Keloğlan'ın Ablası Canan

Konu sahibi son olarak 2622 gün önce görüldü

KELOĞLAN'IN ABLASI CANAN

Bir varmış bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Çalışmaktan hoşlanmaz evde yan gelip yatarmış. Ara sıra bahçeye çıkar çekirgeleri kovalarmış. Bahçede gördüğü akreplerin kuyruklarını keser sonra da kuyruksuz akrebin kaçışını seyredermiş.

Günlerden bir gün Keloğlan kasabaya gitmiş. Bu kasabada tellal davul çalıyor ve hazır işte çalışacak gönüllü arandığını haykırıyormuş. Olay tanıtım amaçlıymış. Canı isteyen işi yerinde gidip görebiliyormuş. Gidip görmek bedavaymış. Bu işe Keloğlan'ın kafası yatmış. Akşamüstü eve dönünce anasına olanları anlatmış. İşyeri Yalova'nın yakınlarında bir yerdeymiş.

Bunun üzerine Keloğlan'ın anası:

" Ah oğlum kader çekiyor. Biliyorsun yıllar önce ablan Canan Yalova'ya gittiydi tıpkısının aynısı bir işte çalışmak üzere. Kızlar ve kadınlar mutlaka çalışmalı. Onlar çalışmasın evde otursun diye bir düşünce olamaz. Bu durum erkeklerin uydurmasıdır. Amaç kızları kadınları geri planda bırakmaktır. Git oraya ablanı bul. Seni yanına alsın. Çalış üret bir işe yara. "

Keloğlan ertesi gün köyü Alaca'dan Bursa'ya gelmiş. Bursa'dan o gün öğle vakitleri 16 at koşmaya başlamış. 4 gün 3 gece at üstünden inmeden Kütahya İzmir Balıkesir üzerinden yeni atlıların katılımıyla Yalova'ya gelinmiş. Kurutulmuş et peksimet yiyerek ve kırbadan su içerek bu mümkün olmuş. Atlılar ihtiyaçlarını at üstünde karşılamışlar.

Yalova'da Keloğlan ablasını değil ablası Keloğlan'ı bulmuş. Keloğlan gelenler arasında denince ortalık karışmış. Her bir tanıtımcı Keloğlan'la tanışmak için fırsat kollamış. Keloğlan'ın ablası hepsini durdurmuş:

" Durun bakalım gelen Keloğlan'dır ama benim kardeşimdir. Sizin hepinizin toplamından daha fazla benim onunla görüşmeye hakkım vardır. " deyince görevliler durmuşlar. Sonunda Canan Keloğlan'la buluşmuş. Hayır hayır beklediğiniz gibi Keloğlan'la ablası birbirlerine sıkıca sarılmamışlar. Sadece el sıkışmışlar ve masanın iki yanındaki taburelere karşılıklı oturmuşlar.

Canan söze şöyle bir giriş yapmış:

" Aman Keloğlan yaman Keloğlan dağlar başı duman Keloğlan. Be kardeşim bu kadar mı olur? Fakirsin işin yoktur çalışmazsın dağ-taş gezersin. 6 yıldır buradayım. Burada çalışanlar gelen giden müşteriler senden bahsederler. Seni anlatırlar. Bazen Karabey bizi salonda toplar ve iki kolunu yukarı kaldırıp teslim işareti çizdikten sonra biliyor musunuz geçen günlerden birinde Keloğlan ne yapmış deyip başından geçmiş bir olayı anlatır. Acıklı bir olay bile olsa mutlaka güldürüşlü yanı vardır ve biz bu fırsatı kaçırmayıp güleriz. Ey kardeşim sen ne yaptın da bu kadar tanındın meşhur oldun? "

Bunun üzerine Keloğlan utana sıkıla:

" Ben bir şey yapmadım da insanlar benim iyi niyetimi sevdiler. Hayat yarışında beni öne çıkardılar. Önde olmak benim de işime geldi. Macera peşinde koşup onlara malzeme hazırlamak istedim. "

Daha sonra Canan Keloğlan'a buraya niye getirildiğini anlatmış. Buradaki geniş arazilerin sahibi Karabey'miş. Karabey çok iyi niyetliymiş. Hayatla yaptığı mücadeleyi kaybetmiş veya kaybetmek üzere olanlara yardımcı olmayı kendine rehber edinmiş.

Geniş tarlalar hazırlamış: Domates biber patates patlıcan tarlaları. Tarlayı kazmış tohumu atmış can suyunu dökmüş tarla alıcı bekliyor.

Geniş çiftlikler hazırlamış: Koyun keçi tavuk güvercin çiftlikleri. Her çiftlikte 100'er tane koyun keçi ve 500'er tane tavuk güvercin.

Altını ver istediğin çiftliği ister satın al ister kirala.
Tarlalar 10 - 20 altın arası satın alınıyor.
Çiftlikler 40 - 50 altın arası satın alınıyor.
İşte sana hazır iş. Seç seçebildiğini.

Keloğlan: " Ablam söylediklerin beni etkiledi. Ben de tarladır çiftliktir birinden birisine sahip olmak isterdim ama şu kadar bu kadar altın diyorsun. Nerede bende o kadar altın? 18 yaşındayım ama hiç altınım olmadı. Birkaç yıl önce Celep Ali'nin elinde bir altın gördüydüm ya aldırma. Benim altınla alışverişim işte bundan ibaret. "

Canan: " Bak kardeşim biz buraya insanları kazandırmak için getiriyoruz. Altının yoksa al tarlayı çiftliği kirala kazandıktan sonra öde. Örneğin domates tarlası diyelim. Domatesler olgunlaşınca topluyoruz tartıyoruz ve parasını ödüyoruz. Senin yapacağın tarlanın bakımını yapmak. Eğer tarlayı kiralamışsan yarı parasını alıyorsun. Diğer yarısını kira karşılığı olarak alıyoruz. 5 yıl sonra tarla senin olacak. "

Örneğin koyun çiftliği her gün gelip süt sağıyoruz parasını ödüyoruz. Koyunları otlatmak senin görevin. Çiftliği kiralamışsan yarı parasını alıyorsun. 5 yıl sonra çiftlik senindir. Burada bu sistemden ekmek yiyen 1.000'den fazla çalışan var. Hem kazanıyoruz hem kazandırıyoruz. "

Canan 4 saat dil dökmüş anlatmış. Arada yaşam ve hayat hakkında pek çok şey konuşmuşlar. Sonunda konu satın alma ve kazanç işine dönmüş. Keloğlan'ın direnci karşısında Canan ipin ucunu bırakıvermiş. Kardeşini bir iş sahibi etme düşüncesi yok olmuş.
Devran dönmüş gün dönmüş neredeyse akşam olacakmış. Keloğlan'la birlikte gelenlerden birkaçı orada kalmış. Tarladır çiftliktir satın alanlar kiralayanlar olmuş. Keloğlan ablasıyla vedalaşıp atına binmiş. Hoşça kalın demiş. Oradakiler güle güle git Keloğlan demişler.

Keloğlan evine vardığında olanları anasına anlatmış. Ablamın selamı var demiş. Yakında bir gün ablasının kendilerini ziyarete geleceğini söylemiş. Müjdeyi alan anası evde temizliğe başlamış. Canan bu belli mi olur yarın çıkar gelirmiş. Keloğlan ile anası Canan'ı bekleye dursun gökten dört elma düşmüş. Elmaların biri Keloğlan'ın biri anasının biri de Canan'ınmış. Son kalan elma okuyucularınmış

SON


 
Geri