IkRa
Üye
-
- Katılım
- Nisan 10, 2019
-
- Mesajlar
- 102
-
- Tepkime puanı
- 10
-
- Puanları
- 268
-
- Konum
- aLem-i ervaH
İkinci Anzavur Ayaklanması, bölgedeki olayların meydana koyduğu huzursuzluklardan ve İngilizler ile ilişkide tespit edilen kimi menfaat düşkünü kimseler doğrulusunda oluşturulmuştur.
Ahmet Anzavur da henüz evvel elde ettiği ufak muvaffakiyetlerine dayanarak, tek türlü dinmeyen kininin ve hırsının tesiriyle bu ayaklanmanın başına geçmiştir.
Ahmet Anzavur’un birinci ayaklanma hâdisesinde ismi geride bıraktığımız Edremit Kaymakamı Hamdi Bey’in talimatlarıyla Dramalı Rıza Bey, 26/27 Ocak
1920 gecesi Gelibolu Yarımadası’nın Akbaş mevkiinde Fransız askerlerinin muhafazası altında tespit edilen, Osmanlı-Rus muharebelerinde zaptedilmiş tespit edilen çoğu silah ve cephanelerle makinalı tüfekleri mahirane tek şeklinde cesaretle uyguladığı tek gece baskını ile elde etmiş ve hepsini sabaha kadar Anadolu kıyılarına taşımıştır.
Hamdi Bey Anadolu kıyısında da eskiden hazır bulundurttuğu muhtelif kara taşıtları ile bunları Biga civarındaki Yenice’ye getirtmiştir.
Daha ardından Biga’ya gelen Hamdi Bey, millî teşkilatın burada güçlenmesi ve genişlemesi için devasa tek gayretle çalışmaya başlamıştır.
Bu tarihte Biga’da millî kuvvet olarak görünen ve ilçenin asayişini de üstüne almış tespit edilen Kara Ahmet’in buyruğu altında tek milis kıtası mevcuttu.
Köylere kadar genişlettiği bekçi örgütü ile halktan zorla para toplayan ve yapmadık kötülük bırakmayan Kara Ahmet’ten ahali memnun değildi.
İşte Hamdi Bey bu şartlar içerisinde Biga’ya gelmişti.
Kısa zamanla çevresine topladığı yürekli ve vatansever ufak tek kuvvetle yaptığı tek dominant nihayetinde Kara Ahmet ve on kadar yakın adamını yakalayıp Biga Cezaevine hapsetti.
Bunun üstüne çetenin başka adamları da ayrı ayrı dağılarak kasabayı terk etti ve hareket ilçede ve köylerde mutluluk oluşturdu.
Serbest kalınca henüz ferah çalışmaya başlayan Hamdi Bey, Akbaşâ€™tan getirdiği silahlarla donattığı Askerlik Şubesi başkanının sayesinde da 500 kadar genç topladı.
Bandırma’daki 14.
Kolordu Komutanı’nın talimatları ile bu gençler Biga’daki 190.
Alay’ın 2.
Taburu buyruğuna verildi.
Ayrıca Gönen’de tespit edilen 180.
Alay’ın 1.
Taburu’ndan da Biga’ya tek müfreze yollandı.
Böylece ilçede kuvvetler çoğaldıkça, bunların eksikleri de kendisini hissettirmeye başladı.
Bu bakımdan paraya gereksinim duyuluyordu.
Elinde parası bulunmayan Hamdi Bey gereksinim duyduğu parayı halktan toplama yoluna gitti.
Bu tür muameleden bıkmış olan halk yine huzursuz olmaya başladı ve Pomaklar, kendilerinden olan Kara Ahmet’i aynısı sebepden kaynaklı hapseden Hamdi Bey’e cephe almaya başladılar.
Pomakların henüz evvel kaçıp kurtulan ve saklanmış olan kimi elebaşları Hamdi Bey’in bu hareketinden istifade ederek, Akbaş hadisesini tek türlü hazmedemeyen ve Karabiga, Çanakkale dolaylarında dolaşıp duran İngilizlerle ilişkiye geçtiler.
Yine bu seviyede tespit edilen Ahmet Anzavur’da yöredeki Çerkez köylerinde dolaşmaya başladı.
İşte bu karışık durumdan faydalanan Pomaklar, Gavur İmam (İmam Fevzi) ve Çerkezlerden Şah İsmail isminde iki elebaşı çevresine topladıkları 200 kadar silahla, 1000’den çok baltalı, bıçaklı ve sopalı köylülerle 16 Şubat 1920’de tek piyasa günü Biga’ya saldırdılar.
İlçede tespit edilen ve erlerinin fazlası Pomak olan 190.
Alayın 2.
Tabum tek iki silah sesi ile noksan eğitim ve disiplin nedeniyle dağılınca Pomaklar meydanı boş bulmuş ve Gavur İmam komutasında ilçeye girmişlerdir.
Asilerin ilçeye girmekte olduğunu gören Kani Bey, şipşak evine koşarak, henüz evvel cezaevinin kapısı önüne yerleştirilen makinalı tüfekle mevkuf olan Kara Ahmet ve arkadaşlarını öldürtmüştür.
Pomakların Biga’yı işgal ettiğini öğrenen Ahmet Anzavur 17 Şubat 1920’de 15 kadar adamıyla beraber Biga’ya gelerek Hükümet Konağı’na yerleşmiş ve ayaklanmanın idaresini eline almıştır.
Öldürülen Kara Ahmet’in intikamını alabilmek isteyen Pomaklar, tek Rum evinin ikinci katına saklanmış olan ve cephanesi bittiğinden kaynaklı kendisini koruma olanağı bulamayan Kani Bey’in vücudunu kurşunlarla delik deşik ettikten ardından ölüsünü de balkondan sokağa atmışlar, ardından Jandarma Yüzbaşısı İsmail Hakkı ile koğuşta yatan hasta iki jandarma ve tek piyade erini de şehit etmişlerdir.
Asiler, 18 Şubat 1920 günü Hamdi Bey’in yanısıra gayret gösteren İnebolu’lu Üsteğmen Rıza ile Teğmen Besim’i ele geçirerek hükümet konağına getirmişler, evvela Üsteğmen Rıza’nın elbiselerini soyup vücudunu amaç gibi kullanarak birçok bıçak vuruşu ile şehit etmişlerdir.
Teğmen Besim’i de soyarak öldürecekleri sırada kazanın ileri gelenlerinden nüfuzlu tek Çerkez’in müdahalesi ve ricası üstüne vazgeçmişlerdir.
Asiler Biga’ya girdikleri gün, daha ilçeye yeni gelen Topçu Taburu Komutanı Binbaşı Kazım Bey ortadan kaybolmuş ve taburun topları âsilerin eline geçmiştir.
Edremit Kaymakamı Hamdi Bey’in Şehid Edilmesi ve Yenice Silah Deposunun Havaya Uçurulması
Hamdi Bey, âsilerin Biga’ya girdikleri gün, yalnız kalınca, atına binerek Akbaşâ€™tan kaçırılan cephane ve silahların depo edildiği Yenice’ye doğru , yola çıkmıştır.
Dramalı Rıza Bey komutasında tespit edilen Biga’daki 190.
Alay’ın 2.
Tabur’unun tek bölüm askerleri cephaneliği korumakta idiler.
Asilerin burayı ele geçirmelerinden kaygı eden Haindi Bey hiç durmadan hareket ederek Biga’dan 10 saat uzaklıkta tespit edilen Avanya Bucağı’nın Eminoba köyüne defa yorgun tek şeklinde erişerek, atının karnını doyurmak bir miktar da dinlenme etmek için köydeki okula girmiştir.
Hamdi Bey’i tespit eden köyün bekçisi ve kahyasının haber vermesi üstüne okulu basan silahlı köylüler, Hamdi Bey’in ellerini bağladıktan ardından, yeniden Biga’ya doğru yürüttüler.
Kendilerine, gerçekleştirdikleri bu hareketin Türklüğe, Müslümanlığa vereceği olumsuz etkileri anlatmaya gayret gösteren Hamdi Bey’i gözü dönmüş bu hainler Biga kasabası seviyesinde tek değirmende şehit ettiler.
Hamdi Bey’in cesedini tek otomobil ile ilçeye götüren âsiler, Kani Bey’in ve Üsteğmen Ali Rıza’nın cesetleri ile birlikte Belediye bahçesinin ortasına attılar.
Bu cesetler kasabaya 18 Şubat 1920 günü gelen iki İngiliz subayına gösterilmiş ve Şah İsmail bu iki İngiliz subayı ile birlikte evvela Karabiga’ya oradan da İngiliz torpidosuyla Çanakkale’ye geçmiş, bilahare 7 torba içerisinde 5.000 İngiliz altını ile kasabaya dönmüştür.
17 Şubat 1920 günü Biga’ya girip Hükümet Konağı’na yerleşen Ahmet Anzavur, Şah İsmail, Kürt Mehmet Çavuş ve Gavur İmam’ı Biga’da bırakarak, Akbaşâ€™tan kaçırılan silahların yer aldığı Yenice’ye hareket etmiştir.
Ahmet Anzavur Yenice’de tespit edilen ve hadiselerden haberdar olmayan Muhafız Komutanı Dramalı Rıza Bey’i abluka altına almıştır.
21 Şubat 1920 günü öğle saatlerinde 800 âsi ile taarruz eden Ahmet Anzavur’un köye girmesi üstüne, silah ve cephanenin âsilerin eline geçip gitmesini istemeyen Dramalı Rıza Bey cephaneliği dinamitle havaya uçurmuştur.
Bu çarpışmada âsiler henüz evvel Biga’da ele geçirdikleri iki dağ obüs topunu da kullanmışlardır.
Bu hâdise üstüne 14.
Kolordu Komutanı Çanakkale’deki Jandarma Taburu’na olaya el koyması için talimat vermiş, fakat Sadâret 23 Şubat 1920 tarihinde verilen emirle taburun bulunduğu yerde kalmasını bildirmiştir.
Ayaklanmaya Karşı Alınan Tedbirler
Biga ayaklanmasını Gönen Kaymakamlığı sayesinde haber alan 14.
Kolordu Komutanı, bu haber üstüne 56.
Tümenin Mustafakemalpaşa’daki 172.
Alay Komutanına, 100 mevcutlu tek piyade bolüğü ile 4 makinalı tüfeği Bandırma’ya göndermesi için talimat verdi.
Ancak Kortej Komutanı, vasıta, gereç ve cephane yokluğundan kaynaklı aldığı bu buyruğu 4 gün ardından, başka bir deyişle 20 Şubat 1920 günü fakat adına getirebildi.
Ahmet Anzavur’un birinci ayaklanmasında tenkil hareketine katılmış olan Yarbay Rahmi Bey komutasındaki 174.
Alay da 191 piyade, 25 atlı ve 28 makinalı tüfek ile Karacabey’e geldi.
Ayrıca Balıkesir’deki 61.
Tümen ve Balıkesir Müdafaa-i Hukukunca hazırlanan 1.500 süvari ve piyade ile iki top ve 9 makinalı tüfekten mürekkep kuvvet, takip müfrezesi ismi altında atlı Yarbay Süleyman Sabri Bey komutasında 29 Şubat 1920 günü Pazarköy’de harekete hazır duruma getirildi.
Bu kuvvetten 300 atlı ve 200 piyadelik tek müfreze Gönen doğrultununa yollandı.
28 Şubat 1920’den ardından de 174.
Alay Komutanı Yarbay Rahmi Bey, Karacabey’den hareket ederek Gönen’in batı sırtlarında lüzumlenen güven tedbirlerini aldı.
Yarbay Süleyman Sabri Bey müfrezesi ile birlikte, 2 Mart 1920 günü Gönen’e geldi.
Aynı gün 500 kadar piyade ile 150 kadar süvariden ibaret olan Ahmet Anzavur ve Gavur İmam kuvvetleri Gündoğan-Baykara-Hasanbey-Karalar Çiftliği-Bakırlı sırtlarını tutmuştu.
2/3 Mart 1920 gecesi Muratlar kuzeyinde Keçidere’yi örtmek emeliyle gönderilen müfrezeye âsiler taarruz ederek geri attılar.
Bunun üstüne takip kuvvetleri Komutanı Yarbay Süleyman Sabri Bey, aynısı istikâmette, 3 Mart 1920 günü 14.
Kolordu Komutanı’ndan aldığı talimat üstüne, takip müfrezesi âsileri kuşatacak şeklinde taarruza geçti.
Asilere takviye vermek emeliyle 5 Mart 1920’de tek İngiliz harb gemisi Bandırma’ya gelerek demirlemiş, millî kuvvetleri korkutmak istemiştir.
10 Mart 1920’de takib Kuvvetleri Komutanı Yarbay Süleyman Sabri Bey’in verilen rapor üstüne, 14.
Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Yarbay Rahmi Bey’in müfrezesini piyadelerle destek edip bunları Gönen’de bırakmayı, geri kalan kuvvetleri Balıkesir’e geri çekmeyi ve Biga’ya hiç tek kuvvet göndermemeyi düşündüğünü bildirmiştir.
12 Mart 1920’de Takib Kuvvetleri Komutanı, Bursa’dan gelen kuvvetlerin disiplinsiz ve çapulcu olduklarını, dolayısı ile de Bursa’ya geri gönderilmelerinin makul olacağını Kolorduya öneri etmiştir.
Yarbay Rahmi Bey’in kuvvetleri ile de destek edilen Takip Müfrezesi, Gönen’den kalkarak Biga içlerine kadar gelişmiş ve sonunda Gönen’e kadar geri çekilmesi ile uygulanan 4 günlük harekatta 3 subay, 8 er şehit olmuş, 5 subay, 29 er yaralanmıştır.
Bu arada Yarbay Rahmi Bey, Gönen’de kalmak istemediğini müfrezesinin ikmâli ve yine tanzimi için Bursa’ya gönderilmesini 14.
Kolordu’ya öneri etmiş, Takip Kuvvetleri Komutanı Yarbay Süleyman Sabri Bey’in idaresizliği sebebinden oluşan mesuliyeti kabul edemeyeceğini Kolordu’ya bildirmiştir.
Bu talebi 56.
Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey doğrulusunda kabul görmesine karşın, Kolordu doğrulusunda reddedilmiştir.
Daha ardından Gönen’i bırakarak henüz geriye çekilme önerisi de Kolordu doğrulusunda kabul edilmeyen Yarbay Rahmi Bey, Mustafakemalpaşa’daki 172.
Alayla Kolordu karargâhının yer aldığı Bandırma’yı destek etmeyi düşünmüş, çaresiz kalınca da Gönen’in kuzey batı ve güney sırtlarında koruma için tahkimata başlamıştır.
Anzavur’un İleri Yürüyüşü, Bandırma Karacabey ve Kirmasti
(Mustafakemalpaşa) Yöresine Hakim Olması
Gönen Kaymakamı Ali Bey, 31 Mart 1920 günü gecesi, Bandırma’da tespit edilen 14.
Kolordu Kumandanına çektiği telgrafta: “Ahmet Anzavur’un Avonya istikametinden Gönen doğrultununa yürümekte olduğunu, buyruğu altında 2-3 bin bireyin toplamış yer aldığını, yarın akşam, belki de en geç başka gün Gönen’i tutacaklarını†bildirmiştir.
Nitekim 4 Nisan 1920 günü âsiler Gönen’e taarruz ettiğinde, Yarbay Rahmi Bey komutasındaki erler hiç tek tüfek atmadan dağılmışlar ve âsiler Gönen’e girerek, müfreze komutanı Yarbay Rahmi Bey ve birkaç subay şehit etmişlerdir.
Bu hâdise üstüne 5 Nisan 1920 günü 14.
Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Bandırma’daki karargâhını tek atlı bölüğünün himayesinde Bursa’ya taşıttırmış ve Bandırma’da kalan subaylar, erler ve aileleri tek trenle Balıkesir’e gönderilmiştir.
Gönen’den ardından hiç tek çarpışma olmadan Bandırma’ya giren Ahmet Anzavur beş güne kadar, tek kolun Gönen-Balya üstünden, başka tek kolun Susurluk üstünden Balıkesir üstüne, üçüncü tek kolun da Kirmasti (Mustafakemalpaşa) üstünden Bursa’ya sevk edileceğini bildirmiş ve İstanbul’da Güvey Ferit Paşa ile etkileşim kuruluş etmiştir.
Nihayet Bandırma’dan yürüyen Ahmet Anzavur, yaklaşık 5000 kişilik tek kuvvetle Mustafakemalpaşa’ya girdikten ardından Susurluk’u işgal etmiş, adamlarından Gavur İmam (İmam Fevzi) da, 2000 silahlı ile, tek kol durumunda Balya üstünden Balıkesir istikâmetine yönelmiştir.
Karacabey’den ardından Mustafakemalpaşa’ya giren Anzavur kuvvetleri, kasabadaki Jandarma dairesinde tespit edilen anahtarlı Osmanlı silahları ile.
Hacı Seyid’in evinde saklanan 172.
Alaya ilişkin 40 sandık cephaneye el koymuşlar ve kazadaki lokantaları kendilerine yemek vermeye mecbur etmişlerdir.
Bandırma, Karacabey ve Mustafakemalpaşa havalisini elde eden Ahmet Anzavur, muzaffer olarak gireceği Bursa’da, cuma namazını Çinili Cami’de kılacağını ilan etmiş, böylelikle Bursa ve Balıkesir’i tehdit etmeye başlamıştır.
Fakat Anzavur’un bu faaliyetlerine karşı kimi tedbirler alınmış, özellikle Mustafa Kemal Paşa Heyet-i Temsiliye Reisi sıfatıyla tek beyanname yayınlamıştır.
Anzavur’un Bölgedeki Faaliyetlerine Karşı Alınan Tedbirler ve Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın Beyannamesi
Ahmet Anzavur’un alanda savurduğu tehditler karşısında Bursa’daki 56.
Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey, tek taraftan Bursa’nın 20 kilometre güney batısında tespit edilen Sülüklü’de kuvvet toplamaya çalışırken, diğer yandan da Bursa Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’nın ileri gelenlerinden hamiyetli birkaç şahıs ile Bursalılar’ı yatıştırmaya çalışıyordu.
Anzavur’un kuvvetleri karşısında Bursa’nın içerisine düştüğü vaziyeti Bursa’daki 56.
Tümenin Kurmay Başkanı olan Rahmi Apak şu şekilde dile getiriyor:
“Bursa’da 56.
Tümen var; ama tek türlü bu tümenin kuvvetlerini çoğaltmak, teşkilatını genişletmek imkansız oluyor.
100 nefer tedarik edildiği gün 150 nefer silahları eşliğinde kaçıyor.
Halk mutaassıp ve Millî Mücadele’nin aleyhindedir.
Zaten o vakit Bursa halkı külüstür emekli ve gayri hoşnut memurlar, hacılar, hocalarla doludur.
Tümenden alınabilen birkaç tabur (300 nefer kadar) güvenilebilecek subayların komutasında Bıırsa’ya 10 kilometre uzaklıkta tespit edilen ve Bursa-Bandırma şosesi üstünde Beşerler mevkiine sürülmüş ve Anzavıır taarruzuna karşı tahkimat yapılmağa başlanmıştır.
20.
Kolordu Komutanı General Ali Fuat Paşa, Eskişehir’den 2.
piyade alayını tabur tabur Bıırsa’ya destek için gönderiyor, ilk Tabur Bıırsa’ya 30 kilometre mesafedeki Dimboz karakoluna geldiği zaman, bozguncular taburun içme giriyorlar, asker geceleyin dağılıyor kimseler kalmıyor.
3 gün ardından gelen 2.
Tabur ile ilgili henüz dikkatli davranılıyor, bölüklerin içerisine saklı ajanlar sokuluyor, erler arasında millî hareket ile ilgili propaganda inşa ediliyor.
Tabur kusursuzca Bıırsa’ya geliyor, tek gün dinlenme ediyor, sonrası gün öğleden ardından Beşevler cephesine iltihak etmek emeliyle hareket ediyor.
Şehrin bahçeleri çevresinden geçerken bahçelerdeki kadınlar: 'Askerler, bu subaylar sizi, padişahın askerlerine karşı muharebe etmeye götürüyorlar, siz müslüman kardeşlerimize mermi mu atacaksınız? padişaha karşı âsi oluyorsunuz, diye bağırıyorlar.
Tabur, şehirden iki kilometre uzakta, akşama doğru dağılıyor.
Bunu önlemek isteyen subaylara karşı erler silah çekiyorlar.
Öyle tek vakit geliyor ki, 56.
Tümen Komutanı ve karargâhından 5-6 subay ile Bursa Müdafaa-i Hukuku’nda gayret gösteren birkaç arkadaştan farklı Bursa’da güvenilecek kimse kalmıyor.
Bu dağılan asker, eğer bu gece geriye gelir iken silahları ile kentin içerisine girers, içerideki muhaliflerin sevki ile belki tek avuç milliyetçileri de temizler diye birkaç subay, iki ınakinalı tüfek alarak kentin batı taraftaki çıkışına yerleştirip sabaha kadar dağıtma ve korkutma ateşi yapıyorlar.
Böylece derbeder askerlerin şehre girmeksizin kenarlardan sıvışıp gitmesini kolaylaştırıyorlardı.
Bu vaziyet karşısında bir müddet evvel kurulan, İzmir Kuzey Cephesi komutanlığı görevini alan Balıkesir’deki 61.
Tümen Komutanı Albay Kazım Özalp, Salihli Cephesinde tespit edilen Çerkez Ethem 'e şu telgrafı çekmiştir:
“Her doğrultuda kara cephemize yakın ve geri yerlerinde durum vahim tek biçim alınıştır.
Biga seviyesinde kuvvetlerimizi bozmaya başaran Anzavıır melunu birkaç gün evvel Gönen üstüne ilerleyerek Kaymakam Rahmi Bey’in kuvvetlerini yenmiş, kumandan da dahil olmasına rağmen kimi zabitlerin şehit olması sonucunda kuvvetlerimiz, dağılmış ve âsiler Gönen kazasına ve seviyesine hakim olmuşlardır.
Anzavur bu kez henüz mahir ve desiseli hareket ediyor, tutsak ettiği zabitleri, askerleri Halife yerine yemin ettiriyor, Kuva-yı Milliye aleyhine tahrik ediyor.
Durumu tehlikeli gören Kolordu Kumandanı Yusuf İzzet Paşa Bandırma’dan çekilmiş, Anzavur ise dirençsiz buluş Bandırma’ya girmiştir.
Bandırma’da kalan kimi zabitler ve tek bölüm halk doğrulusunda karşılanmıştır.
Anzavur kuvvetleri şimdi iki koldan Balıkesir üstüne yürümektedirler.
Bir kolu Balya yönünde ilerlemektedir.
Bu kuvvetler Gâvur İmaın’ın kumandasındadır.
Bunların karşısında Edip Bey varsa da kuvvetlerimizin maneviyat bozukluğundan şikayet etmektedir.
Diğer kol, başka bir deyişle Anzavur’un idaresinde tespit edilen asilerin tek müfrezesi bir gün önce Karacabey’i işgal etmiştir.
Asilerin Balıkesir’i ellerine geçirmeleri, Yunanlılarla etkileşim teinin etmelerine olanak verecektir.
Bunun ne kadar vahim tek sonuç doğuracağını ön görü edebilirsiniz.
Ben nihai itaat edecek neferim kalıncaya kadar döğiişeceğim.
Fakat kasıt şahsî şeref değil, ortak ve kutsal tek gayedir.
Durum muhataralıdır.
Bu bakımdan özellikle ve kâfi tek kuvvet ve hızla Balıkesir’e hareket ediniz.
Kuvvetlerin Akhisar istasyonundan trenle Balıkesir’e kadar şevki olasıdır.
Bu, hızla gelmenize yardımcı olur.
Telgraf başında muvafakat cevabınızı bekliyorum.
61.
Fırka Kumandanı Miralay Kâzım.
Bunun üstüne Salihli cephesinden, Çerkez Ethem’in kumandasında 2.000 mevcudlu atlı ve piyade, Demirci Efe’nin Aydın Cephesi’nden 600 süvari, Akhisar Cephesi’nden tek millî müfreze, Balıkesir’den Keçeci Hafız Güvenilir Bey idaresinde tek millî atlı müfrezesi, Soma Cephesi’nden Selahattin Efendi kumandasında tek müfreze, İvrindi ve Ayvalık yerlerinde de ehemmiyetli kuvvetler gelerek Balıkesir’de toplandılar.
Anzavur’un bu yolla Bursa ve Balıkesir’i tehdide başlaması üstüne Ankara’da Heyet-i Temsiliye yerine Mustafa Kemal Paşa’da şu beyannameyi yayınlamıştır:
“İtilaf hükümetleri doğrulusunda İstanbul’umuzun işgali ve milletimizin ile ilgili hiç tek tarihin kaydetmediği tahribat ve tecavüzâta cüret edilmesi üstüne tekmil Anadolu ve Rumeli’de tek vahdeti ibadet ve yürek ile feveran eden ve istiklâli milleti tahlis gayesine inhisar eden azmi milliyi ihlâl için düşmanlarımızın en önce tevessül etmek istedikleri deva nifakı dahilîdir.
İşte sırf bu maksadı hâinânenin tatbikatı cümlesinden olmak suretiyle lüzum İstanbul’da düşmanlarımızın amalini beğeni için teşkil eyledikleri Ferit Paşa hükümetini ve lüzum özellikle Anzavur’u teşvik etmişler ve bunun sonucu olarak Gönen ve Biga havalisinde ikaı fesada girişim eylemişlerdir.
Aydın cephesinden Yunanlıların taarruzu püskürtülerek bu cephenin durumu güvenilir tek şekle girdiği ve Kilikya havalisindeki işgal kuvvetleri Urfa’yı tahliye ettikleri, Mersin, Tarsus, Adana, Haçin mevkiindeki işgal kuvvetleri de kamilen muhasara edildiği tek vakitte Anzavur’un Gönen havalisindeki girişimleri direk doğruya Yunanlıların menâfiine görev ve menâfii âliyei milliyeye sarih ve faal tek hiyânettir.
Binaenaleyh parlamentosu fevkalâde-i millî azasından Ankara’da içtima etmiş olan murahhaslar ve mebusların da reyü karârı inzimam 61.
Fırka Kumandanı Miralay Kâzım Bey’e Karesi livası ve 56.
Fırka Kumandanı Miralay Bekir Sami Bey’e de Hiidavendigâr vilhayeti dahilindeki tekmil Kuva-yı Milliye ve askeriye ve milliyeyi deruhte eyleyerek, dahilimemlekette ihdas etmek istedikleri tefrikaya mâni olmak için her önleme girişim edebilmeleri ve vahdet ve istiklâli millîyi ihlâle girişim edecek ya da idâmei vahdet için ibrazı mesai etmeyecek olan bilumum memurini mülkiye ve askeriye ile ilgili cürmün derecesine göre azil, mapus, idam gibi her nevi cezaları tatbik için selâhiyeti fevkalâde verilmiştir.
İstiklâli millî uğrundaki mücâhedei kafiyemizde her vakit bulunduğu gibi artık bile tefikâtı suphaniyeye mazhariyetimizden eminiz.
Cenabı Hak bizler ile beraberdir.
Heyet-i Temsiliye n***** Mustafa Kemalâ€.
Mustafa Kemal Paşa’nın bu beyannamesi her kısımda halka kuvvet vermiş ve komutanlara da rehber meydana gelmiştir.
Yahyaköy Çarpışması ve Anzavur’un Kaçışı
8 ile 14 Nisan 1920 tarihleri arasında Ahmet Anzavur’un ikinci ayaklanmasını tenkile bölünen kuvvetler, işte bu ruh ile Balıkesir’de toplanmış bulunuyordu.
Bütün hazırlıklarını tamamlayan birlikler Çerkez Ethem komutasında olmak suretiyle 15 Nisan 1920’de Balıkesir’den hareket ederek Susurluk-Gönen yönünde yürüyüşe geçmiş ve aynısı gün ileri kuvvetler Susurluk ile Mustafakemalpaşa arasında Yahyaköy sırtlarında Anzavur kuvvetleri ile karşılaşmışlardır.
16 Nisan 1920 sabahından akş***** kadar devam eden kuvvetli tek çarpışmadan ardından, Anzavur kuvvetleri darmadığınık tek durumda kaçmışlardır.
Neye uğradığını şaşıran Ahmet Anzavur, kendisi canının kaygusuna düşmüş, atına atlayarak hiç tereddüt göstermeden emrindekileri tek anda terketmiş ve Bandırma’ya doğru kaçmaya başlamıştır.
Anzavur kuvvetlerini takibe geride bıraktığımız millî kuvvetler, evvel Mustafakemalpaşa’ya girmişler, ardından da Bandırma’ya geçerek iki kola ayrılmışlardır.
Bir kol Gönen üstüne yürürken, öteki Karabiga üstünden Biga’ya yönelmiştir.
Ahmet Anzavur evvel Karabiga’ya oradan da deniz yolu ile İstanbul’a kaçmıştır.
Balıkesir havalisi Komutanı Kazım Özalp, 16-17 Nisan gecesi özellikle başka kuvvetlerle Balya’da tespit edilen Gâvur İmam üstüne yürüyerek onu da dağıtmış ve kaçırmıştır.
Bundan ardından Ahmet Anzavur, Kocaeli ilçesinde Kuva-yı Milliye’ye karşı güçler arasında görülmüş, 93 Sakarya Savaşı’ndan ardından da yukarıda ilişki edildiği gibi Köprülü Hamdi Bey’in adamları doğrulusunda Biga seviyesinde yakalanarak öldürülmüştür.
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 40, Cilt: XIV, Mart 1998
Ahmet Anzavur da henüz evvel elde ettiği ufak muvaffakiyetlerine dayanarak, tek türlü dinmeyen kininin ve hırsının tesiriyle bu ayaklanmanın başına geçmiştir.
Ahmet Anzavur’un birinci ayaklanma hâdisesinde ismi geride bıraktığımız Edremit Kaymakamı Hamdi Bey’in talimatlarıyla Dramalı Rıza Bey, 26/27 Ocak
1920 gecesi Gelibolu Yarımadası’nın Akbaş mevkiinde Fransız askerlerinin muhafazası altında tespit edilen, Osmanlı-Rus muharebelerinde zaptedilmiş tespit edilen çoğu silah ve cephanelerle makinalı tüfekleri mahirane tek şeklinde cesaretle uyguladığı tek gece baskını ile elde etmiş ve hepsini sabaha kadar Anadolu kıyılarına taşımıştır.
Hamdi Bey Anadolu kıyısında da eskiden hazır bulundurttuğu muhtelif kara taşıtları ile bunları Biga civarındaki Yenice’ye getirtmiştir.
Daha ardından Biga’ya gelen Hamdi Bey, millî teşkilatın burada güçlenmesi ve genişlemesi için devasa tek gayretle çalışmaya başlamıştır.
Bu tarihte Biga’da millî kuvvet olarak görünen ve ilçenin asayişini de üstüne almış tespit edilen Kara Ahmet’in buyruğu altında tek milis kıtası mevcuttu.
Köylere kadar genişlettiği bekçi örgütü ile halktan zorla para toplayan ve yapmadık kötülük bırakmayan Kara Ahmet’ten ahali memnun değildi.
İşte Hamdi Bey bu şartlar içerisinde Biga’ya gelmişti.
Kısa zamanla çevresine topladığı yürekli ve vatansever ufak tek kuvvetle yaptığı tek dominant nihayetinde Kara Ahmet ve on kadar yakın adamını yakalayıp Biga Cezaevine hapsetti.
Bunun üstüne çetenin başka adamları da ayrı ayrı dağılarak kasabayı terk etti ve hareket ilçede ve köylerde mutluluk oluşturdu.
Serbest kalınca henüz ferah çalışmaya başlayan Hamdi Bey, Akbaşâ€™tan getirdiği silahlarla donattığı Askerlik Şubesi başkanının sayesinde da 500 kadar genç topladı.
Bandırma’daki 14.
Kolordu Komutanı’nın talimatları ile bu gençler Biga’daki 190.
Alay’ın 2.
Taburu buyruğuna verildi.
Ayrıca Gönen’de tespit edilen 180.
Alay’ın 1.
Taburu’ndan da Biga’ya tek müfreze yollandı.
Böylece ilçede kuvvetler çoğaldıkça, bunların eksikleri de kendisini hissettirmeye başladı.
Bu bakımdan paraya gereksinim duyuluyordu.
Elinde parası bulunmayan Hamdi Bey gereksinim duyduğu parayı halktan toplama yoluna gitti.
Bu tür muameleden bıkmış olan halk yine huzursuz olmaya başladı ve Pomaklar, kendilerinden olan Kara Ahmet’i aynısı sebepden kaynaklı hapseden Hamdi Bey’e cephe almaya başladılar.
Pomakların henüz evvel kaçıp kurtulan ve saklanmış olan kimi elebaşları Hamdi Bey’in bu hareketinden istifade ederek, Akbaş hadisesini tek türlü hazmedemeyen ve Karabiga, Çanakkale dolaylarında dolaşıp duran İngilizlerle ilişkiye geçtiler.
Yine bu seviyede tespit edilen Ahmet Anzavur’da yöredeki Çerkez köylerinde dolaşmaya başladı.
İşte bu karışık durumdan faydalanan Pomaklar, Gavur İmam (İmam Fevzi) ve Çerkezlerden Şah İsmail isminde iki elebaşı çevresine topladıkları 200 kadar silahla, 1000’den çok baltalı, bıçaklı ve sopalı köylülerle 16 Şubat 1920’de tek piyasa günü Biga’ya saldırdılar.
İlçede tespit edilen ve erlerinin fazlası Pomak olan 190.
Alayın 2.
Tabum tek iki silah sesi ile noksan eğitim ve disiplin nedeniyle dağılınca Pomaklar meydanı boş bulmuş ve Gavur İmam komutasında ilçeye girmişlerdir.
Asilerin ilçeye girmekte olduğunu gören Kani Bey, şipşak evine koşarak, henüz evvel cezaevinin kapısı önüne yerleştirilen makinalı tüfekle mevkuf olan Kara Ahmet ve arkadaşlarını öldürtmüştür.
Pomakların Biga’yı işgal ettiğini öğrenen Ahmet Anzavur 17 Şubat 1920’de 15 kadar adamıyla beraber Biga’ya gelerek Hükümet Konağı’na yerleşmiş ve ayaklanmanın idaresini eline almıştır.
Öldürülen Kara Ahmet’in intikamını alabilmek isteyen Pomaklar, tek Rum evinin ikinci katına saklanmış olan ve cephanesi bittiğinden kaynaklı kendisini koruma olanağı bulamayan Kani Bey’in vücudunu kurşunlarla delik deşik ettikten ardından ölüsünü de balkondan sokağa atmışlar, ardından Jandarma Yüzbaşısı İsmail Hakkı ile koğuşta yatan hasta iki jandarma ve tek piyade erini de şehit etmişlerdir.
Asiler, 18 Şubat 1920 günü Hamdi Bey’in yanısıra gayret gösteren İnebolu’lu Üsteğmen Rıza ile Teğmen Besim’i ele geçirerek hükümet konağına getirmişler, evvela Üsteğmen Rıza’nın elbiselerini soyup vücudunu amaç gibi kullanarak birçok bıçak vuruşu ile şehit etmişlerdir.
Teğmen Besim’i de soyarak öldürecekleri sırada kazanın ileri gelenlerinden nüfuzlu tek Çerkez’in müdahalesi ve ricası üstüne vazgeçmişlerdir.
Asiler Biga’ya girdikleri gün, daha ilçeye yeni gelen Topçu Taburu Komutanı Binbaşı Kazım Bey ortadan kaybolmuş ve taburun topları âsilerin eline geçmiştir.
Edremit Kaymakamı Hamdi Bey’in Şehid Edilmesi ve Yenice Silah Deposunun Havaya Uçurulması
Hamdi Bey, âsilerin Biga’ya girdikleri gün, yalnız kalınca, atına binerek Akbaşâ€™tan kaçırılan cephane ve silahların depo edildiği Yenice’ye doğru , yola çıkmıştır.
Dramalı Rıza Bey komutasında tespit edilen Biga’daki 190.
Alay’ın 2.
Tabur’unun tek bölüm askerleri cephaneliği korumakta idiler.
Asilerin burayı ele geçirmelerinden kaygı eden Haindi Bey hiç durmadan hareket ederek Biga’dan 10 saat uzaklıkta tespit edilen Avanya Bucağı’nın Eminoba köyüne defa yorgun tek şeklinde erişerek, atının karnını doyurmak bir miktar da dinlenme etmek için köydeki okula girmiştir.
Hamdi Bey’i tespit eden köyün bekçisi ve kahyasının haber vermesi üstüne okulu basan silahlı köylüler, Hamdi Bey’in ellerini bağladıktan ardından, yeniden Biga’ya doğru yürüttüler.
Kendilerine, gerçekleştirdikleri bu hareketin Türklüğe, Müslümanlığa vereceği olumsuz etkileri anlatmaya gayret gösteren Hamdi Bey’i gözü dönmüş bu hainler Biga kasabası seviyesinde tek değirmende şehit ettiler.
Hamdi Bey’in cesedini tek otomobil ile ilçeye götüren âsiler, Kani Bey’in ve Üsteğmen Ali Rıza’nın cesetleri ile birlikte Belediye bahçesinin ortasına attılar.
Bu cesetler kasabaya 18 Şubat 1920 günü gelen iki İngiliz subayına gösterilmiş ve Şah İsmail bu iki İngiliz subayı ile birlikte evvela Karabiga’ya oradan da İngiliz torpidosuyla Çanakkale’ye geçmiş, bilahare 7 torba içerisinde 5.000 İngiliz altını ile kasabaya dönmüştür.
17 Şubat 1920 günü Biga’ya girip Hükümet Konağı’na yerleşen Ahmet Anzavur, Şah İsmail, Kürt Mehmet Çavuş ve Gavur İmam’ı Biga’da bırakarak, Akbaşâ€™tan kaçırılan silahların yer aldığı Yenice’ye hareket etmiştir.
Ahmet Anzavur Yenice’de tespit edilen ve hadiselerden haberdar olmayan Muhafız Komutanı Dramalı Rıza Bey’i abluka altına almıştır.
21 Şubat 1920 günü öğle saatlerinde 800 âsi ile taarruz eden Ahmet Anzavur’un köye girmesi üstüne, silah ve cephanenin âsilerin eline geçip gitmesini istemeyen Dramalı Rıza Bey cephaneliği dinamitle havaya uçurmuştur.
Bu çarpışmada âsiler henüz evvel Biga’da ele geçirdikleri iki dağ obüs topunu da kullanmışlardır.
Bu hâdise üstüne 14.
Kolordu Komutanı Çanakkale’deki Jandarma Taburu’na olaya el koyması için talimat vermiş, fakat Sadâret 23 Şubat 1920 tarihinde verilen emirle taburun bulunduğu yerde kalmasını bildirmiştir.
Ayaklanmaya Karşı Alınan Tedbirler
Biga ayaklanmasını Gönen Kaymakamlığı sayesinde haber alan 14.
Kolordu Komutanı, bu haber üstüne 56.
Tümenin Mustafakemalpaşa’daki 172.
Alay Komutanına, 100 mevcutlu tek piyade bolüğü ile 4 makinalı tüfeği Bandırma’ya göndermesi için talimat verdi.
Ancak Kortej Komutanı, vasıta, gereç ve cephane yokluğundan kaynaklı aldığı bu buyruğu 4 gün ardından, başka bir deyişle 20 Şubat 1920 günü fakat adına getirebildi.
Ahmet Anzavur’un birinci ayaklanmasında tenkil hareketine katılmış olan Yarbay Rahmi Bey komutasındaki 174.
Alay da 191 piyade, 25 atlı ve 28 makinalı tüfek ile Karacabey’e geldi.
Ayrıca Balıkesir’deki 61.
Tümen ve Balıkesir Müdafaa-i Hukukunca hazırlanan 1.500 süvari ve piyade ile iki top ve 9 makinalı tüfekten mürekkep kuvvet, takip müfrezesi ismi altında atlı Yarbay Süleyman Sabri Bey komutasında 29 Şubat 1920 günü Pazarköy’de harekete hazır duruma getirildi.
Bu kuvvetten 300 atlı ve 200 piyadelik tek müfreze Gönen doğrultununa yollandı.
28 Şubat 1920’den ardından de 174.
Alay Komutanı Yarbay Rahmi Bey, Karacabey’den hareket ederek Gönen’in batı sırtlarında lüzumlenen güven tedbirlerini aldı.
Yarbay Süleyman Sabri Bey müfrezesi ile birlikte, 2 Mart 1920 günü Gönen’e geldi.
Aynı gün 500 kadar piyade ile 150 kadar süvariden ibaret olan Ahmet Anzavur ve Gavur İmam kuvvetleri Gündoğan-Baykara-Hasanbey-Karalar Çiftliği-Bakırlı sırtlarını tutmuştu.
2/3 Mart 1920 gecesi Muratlar kuzeyinde Keçidere’yi örtmek emeliyle gönderilen müfrezeye âsiler taarruz ederek geri attılar.
Bunun üstüne takip kuvvetleri Komutanı Yarbay Süleyman Sabri Bey, aynısı istikâmette, 3 Mart 1920 günü 14.
Kolordu Komutanı’ndan aldığı talimat üstüne, takip müfrezesi âsileri kuşatacak şeklinde taarruza geçti.
Asilere takviye vermek emeliyle 5 Mart 1920’de tek İngiliz harb gemisi Bandırma’ya gelerek demirlemiş, millî kuvvetleri korkutmak istemiştir.
10 Mart 1920’de takib Kuvvetleri Komutanı Yarbay Süleyman Sabri Bey’in verilen rapor üstüne, 14.
Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Yarbay Rahmi Bey’in müfrezesini piyadelerle destek edip bunları Gönen’de bırakmayı, geri kalan kuvvetleri Balıkesir’e geri çekmeyi ve Biga’ya hiç tek kuvvet göndermemeyi düşündüğünü bildirmiştir.
12 Mart 1920’de Takib Kuvvetleri Komutanı, Bursa’dan gelen kuvvetlerin disiplinsiz ve çapulcu olduklarını, dolayısı ile de Bursa’ya geri gönderilmelerinin makul olacağını Kolorduya öneri etmiştir.
Yarbay Rahmi Bey’in kuvvetleri ile de destek edilen Takip Müfrezesi, Gönen’den kalkarak Biga içlerine kadar gelişmiş ve sonunda Gönen’e kadar geri çekilmesi ile uygulanan 4 günlük harekatta 3 subay, 8 er şehit olmuş, 5 subay, 29 er yaralanmıştır.
Bu arada Yarbay Rahmi Bey, Gönen’de kalmak istemediğini müfrezesinin ikmâli ve yine tanzimi için Bursa’ya gönderilmesini 14.
Kolordu’ya öneri etmiş, Takip Kuvvetleri Komutanı Yarbay Süleyman Sabri Bey’in idaresizliği sebebinden oluşan mesuliyeti kabul edemeyeceğini Kolordu’ya bildirmiştir.
Bu talebi 56.
Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey doğrulusunda kabul görmesine karşın, Kolordu doğrulusunda reddedilmiştir.
Daha ardından Gönen’i bırakarak henüz geriye çekilme önerisi de Kolordu doğrulusunda kabul edilmeyen Yarbay Rahmi Bey, Mustafakemalpaşa’daki 172.
Alayla Kolordu karargâhının yer aldığı Bandırma’yı destek etmeyi düşünmüş, çaresiz kalınca da Gönen’in kuzey batı ve güney sırtlarında koruma için tahkimata başlamıştır.
Anzavur’un İleri Yürüyüşü, Bandırma Karacabey ve Kirmasti
(Mustafakemalpaşa) Yöresine Hakim Olması
Gönen Kaymakamı Ali Bey, 31 Mart 1920 günü gecesi, Bandırma’da tespit edilen 14.
Kolordu Kumandanına çektiği telgrafta: “Ahmet Anzavur’un Avonya istikametinden Gönen doğrultununa yürümekte olduğunu, buyruğu altında 2-3 bin bireyin toplamış yer aldığını, yarın akşam, belki de en geç başka gün Gönen’i tutacaklarını†bildirmiştir.
Nitekim 4 Nisan 1920 günü âsiler Gönen’e taarruz ettiğinde, Yarbay Rahmi Bey komutasındaki erler hiç tek tüfek atmadan dağılmışlar ve âsiler Gönen’e girerek, müfreze komutanı Yarbay Rahmi Bey ve birkaç subay şehit etmişlerdir.
Bu hâdise üstüne 5 Nisan 1920 günü 14.
Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa, Bandırma’daki karargâhını tek atlı bölüğünün himayesinde Bursa’ya taşıttırmış ve Bandırma’da kalan subaylar, erler ve aileleri tek trenle Balıkesir’e gönderilmiştir.
Gönen’den ardından hiç tek çarpışma olmadan Bandırma’ya giren Ahmet Anzavur beş güne kadar, tek kolun Gönen-Balya üstünden, başka tek kolun Susurluk üstünden Balıkesir üstüne, üçüncü tek kolun da Kirmasti (Mustafakemalpaşa) üstünden Bursa’ya sevk edileceğini bildirmiş ve İstanbul’da Güvey Ferit Paşa ile etkileşim kuruluş etmiştir.
Nihayet Bandırma’dan yürüyen Ahmet Anzavur, yaklaşık 5000 kişilik tek kuvvetle Mustafakemalpaşa’ya girdikten ardından Susurluk’u işgal etmiş, adamlarından Gavur İmam (İmam Fevzi) da, 2000 silahlı ile, tek kol durumunda Balya üstünden Balıkesir istikâmetine yönelmiştir.
Karacabey’den ardından Mustafakemalpaşa’ya giren Anzavur kuvvetleri, kasabadaki Jandarma dairesinde tespit edilen anahtarlı Osmanlı silahları ile.
Hacı Seyid’in evinde saklanan 172.
Alaya ilişkin 40 sandık cephaneye el koymuşlar ve kazadaki lokantaları kendilerine yemek vermeye mecbur etmişlerdir.
Bandırma, Karacabey ve Mustafakemalpaşa havalisini elde eden Ahmet Anzavur, muzaffer olarak gireceği Bursa’da, cuma namazını Çinili Cami’de kılacağını ilan etmiş, böylelikle Bursa ve Balıkesir’i tehdit etmeye başlamıştır.
Fakat Anzavur’un bu faaliyetlerine karşı kimi tedbirler alınmış, özellikle Mustafa Kemal Paşa Heyet-i Temsiliye Reisi sıfatıyla tek beyanname yayınlamıştır.
Anzavur’un Bölgedeki Faaliyetlerine Karşı Alınan Tedbirler ve Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın Beyannamesi
Ahmet Anzavur’un alanda savurduğu tehditler karşısında Bursa’daki 56.
Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Bey, tek taraftan Bursa’nın 20 kilometre güney batısında tespit edilen Sülüklü’de kuvvet toplamaya çalışırken, diğer yandan da Bursa Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’nın ileri gelenlerinden hamiyetli birkaç şahıs ile Bursalılar’ı yatıştırmaya çalışıyordu.
Anzavur’un kuvvetleri karşısında Bursa’nın içerisine düştüğü vaziyeti Bursa’daki 56.
Tümenin Kurmay Başkanı olan Rahmi Apak şu şekilde dile getiriyor:
“Bursa’da 56.
Tümen var; ama tek türlü bu tümenin kuvvetlerini çoğaltmak, teşkilatını genişletmek imkansız oluyor.
100 nefer tedarik edildiği gün 150 nefer silahları eşliğinde kaçıyor.
Halk mutaassıp ve Millî Mücadele’nin aleyhindedir.
Zaten o vakit Bursa halkı külüstür emekli ve gayri hoşnut memurlar, hacılar, hocalarla doludur.
Tümenden alınabilen birkaç tabur (300 nefer kadar) güvenilebilecek subayların komutasında Bıırsa’ya 10 kilometre uzaklıkta tespit edilen ve Bursa-Bandırma şosesi üstünde Beşerler mevkiine sürülmüş ve Anzavıır taarruzuna karşı tahkimat yapılmağa başlanmıştır.
20.
Kolordu Komutanı General Ali Fuat Paşa, Eskişehir’den 2.
piyade alayını tabur tabur Bıırsa’ya destek için gönderiyor, ilk Tabur Bıırsa’ya 30 kilometre mesafedeki Dimboz karakoluna geldiği zaman, bozguncular taburun içme giriyorlar, asker geceleyin dağılıyor kimseler kalmıyor.
3 gün ardından gelen 2.
Tabur ile ilgili henüz dikkatli davranılıyor, bölüklerin içerisine saklı ajanlar sokuluyor, erler arasında millî hareket ile ilgili propaganda inşa ediliyor.
Tabur kusursuzca Bıırsa’ya geliyor, tek gün dinlenme ediyor, sonrası gün öğleden ardından Beşevler cephesine iltihak etmek emeliyle hareket ediyor.
Şehrin bahçeleri çevresinden geçerken bahçelerdeki kadınlar: 'Askerler, bu subaylar sizi, padişahın askerlerine karşı muharebe etmeye götürüyorlar, siz müslüman kardeşlerimize mermi mu atacaksınız? padişaha karşı âsi oluyorsunuz, diye bağırıyorlar.
Tabur, şehirden iki kilometre uzakta, akşama doğru dağılıyor.
Bunu önlemek isteyen subaylara karşı erler silah çekiyorlar.
Öyle tek vakit geliyor ki, 56.
Tümen Komutanı ve karargâhından 5-6 subay ile Bursa Müdafaa-i Hukuku’nda gayret gösteren birkaç arkadaştan farklı Bursa’da güvenilecek kimse kalmıyor.
Bu dağılan asker, eğer bu gece geriye gelir iken silahları ile kentin içerisine girers, içerideki muhaliflerin sevki ile belki tek avuç milliyetçileri de temizler diye birkaç subay, iki ınakinalı tüfek alarak kentin batı taraftaki çıkışına yerleştirip sabaha kadar dağıtma ve korkutma ateşi yapıyorlar.
Böylece derbeder askerlerin şehre girmeksizin kenarlardan sıvışıp gitmesini kolaylaştırıyorlardı.
Bu vaziyet karşısında bir müddet evvel kurulan, İzmir Kuzey Cephesi komutanlığı görevini alan Balıkesir’deki 61.
Tümen Komutanı Albay Kazım Özalp, Salihli Cephesinde tespit edilen Çerkez Ethem 'e şu telgrafı çekmiştir:
“Her doğrultuda kara cephemize yakın ve geri yerlerinde durum vahim tek biçim alınıştır.
Biga seviyesinde kuvvetlerimizi bozmaya başaran Anzavıır melunu birkaç gün evvel Gönen üstüne ilerleyerek Kaymakam Rahmi Bey’in kuvvetlerini yenmiş, kumandan da dahil olmasına rağmen kimi zabitlerin şehit olması sonucunda kuvvetlerimiz, dağılmış ve âsiler Gönen kazasına ve seviyesine hakim olmuşlardır.
Anzavur bu kez henüz mahir ve desiseli hareket ediyor, tutsak ettiği zabitleri, askerleri Halife yerine yemin ettiriyor, Kuva-yı Milliye aleyhine tahrik ediyor.
Durumu tehlikeli gören Kolordu Kumandanı Yusuf İzzet Paşa Bandırma’dan çekilmiş, Anzavur ise dirençsiz buluş Bandırma’ya girmiştir.
Bandırma’da kalan kimi zabitler ve tek bölüm halk doğrulusunda karşılanmıştır.
Anzavur kuvvetleri şimdi iki koldan Balıkesir üstüne yürümektedirler.
Bir kolu Balya yönünde ilerlemektedir.
Bu kuvvetler Gâvur İmaın’ın kumandasındadır.
Bunların karşısında Edip Bey varsa da kuvvetlerimizin maneviyat bozukluğundan şikayet etmektedir.
Diğer kol, başka bir deyişle Anzavur’un idaresinde tespit edilen asilerin tek müfrezesi bir gün önce Karacabey’i işgal etmiştir.
Asilerin Balıkesir’i ellerine geçirmeleri, Yunanlılarla etkileşim teinin etmelerine olanak verecektir.
Bunun ne kadar vahim tek sonuç doğuracağını ön görü edebilirsiniz.
Ben nihai itaat edecek neferim kalıncaya kadar döğiişeceğim.
Fakat kasıt şahsî şeref değil, ortak ve kutsal tek gayedir.
Durum muhataralıdır.
Bu bakımdan özellikle ve kâfi tek kuvvet ve hızla Balıkesir’e hareket ediniz.
Kuvvetlerin Akhisar istasyonundan trenle Balıkesir’e kadar şevki olasıdır.
Bu, hızla gelmenize yardımcı olur.
Telgraf başında muvafakat cevabınızı bekliyorum.
61.
Fırka Kumandanı Miralay Kâzım.
Bunun üstüne Salihli cephesinden, Çerkez Ethem’in kumandasında 2.000 mevcudlu atlı ve piyade, Demirci Efe’nin Aydın Cephesi’nden 600 süvari, Akhisar Cephesi’nden tek millî müfreze, Balıkesir’den Keçeci Hafız Güvenilir Bey idaresinde tek millî atlı müfrezesi, Soma Cephesi’nden Selahattin Efendi kumandasında tek müfreze, İvrindi ve Ayvalık yerlerinde de ehemmiyetli kuvvetler gelerek Balıkesir’de toplandılar.
Anzavur’un bu yolla Bursa ve Balıkesir’i tehdide başlaması üstüne Ankara’da Heyet-i Temsiliye yerine Mustafa Kemal Paşa’da şu beyannameyi yayınlamıştır:
“İtilaf hükümetleri doğrulusunda İstanbul’umuzun işgali ve milletimizin ile ilgili hiç tek tarihin kaydetmediği tahribat ve tecavüzâta cüret edilmesi üstüne tekmil Anadolu ve Rumeli’de tek vahdeti ibadet ve yürek ile feveran eden ve istiklâli milleti tahlis gayesine inhisar eden azmi milliyi ihlâl için düşmanlarımızın en önce tevessül etmek istedikleri deva nifakı dahilîdir.
İşte sırf bu maksadı hâinânenin tatbikatı cümlesinden olmak suretiyle lüzum İstanbul’da düşmanlarımızın amalini beğeni için teşkil eyledikleri Ferit Paşa hükümetini ve lüzum özellikle Anzavur’u teşvik etmişler ve bunun sonucu olarak Gönen ve Biga havalisinde ikaı fesada girişim eylemişlerdir.
Aydın cephesinden Yunanlıların taarruzu püskürtülerek bu cephenin durumu güvenilir tek şekle girdiği ve Kilikya havalisindeki işgal kuvvetleri Urfa’yı tahliye ettikleri, Mersin, Tarsus, Adana, Haçin mevkiindeki işgal kuvvetleri de kamilen muhasara edildiği tek vakitte Anzavur’un Gönen havalisindeki girişimleri direk doğruya Yunanlıların menâfiine görev ve menâfii âliyei milliyeye sarih ve faal tek hiyânettir.
Binaenaleyh parlamentosu fevkalâde-i millî azasından Ankara’da içtima etmiş olan murahhaslar ve mebusların da reyü karârı inzimam 61.
Fırka Kumandanı Miralay Kâzım Bey’e Karesi livası ve 56.
Fırka Kumandanı Miralay Bekir Sami Bey’e de Hiidavendigâr vilhayeti dahilindeki tekmil Kuva-yı Milliye ve askeriye ve milliyeyi deruhte eyleyerek, dahilimemlekette ihdas etmek istedikleri tefrikaya mâni olmak için her önleme girişim edebilmeleri ve vahdet ve istiklâli millîyi ihlâle girişim edecek ya da idâmei vahdet için ibrazı mesai etmeyecek olan bilumum memurini mülkiye ve askeriye ile ilgili cürmün derecesine göre azil, mapus, idam gibi her nevi cezaları tatbik için selâhiyeti fevkalâde verilmiştir.
İstiklâli millî uğrundaki mücâhedei kafiyemizde her vakit bulunduğu gibi artık bile tefikâtı suphaniyeye mazhariyetimizden eminiz.
Cenabı Hak bizler ile beraberdir.
Heyet-i Temsiliye n***** Mustafa Kemalâ€.
Mustafa Kemal Paşa’nın bu beyannamesi her kısımda halka kuvvet vermiş ve komutanlara da rehber meydana gelmiştir.
Yahyaköy Çarpışması ve Anzavur’un Kaçışı
8 ile 14 Nisan 1920 tarihleri arasında Ahmet Anzavur’un ikinci ayaklanmasını tenkile bölünen kuvvetler, işte bu ruh ile Balıkesir’de toplanmış bulunuyordu.
Bütün hazırlıklarını tamamlayan birlikler Çerkez Ethem komutasında olmak suretiyle 15 Nisan 1920’de Balıkesir’den hareket ederek Susurluk-Gönen yönünde yürüyüşe geçmiş ve aynısı gün ileri kuvvetler Susurluk ile Mustafakemalpaşa arasında Yahyaköy sırtlarında Anzavur kuvvetleri ile karşılaşmışlardır.
16 Nisan 1920 sabahından akş***** kadar devam eden kuvvetli tek çarpışmadan ardından, Anzavur kuvvetleri darmadığınık tek durumda kaçmışlardır.
Neye uğradığını şaşıran Ahmet Anzavur, kendisi canının kaygusuna düşmüş, atına atlayarak hiç tereddüt göstermeden emrindekileri tek anda terketmiş ve Bandırma’ya doğru kaçmaya başlamıştır.
Anzavur kuvvetlerini takibe geride bıraktığımız millî kuvvetler, evvel Mustafakemalpaşa’ya girmişler, ardından da Bandırma’ya geçerek iki kola ayrılmışlardır.
Bir kol Gönen üstüne yürürken, öteki Karabiga üstünden Biga’ya yönelmiştir.
Ahmet Anzavur evvel Karabiga’ya oradan da deniz yolu ile İstanbul’a kaçmıştır.
Balıkesir havalisi Komutanı Kazım Özalp, 16-17 Nisan gecesi özellikle başka kuvvetlerle Balya’da tespit edilen Gâvur İmam üstüne yürüyerek onu da dağıtmış ve kaçırmıştır.
Bundan ardından Ahmet Anzavur, Kocaeli ilçesinde Kuva-yı Milliye’ye karşı güçler arasında görülmüş, 93 Sakarya Savaşı’ndan ardından da yukarıda ilişki edildiği gibi Köprülü Hamdi Bey’in adamları doğrulusunda Biga seviyesinde yakalanarak öldürülmüştür.
ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 40, Cilt: XIV, Mart 1998
Son düzenleme: