YaGmurTaneSi
Üye
-
- Katılım
- Ekim 2, 2014
-
- Mesajlar
- 660
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 40
Kendi Ölüm Hikayem
Fonda şarkım çalıyor olacak. Tüm dünyadan olabildiğince uzak ve bağımsız ruh halime eşlik edecek adi bir şarabım olacak elimde. En ucuzu, en berbatından.
Sarhoş olmak için değilde, insanoğlunun ne kadar iğrenç içkiler yapabildiğine içiyor olacağım. Yoksa bu it öldürenden kime ne olur? Boş versene.
Jazz sesleri yükselirken fonda, boş odanın ortasında oturacak saçlarımı sıvazlayacağım kendime gülerek. Adi şarabı bir daha kafaya diktikten sonra odanın bir köşesine umursamazca sallayacağım. Sigara kullanmadığım için şanslıyım, pencereyi açıp üşümeyeceğim. Zira adi şaraptan daha berbat bir şey varsa o meredin kokusudur.
Beton zemine uzanacak, paltomun yakasını dikleştireceğim. Diğer ihtimalleri kafamda kurarak kıyak yapacağım kendime bir şans daha veriyor olmaktan dolayı. Kendime şans veriyor olmak hoşuma gidecek, hayatta pek şans sahibi olmadığımdan olsa gerek. Hayatı boş versene.
Yaşadıkta ne oldu sanki? Ağlayarak başlayan bir hayattan ne bekleyebilirim. Gerçekleşmeyen hayaller, boş beklentiler, içi boş duygular. Hepsini öldüreceğim bu gece. Sahi saat kaç oldu, odaya gün ışığı girmeden bitirmeli bu cinayeti.
Polise haber vermeli miyim? Çok mu gülünç olur halim. Normal insanlar kendilerini öldüreceklerin de haber veriyorlar mı bilmiyorum. Ama ben normal biri değilim ve sevimsizim. Kötü olan her şey benim, benden geriye kalan herkes iyilik meleği…
Fonda ki jazz içimi bir tuhaf ediyor. Tam bir cinayet şarkısı gibi; ‘Almast Blue’. Adeta kafa buluyor insan.
Şarkının en sevdiğin yeri yaklaşırken başladığını hissediyorum beklenen sonun. Bugün benim son gecem, köşede bi başına duran şarap şişesi kadar malım.
Öksürüklerim başlıyor, ağzımdan çıkan kan betonda su ıslaklığına bürünüyor. Beyaz gömleğim kirlenmemek için paltonun içerisinde saklanmış , bir başka kimsesizin gömleği olmayı bekliyor. Dandik şarabın içine özenle konulmuş jilet parçacıkları ve türlü türlü hap etkisini gösteriyor büyük bir iç acısı vererek. İçimin her tarafı ayrı ayrı yanıyor, acısıyla boğazıma kadar yükselen kan büyük bir azimle ağzımdan dışarı taşıyor. Boş odanın loş ışığında adi şarap şişesi ben ve eski teyp yalnızları oynuyoruz. Şarkıyı seçemiyorum, gözüme yavaş yavaş bir perde iniyor ve aklımda tek bir şey var; ben kimim?
…
Öksürük haliyle yerden uzaklaşan kafamın yere çarpış sesiyle yankılanıyor kimsesiz oda…
Fonda şarkım çalıyor olacak. Tüm dünyadan olabildiğince uzak ve bağımsız ruh halime eşlik edecek adi bir şarabım olacak elimde. En ucuzu, en berbatından.
Sarhoş olmak için değilde, insanoğlunun ne kadar iğrenç içkiler yapabildiğine içiyor olacağım. Yoksa bu it öldürenden kime ne olur? Boş versene.
Jazz sesleri yükselirken fonda, boş odanın ortasında oturacak saçlarımı sıvazlayacağım kendime gülerek. Adi şarabı bir daha kafaya diktikten sonra odanın bir köşesine umursamazca sallayacağım. Sigara kullanmadığım için şanslıyım, pencereyi açıp üşümeyeceğim. Zira adi şaraptan daha berbat bir şey varsa o meredin kokusudur.
Beton zemine uzanacak, paltomun yakasını dikleştireceğim. Diğer ihtimalleri kafamda kurarak kıyak yapacağım kendime bir şans daha veriyor olmaktan dolayı. Kendime şans veriyor olmak hoşuma gidecek, hayatta pek şans sahibi olmadığımdan olsa gerek. Hayatı boş versene.
Yaşadıkta ne oldu sanki? Ağlayarak başlayan bir hayattan ne bekleyebilirim. Gerçekleşmeyen hayaller, boş beklentiler, içi boş duygular. Hepsini öldüreceğim bu gece. Sahi saat kaç oldu, odaya gün ışığı girmeden bitirmeli bu cinayeti.
Polise haber vermeli miyim? Çok mu gülünç olur halim. Normal insanlar kendilerini öldüreceklerin de haber veriyorlar mı bilmiyorum. Ama ben normal biri değilim ve sevimsizim. Kötü olan her şey benim, benden geriye kalan herkes iyilik meleği…
Fonda ki jazz içimi bir tuhaf ediyor. Tam bir cinayet şarkısı gibi; ‘Almast Blue’. Adeta kafa buluyor insan.
Şarkının en sevdiğin yeri yaklaşırken başladığını hissediyorum beklenen sonun. Bugün benim son gecem, köşede bi başına duran şarap şişesi kadar malım.
Öksürüklerim başlıyor, ağzımdan çıkan kan betonda su ıslaklığına bürünüyor. Beyaz gömleğim kirlenmemek için paltonun içerisinde saklanmış , bir başka kimsesizin gömleği olmayı bekliyor. Dandik şarabın içine özenle konulmuş jilet parçacıkları ve türlü türlü hap etkisini gösteriyor büyük bir iç acısı vererek. İçimin her tarafı ayrı ayrı yanıyor, acısıyla boğazıma kadar yükselen kan büyük bir azimle ağzımdan dışarı taşıyor. Boş odanın loş ışığında adi şarap şişesi ben ve eski teyp yalnızları oynuyoruz. Şarkıyı seçemiyorum, gözüme yavaş yavaş bir perde iniyor ve aklımda tek bir şey var; ben kimim?
…
Öksürük haliyle yerden uzaklaşan kafamın yere çarpış sesiyle yankılanıyor kimsesiz oda…