ellerimi bahçeye dikiyorum,
yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum
ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda
yumurtlayacaklar.




Küpeler takacağım kulaklarıma
ikiz iki kirazdan
ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim.
Bir sokak var orada,
aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar
bir gece rüzgarın bizi alıp götürdüğü.




Bir sokak var benim yüreğimin
çocukluk mahallesinden çaldığı,
zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve bir oylumla gebe bırakmak bir zamanın kuru çizgisini
bilinçli bir simgenin oylumu
aynanın konukluğundan dönen.




Ve böylecedir,
birisi ölür
ve birisi yaşar.
Hiçbir avcı,
çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır.




Ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan...



Furuğ Ferruhzad
( 1935 - 1968 )
 
Özlem mi çekiyordum acaba? Bilmiyordum. Ama size şu kadarını söyleyeyim; daha önce bir tek şehrin kokain kanalları kuruduğunda böyle hissetmiştim..

Andrew Davidson/ Zebani
 
Aşk için bu gece rüyaya yat dedi, falcı. O gece hiç uyuyamadım.


Mine Söğüt/ Deli Kadın Hikayeleri
 
Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar. Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar. Ve sırf dardı diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik.
‘Sarılmak yakar bizi’ deyip aşkı hep uzaktan sevdik..



Charles Bukowski
 
Bil ki sıradan şeyler paylaşılıp birlikte yaşanabilir. İnsan fazla mutlu olunca yalnız kalır; fazla mutsuz olunca da yalnız kalır. Öyledir: küçük çukuru herkes seninle beraber atlayabilir; ama uçurumda kimse seni takip edemez.

Panait Istrati
 
Yirmi yıl önce dünyayı değiştirebileceğimi zannederdim. On yıl önce dünyanın buna değmeyeceğine, çevremi ve kendimi değiştirmemin yeterli olacağına inandım. Birkaç yıl önce de iyice hedef küçültüp, sadece kendimi değiştirebilmek için harcamaya başladım bütün enerjimi..
Şimdi ise çoraplarımı değiştirmeye bile üşeniyorum. Bok yesin her şey değişir diyen filozof. Ne dünya, ne insanlar, ne çekilen acılar değişiyor. Sadece rüya görüyor ve umutsuzca uyanacağımız anı bekliyoruz..
Bir meyhane sandalyesi ya da onkoloji kliniği ya da rahat ev yatağı, ne fark eder? O kadar uzak ki aslında herkes herkese, yan yana olsak bile dokunamıyoruz birbirimize..



Ali Lidar
 
"uzun uzun bir yağmuru okudum
uzun ıslığını taşıdım rüzgârın
uzak bir kıyıya mektup yolladım
döndüm, derinde dövdüm kendimi
duydum, kırıldı içimde tuz sesi.."
 
Geri