BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,605
-
- Tepkime puanı
- 3,185
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
ki Kişilik Duanın Adıysa Saadet, Ya İlahi Beni O'nunla Beraber Affet
Gözlerini dua etmek için kapadığında aminlerine karışır tüm sevdiklerin; ama birisi en soylu küheylanlar gibi ikinci kez gelir durur gözlerinin önünde. İşte o an anlarsın, duanın adı aşktır.
2011’in yazıydı. Ramazan ayı ve hatta iftar vaktiydi. Bilenler bana katılacaktır. Erzurum’da iftar vakti caddeler sessiz, gökyüzü revnak ve dualar her zamankinden katmerlidir. İşte öyle bir andı. İftar sofrasını hazırlamış herkesten uzakta bir odada ezanı bekliyordum. Dua ediyordum ama her zamankinden farklıydı.Bir ah’ın ya da bir günahın tövbesi için dua etmeye sıra geldiğinde, istemsizce çırpınan bir kuş gibiydim. İçimde tarifini çok az sözle söyleyebileceğim birkaç kelime geçiyordu. Ağlıyordum… Issız değildi gözlerim. Bencil olamazdım, O’nunla beraber affolunmak istiyordum. Düşünüyordum “bizi affet” demenin mecburi değil, gönülden olacağını hissediyordum. Sonra duamı ediyordum içten ve samimi bir hâl ile ardından ezan da okunuyordu. Aylardan sonra içimde bir huzur beliriyordu. İftar ile teravih vakti arasında içimden geçenleri daha şiirsel bir sırada düzenliyordum.14'lü takıntısı ve Rabbimi esması ile övmenin heyecanı burcumdayken Arapça dersinden öğrendiğim nida harfi ile başlıyordum söze: “Ya İlahi, beni O’nunla beraber affet.”
Evet tek celsede yazılmış bir beyit değildi “Saadet ve Dua.” Önce ikinci satırını yazmıştım. Zaten o kısmın dinginliğini yaşarken de hissediyordum ya. Aradan kısa bir süre geçmişti. Erzurum Saraybosna Caddesi’nde ilk arkadaşım, mahalle arkadaşım ve hatta çocukken evcilik oynadığım Ceren ile karşılaşmıştım. Yeni evlenmiş olan arkadaşımla hasbihal ettikten sonra, parmağındaki zikirmatiğe gözüm takılınca Ceren içi gülen gözleriyle : “ Evlenmeni tavsiye ediyorum Tuba, hayatına bir düzen geliyor, düşünsene ibadetlerini bile iki kişilik yapıyorsun.”diyordu. Çok kısa ama dolu geçen sohbetimizin ardından iki kişilik dua etmenin vermiş olduğu huzuru içimde hissediyorum. O günün akşamında kendimle baş başa kaldığım bir an da 14’lü bir beyitin ilk satırını da yazıyordum: “İki kişilik duanın adıysa saadet.”
İki kişilik dûanın adıysa saadet
Ya İlahi, beni O'nunla beraber affet!
2011, Erzurum
Ya İlahi, beni O'nunla beraber affet!
2011, Erzurum
Gözlerini dua etmek için kapadığında aminlerine karışır tüm sevdiklerin; ama birisi en soylu küheylanlar gibi ikinci kez gelir durur gözlerinin önünde. İşte o an anlarsın, duanın adı aşktır.
2011’in yazıydı. Ramazan ayı ve hatta iftar vaktiydi. Bilenler bana katılacaktır. Erzurum’da iftar vakti caddeler sessiz, gökyüzü revnak ve dualar her zamankinden katmerlidir. İşte öyle bir andı. İftar sofrasını hazırlamış herkesten uzakta bir odada ezanı bekliyordum. Dua ediyordum ama her zamankinden farklıydı.Bir ah’ın ya da bir günahın tövbesi için dua etmeye sıra geldiğinde, istemsizce çırpınan bir kuş gibiydim. İçimde tarifini çok az sözle söyleyebileceğim birkaç kelime geçiyordu. Ağlıyordum… Issız değildi gözlerim. Bencil olamazdım, O’nunla beraber affolunmak istiyordum. Düşünüyordum “bizi affet” demenin mecburi değil, gönülden olacağını hissediyordum. Sonra duamı ediyordum içten ve samimi bir hâl ile ardından ezan da okunuyordu. Aylardan sonra içimde bir huzur beliriyordu. İftar ile teravih vakti arasında içimden geçenleri daha şiirsel bir sırada düzenliyordum.14'lü takıntısı ve Rabbimi esması ile övmenin heyecanı burcumdayken Arapça dersinden öğrendiğim nida harfi ile başlıyordum söze: “Ya İlahi, beni O’nunla beraber affet.”
Evet tek celsede yazılmış bir beyit değildi “Saadet ve Dua.” Önce ikinci satırını yazmıştım. Zaten o kısmın dinginliğini yaşarken de hissediyordum ya. Aradan kısa bir süre geçmişti. Erzurum Saraybosna Caddesi’nde ilk arkadaşım, mahalle arkadaşım ve hatta çocukken evcilik oynadığım Ceren ile karşılaşmıştım. Yeni evlenmiş olan arkadaşımla hasbihal ettikten sonra, parmağındaki zikirmatiğe gözüm takılınca Ceren içi gülen gözleriyle : “ Evlenmeni tavsiye ediyorum Tuba, hayatına bir düzen geliyor, düşünsene ibadetlerini bile iki kişilik yapıyorsun.”diyordu. Çok kısa ama dolu geçen sohbetimizin ardından iki kişilik dua etmenin vermiş olduğu huzuru içimde hissediyorum. O günün akşamında kendimle baş başa kaldığım bir an da 14’lü bir beyitin ilk satırını da yazıyordum: “İki kişilik duanın adıysa saadet.”