Kitapella
Bronz Üye
Üzerinden bir bahar bir yaz geçmiş, güz gelmiş, sadece Ona bahsetmek istediğim şeyler birikmiş ve ona söyleyemediklerim beni diğer kimselere karşı daha da suskunlaştırmışken kitaplığa yönelip pek düşünmeden bir tane seçiyor, koltuğun bir ucuna kıvrılıp okumaya başlıyorum: "Hemen değil ama zamanla anlıyordun ki, bir hayattı kaybettiğin, kendi hayatına bitişik bir hayat, bir komşu yaşam öyküsü. O gidince hayatlarınızın yabani bitkiler gibi yıllarca birbirine doğru büyüyüp iç içe geçtiği yeri, bu müşterek alandaki şahsi hikâyeni, yani onun yanındaki seni kaybediyordun. Onu bir sabah kahvaltıya çağırma ihtimalini.. Günlerdir içini kemiren bir meseleyi gecenin bir vakti kapısını çalıp anlatma şansını ve onun verdiği akılla belli bir yönde alacağın kararları. Yüz yıldır tanıdığın birine iç rahatlığıyla şımarma, kızma, surat asma, bozuk çalma, onunla kavga etme hakkını. Birinin sen leb demeden leblebi diyecek olmasını kaybediyordun. O, seninkilere dolanmış köklerini söküp alırken, seni de yerinden ediyordu. Aynı bahçenin çiçekleri olmak böyle bir şeydi."
Nohut oda
Nohut oda