öyle öldüğüm zaman bir kaç defa ölmüyorum ben
bir bebek patiği gibi ayaklarına örüldüm doğurduklarımın
doğurduklarım çığlık atarken onları nasıl susturacağım hakkında
belki de ağızlarından öperek, billllmiyorum. biilmiyorum
"smyrna blues, nefesin hem erkek hem kadın"
eğilip öpüp doğrulduklarım,
"inga pee, küpeştenin demirlerini ısırdım"
sonra kalplerinden siktir edilerek doğrulduğum kadınlardan
sonraki aldığım nefesler yaşamak sayılmadı
ah nefesim hem piç hem yetim hem dul hem çocuk
alnımdan akıyor kader sen o sırada
başka yerlerde başkalarının ağzını öpüyorsun
buraya bir judia
ömrümden bir tren geçerken bütün istasyonlar yıkıldı
binemedim ömrümde kaldım
ömrümde kaldığım her kapanışlarda
suratınıza bir yumruk* patlatmak isterdim
bir yuvanın köprüsünden geçip giderken hatta
köşelerde kör kalıp size mendil satmak isterdim
burada bir omurilik
son günlerde çok kör kalıyorum.
kendi kendime bir kırmızı
kendi kendime korkulacak bir şey yok
buraya le désert des solitudes
siktir olup gitmek istiyorum
hızlıca defolup gitmek istiyorum
bir yanım o an yıkılıyor bir yanım zaten göçük
27 yerinden bıçaklanmış köpek gibi
gittiğim sokaklarda inleye inleye eve dönüyorum
evime
kendi kemiklerime
buraya ne me quitte pas
buraya ağlayarak bir jacques brel
buraya bir itiraz,
o kadın onunla yatmak istemiyorsa da onu seviyor
göğsüme bir tabela ey tanrı göğsüme bir yazı
içerisi çok yıkık
inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır
mutlulukla mutsuzluk birbirini taşlarken ben arasındayım
boynumu bundan eğiyorum
buraya bir nilüfer
hatta bir demet buraya lütfen
odada kalmış bir kuş gibi, türü serçe olsun
bir kuş gibi dışarı çıkmak isterken duvarlara çarpa çarpa
kendimi yaralıyorum
kendi kendimi kandırmadan elimden tutup kendimi kaçırmadan
kulağıma akmadan bir şarkıyı dinlemek istiyorum
bir kadını canını yakmadan sevmek
bunlar gerçek hepsi gerçek
hayalperest puştun tekiyken böyle ben,
ama hangi kadını döndürmedim o yoldan
hangi kadını ben bıçak gibi döndürmedim içimde
hangi kadını döndürmedim dininden
ama hangi kadını
skor olmuş on sıfır bu maç dönmez
buraya bir amentü, buraya bir ismet özel
buraya ciğerimden bir bayrak
buraya of not being a jew
buraya bir şivekar, ismet yeter
şarkıya döndüm
buraya bir senden önce.
bir soruya cevap olmak için kendimi bağışlıyorum
her şey ama her şey
okyanusunu arayan bir nehir gibi
senin içine akmanın yatağında, şimdi çocukların girip çıktığı bir su
yağmurlardan oldum
buraya bir adrian, buraya bir her yer ateş
gösteriş tutkunu muhteşem bir dünya görüşünün arasında
bir sokağın damarına basar gibi yürüyor ve
her yağmurdan sonra solucan gibi ürüyorum
bu çağ kahpelik çağı
bu çağda yalnızlık iyi
adın gibi görme adım görme artık adlarımızı
bu iki kelimenin arasına bir bağlaç bul
beni isa gibi bağla kendine
suskun bir tanrıyı, bakalım nolaaacak diye seyrederken utandır
dünyaya döşenmiş mayın gibi insanlar
birbirine dokuna dokuna patlarken,
yo yo yoooooo bu orgazm değil!
çiftleşerek değil tekleşerek dünyaya geleceğiz
buraya bir radyo,
bırak ne çalıyorsa çalsın
duamın fon müziği yapacağım hepsini,
içimin sokaklarında bir yakarış
bir yalvarma.
bir çıldırma arzusu.
sonra eve dönmek
sonra evde
sonrası evde.
buraya bir dil buraya bir öpücük.
bir gün öyle bir dua edeceğim ki
tanrıyı onurlandıracağım.
Gökhan İnesi