Kedi ya da köpek arasında ayrım yapamadığım gibi her hayvanı ki vahşi olanlar da dahil olmak üzere çok seviyorum. Çocuk yaşta abimle birlikte yılan yavrusu besleme çabamızın da etkisi olabilir.
Hayvanların doğal yaşam alanlarının dışına çıkmasına elbette karşıyım ve özgürlükleri kısıtlanmadan, uygun ortam varsa beslenmelidir.
Köpeğimi yıllar önce Rus bir aileden almıştım ki daha doğrusu getirdikleri köpeği ne yazık ki geri götürmek istemedikleri için güvenli bir ortam ararlarken ben denk gelmiştim. Ne kadar ikna etmeye çalıştıysam da geri götürmemekte kararlıydılar ve sen son çare hayvan satışı yapan yerlerle görüşeceklerdi. Sonuç olarak ben sahiplendim ve 10 yaşına kadar da yaşadı ancak iklim farkı ve kızak köpeği olması sebebi ile yeterince koşamamaktan maalesef kalp krizinden öldü.
İki kedim vardı ve birisi de 16 yaşında "Islak FIB" hastalığı sonucu oldukça zorlu bir süreçle yaşama veda etti.
Evimdeki son kedim de şu an 20 yaşında ve eklem rahatsızlığı var ancak tedaviye olumlu sonuç verdi ve şu an iyi durumda yaşamına devam ediyor.
Hayvan beslemek çok büyük bir sorumluluktur ve ailenin bir ferdi gibi olurlar. Bu sorumluluğu herkesin alabileceğini düşünmüyorum. Yeterli sabır, sevgi ya da imkanı olmayan kişilerin hiçbir hayvanı sahiplenmemesi gerekmektedir.
Ölen kedimi barınaktan sahiplenmiştim ve ona terk edilme hissini unutturmak için çok çaba sarf ettim. Köpeğim de öyle... Sahiplendiğimde 7 aylık olmasına rağmen günlerce eski sahiplerini aradı. Bana alıştıktan sonra yeniden mutlu olsa da terk edilmeyi hiçbir hayvan hak etmiyor.