Bir yazı okudum bugün şöyle diyor;
Ben seni kötüleyemem hiç.Çiçekli bir yol vardı yürüdüm derim.Ayaklarıma dikenler battı ama her ormanda böyle şeyler olur derim. Ne güzel şey, insanın sevme hali,
yalın,tertemiz.
Bu cümle aklıma başka cümleler getiriyor. Başından beri inanarak yürüdüğüm yolda kaybolduğumu anladığımda yol kenarındaki çiçekleri toplamaya başladım. Kaybolmanın da baharı vardır. En yalın, en temiz, en dikenli baharımdayım şimdi , ellerimde buket buket çiçekler birikti.
Dümdüz bir yola sapıyorum. Kimseyi sevmemek istiyorum artık. Çünkü görüyorum ki güzel sevemiyorsunuz. İnanın sakin kalmak dünyanın en zor eylemi oluyor bazen. Sakinsin ama tam olarak ne noktada delirirsin sen bile bilemiyorsun. Umrumda değil isimli bu yolda yürürken farkediyorum, umrumda değil dediğim ne varsa duygu durum bozukluğu olarak çalıyor kapımı.
Telefonum çalıyor, açıyorum.
Aldığım haber iyi değil.
Kendime kötü bir haberim var ama henüz söyleyemiyorum. Oldukça sakinim. Bu , işin en korkutucu kısmı.
Ama patlasam da sanki en fazla bir tabak fırlatırım gibi.
O da daha yere düşmeden geçer herhalde sinirim. Öyle bir şey değil çünkü bu. Bir şeyleri kırıp dökme isteğimin olduğu bir şey değil. Bağıra bağıra ağlamak istediğim bir şey de değil üstelik. Nasıl desem,
Yattığım yerden,
Eylemsiz,
Tekrarlıyorum aynı cümleyi;
Ben o denizi derin sandım, sığmış.