Kimsiniz ulan Beyfendi?

Konu sahibi son olarak 3465 gün önce görüldü
jelibombombomm
MW1r17.jpg
 
dugunlerde geline damadin fotolarinin slayt yapilmasi akabinde gelinin babasinin "bunlar buralara ne zaman gittiler gezdiler" diye beyninden vurulmasiiii
 
Yaşamınızın kontrolü sizde değil! Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz. Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz. O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz. Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz. Ne isterseniz yapabilirsiniz. Ama sorun şurada; Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz. Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. İstediğinizi yapabilirsiniz, ama ne isteyeceğinizi isteyemezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.
 
Minareden atlarim Halloween'inizi kutlarim
 
"Kanka biz simdi daha fazla mi uyuyoruz yoksa daha az mi?"
 
Bazen eski arkadaslari goruyorum kavgali oldugum falan ,istisnasiz hepsi mutlu.
Zafere giden yolda cekilen cile miyim ben arkadas bu nasi hayat
 
Uyuyan birisinin ustunu ortdugumde onu uyandirip yaptigim iyiligi gormesi icin elimden geleni yaparim,biz burda bosuna mi iyilik yapiyoruz:asd::asd:
 
Yazip yazip duzeltiyok ne gerizekalilik ama
 
Ayy dur bu gun yine alt komsunun kapiyi calip tuvaletimizi su basti artik kapat o suyu demesiyle basladim
GUNAYMADIN
 
Hepiniz ozunuzde iyi insanlarsiniz ama hic ozunuze donmuyorsunuz
 
Olulerde saniyor ki dirile yasiyor
 
Aptal sorular bunlar.
Ruh esimi Kim kaybetmis ki bende bulayim.
Pozitif enerjiyi uzerime cekmek icin yaptim ,yoksaaa yani burasi halaa dutluk:asd::asd::asd:
 
Istanbula ilk geldigimde
Aslinda nasil baslasam dur
Minibuse bindim inerken parayi uzatip "bitane alirmisiniz?" Diyecegime "bitanem alirmisin?"dedim.
Moraller bozuk.
 
Susayım susayım da susmakla bitmiyor. Yazayım yazayım da yazmakla bitmiyor. Ruh bir kez yara aldı mı acı durmadan yürüyor bedende. Et acıyor. Kemik acıyor. Kan bile acıyor.

Ama artık var gücümle yaşama tutunmaya çalışıyorum. Köklerimi salıyorum toprağın en derinine. ‘Tutunun’ diyorum. ‘’Ucundan, kenarından ya da kıyısından. Fark etmez. Yeter ki tutunun!’’

Kendi dünyamın içinden çıkıyorum.

Bir dönem seyretmeyi denedim. Müdahil olmamayı, olayların içine girmemeyi. Ama olmuyor. Ben bunca yanlışa sırtımı dönemiyorum. Elimi eteğimi çekemiyorum. Her şey bu kadar kötüyken, ben ‘kendi iyi standartlarıma’ uygun oluşumla övünemiyorum. Aksine utanıyorum. Kendi kendime bir dünya yaratmamdan, onun içine girip, her şeye göz yummamdan. Utanıyorum.

Her şey gözümde büyümüş, her şey öyle aşılmaz, öyle zormuş ki. Ben yeni yeni uyanıyorum.

Unutuyorum. Bu dünyanın yalnızca sevmekle değişeceğini unutuyorum. Herhangi bir şeyin varoluşuna bir gülümseme sunmanın, aslında her şeyi değiştirmeye yeteceğini unutuyorum. Bir yüzdeki tebessümün sebebi olmanın başlı başına bir umut ışığı olduğunu unutuyorum.

Kendimi kendime kaptırmışım. Yüzme bile bilmezken kendi akıntıma nasıl karşı koyarım? Bilmiyorum.

Acımla karışıyorum insanların içine. Bu çukurdan çıkıyorum. Ve ben bir Kasım akşamı, acımı kabulleniyorum. İçimdeki boşluğu sevmekle doldurabileceğime inanıyorum.

Ve içimdeki sevgiyi uyandıran kahverengi gözlerin sahibine bir kez daha minnet ediyorum.
 
Yakin arkadasinin birisi Kucuk bir akrabasinin resmini gosterip "tatli dimi?" Diye soruyo ve cocuk ordege benzio,
...Ve sonra beyaz bir isik
 
Dunya mavidir,
Tipki portakallar gibi...
 
Psikolojisi bozuktur yaklaşmayınız.
 
Geri