İntihar Eden Şairler

  • Kullanıcı Futbolcu
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Konu sahibi son olarak 970 gün önce görüldü
ANNE ***TON
Anoreksiya ve depresyon sebebiyle pek çok başarısız intihar girişiminden sonra 1974'te yaşamına kendi kararı ile son vermiştir.

ATTİLA JOZSEF:
Şizofreni teşhisi koyulan Jozsef 1937 yılında kendini bir trenin altına atarak intihar etti

COMTE DE LAUTREAMONT:
24 yaşında bir otel odasında intihar ederek, yaşamına son verdi.

GERARD DE NERVAL:
Aşık olduğu kadını, eşi ve çocuklarıyla mutlu bir aile tablosu sergilerken görünce bunalıma girer ve kendini asar.

NİLGÜN MARMARA:
13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken "yaşama karşı ölüm" dedi ve intihar etti.

PAUL CELAN:
Tahmini olarak 20 Nisan 1970'da Paris'te kendini Seiné Irmağı'na atarak yaşamına son verdi

SYLVIA PLATH:
11 Şubat 1963'te, ikinci kattaki odalarında uyumakta olan çocuklarının yanına süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, odalarının kapısını da içeri gaz girmeyeceğinden emin olmak üzere bantlayarak kapattı ve kafasını fırının içine sokarak intihar etti

SERGEY YESENİN:
Sergey Yesenin, psikolojik bir rahatsızlık yaşadı ve hastaneye yatırıldı. Kısa bir süre sonra hastaneden çıktı. 27 Aralık 1925'te İngiltere Oteli'ndeki odasında bileklerini keserek intihar etti.

ONURSAL YAKUPOĞLU:
mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi sanat tarihi bölümünde okurken 07 ocak 2006 cumartesi günü intihar etmiştir. 3 senedir "intihar eden şairler", " edebi intiharın ebedileşmesi" gibi başlıklarla araştırmalar yaptığı ve yazılar yazdığı bilinmektedir.

KAAN İNCE:
'' ölümün yalnızlığı yoktur ama;
ölüm bir başına yalnızlıktır...''
22 yaşındaki genç şair, kaldığı otelin 5. katından atlayarak intihar etmiştir.

VILADIMIR MAYAKOVSKI:
Silahla kendini vurmuştur.

ÖZGE DİRİK:
26 yaşında, oturduğu apartmanın 10. katından atlayarak intihar etmiştir. (Vasiyeti ise, yazdığı şiirlerin bir kitap halinde basılıp, mezarına konulmasıydı.)

alıntı
 
Nilgün Marmara çok etkilemiştir beni.
 
Üstteki yoruma katılmakla birlikte Sylvia Plath'de çok etkilemiştir beni. Ortak duyguları hissettirmesinden ötürü sanırım. Ortak bir hüzün, ortak bir ruh. Sonra bu iki kadının da bundan haberdar olduğunu okudum.
Şöyle bir alıntı paylaşayım.

Nilgün Marmara, o çarpıcı anlatımıyla ‘ölüm’ ve ‘Plath’ hakkında şunları yazıyor:
“Ölüm, Sisypus’un kayasıdır. Onun mahvoluşu, cezalandırılışı, onu yaşadığı için acı çekmeye zorlayan absürd bir eyleme dönüşür. Plath’ın kayası muazzam bir hayal gücünün yanı sıra mutfağıdır, anne ve eş olmanın sorumluluklarıdır. Ama ona kendi ölümünü dayatan odadan çıkıp kapıyı kapar… Ölüm hakkında yazdıkça hayal dünyası giderek güçlendi ve bereketli bir hale geldi. Böylece, yaşamak için her türlü sebebi oldu der Alvarez. Her türlü sebebi oldu’nun yerine, hiçbir sebebi olmadı’yı koyabiliriz, çünkü Plath bunu bizzat yapmıştır. Her şeyin yerine hiçbir şeyi koymuştur. Ona göre stimülasyon iki uçlu bir değnekti; bir ucu yaşama, diğer ucuysa ölüme dönük. O, ‘rien’ (hiçlik) ucunu seçti.”
 
Bu kadar saçmaladıktan sonra ne yaptıklarını bile bilmeden intihar etmeleri doğal.
 
goethe ne demiş bak: dünya hassas insanlar için bir cehennemdir. attila jozsef ve sergey yesenin favorilerimden. yesenin hatta bir şiirinde şöyle diyor: yeni bir şey değil ölüp gitmek bu yaşamdan, ama yaşamak da daha yeni değil kuşkusuz.

yani diyor ki takke dili ve edebiyatı mezunu da olsan, softaların şahı da olsan öleceksin ve bu yeni bir şey değil. ama dünya kültür mirasına artı değer üretemediğin için seni kimse hatırlayamayacak. hiç var olmamış gibi olacaksın. yesenin onu yazmamış tabi. mühim insan ismail'e şiirinde yer vermemiş.
 
Ümit Yaşar Oğuzcan ve Tezer özlü de çok kez denemişler ama başaramamışlardir.
Hatta oğlu nedeniyle. Ümit Yaşar beni çok üzer
 
Beni en çok üzen şair Ömer Seyfettin.
Ölümü bir intihar değil ama intihardan da daha kötüdür.
 
goethe ne demiş bak: dünya hassas insanlar için bir cehennemdir.

Yukarıdaki alıntınızı düzeltmeme izin verin lütfen.

fcf865cc-f8d6-4473-9c7c-f66f38cfad30-m.jpg
 
Geri