Kur’an’da kadının nasıl örtünmesi istenmektedir?

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü
Kadının başı açık resim çektirmesi ve resmi bazı yerlere vermesinde bir sakınca bulunur mı?

Bazı ülke ve yörelerde resmi daireler diploma, kimlik, pasaport ve benzeri belgeleri vermek için kadından başı açık resim istemektedir. Bunu vermekte bir sakınca bulunur mı?


Kadının, din ve vicdan özgürlüğüne saygı duyulan bir beldede örtülü resim vererek belgenin düzenlenmesini isteme hakkı vardır. Ancak açık resim vermedikçe belirtilen belgeyi alamayacağını anlarsa açık fotoğraf verebilir. Bu durum İslâm’ın terbiye ve edebine uygun olmasa da fotoğraf, gerçek bedeni temsil etmez. Ancak açık resmi bayan fotoğrafçıya çektirmesi de ayrıca gerekir.

 
Yabancı kadının resmine televizyonda görüntüsüne kendisine bizzatbakmak hükmündemidir

Yabancı kadının resmine veya televizyondaki görüntüsüne bakmak kendisine bizzat bakmak hükmündemidir?


Yazılı ve görüntülü basın yayın organları topluma kültür hizmeti vermede en etkili araçlardır. Bunlar olumlu yolda kullanılırsa topluma büyük hizmet verirler. Ancak toplumun ahlâkını ve mânevi değerlerini küçültücü ve aşağılayıcı yönde yayın yapar ve müstehcen resim ve yayınlara yönelirse, bu kez de toplumun bozulmasına yol açabilirler. Özellikle kötü niyetle bu organları eline geçiren güçlerin bunu bilinçli ve sistemli olarak yürütmeleri daha da zararlı olur.

Ancak bununla birlikte gazete ve dergilerdeki müstehcen resimler ve televizyondaki açık görüntüler gerçek değil resim ve hayalden ibaret olduğu için onlara bakmak gerçek kadının vücuduna bakmak gibi haram sayılmaz.

Ancak bu bakışı ikiye ayırmak gerekir. Eğer fitneye yol açıyor ve bakanın ruh halini etkileyerek harama karşı bir meyil ve istek doğuruyorsa böyle bir resim veya görüntüye bakmak caiz olmaz. Özellikle sahneye konulan filmlerde zina ve haram ilişkiler özendirilir ve bunları seyreden mü’min haramlığını küçümseyerek bu harama istek duyar hale gelirse mü’minin bu ruh dağınıklığı kendisi için önemli bir manevî kayıp olur. Bu duruma göre mü’min kendisini harama istekli duruma getirebilecek müstehcen yayınlardan uzak durmalıdır.

İbn Hacer el-Heysemî bu konuda şöyle demiştir: “Aynada veya suda görünen kadın görüntüsüne bakmak haram sayılmaz. Ancak bakanın fitneye düşmesine yol açtığı takdirde haram olur.”( İbn Hacer, İsti’zân, 12, Kader, 9; Müslim, Kader, 21; Ebû Dâvud, Nikâh, 43)

Diğer yandan kendi isteği ile tesettürsüz olarak çekilen fotoğrafı yabancı erkeklerin ellerinde dolaşan veya televizyonda ahlâk bozucu görüntüler sergileyen kadının, özellikle genç seyirciler üzerinde halet-i ruhiye bozukluğu meydana getirdiği ve haramı çağrıştırarak kötülüğe yol açtığı görülmektedir. Mü’minin en önemli niteliklerinden birisi de iyiliğin yanında kötülüğün ise karşısında olmasıdır. İslâm’da iyiliğe çağırma ne ne kadar övüldüyse kötülüğe yol açma da o kadar yerilmiştir. Çünkü bir topluma basın ve yayın yoluyla verilen zararın sorumluluğu, yayılmanın büyüklüğü ile orantılıdır. Bu dünyada insanın başıboş bırakılmadığı bilinmektedir. Bu konudaki sorumluluk ölçüsü Allah’ın elçisi tarafından şöyle belirlenmiştir: “Kim bir hayra çağırırsa, onun için, bu hayrı işleyenin ecri kadar ecir vardır.” (Müslim, İmâre, 133; Ebû Dâvud, Edeb, 115; Tirmiz, İlm, 14)

“Kim de kötü bir çığır açarsa, kendisine hem bu davranışın, hem de kıyamete kadar onu örnek alan kimselerin günahı yüklenir.”( bk. Müslim, İlim, 15, Zekât, 69; İbn Mâce, Mukaddime, 14; Dârimî, Makddime, 44)
 
Erkek ve kadının karışık yaşadığı toplumda gözlerin korunması nasıl olmalıdır?

Kur’an’da mü’min erkek ve kadınların gözlerini haramdan sakınmaları ve ırzlarını korumaları istenmiştir.( en-Nûr, 24/30, 31) Bu yüzden bir erkeğin eşi ve mahremi olmayan kadınlara bilerek bakması caiz değildir. Çünkü göz kalbin elçisidir. Sevgi, başbaşa kalma ve meşrû olmayan ilişkinin başlangıcı bakmaktadır.

Diğer yandan ilk bakıştan sakınmak güç olacağı için, özellikle ikinci ve bilerek bakmalar yasaklanmıştır. Allah’ın elçisi, Hz. Ali’ye şöyle demiştir: “Bir kadın gözüne takılınca ikinci kez bakma. İlk bakış için bir sakınca yoktur, fakat ikincinin vebali vardır.”

(Ebû Dâvud, Nikâh, 3; Dârimî, Edeb, 28; Ahmed b. Hanbel, V, 351) Hadiste; “Gözün zinası bakmaktır”

(Buhârî, İsti’zân, 12, Kader, 9; Müslim, Kader, 21; Ebû Dâvud, Nikâh, 53) buyurulmuştur.
 
Bir kadının mahrem hısımları veya yabancı erkek yanında örtünme sınırı nedir? Erkek için kendi cinsleri veya yabancı kadınlar yanında hangi ölçüde örtünmesi gerekir?

Kadın veya erkeğin örtmesi gereken ve başkasının bakması caiz olmayan yerlerine “avret yeri” denir. Erkek veya kadının örtmesi gereken yerler yanında bulunacağı kişinin cinsine ve hısımlık durumuna göre dört kısma ayrılır.

a) Erkeklerin kedi arasında örtünme sınırı,

b) Kadınların kedi arasında örtünme sınırı,

c) Kadının erkeklerin yanında örtünme sınırı,

d) Erkeğin kadınların yanında örtünme sınırı.

Erkeğin örtülmesi gereken avret yeri göbeği ile diz kapakları arasıdır. Hadiste; “Erkeğin avret yeri, göbeği ile diz kapakları arasıdır”

(Ahmed b. Hanbel, II, 187) buyurulur. Çoğunluğun görüşü böyledir. İmam Mâlik’e göre ise baldır da avret değildir. Delil; Enes b. Mâlik (r.a.)’ın “Nebî (s.a.s.)’i uylukları (baldır) açık olarak gördüm”( Buhârî, Salât, 12; Tirmizî,Edeb, 40) sözüdür.

Kadınların birbirine göre avret yeri de dizle göbek arasıdır. Bu yüzden evde, dışta veya banyo, deniz ve kaplıca gibi umuma açık yerlerde bir kadının diğerinin dizle göbek arasına bakması caiz olmaz.

Kadının erkeklerin yanında örtünme sınırı ise, erkeğin mahrem hısım olup olmamasına göre değişir. Bir kadının baba, oğul ve torun gibi mahrem hısımlarının yanında göbekle diz kapağı arası avret yeri sayılır. Sırt ve karın kısmı ise ictihatla avret kapsamına alınmıştır. Yabancı erkeklerin yanında ise el ve yüz dışında bütün beden avrettir. Şâfiî ve Hanbelîler buna yüzle elleri de eklerler.

Bir erkeğin, kadınların yanında örtmek zorunda olduğu avret yeri ise göbekle diz kapakları arasıdır. Bir kısım fakihlere göre, kadın şehvetsiz olmak şartıyla erkeğin avret dışı sayılan diğer yerlerine bakabilir. Çünkü Hz. Âişe’nin, Allah’ın elçisi ile birlikte Habeş’li oyuncu erkekleri seyrettiği nakledilmiştir.( Buhârî, Salât, 69; Müslim, İdeyn, 17, 21, 22; Nesâî, İdeyn, 34, 35)

Avret sayılan yerlere bakmak caiz olmadığı gibi, dokunmak da caiz olmaz. Ancak doğum ve tedavi gibi bir zaruret varsa, ihtiyaç kadar bakmak ve dokunmak caiz olur. Çünkü zarûretler sakıncalı olan şeyleri mübah kılar. (Ayrıntı için bk. “Örtünme (tesettür)” konusu).

Sonuç olarak şunu da belirtelim ki, yukarıda belirttiğimiz örtünme sınırları farz olan sınırlar olup, bir bölümü umuma açık hamam, kaplıca ve denize girme gibi durumlarda açık kalabilecek uzuvları ifade eder. Buna yüzme ve güreş gibi sporları da ekleyebiliriz. Bu gibi özel durumlar dışında mü’minin kendi beldesinde ve sosyal çevresinde, iklim şartlarını da dikkate alarak oluşan giyim şekillerine uyması “ma’ruf” olana uyma anlamına gelir.
 
Müslümanın gayri müslimlerden ayrı özel bir giysi şekli var mıdır?

Müslüman erkek veya kadına bir stil ve aynı model giysi ile örtünme zorunluluğu getirilemez. Çünkü Allah’ın elçisi giysinin şekil ve modeli üzerinde durmamıştır. Dört halife döneminde İslâm’ın sınırları genişlemiş ve İslâm’a yeni giren toplumlar olmuştur. Bunlardan kıyafetlerini değiştirmeleri ve özel bir giysi giymeleri istenmemiştir. Ancak nass’larda belirlenen ölçülere göre eller ve yüz dışında kalan bütün bedenin yabancı erkeklerin yanında veya evin dışına çıkıldığında altını göstermeyen, vücut çizgilerini ortaya çıkarmayan ve bolca olan bir giysi ile kadının örtünmesi yeterli görülmüştür.

Diğer yandan giysinin kumaşından, stil veya şeklinden ötürü mü’minlere yasaklanan bazı çeşitleri olmuştur. Bunları şöylece sıralayabiliriz.

a) Elbiseyi başkalarına üstünlük taslamak için giymek. Nitekim Allah’ın elçisi sırf gururlanmak üzere giyilen giysiyi yasaklamıştır.( Ebû Dâvud, Libas, 5)

b) Erkeğin ipek elbise giymesi. Çeşitli hadislerde erkeklere ipek elbise giymek yasaklanmıştır.( Ebû Dâvud, Libâs, 5)

c) Erkeklerin kadın giysisi, kadınların da erkek giysisi giymesi sünnetle yasaklanmıştır.( Ebû Dâvud, Libas, 28; Ahmed b. Hanbel, II, 325)

d) Küffar ehli için sembol niteliğindeki giysiyi, onları üstün görerek giymek.
 
Kur’an’da kadının nasıl örtünmesi istenmektedir? Saçlar da örtünme kapsamına giriyor mu? Kısaca açıklar mısınız?

İslâm’dan önce Mekke toplumu kadınları örtünmeye riayet etmez, hatta Kâbeyi çıplak olarak tavaf ederlerdi. Bu yüzden namazda ve tavaf sırasında örtünmeyi bildiren şu âyet Mekke döneminde inmiştir. “Ey Âdemoğulları, her mescide girişinizde zînetinizi giyin.”(el-A’râf, 7/31) Buradaki “Zînet” sözcüğü “giysi ve elbise” olarak tefsir edilmiştir. Medine’ye hicretten sonra inen Nûr ve Ahzâb sûrelerinde örtünme ölçü ve sınırı şöyle belirlenmiştir.

“Mü’min kadınlara söyle; Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zînet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar.”( en-Nûr, 24/31; bk. Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, İst. t,l., VI. 15) Âyetteki “humur”un tekili olan “hımâr” kadına ait “başörtüsü” anlamına gelir. Said b. Cübeyr (ö. 95/713), başörtüsünün kadının boyun ve göğüslerini örtecek nitelikte olması gerektiğini söylemiştir. Saçların da örtünme kapsamına girdiğinde açıklık vardır.( el-Kurtubî, el-Câmi’, XII, 153; İbn Kesir, Muhtasar, II, 600) Bütün bedeni örtecek diğer giysi için şöyle buyurulur: “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına dış giysilerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu, onların tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur.” (el-Ahzâb, 33/59) Âyetteki “celâbîb”in tekili “cilbâb” olup sözlükte; geniş elbise, gömlek ve baş örtüsü gibi anlamlara gelir. Bir fıkıh terimi olarak şöyle tarif edilmiştir: “Kadınların normal ev içi giysilerinin üstüne giydikleri her çeşit örtüdür”. “Kadının bütün bedenini örten giysidir”, “Kadınların örtündükleri her türlü giysi ve başka şeylerdir.”( Elmalılı, a.g.e., VI, 337, bk. yukarıda “örtünme” konusu)

Hz. Peygamber’in şu hadisi örtünme âyetlerini tefsir etmektedir. Hz. Âişe’den nakledildiğine göre, Esma binti Ebî Bekir (ö. 73/692) ince bir gyisi ile Allah’ın elçisinin huzuruna çıkmak isteyince o şöyle buyurmuştur: “Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca, onun şu veya şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir”. Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti.( Ebû Davud, Libâs, 31. Ebû Dâvud bu hadise “Mürsel” demiştir. Çünkü Hâlid b. Düreyk bunu Hz. Âişe’den işitmemiştir. bk. el-Kurtubî, a.g.e., XII, 152; el-Heysemî, Mecmaü’z-Zevâid, V, 137) Başka bir hadiste ise “Allah erginlik çağına ulaşan kadının namazını başörtüsüz kabul etmez”( İbn Mâce, Tahâre, 132; Ebû Dâvud, Salât, 84; Tirmizî, Salât, 160) buyurulmuştur.
 
nasıl istendigi apaçık ortada ama bununda bir önemi kalmadı
 
Kadınların örtüsünü de taytını da kısacası kadınları bir salın yaa
 
  • Kahkaha
Tepkiler: ne
Allah'tan yana şüphe yok ama insandan yana şüphe çok çok çok.

Kul ile Allah arasına girmemek, karışmamak en güzeli.

Gönlünden gelir kapanır, kime ne? Gönlünden gelir başörtü kullanmak istemez, yine kime ne?

Allah sonsuz hoşgörülü ve merhametlidir, affedicidir,affetmeyi de sever. İnsan ise kendini Allah yerine koymayı sever, Allah adına tehdit edip hayatları zehir zindan etmeyi de çok sever.

Minicik saç teli göründü diye vatandaşını kırbaçlayan İran'ın akıbeti ortada.
 
benimki istiyorsa örtünsün
istemiyorsa örtünmesin
fazla açılmasın
 
Her çağda kadınlar üzerinden şekillenen bir edep, günah,ayıp,namus,töre gibi konular da olmasa bu bazı erkek zerzavatları ne yapardı acaba ?
Gunah kavrami cinsiyet gozetmez. Akli melekeleri olmayanlar , sabiler ve
Seven deadly sins haric.

Allah demis allah daha otesi var mi?
Yav yahudi hahamlari bile ortunuyordu. Rahibeler vs..
Bilmez misiniz? Hala gormez misiniz?
O halde o gun size buyuk bir azap vardir.
 
Geri