[FONT="]İNKARDA ISRAR EDENLERİN İNANMA YOLLARININ KAPATILDIĞINDAN BAHSEDİLİYOR [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kuranı kerimde muhatab alınanlar, inatçılar ve doğru düşünemeyen kibirliler, ateistler değildir. Kur’anı Kerim onların sorumluluk sınırlarını ve akibetini bildiriyor, kendilerine çeki düzen vermeleri için uyarıyor, ancak onların bu uyarılara kapalı olduğunu, pek çoğunun bunu önemsemeyeceğini ve bu inatları neticesinde onların bu yolda sabit kalması için kendi hallerine bırakılıp yardım edilmeyeceğini, bunun kendi tercihleri olduğunu da ayrıca belirtiliyor. Yani inanmayacakları bildirilen bu kısım insanların sorumluluklarınında kalkmadığı ilan ediliyor. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]+ - İnanabilmek için izin şarttır, bu izinde en temelde saygıyı gerekli kılar, kişinin tercihine bağlı olduğu kesindir. Bir insanın düşünerek, çabalıyarak mutlak doğruyu bulurum iddiasında olması aslında mümkün değil. Sadece bilgi birikimine ve tecrübesine güvenen, istersem yaparım diyen bir insanın kibri en bariz görünenleri görünmez hale getirebilir. Sıklıkla yanılan nadiren doğruyu bulan, olgun olamıyan, eksik bilgiler temeline kurulu bir düşünce insanı gerçek doğruya ulaştıramaz. Bu nedenle İbrahim suresi 1. ayetinde Allahın izni ile karanlıktan aydınlığa çıkartılacaklar, son ayeti ile yeniden uyarılıp bütün bu söylenenlerin muhatabının akıl sahipleri olduğu ve bu söylenenlerin akıl sahiplerinin anlayabileceği tebliğ olduğu vurgulanıyor. [/FONT]
[FONT="]Bu Kur'ân-ı kerim, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. 14/52 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“Bu kitap, Allah'tan korkanların, Allah'ın emirlerine saygılı olanların, Cenâb-ı Hakkın emirlerine itâatkar bulunan kimselerin, hidâyete ermelerine, doğruyu bulmalarına, hakîkati görmelerine, gerçeği anlamalarına vesîle teşkîl edecek bir özelliğe sâhiptir.” Bu kitâbın karakteristiği budur. İnsanlar, doğruya ve hakka tâlip iseler, mutlakâ bu kitâba uymak sâyesinde, bu kitâba uyarak o doğruyu bulma imkânını elde ederler. Bu sûretle, dalâletten, sapıklıktan, her türlü yanlış yollara düşmekten de kendilerini kurtarırlar. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Ama onlarda, Allah’tan korkma, Allah’ın emirlerine saygı gösterme vasfı bulunması esastır. Bu özelliğe sahip olan, bu vasfa haiz olan mü’minler, mütteki kimseler, ittika eden kimseler, Allahü tealanın kendilerine ihsanı olan bu kitap vasıtasıyla hakikati, gerçeği anlama imkanına sahip olabilirler. 2/2 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kur’anı kerim mü’minler için hidayet ve rahmet kaynağıdır. 27/77 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“İşte onlar, Rabları tarafından hakîkî, gerçek bir hidâyet (doğru yol) üzeredirler ve onlar felâha, kurtuluşa ermişlerdir.” 2/5 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Bakara suresi ik 5 ayeti kerimesi sanki kuranı kerimin özeti gibi herşeyi kısaca bildirmekte [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Hidayeti vermek, insanlara doğruyu göstermek, doğruyu kabul etme yeteneğini onlara bahşetmek Allahü teâlânın kudretiyle olacak bir şeydir. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]2/6-7kâfirleri azâb ile korkutman veyâ korkutmaman müsâvîdir. Onlar îmân etmezler. Allahü teâlâ onların kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mührlemişdir, perde çekmişdir. Onlar için, büyük bir azâb vardır) . [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]+ - 10/99-10/100 - onları zorlamamak gerektiği, inanma imkanlarının olmadığı, bu konuda inatlaşacakları ve doğru yolu algılayabilmenin kendilerine kapalı olduğu defalarca bahsediliyor ama yinede nasihat tavsiye ediliyor. Anlatılmadı, haberimiz yoktu diyemiyecekler. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]87/9. Fe zekkir in nefe'atiz zikra. .
O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
9-12 (Habîbim) artık sen insanlara nasîhat et, öğüt ver. Allahü teâlâdan korkan kimse, nasîhati, öğüdü dinleyecektir (ondan faydalanacaktır) . Çok fâsık ve bedbaht olan o nasîhatlardan kaçınacak. O Cehennem ateşine girecek.
10. Seyezzekkerü men yahşa.
(Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak.
11. Ve yetecennebühel'eşka. .
Kötü kimse ise öğütten kaçınacaktır. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Uyarılar yapılırken zaten inkarcılar kaale alınmıyor, dert herhangi birinin inanıp inanmaması değil, uyarılar söz dinleyeceklere yapılıyor, herkes istediği şartlarda oyalanabilir. Kimse inanması için zorlanamaz [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kur’anı kerimi sana sıkıntı ve meşakkate düşesin diye indirmedik. Kur’anı kerim senin için bir sıkıntı sebebi, bir üzüntü vesilesi olsun diye sana gönderilmedi.20/2 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]O Allahü teâlâdan korkan, huzuru Hakta hesap vereceğini düşünen kimseler için, bir nevi hatırlatma ve uyarı olarak, onları ikaz etmek için gönderilmiştir.20/3 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“Sümme zerhüm fi havdihim yel’abun”, sonra bırak onları, kendi içinde bulundukları dalalet ve şaşkınlık içerisinde oyalansınlar, bırak onları, terk et buyuruyor Cenab-ı Hak. Sen, sana düşen tebliğ vazifesini tam manasıyle yerine getirdin, ifa ettin. Artık onlar gerçeği anlıyamıyacaklarsa, bunun sorumluluğu onlaradır buyuruyor. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Demek ki mü’minin imanı bir çoklarının dediği gibi başkaları tarafından zorla dayatılan, cebr ile ve baskı ile insanlara empoze edilen görüşler değil, insanın bizzat kendi durumunda, sübjektif aleminde de büyük bir düşüncenin, araştırmanın neticesinde insanın kalbinde ve gönlünde, ilminde kendisine verdiği bir nihai netice olarak meydana gelen bir teslimiyyettir iman. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kuranı kerim İnanmaya meyli ve isteği olmayanları muhatab almıyor ve onların inanmayı beceremiyeceklerini ve böylece sürelerini tamamladıktan sonra hak ettikleri cezaya maruz kalacaklarını, hem uyarı, hem haber verme bakımından açıklıyor. [/FONT]
[FONT="]"Allah dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. İkrah etme onları. Bırak, onları kendi iradeleriyle, kendi ihtiyarlariyle başbaşa kalsın. 10/99" - şeklindeki uyarı onlara yapılacak emri bil marufu ortadan kaldırmıyor belki onların buna rağmen inanmayacaklarını açıkça beyan ediyor [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Peki neden anlatılıyor [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]"Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye.". - MAZUR görülmek için çaba gerekiyor - Bu çaba ile karşıdaki azgınlığını azaltabiliyor [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]- Günahtan sakınır denilmiş. [/FONT]
[FONT="]5/105
(İslamiyet'in emir ve yasaklarını anlatın! Bir kimse ucb eder [kendini beğenir], sizi dinlemezse, kendi halinizi ıslah edin.) [Berika] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]+ - İki davranış şekli belirtilmiş
[/FONT]
[FONT="]1. si kafir olarak ölecekler belli iken, o insanlar kötü yola temayüllerini açıkça belli ediyorlarsa, gereken emri bil maruf yapıldıktan sonra onları kendi hallerinde bırakmak, arzu ettikleri rahatsız olmadıkları durumda terk etmek. [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
[FONT="]+ - 2. si laf anlamaz söz dinlemez tavırlardan dolayı kendilerini istedikleri hal üzere terk etmek [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
[FONT="]İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün, yine de sen, onları affet ve aldırış etme! Allahü teâlâ, iyilik edenleri elbette sever. (Maide 13)[/FONT][FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Emir sigası.[/FONT][FONT="] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Hatta yülaku yevmehümüllezi fihi yus’akun” ölecekleri ve hayatiyetten kendilerine güç kuvvet veren canlılıktan hiçbirşey kalmıyacağı güne kavuşacakları vakte kadar onları bırak artık [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
[FONT="](Bizi düşünmiyenlerden, bizden yüz çevirenlerden, sen de yüzünü çevir. Onları sevme!) [/FONT][FONT="][/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“Ve edallehullahü ala ilmin”, bu kimse aslında bu yaptığı işin çirkinliğini biliyor. Yanlışlığını biliyor. Farkında. Cenab-ı Hak onu bu aşırı tutkusundan dolayı hak ve hakikati gördüğü ve bildiği halde ona tabi olmadığı halde ondan ayrıldığı için ona dalaleti layık görmüştür. Cenab-ı Hak onu sapıtmıştır. [/FONT]
[FONT="][/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kuranı kerimde muhatab alınanlar, inatçılar ve doğru düşünemeyen kibirliler, ateistler değildir. Kur’anı Kerim onların sorumluluk sınırlarını ve akibetini bildiriyor, kendilerine çeki düzen vermeleri için uyarıyor, ancak onların bu uyarılara kapalı olduğunu, pek çoğunun bunu önemsemeyeceğini ve bu inatları neticesinde onların bu yolda sabit kalması için kendi hallerine bırakılıp yardım edilmeyeceğini, bunun kendi tercihleri olduğunu da ayrıca belirtiliyor. Yani inanmayacakları bildirilen bu kısım insanların sorumluluklarınında kalkmadığı ilan ediliyor. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]+ - İnanabilmek için izin şarttır, bu izinde en temelde saygıyı gerekli kılar, kişinin tercihine bağlı olduğu kesindir. Bir insanın düşünerek, çabalıyarak mutlak doğruyu bulurum iddiasında olması aslında mümkün değil. Sadece bilgi birikimine ve tecrübesine güvenen, istersem yaparım diyen bir insanın kibri en bariz görünenleri görünmez hale getirebilir. Sıklıkla yanılan nadiren doğruyu bulan, olgun olamıyan, eksik bilgiler temeline kurulu bir düşünce insanı gerçek doğruya ulaştıramaz. Bu nedenle İbrahim suresi 1. ayetinde Allahın izni ile karanlıktan aydınlığa çıkartılacaklar, son ayeti ile yeniden uyarılıp bütün bu söylenenlerin muhatabının akıl sahipleri olduğu ve bu söylenenlerin akıl sahiplerinin anlayabileceği tebliğ olduğu vurgulanıyor. [/FONT]
- [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]Bu Kur’anı azimüşşan, Allahü teâlânın izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, küfürden imana, dalaletten hidayete erdirmek için yani, Her türlü övgüye, methü senaya layık olan, güçlü ve emrine galip, istediğini yapabilecek kudrette olan Allahü teâlânın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. 14/1 [/FONT]
[FONT="]Bu Kur'ân-ı kerim, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. 14/52 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“Bu kitap, Allah'tan korkanların, Allah'ın emirlerine saygılı olanların, Cenâb-ı Hakkın emirlerine itâatkar bulunan kimselerin, hidâyete ermelerine, doğruyu bulmalarına, hakîkati görmelerine, gerçeği anlamalarına vesîle teşkîl edecek bir özelliğe sâhiptir.” Bu kitâbın karakteristiği budur. İnsanlar, doğruya ve hakka tâlip iseler, mutlakâ bu kitâba uymak sâyesinde, bu kitâba uyarak o doğruyu bulma imkânını elde ederler. Bu sûretle, dalâletten, sapıklıktan, her türlü yanlış yollara düşmekten de kendilerini kurtarırlar. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Ama onlarda, Allah’tan korkma, Allah’ın emirlerine saygı gösterme vasfı bulunması esastır. Bu özelliğe sahip olan, bu vasfa haiz olan mü’minler, mütteki kimseler, ittika eden kimseler, Allahü tealanın kendilerine ihsanı olan bu kitap vasıtasıyla hakikati, gerçeği anlama imkanına sahip olabilirler. 2/2 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kur’anı kerim mü’minler için hidayet ve rahmet kaynağıdır. 27/77 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“İşte onlar, Rabları tarafından hakîkî, gerçek bir hidâyet (doğru yol) üzeredirler ve onlar felâha, kurtuluşa ermişlerdir.” 2/5 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Bakara suresi ik 5 ayeti kerimesi sanki kuranı kerimin özeti gibi herşeyi kısaca bildirmekte [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Hidayeti vermek, insanlara doğruyu göstermek, doğruyu kabul etme yeteneğini onlara bahşetmek Allahü teâlânın kudretiyle olacak bir şeydir. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]2/6-7kâfirleri azâb ile korkutman veyâ korkutmaman müsâvîdir. Onlar îmân etmezler. Allahü teâlâ onların kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mührlemişdir, perde çekmişdir. Onlar için, büyük bir azâb vardır) . [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]+ - 10/99-10/100 - onları zorlamamak gerektiği, inanma imkanlarının olmadığı, bu konuda inatlaşacakları ve doğru yolu algılayabilmenin kendilerine kapalı olduğu defalarca bahsediliyor ama yinede nasihat tavsiye ediliyor. Anlatılmadı, haberimiz yoktu diyemiyecekler. [/FONT]
- [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]Allah dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. Sen insanların mü’min olmaları, imana kavuşmaları için onları zorlamak mı istiyorsun? İkrah etme onları. Bırak, onları kendi iradeleriyle, kendi ihtiyarlariyle başbaşa kalsın. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]87/9. Fe zekkir in nefe'atiz zikra. .
O halde eğer öğüt fayda verirse öğüt ver.
9-12 (Habîbim) artık sen insanlara nasîhat et, öğüt ver. Allahü teâlâdan korkan kimse, nasîhati, öğüdü dinleyecektir (ondan faydalanacaktır) . Çok fâsık ve bedbaht olan o nasîhatlardan kaçınacak. O Cehennem ateşine girecek.
10. Seyezzekkerü men yahşa.
(Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak.
11. Ve yetecennebühel'eşka. .
Kötü kimse ise öğütten kaçınacaktır. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Uyarılar yapılırken zaten inkarcılar kaale alınmıyor, dert herhangi birinin inanıp inanmaması değil, uyarılar söz dinleyeceklere yapılıyor, herkes istediği şartlarda oyalanabilir. Kimse inanması için zorlanamaz [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kur’anı kerimi sana sıkıntı ve meşakkate düşesin diye indirmedik. Kur’anı kerim senin için bir sıkıntı sebebi, bir üzüntü vesilesi olsun diye sana gönderilmedi.20/2 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]O Allahü teâlâdan korkan, huzuru Hakta hesap vereceğini düşünen kimseler için, bir nevi hatırlatma ve uyarı olarak, onları ikaz etmek için gönderilmiştir.20/3 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“Sümme zerhüm fi havdihim yel’abun”, sonra bırak onları, kendi içinde bulundukları dalalet ve şaşkınlık içerisinde oyalansınlar, bırak onları, terk et buyuruyor Cenab-ı Hak. Sen, sana düşen tebliğ vazifesini tam manasıyle yerine getirdin, ifa ettin. Artık onlar gerçeği anlıyamıyacaklarsa, bunun sorumluluğu onlaradır buyuruyor. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Demek ki mü’minin imanı bir çoklarının dediği gibi başkaları tarafından zorla dayatılan, cebr ile ve baskı ile insanlara empoze edilen görüşler değil, insanın bizzat kendi durumunda, sübjektif aleminde de büyük bir düşüncenin, araştırmanın neticesinde insanın kalbinde ve gönlünde, ilminde kendisine verdiği bir nihai netice olarak meydana gelen bir teslimiyyettir iman. [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Kuranı kerim İnanmaya meyli ve isteği olmayanları muhatab almıyor ve onların inanmayı beceremiyeceklerini ve böylece sürelerini tamamladıktan sonra hak ettikleri cezaya maruz kalacaklarını, hem uyarı, hem haber verme bakımından açıklıyor. [/FONT]
[FONT="]"Allah dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. İkrah etme onları. Bırak, onları kendi iradeleriyle, kendi ihtiyarlariyle başbaşa kalsın. 10/99" - şeklindeki uyarı onlara yapılacak emri bil marufu ortadan kaldırmıyor belki onların buna rağmen inanmayacaklarını açıkça beyan ediyor [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Peki neden anlatılıyor [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]"Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye.". - MAZUR görülmek için çaba gerekiyor - Bu çaba ile karşıdaki azgınlığını azaltabiliyor [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]- Günahtan sakınır denilmiş. [/FONT]
[FONT="]5/105
(İslamiyet'in emir ve yasaklarını anlatın! Bir kimse ucb eder [kendini beğenir], sizi dinlemezse, kendi halinizi ıslah edin.) [Berika] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]+ - İki davranış şekli belirtilmiş
[/FONT]
[FONT="]1. si kafir olarak ölecekler belli iken, o insanlar kötü yola temayüllerini açıkça belli ediyorlarsa, gereken emri bil maruf yapıldıktan sonra onları kendi hallerinde bırakmak, arzu ettikleri rahatsız olmadıkları durumda terk etmek. [/FONT]
- [FONT="]+ - 6/199 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]199. Huzil afve ve'mür bil urfi ve a'rid anil cahilin [/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="].[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir. [/FONT]
- [FONT="]199. Huzil afve ve'mür bil urfi ve a'rid anil cahilin [/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="]+ - 15/94 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]94. Fesda'bima tü'meru ve a'rıd anil müşrikin[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="].[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]94. Fesda'bima tü'meru ve a'rıd anil müşrikin[/FONT][FONT="] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
- [FONT="]+ - 45/14 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]14. Kul lillezine amenu yağfiru lillezine la yercune eyyamellahi li yecziye kavmen bima kanu yeksibun[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="].[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]14. Kul lillezine amenu yağfiru lillezine la yercune eyyamellahi li yecziye kavmen bima kanu yeksibun[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]+ - 7/164 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]164. Ve iz kalet ümmetün minhüm lime teizune kavmenillahü mühlikühüm ev müazzibühüm azaben şedida kalu ma'ziraten illa rabbiküm ve leallehüm yettekun [/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="]
İçlerinden bir topluluk, "Allah'ın helâk edeceği, ya da çetin bir azapla cezalandıracağı bir kavme ne diye nasihat ediyorsunuz" dediği vakit, o uyarıda bulunanlar dediler ki; "Rabbiniz tarafından mazur görülmemiz için, bir de belki günahlardan sakınırlar diye."[/FONT][FONT="].[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]
- [FONT="]164. Ve iz kalet ümmetün minhüm lime teizune kavmenillahü mühlikühüm ev müazzibühüm azaben şedida kalu ma'ziraten illa rabbiküm ve leallehüm yettekun [/FONT][FONT="][/FONT]
[FONT="]+ - 2. si laf anlamaz söz dinlemez tavırlardan dolayı kendilerini istedikleri hal üzere terk etmek [/FONT]
- [FONT="]+ - 5/13 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, onlara müsamaha ile safh ile, hoşgörü ile yaklaş. Çünkü Allahü teâlâ, iyilik edenleri elbette sever. [/FONT]
[FONT="]İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün, yine de sen, onları affet ve aldırış etme! Allahü teâlâ, iyilik edenleri elbette sever. (Maide 13)[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]+ - 6/112 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]112. Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven şeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dın zuhrufel kavli gurûrâ, ve lev şâe rabbuke mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn[/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="]
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak [/FONT]
- [FONT="]
- [FONT="]112. Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven şeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dın zuhrufel kavli gurûrâ, ve lev şâe rabbuke mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn[/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="]+ - 52/45 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]45. Fe zerhum hatta yulaku yevmehumullezi fihi yus'akun[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="].[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]45. Fe zerhum hatta yulaku yevmehumullezi fihi yus'akun[/FONT][FONT="] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Emir sigası.[/FONT][FONT="] [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]Hatta yülaku yevmehümüllezi fihi yus’akun” ölecekleri ve hayatiyetten kendilerine güç kuvvet veren canlılıktan hiçbirşey kalmıyacağı güne kavuşacakları vakte kadar onları bırak artık [/FONT]
- [FONT="]+ - 53/29 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]29. Fe a'rıd an men tevella an zikrina ve lem yurid illel hayated dunya[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="].[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]29. Fe a'rıd an men tevella an zikrina ve lem yurid illel hayated dunya[/FONT][FONT="] [/FONT]
[FONT="](Bizi düşünmiyenlerden, bizden yüz çevirenlerden, sen de yüzünü çevir. Onları sevme!) [/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="]+ - 54/6-7 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]6. Fe tevelle anhum yevme yed'ud dai ila şey'in nukur[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="].[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]6. Fe tevelle anhum yevme yed'ud dai ila şey'in nukur[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]+ - 70/42 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]42. Fe zerhum yehûdû ve yel’abû hattâ yulâkû yevme humullezî yûadûn[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]
Bütün bu ikazlardan sonra onlar hala akılarını başlarına almıyorlarsa bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar oyalansın dursunlar. [/FONT]
- [FONT="]
- [FONT="]42. Fe zerhum yehûdû ve yel’abû hattâ yulâkû yevme humullezî yûadûn[/FONT][FONT="] [/FONT]
- [FONT="]+ - 6/91 [/FONT]
§ [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]91. Ve mâ kaderûllâhe hakka kadrihî iz kâlû mâ enzelallâhualâ beşerin min şey, kul men enzelel kitâbellezî câe bihî mûsâ nûran ve huden lin nâsi tec’alûnehu karâtîse tubdûnehâ ve tuhfûne kesîrâ, ve ullimtum mâ lem ta’lemû entum ve lâ âbâukum, kulillâhu summe [/FONT][FONT="]zerhum[/FONT][FONT="] fî havdıhim yel’abûn[/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="]
Anlamaları gereken, Cenab-ı Hakın büyüklüğünü, teslim etmeleri gerektiği tarzda anlıyamadılar, idrak edemediler Ondan dolayı da, Allahü teâlâ hiçbir kimseye, hiçbir insana hiçbir şey indirmiş değildir dediler. De ki: Öyle ise İnsanlar için hidayet ve nur olan, onların yolunu aydınlatan, onlara doğruyu gösteren kitabı, Musa aleyhisselamın getirdiği kitabı kim indirdi? Musa aleyhisselama gönderilen Tevratı kim gönderdi?. Siz onu kâğıtlara yazıp bir kısmını açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Ne sizin, ne de babalarınızın bilmediği pek çok gerçekleri siz Tevrat vasıtasıyla öğrenmiştiniz. Size bunlar, kitapta öğretilmişti. Allahü teâlâ ve tekaddes hazretlerinin ihsanını nasıl inkar edersiniz? Resûlüm sen sonra bırak onları, kendi içinde bulundukları dalalet ve şaşkınlık içerisinde oyalansınlar, [/FONT]
- [FONT="]
- [FONT="]91. Ve mâ kaderûllâhe hakka kadrihî iz kâlû mâ enzelallâhualâ beşerin min şey, kul men enzelel kitâbellezî câe bihî mûsâ nûran ve huden lin nâsi tec’alûnehu karâtîse tubdûnehâ ve tuhfûne kesîrâ, ve ullimtum mâ lem ta’lemû entum ve lâ âbâukum, kulillâhu summe [/FONT][FONT="]zerhum[/FONT][FONT="] fî havdıhim yel’abûn[/FONT][FONT="][/FONT]
- [FONT="] [/FONT]
- [FONT="]45/23 [/FONT]
[FONT="] [/FONT]
[FONT="]“Ve edallehullahü ala ilmin”, bu kimse aslında bu yaptığı işin çirkinliğini biliyor. Yanlışlığını biliyor. Farkında. Cenab-ı Hak onu bu aşırı tutkusundan dolayı hak ve hakikati gördüğü ve bildiği halde ona tabi olmadığı halde ondan ayrıldığı için ona dalaleti layık görmüştür. Cenab-ı Hak onu sapıtmıştır. [/FONT]
[FONT="][/FONT]