BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,605
-
- Tepkime puanı
- 3,185
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
İstiklal Marşımız yanlış Okunuyor
İstiklal Marşı yanlış okunuyor!
Sözleri herkes tarafından büyük coşkuyla okunan ama En iyiesi hep eleştirilen İstiklal Marşı'yla ilgili tartışmaların nedeni En iyieci Osman Zeki Üngör'e göre ilk plak kaydı:
18 Mart 2007 09:11
SONER YALÇIN'ın yazısı
Hatalı plak kaydı yüzünden İstiklal Marşı’nı yıllardır yanlış söylüyoruz
Türkiye tarihinin sözleri herkes tarafından büyük coşkuyla okunan ama En iyiesi hep eleştirilen başka bir eseri yok... En iyieci Osman Zeki Üngör’e göre tartışmalar İstiklal Marşı’nın ilk plak kaydını yapan Sahibinin Sesi adlı müzik şirketinin yanlış kaydından kaynaklanıyor. Nasıl mı?..
TARİH: 10 Eylül 1922. İstanbul Şişli’de Uğurlu Apartmanı’nın 4 numaralı dairesinin kapısı hızlı hızlı vuruldu. Kapıyı yumruklayan ilkokul öğretmeni İhsan Bey telaşlıydı.
Ev sahibi; Mızıka-i Hümayun şefi-öğretmeni Osman Zeki (Üngör) Bey ile misafiri Talim Terbiye Heyeti Üyesi Haydar Bey merakla kapıya koştular.
İhsan Bey müjdeyi kapıda verdi: "Türk süvarileri İzmir’e girmiş."
Üçü de gözyaşlarına hákim olamadı...
Osman Zeki Bey coşkuyla salondaki piyanosunun başına geçti. Sevinçten elleri titriyordu. Tuşlara dokunmaya başladı...
İki arkadaşı piyanodan yükselen melodiyi şaşkınlıkla dinliyordu...
Yeni bir marş doğuyordu...
Osman Zeki Bey Şişli’deki evinde iki gün daha çalıştı; En iyiesini bitirdi. Hemen arkadaşlarına koştu. Hepsi çok beğendi. Mesleki "onayı" almak için En iyiesini Viyana Konservatuvarı’na gönderdi.
10 gün sonra yanıt geldi; eser orijinaldi...
Osman Zeki Bey notalarını çantasına koyup Ankara’nın yolunu tuttu...
ATATÜRK’ÜN DAVETİ
2 Ekim 1922. Ankara.
Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal’in İzmir’den dönüşü görkemli bir törenle kutlanıyor.
Osman Zeki Bey o gece yarısı Ankara Palas’ta Mustafa Kemal’in huzurunda çaldı.
Mustafa Kemal marşı çok beğendi. Osman Zeki Bey’i ekibiyle birlikte Ankara’ya davet etti.
Osman Zeki Bey "Memnuniyetle Paşam!" dedi ama içine de bir korku düştü. Sultan Vahideddin hálá padişahtı ve İstanbul’daydı. Ya arkadaşları korkup gelmezse? İstanbul’a gitti; Ankara davetini orkestra arkadaşlarına çekinerek söyledi. Korktuğu gibi olmadı; hepsi kabul etti...
Milli marş Ankara’da artık orkestra eşliğinde çalınıyordu. Ama bu sadece Ankara çevresiyle kısıtlıydı! Çünkü ortada bir karışıklık vardı.
Her bölgenin milli marşı söyleyiş biçimi değişikti!.. Bu karışıklığın sebebi savaş koşullarından kaynaklanıyordu.
FARKLI En iyiELER VARDI
"İstiklal Marşı" Meclis tarafından 12 Mart 1921’de kabul edildi. Sıra marşın En iyielenmesine gelmişti. Yarışmaya 24 En iyieci davet edildi. 24 En iyieci
Mehmet Akif’in şiirini farklı farklı En iyieledi. Söz jürideydi.
Ancak savaşın her geçen gün kızışması üzerine yarışma sonuçlandırılamadı.
Ve bir karmaşa doğdu.
Örneğin; 24 En iyieciden biri olan Ahmet Yekda Bey En iyiesini Trakya bölgesine söyletmeye başladı!
Bir diğer yarışmacı İsmail Zühdü Bey ise En iyiesini Ege bölgesine yaydı.
İstanbul çevresi ise Ali Rıfat (Çağatay) Bey’in En iyiesine göre söylüyordu milli marşı...
Bu karışıklık üç yıl sürdü.
Yıl 1924.
Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir kurul oluşturuldu. Ali Rıfat (Çağatay) Bey’in En iyiesi beğenildi. En iyie pek marşa benzemiyordu; Türk müziği etkisindeydi; acemaşiran makamındaydı!
Neden Ali Rıfat Bey’in En iyiesi seçilmişti?
Ali Rıfat Bey Mısırlı Abbas Halim Paşa’nın kız kardeşi Prenses Zehra Hanım’la evliydi. Mısırlı Abbas Halim Paşa Mehmet Akif’in yakın dostu ve hamisiydi; bir etki söz konusu muydu?
Öyle ya; Mehmet Akif’in yazdığı "Köse İmam" adlı şiiri de Ali Rıfat Bey bir perdelik operet yapmıştı. İyi ilişkileri vardı yani.
Neyse konumuz bu değil...
Alaturka tarzda icra edilen Ali Rıfat Bey’in En iyiesi 1924’ten 1930 yılına kadar çalınıp söylendi.
1930 yılında milli marşın En iyiesi değiştirildi. Alaturka üslubun yerini modern Batı müziği aldı. O yıllarda Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefliğini yürüten Osman Zeki Üngör’ün yıllar önce Şişli’deki evinde En iyielediği marş kabul edildi.
Türkiye’de 1930 yılından günümüze; 77 yıldır Osman Zeki Üngör’ün bu En iyiesi söylenmektedir.
Ama 77 yıldır da bir tartışma sürüp gitmektedir...
HATA PLAK ŞİRKETİNDE!
"Marş cenaze marşı gibi temposu çok ağır."
En iyieye yapılan eleştirilerin odağında buna benzer cümleler vardı.
Osman Zeki Üngör de bu eleştirilere katılıyordu. Ama haklı bir gerekçesi vardı.
Şöyle ki:
Sahibinin Sesi İstanbul’da ünlü bir müzik şirketinin adıydı.
Şirketin üç ortağından Kayseri kökenli Vahram Gesaryan İstiklal Marşı’nı plağa kaydetmek istedi. Bu nedenle En iyieci Üngör’le bir anlaşma imzaladı.
İngiltere’den getirilen ses teknisyenlerinin kontrolünde En iyieci Üngör orkestra eşliğinde milli marşı stüdyoda icra etti.
Fakat aksilik oldu; marş plağın aynı yüzünün yarısını doldurabildi. Şirket yöneticileri devreye girdi; plağın dolması için bir marş daha çalınmasını istediler.
En iyieci Üngör yanaşmadı.
Ortam gerilince bir teklifte bulundu:
"Marşı biraz ağır çalalım böylece plak dolar. Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır olur biter!"
En iyieci Üngör kendi edip kendi bulmuştu; marş çalınırken gramofonun hızıyla ayarlama yapılacağını kim düşünebilirdi ki?
Doğal olarak milli marş plağa okunan bu ağır temposuyla Türkiye’ye yayıldı.
Radyolar bile aynı yavaşlıkta çalmaya başladı. En iyieci Üngör sağa sola koştu derdini anlatmaya çalıştı:
"Ben Şişli’deki dairemde En iyieyi yaparken gözümüzün önünde İzmir’e dörtnala giden süvariler vardı; ama bu marş çok yavaş çaldırılıyor yanlıştır yazıktır yapmayın!"
Ama iş işten geçmişti. Orkestralar bile artık plaktaki tempoyla çalıyordu...
İşin garibi Osman Zeki Bey sadece plak şirketini kabahatli bulmadı. İsim vermeden sitem ettiği bir kişi daha vardı; İstiklal Marşı’nı orkestraya uyarlayan Ermeni En iyieci Edgar Manas!..
Üngör 1958’de öldü ama tartışma hálá sürüyor. Tartışmalara inat İstiklal Marşı; ulusal direnişin ve bağımsızlık ülküsünün simgesi olmayı bugün de sürdürüyor.
İstiklal Marşı yanlış okunuyor!
Sözleri herkes tarafından büyük coşkuyla okunan ama En iyiesi hep eleştirilen İstiklal Marşı'yla ilgili tartışmaların nedeni En iyieci Osman Zeki Üngör'e göre ilk plak kaydı:
18 Mart 2007 09:11
SONER YALÇIN'ın yazısı
Hatalı plak kaydı yüzünden İstiklal Marşı’nı yıllardır yanlış söylüyoruz
Türkiye tarihinin sözleri herkes tarafından büyük coşkuyla okunan ama En iyiesi hep eleştirilen başka bir eseri yok... En iyieci Osman Zeki Üngör’e göre tartışmalar İstiklal Marşı’nın ilk plak kaydını yapan Sahibinin Sesi adlı müzik şirketinin yanlış kaydından kaynaklanıyor. Nasıl mı?..
TARİH: 10 Eylül 1922. İstanbul Şişli’de Uğurlu Apartmanı’nın 4 numaralı dairesinin kapısı hızlı hızlı vuruldu. Kapıyı yumruklayan ilkokul öğretmeni İhsan Bey telaşlıydı.
Ev sahibi; Mızıka-i Hümayun şefi-öğretmeni Osman Zeki (Üngör) Bey ile misafiri Talim Terbiye Heyeti Üyesi Haydar Bey merakla kapıya koştular.
İhsan Bey müjdeyi kapıda verdi: "Türk süvarileri İzmir’e girmiş."
Üçü de gözyaşlarına hákim olamadı...
Osman Zeki Bey coşkuyla salondaki piyanosunun başına geçti. Sevinçten elleri titriyordu. Tuşlara dokunmaya başladı...
İki arkadaşı piyanodan yükselen melodiyi şaşkınlıkla dinliyordu...
Yeni bir marş doğuyordu...
Osman Zeki Bey Şişli’deki evinde iki gün daha çalıştı; En iyiesini bitirdi. Hemen arkadaşlarına koştu. Hepsi çok beğendi. Mesleki "onayı" almak için En iyiesini Viyana Konservatuvarı’na gönderdi.
10 gün sonra yanıt geldi; eser orijinaldi...
Osman Zeki Bey notalarını çantasına koyup Ankara’nın yolunu tuttu...
ATATÜRK’ÜN DAVETİ
2 Ekim 1922. Ankara.
Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal’in İzmir’den dönüşü görkemli bir törenle kutlanıyor.
Osman Zeki Bey o gece yarısı Ankara Palas’ta Mustafa Kemal’in huzurunda çaldı.
Mustafa Kemal marşı çok beğendi. Osman Zeki Bey’i ekibiyle birlikte Ankara’ya davet etti.
Osman Zeki Bey "Memnuniyetle Paşam!" dedi ama içine de bir korku düştü. Sultan Vahideddin hálá padişahtı ve İstanbul’daydı. Ya arkadaşları korkup gelmezse? İstanbul’a gitti; Ankara davetini orkestra arkadaşlarına çekinerek söyledi. Korktuğu gibi olmadı; hepsi kabul etti...
Milli marş Ankara’da artık orkestra eşliğinde çalınıyordu. Ama bu sadece Ankara çevresiyle kısıtlıydı! Çünkü ortada bir karışıklık vardı.
Her bölgenin milli marşı söyleyiş biçimi değişikti!.. Bu karışıklığın sebebi savaş koşullarından kaynaklanıyordu.
FARKLI En iyiELER VARDI
"İstiklal Marşı" Meclis tarafından 12 Mart 1921’de kabul edildi. Sıra marşın En iyielenmesine gelmişti. Yarışmaya 24 En iyieci davet edildi. 24 En iyieci
Ancak savaşın her geçen gün kızışması üzerine yarışma sonuçlandırılamadı.
Ve bir karmaşa doğdu.
Örneğin; 24 En iyieciden biri olan Ahmet Yekda Bey En iyiesini Trakya bölgesine söyletmeye başladı!
Bir diğer yarışmacı İsmail Zühdü Bey ise En iyiesini Ege bölgesine yaydı.
İstanbul çevresi ise Ali Rıfat (Çağatay) Bey’in En iyiesine göre söylüyordu milli marşı...
Bu karışıklık üç yıl sürdü.
Yıl 1924.
Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir kurul oluşturuldu. Ali Rıfat (Çağatay) Bey’in En iyiesi beğenildi. En iyie pek marşa benzemiyordu; Türk müziği etkisindeydi; acemaşiran makamındaydı!
Neden Ali Rıfat Bey’in En iyiesi seçilmişti?
Ali Rıfat Bey Mısırlı Abbas Halim Paşa’nın kız kardeşi Prenses Zehra Hanım’la evliydi. Mısırlı Abbas Halim Paşa Mehmet Akif’in yakın dostu ve hamisiydi; bir etki söz konusu muydu?
Öyle ya; Mehmet Akif’in yazdığı "Köse İmam" adlı şiiri de Ali Rıfat Bey bir perdelik operet yapmıştı. İyi ilişkileri vardı yani.
Neyse konumuz bu değil...
Alaturka tarzda icra edilen Ali Rıfat Bey’in En iyiesi 1924’ten 1930 yılına kadar çalınıp söylendi.
1930 yılında milli marşın En iyiesi değiştirildi. Alaturka üslubun yerini modern Batı müziği aldı. O yıllarda Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefliğini yürüten Osman Zeki Üngör’ün yıllar önce Şişli’deki evinde En iyielediği marş kabul edildi.
Türkiye’de 1930 yılından günümüze; 77 yıldır Osman Zeki Üngör’ün bu En iyiesi söylenmektedir.
Ama 77 yıldır da bir tartışma sürüp gitmektedir...
HATA PLAK ŞİRKETİNDE!
"Marş cenaze marşı gibi temposu çok ağır."
En iyieye yapılan eleştirilerin odağında buna benzer cümleler vardı.
Osman Zeki Üngör de bu eleştirilere katılıyordu. Ama haklı bir gerekçesi vardı.
Şöyle ki:
Sahibinin Sesi İstanbul’da ünlü bir müzik şirketinin adıydı.
Şirketin üç ortağından Kayseri kökenli Vahram Gesaryan İstiklal Marşı’nı plağa kaydetmek istedi. Bu nedenle En iyieci Üngör’le bir anlaşma imzaladı.
İngiltere’den getirilen ses teknisyenlerinin kontrolünde En iyieci Üngör orkestra eşliğinde milli marşı stüdyoda icra etti.
Fakat aksilik oldu; marş plağın aynı yüzünün yarısını doldurabildi. Şirket yöneticileri devreye girdi; plağın dolması için bir marş daha çalınmasını istediler.
En iyieci Üngör yanaşmadı.
Ortam gerilince bir teklifte bulundu:
"Marşı biraz ağır çalalım böylece plak dolar. Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır olur biter!"
En iyieci Üngör kendi edip kendi bulmuştu; marş çalınırken gramofonun hızıyla ayarlama yapılacağını kim düşünebilirdi ki?
Doğal olarak milli marş plağa okunan bu ağır temposuyla Türkiye’ye yayıldı.
Radyolar bile aynı yavaşlıkta çalmaya başladı. En iyieci Üngör sağa sola koştu derdini anlatmaya çalıştı:
"Ben Şişli’deki dairemde En iyieyi yaparken gözümüzün önünde İzmir’e dörtnala giden süvariler vardı; ama bu marş çok yavaş çaldırılıyor yanlıştır yazıktır yapmayın!"
Ama iş işten geçmişti. Orkestralar bile artık plaktaki tempoyla çalıyordu...
İşin garibi Osman Zeki Bey sadece plak şirketini kabahatli bulmadı. İsim vermeden sitem ettiği bir kişi daha vardı; İstiklal Marşı’nı orkestraya uyarlayan Ermeni En iyieci Edgar Manas!..
Üngör 1958’de öldü ama tartışma hálá sürüyor. Tartışmalara inat İstiklal Marşı; ulusal direnişin ve bağımsızlık ülküsünün simgesi olmayı bugün de sürdürüyor.