Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Komşuluk: Komşu derken; birbirine yakın olan evlerin
arazilerin ve işyerlerinin sahipleri aklımıza gelir. Bu yönüyle komşularımız
ailelerimizden sonra bizlere en yakın olan sosyal çevremizdir. Zira komşularımız
iyi ve kötü günlerimizde bir araya gelir
acılarımızı ve sevinçlerimizi bizlerle paylaşırlar.
Bir cenaze için tüm komşular bir araya gelir
cenaze sahiplerinin acılarını paylaşırlar. Cenazeevinin yükünü hafifletmek için yemekler pişirilir
cenazeye gelenlere ikram edilir. Cenaze
komşuların ve Cenazeevinin yakınlarının dualarıyla defnedilir.
Bir komşunun oğlunun veya kızının düğünü yapılırken; tüm komşular ve akrabalar düğün evine gelir
evlenecek olan genç için karınca kararınca olsa da takı takarlar. Bu takılar
evlenen çiftin ekonomik yönden güçlü olmasını sağlar.
Bir komşu hasta olduğunda; komşular ve hasta yakınları o hasta için seferber olurlar. Hasta
hastanede ise ziyaret edilir; hasta yakınlarının zor anları bu davranışlarla hafifletilmeye çalışılır.
Bir komşunun oğlu askere gideceği zaman
komşular askerevinde toplanır
asker için harçlık verirler. Asker
annesi tarafından kınalandıktan sonra davullu-zurnalı vatani görevine uğurlanır. Ülkemizdeki bu güzel görüntüye eminim ki dünyanın bir başka ülkesinde rastlamak mümkün değildir.
Komşu
evinde bulunmayan bir şey için ilk olarak komşu kapısını çalar. İhtiyacı olan her ne ise alır ve kullanır. Komşusundan gelen bu yardım kabını iade ederken; “ayıp olmasın” diye mutlaka o kabın içine bir yiyecek (yemek
börek
meyve
vs) koyar ve bu şekilde kabı teslim eder.
Bu sosyal davranış
gecekondu bölgelerinde çok güçlüdür. Çünkü mahalleli
özellikle yaz günlerinde bir birini ziyaret eder
bahçede çay ve kahve içerler. Her mahallede kahve falına bakan bir falcı olduğu için
içilen kahve fincanları ters çevrilir
falcıya teslim edilir. Falcı
aklına geleni
diline düşeni sayıp döker. Burada maksat; fala inanarak yaşam tarzını sürdürmek değil
günü gırgır
şamata içinde tamamlamaktır.
Kış mevsimine girildiğinde komşular kabuğuna çekilir
mahallede bir hareketsizlik baş gösterir. Ara sıra olsa da komşu ziyaretleri geceleri yapılır. Sobalarda kestaneler pişirilir
çaylar içilir
hazırlanan pastalar
börekler yenir. Komşuluk sohbetlerinde çoğu zaman gençlik anıları ya da askerlik anıları anlatılır. Kadınlar ise bazen evlilikleriyle ilgili unutamadıkları anılarını anlatırlar; bazen el işlerini birbirine gösterirler
bazen de kızları için hazırladıkları çeyizleri birbirlerine gösterirler. Bu sosyal ilişkiler komşuları birbirine daha da yakınlaştırır.
Toplum olarak komşuluğa çok büyük değer verdiğimiz için
şu güzel sözler ve hadisi şerifler toplumumuz tarafından canı gönülden kabul görmüştür: “Ev alma komşu al”
“komşu
komşunun külüne muhtaçtır”
“komşusu aç iken
tok yatan bizden değildir” Tüm bu güzel sözler
komşuluk ilişkilerinin aslında sosyal bir dayanışma olduğunu bizlere hatırlatmak için söylenmiş veciz sözlerdir. Bu veciz sözlere itibar etmemiz
komşuluk ilişkilerini her ne olursa olsun canlı tutmamız gerekir.
Kentsel dönüşüm projesinin başlamasıyla birlikte
bir dönem bir arada yaşayan komşular üçer-beşer başka bölgelere dağılmıştır. Çarpık
yıkık-dökük gecekondu evlerin yerini modern
devasa beton binalar almıştır. Bir dönem bir arada yaşayan aileler
bir anda hiç tanımadığı ailelerle altlı-üstlü yaşamaya başlamıştır. Birbirlerini tanımayan aileler bir araya gelince; bir kuşku
bir korku veya bir endişe baş göstermiştir. Çevresine ve yeni komşularına uyum sağlayamayan aileler
evlerini satıp
eski mahallesine dönmeyi tercih etmişlerdir. Bu mahalli göç hareketi tüm hızıyla halen devam etmektedir.
İnsanların modern evlerde yaşaması elbette çok güzeldir. Buna rağmen apartman sakinlerinin
apartman yaşantısını cezaevi yaşantısına benzetmeleri eskiye olan özlemi yansıtmaktadır. Vefat eden bir apartman sakininin tam bir hafta sonra komşuları tarafından fark edilmesi komşuluk ilişkilerinin zafiyet içerisinde olduğunu göstermektedir. Bu zayıf komşuluk ilişkilerinin tüm ülkede böyle olduğu anlamına gelmese de benzer durumların sıklıkla yaşandığına şahit oluyoruz. Bu bakımdan
gecekondu yaşantısı alışkanlığının modern yaşama adapte olması sanırım uzun bir zaman alacaktır.
askerlik ve işyeri arkadaşlığı olarak sınıflandırmak mümkündür. Bu evrelerde edinilen arkadaşlıklar
hayatın hiçbir döneminde unutulmazlar. Arkadaşlık
kişiler arasında öyle sihirli bir bağ oluşturur ki; bir arkadaş yeri geldiğinde bir kardeşten bile üstün olabilmektedir. Arkadaşlar
en yakını olan kardeşlerine bile açamayacağı sırlarını arkadaşlarıyla paylaşarak birbirlerinin sırdaşı
kankası olurlar. Arkadaşlar arasında örülen bu sihirli bağın bir ömür devam ettiğine zaman zaman şahit oluyoruz.
Yaşam şartları insanları ülkenin çeşitli coğrafyalarına sürüklemiştir. Bu dağılma hiçbir zaman arkadaşlık bağını yok edemez. Öyle zamanlar olur ki; kişi
en zor anlarını kardeşlerinin desteğiyle atlatmak ister
ancak bu destek çoğu zaman gelmez. Bu durumda kişiler derhal “Can Dostum” dediği arkadaşlarını devreye sokarlar. Can dostlar
mevcut sorunları ya el birliği ile ya da tek başlarına hallederler.
Bu güzel dostluklar
ülkenin içine sürüklendiği ekonomik sıkıntılar ve işsizlikler sebebiyle ne acıdır ki büyük darbe almaktadır. Mesafenin uzaklığı
ekonomik sıkıntılar ve işsizlikler sebebiyle arkadaşlar birbirlerinin düğünlerine
hastalarına veya cenazelerine gidememektedir. Bu sıkıntılar uzun süreli olduğu için güçlü duygularla örülmüş olan bu dostluklar tamamen yok olmasa da eski gücünü yitireceği bir gerçektir.
Tüm toplumlarda arkadaşlığın yeri ve önemi farklıdır. Özellikle Batı Toplum’unda arkadaşlar toplu halde bir eğlenceye gittikleri vakit
her kişi kendi masrafını kendisi ödemektedir. Türk Toplumu’nda bu durum tam tersine işlemektedir. Eğlence masraflarını bu arkadaş gurubundan sadece bir kişi; bir başka gün ise masrafları bir diğeri üslenmekteydi. Avrupalıların bu özelliği son yıllarda ülkemize sıçramış ve masraflar “Alman Usulü” anlayışı ile karşılanmaya başlanmıştır. Avrupalının özüne uygun olan bu davranış
bizlere göre bencilce bir davranıştır. Ülkemizdeki hayat şartları insanlarımızı ne yazık ki bu bencilliğe itmektedir. Böylece
ülkemizde menfaate dayanmayan arkadaşlık anlayışı ne yazık ki yerini “Alman Usulü”ne bırakmıştır.
Günümüzde akrabalık ilişkileri de ekonomik sıkıntılardan nasibini almıştır. Geçim sıkıntısı ve hayat şartları akrabaların bir kısmını ülkenin değişik coğrafyalarına
bir kısmını da başka ülkelere sürüklemiştir. Son yıllarda akrabalık öyle bir noktaya gelmiştir ki; ölenler
yaralananlar
kızını veya oğlunu evlendirenler
hapse düşenler veya trafik kazası geçirenler
akrabaları tarafından ihmal edilmektedir. Oysa akrabalık
kan bağı ile kurulan ve genişleyen bir topluluktur. Bu yönüyle akrabalık
komşuluktan daha ileri görülmelidir. Dinimiz
yardımlaşmanın akrabalardan başlamasını lüzumlu görmüştür. Her akraba
maddi ve manevi yardımlarını kendi akrabalarından başlatarak yapmış olsa
eminim ülkede pek çok sıkıntı bu yolla halledilmiş olurdu.
Tüm sıkıntılara rağmen
akrabalık
arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerini diri tutmak zorundayız. Zira çevremizi kuşatan bu güzel topluluklar bizlere her zaman lazımdır ve sosyal dayanışmanın en güçlü unsurlarıdır.