Kur'an-ı Kerim'in Noktalanması ve Harekelenmesi

Konu sahibi son olarak 2624 gün önce görüldü
Kur'an-ı Kerim'in Noktalanması ve Harekelenmesi

Eski Kur'an-ı Kerim nüshalarında yazılar kûfî dediğimiz köşeli yazılardır. Tabii o metinlere baktığımız zaman şimdiki Kur'an-ı Kerimlerde gördüğümüz harf noktaları ve harekelerin olmadığını görürüz. Onları okumak mütehassısların işidir. Herkes okuyamaz.

Şimdiki metinlerde TE üstte iki noktalıdır, SE üç noktalıdır, CİM ortasında bir noktadır. Daha sonra bunları icad etmişler ve kullanmışlardır.

Tarihteki eski mushaflara baktığımız zaman, onların sayfa büyüklükleri ve bir sayfadaki satır sayısı çok değişiktir ve farklı farklıdır. Sonradan bunların tarih boyunca düzene sokulduğunu gözüyoruz. Eskiden de güzel yazılar vardır, sonradan da ama, yazılış düzene girmiştir. Ve tecrübeye dayanarak tertip mükemmelleştirilmiştir.

Okunma ve ezberlenme kolay olsun diye de Kur'an-ı Kerim çeşitli bölümlere bölünmüştür. Kur'an-ı Kerim'in kendisi bir çerçeve içine alınmış, bunlar çerçevenin dışında gösterilmiştir.

Kur'an-ı Kerim otuz cüze ayrılmıştır. Meselâ Amme cüzü diyoruz, Amme Sûresi'yle başlayan bu otuzuncu cüzdür. Fâtiha'yla başlayan ilk, birinci cüzdür.

Her gün bir bölümü okunsun da bir ayda tamamlansın, otuz günde Kur'an-ı Kerim okunması tamamlansın diye otuza bölmüşler. Bazen yedi bölümlü Kur'an-ı Kerimler vardır. Şimdiki Kur'an-ı Kerimlerin bir yerinde yedi tane bölüm işaret edilmiştir. Bu yedi bölüme menzil denilir. Bu da bir haftada okunmak maksadıyla bir bölümlenmedir.

Bizde bu otuz cüzden her cüz 4 rubûa ayrılmıştır. Rubu', biliyorsunuz, çeyrek demek, dörtte bir yâni. Bizim elimizdeki Kur'an-ı Kerim baskılarında yüz yirmi rübu' var.

Ayrıca sayfalara bakarsak, yâni bir okuma bütünlüğü, anlam bütünlüğü olan ayetler tamamlandığı zaman bir “AYIN” işareti konmuştur. "Kur'an-ı Kerim'i eğer imam namazda okuyorsa işte burada anlam tamam oluyor, burada rükû edebilir." diye rüku' kelimesinin son harfi olan “AYIN”dan gelmiş olabilir. Veyahut da aşr dediğimiz sözün “AYIN”ından gelmiş olabilir.

Araplara gelince, onlar otuz cüz bölümlenmesini kullanıyorlar, ama her cüzü iki hizbe ayırıyorlar. Yâni böylece onların bölümlenmesine göre Kur'an-ı Kerim'de atmış tane hizb var.

Her hizbi de dört parçaya ayırıyorlar. O zaman her birinin şöyle: rubuu hizb, nisfu hizb, selâsetü erbaa hizb diye geçiyor. Yâni ilk çeyrek, yarım, üç çeyrek ve tamamı olmak üzere. Böylece tabii atmış hizbi dörtle çarparsak iki yüz kırk tane hizb var. O da bir bölümleme. Demek onu ezberlemekte filân öyle bölümlemeyi uygun görmüşler. Onların Kur'an-ı Kerim çalışması, okuma âdetleri öyle.

Ayetler içlerinde anlam bakımından nerede durulursa iyi olur, nerede durulursa mânâ bozulur, nerede durmak câizdir, nerede durmamak lâzımdır? diye duraklama yerlerinin vasfını belirten işaretler de taşırlar. Bunlar meselâ; MİM mutlaka durulması gereken yerdir, TI durulabilen yerdir, CİM câiz olan yerdir; ama LÂ durulmaz. KAF ve GIF gibi şeyler vardır. Çeşitli duraklama işaretleri kullanılmıştır. Bunlara hurûfu secâvendiye deniliyor. Bunlar da Kur'an-ı Kerim'in güzel okunması, anlam bütünlüğü içinde okunması bakımından faydalı işaretlerdir.

Okunuş hatalarını engellemek için bizim bu zamanda kullandığımız Kur'an-ı Kerimlerde MED ve KASR işaretleri de kullanılmıştır. Aynı harflerle yazılan heceler bazen uzun, bazen kısa okunur. Bunu Arapça bilenler kendileri çıkartırlar ama Arapça bilmeden Kur'an-ı Kerim okuyanlar için böyle bir işaret gerekmiştir.

Baskı hatalarını engellemek için, keyfî baskılar, ticârî baskılar yapılıp da Kur'an-ı Kerim'in ciddiyetine halel gelmesin diye, bozuk nüshalara yer vermemek için, tedkîk-i mesâhif (Kur'an-ı Kerimleri tedkik eden) heyetler kurulmuştur. Bunlar çok titizlikle çalışmışlardır. Yâni en küçük bir işaret bozukluğunu, hareke bozukluğunu dahi hemen düzelttirirler, bastırtmazlar ve onu piyasaya sürdürmezler. Mühür vururlar. Bu da Kur'an-ı Kerim'e saygıdan kaynaklanan bir titizliktir.

Bir de Kur'an-ı Kerim'in hattının, yâni yazısının çok güzel yazılması meselesi vardır. Osmanlılar aşk ile şevk ile bu işi yapmışlardır, gelişmişlerdir. Bizde meselâ en çok tutulan Kur'an-ı Kerimler, Kayışzâde Hâfız Osman tarafından yazılmış Hâfız Osman hattı diyoruz. Sonra Kadırgalı Hasan Rızâ Efendi diyoruz. Bunların yazıları çok beğenilmiştir.

En makbul, hafızların kullandıkları nüshalar, baskılar med ve kasırlı, âyet ber kenâr meşhur hattatlar tarafından yazılmış nüshalardır. Yâni Kur'an-ı Kerim'in safya satırlarının düzenli tutulması, ayetin yarıya dek kesilip öbür sayfaya taşmaması, sayfanın sonunda bitirilmesi hususundaki titizliği gösterendir.

Ben yakın zamanda basılmış Kur'an-ı Kerim nüshalarına da bakıyorum. Genç hattatlar içinde de, Allah razı olsun, bana kendi yazdıklarını hediye edenler de vardır. Çok güzel yazanlar, çok başarılı hattatlar vardır. Uluslararası ödül kazanmış olanlar vardır, Allah razı olsun.

Hind kıtasında, Pakistan, Doğu Afganistan ve Hindistan’da yetişmiş çok büyük alimler tarih boyunca dinî ilimlere çok emek sarfetmişler. Oralarda çok değerli, tertipli, böyle yan mâlumâtı, takviye edici mâlumâtı çok güzel verilmiş mealler yazılmış. Baskıları gayet güzel. Fakat onların yazıları bizim alıştığımız, gözümüzün sevdiği yazı üslûbundan farklıdır. Bizimkiler sanki bize daha zârif, daha ince, daha güzel yazılmış gibi geliyor.

Suud'da basılan son nüshalar bizim geleneksel bazı işaretlerimizi kullanmadıkları için, bizim halkımız tarafından okunurken bazı zorluklar çıkartabiliyorlar. Meselâ meddi gösteren çekme işareti dediğimiz işaretler onlarda yoktur.

Ama onlar hatt-ı Osmânî dediğimiz, yâni Hazret-i Osman zamanında, kelimeler hangi harflerle yazılmışsa aynen o harflere riayet ederek Kur'an baskısına önem vermek bakımdan daha titiz davranmışlardır. Bizimkilerde, Hatt-ı Osmânî'ye ilâve bazı harfler ekleyerek okumayı kolaylaştırmak düşünülmüştür.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli Kur'an baskıları oluyor. Bazıları da kafayı karıştırmak için, kendi fâsık, fâcir itikadlarına uygun olarak bazı kelimeleri çıkartarak Kur'an baskısına kalkışıyorlar, çeşitli iddialarla, yeni bir takım şeylerle. Tabii Kur'an konusunda müslümanların titiz olması lâzım! Mühürlü, güzel Kur'an-ı Kerim nüshaları kullanmaya çalışmaları lâzım! Alimlerin tavsiye ettiği Kur'an-ı Kerimleri okumaları lâzım.

Prof. Dr. M. Es’ad Coşan
 
Geri