Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Kaybedecek bir şeyin kalmaması özgürlük galiba ...
Yine buluşuruz yine amansız
kor ateşler cepheler bekler
Zırhını parlatıyor zaman
delip geçmemi bekler
Simsiyah atlar çekiyor arabamı
sapsarı ay çiçek tarlaları
mızraklar deliyor
Okyanus burada bitiyor
’’Şu buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Buğday tarlalarının da hiçbir anlamı yoktur benim için. Bu da çok üzücü. Ama senin saçların altın sarısı. Beni evcilleştirdiğini bir düşün! Buğday da altın sarısı. Buğday bana hep seni hatırlatacak. Ve ben, buğday tarlalarında esen rüzgârın sesini de seveceğim...’’
İnsanlar sıkıcı öyle ki kendinden bile sıkılırsın. Sorular sorular sorular. Ulvi amacı cevaplar olan sorular. Ah şu aşikârlığın gözünü seveyim.
Neyse boşver bunları ben sana yav*ak bir cümle diyeyim mi? Ben uydurmadım bir yerimden canım Bukowski demiş zamanında Sığınak çukurlarında melek bulunmaz, bebeğim?
Epey bi zaman önce insanların olmak istedigi ile baskalarinin kafasinda oldurulduklari sey arasinda sıkışıp kaldığını fark ettim.
Ne olanla ne oldurulanla sinirlandirilmamali deyip bicimsiz bir karışım olmanin dayanilmaz hafifligine ithafen
Leyla,
Fındık bahçelerinden baktım sana
Güneşin yanında solgun, sonsuz hiçliğin koynundasın
Uzakta parlayan ışıklar var da,
Uzayıp giden gölgeler nerde?
Renk renk düşünceler nerde?
Bitti leyla...