Hezarpare
Üye
-
- Katılım
- Ekim 14, 2013
-
- Mesajlar
- 1,402
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 304
-
- Yaş
- 41
-
- Konum
- Kırşehir
Hem doğal koşullarının yerleşmeye ve tarıma elverişliliği, hem de Akdeniz’i Basra Körfezi’ne, Karadeniz’i Mezopotamya’ya, Akdeniz ve Mezopotamya’yı Van Gölü üzerinden İran’a ve Kafkasya’ya bağlayan yolların buluştuğu noktada olması Diyarbakır’ı tarih boyunca önemli bir kent kıldı. Bütün uygarlıklar burada kendini gösterdi. Bu yüzden çok zengin bir kültürel ve tarihsel mirası barındırıyor ve bugün de Güneydoğu Anadolu’nun en önemli merkezi. İlk yerleşimi Dicle Irmağı’nın yamaçlarındaki İçkale’deki Amida Höyük olan kentin Roma devrinde yapılan görkemli dış surlarının çevresi 5 bin 500 metreyi bulur. Günümüz Diyarbakır’ı Suriçi bölgesinin kuzeybatısına doğru genişleme göstermiştir.
Tarihsel yapılar bakımından zengin bir kent Diyarbakır. Akkoyunlular döneminde 1500 yılında Sultan Kasım tarafından yaptırılan Şeyh Mutahhar Camii, dört ayaklı minaresiyle ünlü. Anadolu’da başka bir örneği bulunmayan minare dört sütun üzerinde yükseliyor ve İslam’ın dört mezhebini simgelediği söyleniyor.
Diyarbakır’da sur dışına yerleşim 1935’te demiryolunun gelişinden sonra başladı. Batı ve kuzey yönlerine doğru gerçekleşen bu yerleşme 1950’lerden sonra hızlandı. Surların dibinden itibaren gelişen bu yeni mahalleler, plansız kentleşmenin çarpıcı bir örneği.
Dicle’nin Bedeni
Diyarbakırlıların “beden” dediği surlar, Bizans imparatoru II. Constantinus tarafından 349’da yaptırıldı. Çeşitli dönemlerde onarıldı ve büyük kısmı sapasağlam vaziyette günümüze ulaştı. Surun dört bir yöne bakan dört kapısı var: Dağkapı kuzeye, Urfa (Rum, yani Anadolu) Kapısı batıya, Mardin Kapısı güneye, Yenikapı (Dicle Kapısı) doğuya açılıyor. Sur üzerinde, kapıların yanında bulunanlar daha büyük olmak üzere, irili ufaklı 82 burç var. Diyarbakır’da çocuklar ve gençler yüzmeyi Dicle Nehri kıyılarında ya da surlara bitişik yapılan ve “dıngılava” denilen havuzlarda öğreniyor. Surların üzerinden bu havuzlara atlamak ise cesaret isteyen bir iş.
Diyarbakır Ulu Camii, eski kent çekirdeği içinde yer alıyor ve Anadolu’nun en eski camisi olarak kabul ediliyor. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyor ama kentin 639’da Araplarca ele geçirilmesinden sonra bir kilisenin camiye dönüştürülmesiyle oluşturulduğu sanılıyor. Ancak cami sonraki dönemlerde pek çok onarımdan geçti ve zaman içinde bir yapılar topluluğuna dönüştü. Şam’daki Emeviye Camii’ne benzetilen Ulu Cami, her cuma namazında dolup taşıyor.
Suriçi’nin tarihi dokusuna tezat şekilde Ofis semtinde yeni yapılar boy gösteriyor. Yaya bölgesi olan Sanat Sokağı ise kafe ve kitapçılarıyla gençliğin vazgeçilmez kültür mekânı.
Diyarbakır’da eski zamanların toplumsal dayanışmasının en güzel örneklerinden “yas evi” yöreye özgü bir gelenek olarak hâlâ yaşatılıyor. Akrabalar ve taziyeye gelen konu komşu, ölen kişinin evi yerine Suriçi’ndeki bu dar sokakta bir örneği görülen “yas evlerinde” kabul ediliyor.
Göç Mahallesi Surların hemen dışında, eski ve yeni kent ile Hevsel Bahçeleri arasına sıkışmış Benusen Mahallesi, 1990’larda başlayan göçün eseri. Yoksulluğun hüküm sürdüğü bir gecekondu mahallesi. İç içe inşa edilmiş evlerde, yedi sekiz kişilik aileler bir odada yaşıyor. Adı “ben ve sen” anlamına gelen mahallenin kentsel dönüşümü için dünyanın farklı yerlerinden gelen uzmanlar mahalleliyi yerinden etmeden sosyal dönüşümü sağlayacak projeler hazırlıyorlar.
Diyarbakır Suriçi’nde 15 mahallede 71 bin kişi yaşıyor. Bu tarihi merkezde 141 anıtsal kültür varlığı, 342 sivil mimarlık örneği yapı ve 97 kamu binası yer alıyor. Bunlar dışındaki yapıların çoğu kaçak ve plansız yapılaşma ürünü. Şimdi Suriçi için de kentsel dönüşüm planlanıyor. Halen kentin en önemli ticari alanlarından biri ve çarşılar gün içinde çok hareketli.
Lalabey Mahallesi’nde bulunan Meryemana Süryani Kadim Kilisesi, Diyarbakır’da cemaati bulunan Ortodoks Süryaniler tarafından kullanılıyor.Zamanında bir tapınakken, İS 280’de kiliseye çevrilmiş. Kilise, 100 yıl kadar Süryanilerin patriklik merkezi olarak da kullanıldı.
Diyarbakır sokaklarında çocuk cıvıltıları hiç eksik olmaz. Hatta kentin başat sesi olduğu bile söylenebilir. Zaten Diyarbakır’ı ziyaret edenlerin ilk farkına varacağı şey, sokakları çınlatan çocukların çokluğudur. Suriçi’ndeki mahallelerin dar sokaklarında, Hevsel Bahçeleri’nde, Dicle kıyılarında kentin sesi top koşturan, bisiklete binen, çeşitli oyunlar oynayan çocuklara ait.
On Gözlü Köprü’den üniversite sırtlarına doğru uzanan Hevsel Bahçeleri Diyarbakırlılar için sebzenin, meyvenin, Dicle’nin kıyısında yetişen kavun ve karpuzların en hoşunun, en tatlısının yetiştirildiği yerdir. Aynı zamanda bir piknik ve nefes alma mekânıdır. Yapılaşmanın yarattığı tehditlerle karşı karşıya olan Hevsel Bahçeleri’nin acilen koruma altına alınması gerekiyor.
Protestan Cemaati Kilisesi’nde, Diyarbakır Valiliği SODES projesi kapsamında el sanatları kursları veriliyor. Halı dokuma ise Diyarbakırlı genç kızların en çok rağbet ettiği branşlardan. (bilgi için: Sosyal Destek Programı (SODES))
Yaz mevsimi, düğün dernek kurulma zamanı. Uzun süre hazırlıkları yapılan düğünler genellikle sokaklara taşıyor. Hem erkek, hem kız tarafı ayrı ayrı müzik sistemleri kurduruyor ve şenlik başlıyor. Akşam kız evinde kına gecesi yapılacak ve ertesi gün eğlence devam edecek.
Diyarbakır’da kentin doğusundan akıp giden Dicle Nehri, Fiskaya’dan On Gözlü Köprü’ye kadar uzanan yaklaşık 8 kilometrelik vadi boyunca zaman zaman iki kola ayrılır ve irili ufaklı adalara neden olur. Dicle Nehri’nin hemen öte yakasında bulunan Hevsel Bahçeleri’nin yukarısındaki ihtişamlı surlar, Hz. Süleyman Camii, İçkale ve Fiskaya ile mükemmel bir manzara oluşturur.
Diyarbakır’ın İçkale bölgesine Artuklu Kemeri’nden geçilerek giriliyor. Turizm bölgesi olarak düzenleme çalışmaları halen devam eden İçkale’de eski jandarma binası, cezaevi ve kolordu binaları yer alıyor.
Atlas Kartografya Servisi
. kaynak .
Tarihsel yapılar bakımından zengin bir kent Diyarbakır. Akkoyunlular döneminde 1500 yılında Sultan Kasım tarafından yaptırılan Şeyh Mutahhar Camii, dört ayaklı minaresiyle ünlü. Anadolu’da başka bir örneği bulunmayan minare dört sütun üzerinde yükseliyor ve İslam’ın dört mezhebini simgelediği söyleniyor.
Diyarbakır’da sur dışına yerleşim 1935’te demiryolunun gelişinden sonra başladı. Batı ve kuzey yönlerine doğru gerçekleşen bu yerleşme 1950’lerden sonra hızlandı. Surların dibinden itibaren gelişen bu yeni mahalleler, plansız kentleşmenin çarpıcı bir örneği.
Dicle’nin Bedeni
Diyarbakırlıların “beden” dediği surlar, Bizans imparatoru II. Constantinus tarafından 349’da yaptırıldı. Çeşitli dönemlerde onarıldı ve büyük kısmı sapasağlam vaziyette günümüze ulaştı. Surun dört bir yöne bakan dört kapısı var: Dağkapı kuzeye, Urfa (Rum, yani Anadolu) Kapısı batıya, Mardin Kapısı güneye, Yenikapı (Dicle Kapısı) doğuya açılıyor. Sur üzerinde, kapıların yanında bulunanlar daha büyük olmak üzere, irili ufaklı 82 burç var. Diyarbakır’da çocuklar ve gençler yüzmeyi Dicle Nehri kıyılarında ya da surlara bitişik yapılan ve “dıngılava” denilen havuzlarda öğreniyor. Surların üzerinden bu havuzlara atlamak ise cesaret isteyen bir iş.
Diyarbakır Ulu Camii, eski kent çekirdeği içinde yer alıyor ve Anadolu’nun en eski camisi olarak kabul ediliyor. Yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyor ama kentin 639’da Araplarca ele geçirilmesinden sonra bir kilisenin camiye dönüştürülmesiyle oluşturulduğu sanılıyor. Ancak cami sonraki dönemlerde pek çok onarımdan geçti ve zaman içinde bir yapılar topluluğuna dönüştü. Şam’daki Emeviye Camii’ne benzetilen Ulu Cami, her cuma namazında dolup taşıyor.
Suriçi’nin tarihi dokusuna tezat şekilde Ofis semtinde yeni yapılar boy gösteriyor. Yaya bölgesi olan Sanat Sokağı ise kafe ve kitapçılarıyla gençliğin vazgeçilmez kültür mekânı.
Diyarbakır’da eski zamanların toplumsal dayanışmasının en güzel örneklerinden “yas evi” yöreye özgü bir gelenek olarak hâlâ yaşatılıyor. Akrabalar ve taziyeye gelen konu komşu, ölen kişinin evi yerine Suriçi’ndeki bu dar sokakta bir örneği görülen “yas evlerinde” kabul ediliyor.
Göç Mahallesi Surların hemen dışında, eski ve yeni kent ile Hevsel Bahçeleri arasına sıkışmış Benusen Mahallesi, 1990’larda başlayan göçün eseri. Yoksulluğun hüküm sürdüğü bir gecekondu mahallesi. İç içe inşa edilmiş evlerde, yedi sekiz kişilik aileler bir odada yaşıyor. Adı “ben ve sen” anlamına gelen mahallenin kentsel dönüşümü için dünyanın farklı yerlerinden gelen uzmanlar mahalleliyi yerinden etmeden sosyal dönüşümü sağlayacak projeler hazırlıyorlar.
Diyarbakır Suriçi’nde 15 mahallede 71 bin kişi yaşıyor. Bu tarihi merkezde 141 anıtsal kültür varlığı, 342 sivil mimarlık örneği yapı ve 97 kamu binası yer alıyor. Bunlar dışındaki yapıların çoğu kaçak ve plansız yapılaşma ürünü. Şimdi Suriçi için de kentsel dönüşüm planlanıyor. Halen kentin en önemli ticari alanlarından biri ve çarşılar gün içinde çok hareketli.
Lalabey Mahallesi’nde bulunan Meryemana Süryani Kadim Kilisesi, Diyarbakır’da cemaati bulunan Ortodoks Süryaniler tarafından kullanılıyor.Zamanında bir tapınakken, İS 280’de kiliseye çevrilmiş. Kilise, 100 yıl kadar Süryanilerin patriklik merkezi olarak da kullanıldı.
Diyarbakır sokaklarında çocuk cıvıltıları hiç eksik olmaz. Hatta kentin başat sesi olduğu bile söylenebilir. Zaten Diyarbakır’ı ziyaret edenlerin ilk farkına varacağı şey, sokakları çınlatan çocukların çokluğudur. Suriçi’ndeki mahallelerin dar sokaklarında, Hevsel Bahçeleri’nde, Dicle kıyılarında kentin sesi top koşturan, bisiklete binen, çeşitli oyunlar oynayan çocuklara ait.
On Gözlü Köprü’den üniversite sırtlarına doğru uzanan Hevsel Bahçeleri Diyarbakırlılar için sebzenin, meyvenin, Dicle’nin kıyısında yetişen kavun ve karpuzların en hoşunun, en tatlısının yetiştirildiği yerdir. Aynı zamanda bir piknik ve nefes alma mekânıdır. Yapılaşmanın yarattığı tehditlerle karşı karşıya olan Hevsel Bahçeleri’nin acilen koruma altına alınması gerekiyor.
Protestan Cemaati Kilisesi’nde, Diyarbakır Valiliği SODES projesi kapsamında el sanatları kursları veriliyor. Halı dokuma ise Diyarbakırlı genç kızların en çok rağbet ettiği branşlardan. (bilgi için: Sosyal Destek Programı (SODES))
Yaz mevsimi, düğün dernek kurulma zamanı. Uzun süre hazırlıkları yapılan düğünler genellikle sokaklara taşıyor. Hem erkek, hem kız tarafı ayrı ayrı müzik sistemleri kurduruyor ve şenlik başlıyor. Akşam kız evinde kına gecesi yapılacak ve ertesi gün eğlence devam edecek.
Diyarbakır’da kentin doğusundan akıp giden Dicle Nehri, Fiskaya’dan On Gözlü Köprü’ye kadar uzanan yaklaşık 8 kilometrelik vadi boyunca zaman zaman iki kola ayrılır ve irili ufaklı adalara neden olur. Dicle Nehri’nin hemen öte yakasında bulunan Hevsel Bahçeleri’nin yukarısındaki ihtişamlı surlar, Hz. Süleyman Camii, İçkale ve Fiskaya ile mükemmel bir manzara oluşturur.
Diyarbakır’ın İçkale bölgesine Artuklu Kemeri’nden geçilerek giriliyor. Turizm bölgesi olarak düzenleme çalışmaları halen devam eden İçkale’de eski jandarma binası, cezaevi ve kolordu binaları yer alıyor.
Atlas Kartografya Servisi
. kaynak .