Kemal Kılıçdaroğlu'na saldırı.
Devlet Bahçeli ne yapmaya çalışıyor? Açıklamaları dinledim, okudum.. Kim ne dedi, kim nasıl bir tavır sergiledi?Dikkatimi çeken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla Devlet Bahçeli'nin sözlerindeki ortaklık oldu.. Tavırlarındaki ortaklık oldu..Bir siyasi parti liderine saldırı olmuş, fırsat bulunsa linç edilecek, her iki isim de şunu soruyor;-Ne işin vardı orada? Bunu soranlardan biri, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, istediği yere güvenle gidebilmesini sağlamakla mükellef İçişleri Bakanı..Diğeri de, şehit cenazelerine katılımın artması gerektiğine inanan bir siyasi lider.
Antalya kampındaki konuşmasında, Devlet Bahçeli'nin, Cumhurbaşkanı'nın son açıklamalarından rahatsız olduğu belliydi. Bu ağız birliği, başka bir işbirliğinin sinyali olmasın sakın. Çubuk'taki saldırının azmettireni de belli, faili de, niyeti de belli.31 Mart'ta ortaya çıkan siyasi tablonun yarattığı hazım sorunu ortada.
AKP'nin Türkiye'de yaratıp dağıttığı rant. En varlıklı yeni zenginlerden, en yoksul yardıma muhtaçlara kadar bir bağımlılık zinciri oluşturdu, Gıda, yakacak, para yardımı ile geçinmeye çalışan, belediyelerden maaş bağlanıp siyasi çalışmalar yapan onbinler, birey olmaktan çıkarılıp kul haline getirildiler. Çubuk'ta olduğu gibi toplumsal olaylarda ön plana çıkanlar işte bu bağımlılık zincirinin kölesi haline getirilmiş, kindar ancak asla "dindar" olmayan insanlardır.
Kul hakkı herkes için geçerlidir. Oysa azınlıkta olan ve asla Türk Milletini temsil etmeyen bu güruh; çalınmış sınav soruları ile memur, hakim, polis olmaktan zerre rahatsızlık hissetmez.İftira ve yalanı günlük yaşamlarının parçası haline getirmişlerdir.Oy verdikleri daha doğrusu beslendikleri parti kimi hedef gösteriyor ve ne söylüyorsa. kayıtsız sorgusuz biat ederler. Düne kadar ak dediklerine kara demekten zerre utanç duymazlar.Doğruları yoktur, çıkarları vardır.Dinimizi. çıkarlarının, iş takiplerinin, haram düzeninin örtüsü yapmışlardır. Cahil cesaretleri vardır; kullanılmaya açıktırlar, bu nedenle gizli servislerin arayıp da bulamadığı insan tipidir.İşte bu güruh, Çubuk'ta samimi insanları kışkırtarak emperyalizmin göğsümüze yerleştirdiği bombayı tetiklemek istedi.O kara günde Kemal Kılıçdaroğlu'nun can güvenliği hiç olmadığı kadar tehlikedeydi, Saldırı asla tesadüf olamaz. Kılıçdaroğlu'na saldıran güruh, AKP Öcalan'a çiçek verse alkışlayacak kadar lümpenleşmiş insanlardan oluşuyor. Organize bir saldırıdır, Olası seçim iptaline hazırlıktır, Mesele; terör ile mücadele ya da PKK karşıtlığı değildir, Kemal Kılıçdaroğlu da yalnız değildir.
Çubuk saldırısı, Demokrasimize ve toplumsal birliğimize yönelik suikastın öncü adımıdır. Çok dikkatle analiz edilmeli, sonuçlar çıkarılmalı ve sorumlular cezalandırılmalıdır.Ancak görünen o ki; bu ciddi olaydan gereken ders çıkarılamadı.
Halkı galeyana getirdiği tespit edilen 9 kişinin hepsi serbest bırakıldı. Saldırı sıradan, basit, münferit bir olay gibi geçiştiriliyor.Hepimiz biliyoruz. Şehit cenazesinde CHP'lilere yönelik saldırının taşlarını siyasilerin açıklamaları döşedi. Her seçimde iktidarın en yüksek perdeden dile getirdiği ayrıştırıcı nefret söylemi bir yerde patlayacaktı.Ulusal birliğimize, toplumsal barışımıza, kardeşliğimize zarar vererek, iç barışımızı, huzurumuzu bozarak kazanılacak seçim, kazanan için de hayırlı olmaz. Kemal Kılıçdaroğlu'na atılan yumruğun ve toplumu tehdit eden "örgütlü kötülüğün" altını kazıyınca emperyalizmin ve servislerinin uzantılarını bulacaksınız. Çubuk'ta neyin provası yapıldı? Parti ayrımı yapmadan söylüyorum; yanıtını verip çözüm bulmak ülkemizin birinci gündemi olmalı.
Devlet Bahçeli ne yapmaya çalışıyor? Açıklamaları dinledim, okudum.. Kim ne dedi, kim nasıl bir tavır sergiledi?Dikkatimi çeken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'yla Devlet Bahçeli'nin sözlerindeki ortaklık oldu.. Tavırlarındaki ortaklık oldu..Bir siyasi parti liderine saldırı olmuş, fırsat bulunsa linç edilecek, her iki isim de şunu soruyor;-Ne işin vardı orada? Bunu soranlardan biri, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının, istediği yere güvenle gidebilmesini sağlamakla mükellef İçişleri Bakanı..Diğeri de, şehit cenazelerine katılımın artması gerektiğine inanan bir siyasi lider.
Antalya kampındaki konuşmasında, Devlet Bahçeli'nin, Cumhurbaşkanı'nın son açıklamalarından rahatsız olduğu belliydi. Bu ağız birliği, başka bir işbirliğinin sinyali olmasın sakın. Çubuk'taki saldırının azmettireni de belli, faili de, niyeti de belli.31 Mart'ta ortaya çıkan siyasi tablonun yarattığı hazım sorunu ortada.
AKP'nin Türkiye'de yaratıp dağıttığı rant. En varlıklı yeni zenginlerden, en yoksul yardıma muhtaçlara kadar bir bağımlılık zinciri oluşturdu, Gıda, yakacak, para yardımı ile geçinmeye çalışan, belediyelerden maaş bağlanıp siyasi çalışmalar yapan onbinler, birey olmaktan çıkarılıp kul haline getirildiler. Çubuk'ta olduğu gibi toplumsal olaylarda ön plana çıkanlar işte bu bağımlılık zincirinin kölesi haline getirilmiş, kindar ancak asla "dindar" olmayan insanlardır.
Kul hakkı herkes için geçerlidir. Oysa azınlıkta olan ve asla Türk Milletini temsil etmeyen bu güruh; çalınmış sınav soruları ile memur, hakim, polis olmaktan zerre rahatsızlık hissetmez.İftira ve yalanı günlük yaşamlarının parçası haline getirmişlerdir.Oy verdikleri daha doğrusu beslendikleri parti kimi hedef gösteriyor ve ne söylüyorsa. kayıtsız sorgusuz biat ederler. Düne kadar ak dediklerine kara demekten zerre utanç duymazlar.Doğruları yoktur, çıkarları vardır.Dinimizi. çıkarlarının, iş takiplerinin, haram düzeninin örtüsü yapmışlardır. Cahil cesaretleri vardır; kullanılmaya açıktırlar, bu nedenle gizli servislerin arayıp da bulamadığı insan tipidir.İşte bu güruh, Çubuk'ta samimi insanları kışkırtarak emperyalizmin göğsümüze yerleştirdiği bombayı tetiklemek istedi.O kara günde Kemal Kılıçdaroğlu'nun can güvenliği hiç olmadığı kadar tehlikedeydi, Saldırı asla tesadüf olamaz. Kılıçdaroğlu'na saldıran güruh, AKP Öcalan'a çiçek verse alkışlayacak kadar lümpenleşmiş insanlardan oluşuyor. Organize bir saldırıdır, Olası seçim iptaline hazırlıktır, Mesele; terör ile mücadele ya da PKK karşıtlığı değildir, Kemal Kılıçdaroğlu da yalnız değildir.
Çubuk saldırısı, Demokrasimize ve toplumsal birliğimize yönelik suikastın öncü adımıdır. Çok dikkatle analiz edilmeli, sonuçlar çıkarılmalı ve sorumlular cezalandırılmalıdır.Ancak görünen o ki; bu ciddi olaydan gereken ders çıkarılamadı.
Halkı galeyana getirdiği tespit edilen 9 kişinin hepsi serbest bırakıldı. Saldırı sıradan, basit, münferit bir olay gibi geçiştiriliyor.Hepimiz biliyoruz. Şehit cenazesinde CHP'lilere yönelik saldırının taşlarını siyasilerin açıklamaları döşedi. Her seçimde iktidarın en yüksek perdeden dile getirdiği ayrıştırıcı nefret söylemi bir yerde patlayacaktı.Ulusal birliğimize, toplumsal barışımıza, kardeşliğimize zarar vererek, iç barışımızı, huzurumuzu bozarak kazanılacak seçim, kazanan için de hayırlı olmaz. Kemal Kılıçdaroğlu'na atılan yumruğun ve toplumu tehdit eden "örgütlü kötülüğün" altını kazıyınca emperyalizmin ve servislerinin uzantılarını bulacaksınız. Çubuk'ta neyin provası yapıldı? Parti ayrımı yapmadan söylüyorum; yanıtını verip çözüm bulmak ülkemizin birinci gündemi olmalı.