İşkolik olmakla övünen insan

Konu sahibi son olarak 807 gün önce görüldü
Aslında "küreselleşmeyi" düşününce aklıma beliren insan prototiplerinden birisidir. Çünkü güçlü bir rekabet ortamıyla birlikte insanın bu sistemde var olabilmesinin haklı gerekçelerinden birisidir, iş ortamı. Tüketimle birlikte reklam anlayışını damarımıza bir şekilde enjekte etmekle kalmamış, ülkemizdeki yoksulluk sınırını da düşününce toplumdaki statümüzü korumak ve yükseltmek kaçınılmaz olmuştur.
Gelelim konumuza.
İşkolik olmak toplumda daha fazla var olmanın anahtarı mıdır yoksa öz değerin kendimizdeki karşılığı mıdır?
Reklam anlayışımız mıdır yoksa dürtüsel olarak eksiklik hissedilen konularda "yön değiştirme" tekniği midir?
Hepsini geçiyorum ve bu insanlara şunu sormak isterim;
"Hayattaki amaç nasıl var olduğun mudur yoksa var olmaya nasıl uyum sağladığın mıdır?"
 
ovunsun. belki tek ovunebilecegi sey bu; calismak, uretmek, durmadan, surekli surekliiii. ciddi ciddi isyerinden bir kac iskolik taniyorum ve ozel hayatlari (anlattiklari ve anladigim + hissettigim kadariyla) hic hos degil. kendilerini bir amaca, bir ugrasa bagliyorlar. mesgul olmak bir cok derdi ve sorunu bastirir, yalnizligi da. bu yuzden sadece anliyorum ve ''ne kadar guzel. senin gibi caliskan ve guzel insanlar lazim'' diyip, derinlere girmeden geciyorum.

bir sey daha hatirladim. ben fulltime'dan parttime calismaya gecince, bir cok kisi tarafindan ayiplanmistim.
''gencsin, neden daha az calisacaksin?''
''bir problem mi var?''
''bos zamaninda ne yapacaksin ki?'' gibi gibi tuhaf sorular almistim. iste sistemin seyi olmusuz toplumca.
 
Sevdiğim işi yapmayı seviyorum sadece fakat bazı insanlarda bu sevgisizliğini giderme yolu olarak kendini gösteriyor. İşini her geçen gün daha iyi yaparak kendi öz tatminini sağlıyor, özel hayatında mutlu olan çalışma arkadaşlarına karşı da acimasizlasiyor. Bu tarz problemi olan isini çok iyi yapan üst düzey kadınlar genelde altında çalışan hemcinslerine ciddi takma eğiliminde oluyor mesela. Eğitim ve kariyerden arindigimizda ev hanımlarında bu temizlik takıntısı olarak kendini gösteriyor. Saplantili şekilde ev işlerine sarıyor, bunu ufacık baltalayan çocuklarına carliyor falan.
Özellikle bi cinsiyeti nitelemek gibi derdim yok, aklıma gelen örnekleri yazdım. Sevme ve sevilme konusunda travması olan insanlar bi alanda saplantili şekilde kendini kanıtlama yoluna gidebiliyor.
 
işkolik olmayı, çalışmaya bağımlı olmak, bu sebeple iş dışında bireysel ve özel aktivitelere zaman ayırmamak, takıntı derecesinde çalışmak olarak anlıyorum. dolayısıyla pek övünülecek bir durum değil.
belki kişiler bunu “çalışmayı çok seviyorum”, “çok çalışıyorum”, “işimi seviyorum” vurgusunu yapmak için yanlış olarak kullanıyordur. bilemedim. işkoliklikle övünen insan olması düşüncesi bana çok garip geldi.

konu içeriğindeki sorulara gelecek olursak, işkoliklik değil elbette ama işinizin hakkını vermek, layıkıyla yapmak, işinizde başarılı olmak (ve bunun için çabalamak) bence insanın önce kendisini tatmin eden bir şey. “başarı” duygusu. “emek” mevzusu. vicdanen de rahatlatan bir şey bence. ben elimden geleni yapıyorum hissi.

toplumda yer edinmek? evet mesleklerimiz, mesleki anlamda toplumda yer edinmemizi sağlıyor, statü, para vs. ama tabi ki bizi bir tek işimiz, işimizdeki başarımız ya da iş tempomuz, performansımız ortaya koymaz. bizi tanımlayan şeylerden birkaçı bunlar.

eğitiminiz, işiniz, yetenekleriniz, birikiminiz, başarılarınız elbette pr araçlarınızdan birkaçı. ve önemli de. bunlarla övünmek doğru mu bilmiyorum ama bunların farkında olmak iyidir. aslında bunlar sizin emeğinizin ürünü, övünülecekse varsın bunlarla övünülsün.
 
herkesi bireysel özgürlüklerine kayıtsız şartsız ve emeksiz ulaştırabileceğimiz bir toplumda yaşıyor olsaydık hayattaki amacı varoluşsal etmenlere yöneltebilirdik. fazla çalışmak ile verimli çalışmak arasında da gözden kaçan bir fark var. işçi kısmı üzerinden bir genelleme yapacak olursak toplum olarak çok çalışıyoruz ama bu ne kadar kayda değer ya da verimli tartışmaya açık...

işkoliklik konusuna gelecek olursak, hobisini işi haline getiren her birey aslında birer işkoliktir.
çalışmayı sevmeyen insanların meşgalesi olmayacağı anlamına gelmesin, her eylem aslında bir iştir.

insandan hariç herhangi bir canlıyı da belirli parametrelere sıkıştırıp monotonluğa alıştırsanız ne azını isteyebilir ne de fazlasını çünkü düşünme yetisi yoktur.

bilmiyorum, ne için çalışmalı nereye ulaşmalı... bu bir yol ise eğer mubah mıdır yoksa dünyevi sahnede ömür tüketmek midir üzerinden defalarca kez geçilip çıkar yola varmalı...
şimdiye dönecek olursak, yolda yürürken doğanın renklerini sevebiliyorsam, bir kediye bakınca güzelliği bulabiliyorsam, uyuduğum yer huzur saçıyorsa... ha lüks bir arabayı kullanırken görmüşüm o doğanın rengini ha ayağımda yırtık bir ayakkabıyla... ya bir ormanın içinde görmüşüm o kediyi ya da bir plazanın odasında, ha yatmışım yer yatağında ya da en mükemmel ortopedik yatakta ne fark eder?

düşüncelerin eylemlere etkisi yollardan bağımsız aynı sonuca çıktıktan sonra...
 
Öyle bir noktadayım ki, ya s. çekecekler, ya kıdem atlatacaklar. İşkoliklikle vurdumduymazlık arasında gidip geliyorum. İşe gittiğim zamanlar ki gerçekten neredeyse her ayın 5 günü “mazeretsiz” olarak işe gitmiyorum ( uyuyakalıyorum, canım istemiyor vs ) deli gibi çalışıyorum. Bu çalışma birinin gözüne girmek için değil. Zaten birim şefim ve tüm iş arkadaşlarım sabihada bir tek ben atatürkteyim, nasıl çalıştığımı görmüyorlar bile ama biliyorlar. Bir işi yapacaksam eksiksiz ve kusursuz olmalı. Bu, övünülecek bir şey değil. Aldığım paranın karşılığı, babamın hayrına yapmıyorum bu işi. Bana bunun için para veriyorlar. Ama öyle bir alışmışız ki maalesef, iş yapmayı enayilik sanıyoruz. Ben bunu kendi işim özelinde konuşuyorum. Şirketim beni pandemi dahil hiçbir koşulda yarı yolda bırakmadı, ben de aldığım paranın hakkını vermeye çalışıyorum. Ama **Spam/Adversiting** işverenle çalışan insanlar ne yapıyorlarsa iyi yapıyorlar.

Özetle, hakkımı veriyorlarsa o iş yeri benimmiş gibi çalışırım. İşe keyfi gitmediğim günleri bu yüzden tolere ediyorlar zaten. Nereye kadar ederler bilemem
 
yeter da
biraz kendimle ilgileneceğim
 
Ovunmek icin degil ama iskolik bir insan oldugum bir gercek, bununla gurur duymuyorum ama yanlis oldugunu da dusunmuyorum. Yarim kalmis her is beni huzursuz ediyor, bunu tamamlamayi tercih ediyorum ve bu beni bi sekilde mutlu ediyor motive oluyorum.
 
İşkolik olmasan bile çalışma ortamında bazı kişilerin işini doğru yapmaması nedeni ile kontrolcü olmak zorunda kalabiliyorsun. Sorumluluk aldığın işte her şeyin yolunda ilerlemesi için çoğu zaman kendi özel hayatından fedakarlık yapman gerekebiliyor ki bu durum da etrafındaki insanlar tarafından işkoliklik olarak algılanabiliyor.

Sağlam bir ekip ve sorumluluğunu bilen insanlarla çalışmak, iş ortamında harcanan saatleri azalacaktır.
 
Paraları bankada istiflemek hoşlarına gidiyordur.
Harcamaya da kıyamadıkları için, özel hayatları da sıfıra yakındır.
Günün birinde kendilerinden daha yüksek seviyede olanlardan bile fazla paraları olur, ama harcamasını unuttukları için o para harcamasını bilenlere miras kalır.
Onlar da löp diye götürür.
 
Sanırım ki her insanın diğer şeylere göre daha fazla yöneldiği birşeyler oluyor. İşkolikler de işe yöneliyor. Ben hayatta işkolik olamam ama size göre daha fazla yaptığım birşey var; fotoğraf çekmek, ben de fotokoliğim mesela. Ayrıca gezikoliğim.
 
günlük 7,5 saat haftalık 45 saat dışında hiçbir çalışmayı kabul etmiyorum.
doymak bilmez patronlar ve ego kasıntısı üstler sebebiyle de üzerime vazife olmayan hiçbir işe burnumu sokmam.
istediğiniz kadar çok övünebilirsiniz.
yaşam alanımı iş yerine taşımayacağım.
bu yüzden üç yıldır sağlam mobbing yiyorum
 
Eskiden övünürdüm, hayat geçip gidiyor. Her şeyin yeri ayrı ve değerli.
 
kendi işin dışında bir eylem olarak söylüyorsan sebebi ne olursa olsun enayiliktir.
 
Patron gibi işi sahipleniyorlar ya ne gerek var abi
 
uzanmak varken işkolik mi olacağız. kısmen işkolikliğe giriyor sanırım, günlük iş yapmayı seviyorum. işi haftalara yayıp uzun vadede bitirebilirim fakat günlük bitmeli ki kafam rahat olsun. bazen bitmediği oluyor, sonrası huzursuzluk.
 
  • Kahkaha
Tepkiler: W
Geri