YouMyCure
Üye
-
- Katılım
- Mart 24, 2019
-
- Mesajlar
- 559
-
- Tepkime puanı
- 227
-
- Puanları
- 293
-
- Konum
- Dublin
-
- Web sitesi
- www.gedik.net
Ünvanı: 20. Osmanlı Padişahı
Saltanatı: 1687-1691
Babası: Sultan İbrahim Han -
Annesi: Saliha Dilaşub Sultan
Doğumu: 15 Nisan 1642
Vefatı: 22 Haziran 1691
Şehzadeliğinde harika tahsil ve terbiye gördü.
Kardeşi Sultan IV.
Mehmet Han saatinde sarayda özel hocalardan ders aldı.
Dördüncü Mehmet Han'ın tahttan indirilmesi üstüne, 8 Kasım 1687'de Osmanlı sultanı oldu.
Sultan II.
Süleyman Han, tahta çıktığı vakit, Osmanlı ordularında Viyana bozgunu ile başlayan çözülme ve toprak kayıbı devam ediyor idi.
Venedik, Mora yarımadasını işgal etmiş; Avusturya Vişegrad, Uyvar ve Estergon'ın sonrasında 160 senelik Türk yurdu Budin'e girmişti.
Ayrıca Macaristan'da Türk hakimiyeti sona ermek emeliyle idi.
Devletin düştüğü mağlubiyetler hazine gelirleri üstünde negatif tesirler yapıyor ve Anadolu'daki haramilik faaliyetlerini körüklüyordu.
Avusturya cephesi serdarı Yeğen Osman Paşa tek asi öncüsü gibi Rumeli'de yolsuzluk yapıyor, zorla usulsüz vergiler topluyordu.
Nihayet 8 Eylül 1688'de Belgrad da düştü.
Devlet içindeki karışıklıklar ve Macaristan'ın elden çıkarak, Belgrad'ın düşmesi Sultan II.
Süleyman Han'ı defa üzdü.
Emir dinlemeyen ve birçok kalenin butonuna neden olan Osman Paşa'nın katline fetva verildi.
Avusturya cephesi serdarlığına Recep Paşa belirleme edildi.
Padişah, sağlığının el vermemesine karşın askeri teşvik için ordunun başında Edirne'den Sofya'ya kadar geldi ve harekatı özellikle buradan yönetim etmeye başladı.
1689'da Kırım'a saldıran Rus kuvvetlerini Selim Giray Han az tek kuvvetle dağıtarak berbat etti ve ağır kayıplar verdirdi.
Vidin muhafızı Sarı Hüseyin Paşa, Tuna kenarında Gladova ve Orsova kalelerini düşmandan geri aldı.
Vişegrad'ı muhasara eden on iki bin kişilik Avusturya gücü bozguna uğratıldı.
1689 seneninde Fazıl Mustafa Paşa'nın sadarete getirilmesinin silahlı güç üzerindeki etkisi defa müspet oldu.
Mustafa Paşa ilk iş olarak tek adaletname neşrederek memleketin umumi ahvalini yoluna koydu.
Aldığı acil önlemlerle hazineye senelik 4000 kese altın çok para sağladı.
Yeniçeri ocağını yoklatıp ulufeye müstehak olmayanların adlarını sildirdi.
Orduyu disiplinli ve intizamlı hale getirdi.
Fazıl Mustafa Paşa, 1690 seneninde Edirne'den hareketle çıktığı Avusturya seferinde düşman kuvvetlerini yenik ederek Şehirköy, Musa palangası ve Niş şehrini aldı.
Osmanlı Devleti'nin batıda en ehemmiyetli serhat kalesi olan Belgrad'ı altı günlük tek kuşatmadan ardından fethetti.
Bu zaferler Osmanlı üklesinde devasa sevince vesile oldu.
Hastalığı nedeniyle Davut Paşa kışlasına kadar otomobil ile gelen Süleyman Han, burada Fazıl Mustafa Paşa'yı huzuruna kabul edip; "Hoş geldin.
Berhüdar ol, yüzün ak, kılıcın duru, ekmeğin sana helal olsun, arzum emeliyle görev eyledin.
Seleflerinden birine bu tür tek ulu gaza müyesser olmadı." dedikten ardından silahlı güç erkanının önünde samur erkan kürkünü sadrazama giydirdi.
Belinden çıkardığı hançeri beline ve tek kıta murassa pençe sorgucu da başına taktıktan sonra; "Ben ödül vermeye kadir değilim.
Allahü teala iki cihanda yüzünü ak etsin." diye duada yer aldı.
Bu sırada Mora serdarı Koca Halil Paşa da, Venediklilerin elinde tespit edilen Avlonya'yı otuz tek günlük tek muhasaradan ardından ele geçirmişti.
13 Mayıs 1691'de sancak-ı şerife yeniden Fazıl Mustafa Paşa'ya sunarak Avusturya seferine dua ile seyahat eden II.
Süleyman Han, bir süre ardından İstanbul'a yakın Yonca çeşme mevkiinde vefat etti (22 Haziran 1691).
İki gün ardından Süleymaniye'ye getirilip, Sultan Süleyman (Kanuni) kabrinin sağ yönüne defnedildi.
II.
Süleyman Han, kadirşinas, halim, eli açık ve temkinli tek padişahtı.
Fakir, muhtaç ve gereksinim sahiplerine birçok ihsanlarda bulunurdu.
Saltanat süresi iç ve dış gailelerle geçti.
Bilhassa, Avusturya karşısında alınan mağlubiyetler bundan dolayı, herkesin Rumeli elden çıkıyor diye Anadolu'ya çekildiği sırada, muktedir devlet kişiyi Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa'yı iş başına getirerek, kaybedilen yerleri devlete yeniden kazandırdı.
Saltanatı: 1687-1691
Babası: Sultan İbrahim Han -
Annesi: Saliha Dilaşub Sultan
Doğumu: 15 Nisan 1642
Vefatı: 22 Haziran 1691
Şehzadeliğinde harika tahsil ve terbiye gördü.
Kardeşi Sultan IV.
Mehmet Han saatinde sarayda özel hocalardan ders aldı.
Dördüncü Mehmet Han'ın tahttan indirilmesi üstüne, 8 Kasım 1687'de Osmanlı sultanı oldu.
Sultan II.
Süleyman Han, tahta çıktığı vakit, Osmanlı ordularında Viyana bozgunu ile başlayan çözülme ve toprak kayıbı devam ediyor idi.
Venedik, Mora yarımadasını işgal etmiş; Avusturya Vişegrad, Uyvar ve Estergon'ın sonrasında 160 senelik Türk yurdu Budin'e girmişti.
Ayrıca Macaristan'da Türk hakimiyeti sona ermek emeliyle idi.
Devletin düştüğü mağlubiyetler hazine gelirleri üstünde negatif tesirler yapıyor ve Anadolu'daki haramilik faaliyetlerini körüklüyordu.
Avusturya cephesi serdarı Yeğen Osman Paşa tek asi öncüsü gibi Rumeli'de yolsuzluk yapıyor, zorla usulsüz vergiler topluyordu.
Nihayet 8 Eylül 1688'de Belgrad da düştü.
Devlet içindeki karışıklıklar ve Macaristan'ın elden çıkarak, Belgrad'ın düşmesi Sultan II.
Süleyman Han'ı defa üzdü.
Emir dinlemeyen ve birçok kalenin butonuna neden olan Osman Paşa'nın katline fetva verildi.
Avusturya cephesi serdarlığına Recep Paşa belirleme edildi.
Padişah, sağlığının el vermemesine karşın askeri teşvik için ordunun başında Edirne'den Sofya'ya kadar geldi ve harekatı özellikle buradan yönetim etmeye başladı.
1689'da Kırım'a saldıran Rus kuvvetlerini Selim Giray Han az tek kuvvetle dağıtarak berbat etti ve ağır kayıplar verdirdi.
Vidin muhafızı Sarı Hüseyin Paşa, Tuna kenarında Gladova ve Orsova kalelerini düşmandan geri aldı.
Vişegrad'ı muhasara eden on iki bin kişilik Avusturya gücü bozguna uğratıldı.
1689 seneninde Fazıl Mustafa Paşa'nın sadarete getirilmesinin silahlı güç üzerindeki etkisi defa müspet oldu.
Mustafa Paşa ilk iş olarak tek adaletname neşrederek memleketin umumi ahvalini yoluna koydu.
Aldığı acil önlemlerle hazineye senelik 4000 kese altın çok para sağladı.
Yeniçeri ocağını yoklatıp ulufeye müstehak olmayanların adlarını sildirdi.
Orduyu disiplinli ve intizamlı hale getirdi.
Fazıl Mustafa Paşa, 1690 seneninde Edirne'den hareketle çıktığı Avusturya seferinde düşman kuvvetlerini yenik ederek Şehirköy, Musa palangası ve Niş şehrini aldı.
Osmanlı Devleti'nin batıda en ehemmiyetli serhat kalesi olan Belgrad'ı altı günlük tek kuşatmadan ardından fethetti.
Bu zaferler Osmanlı üklesinde devasa sevince vesile oldu.
Hastalığı nedeniyle Davut Paşa kışlasına kadar otomobil ile gelen Süleyman Han, burada Fazıl Mustafa Paşa'yı huzuruna kabul edip; "Hoş geldin.
Berhüdar ol, yüzün ak, kılıcın duru, ekmeğin sana helal olsun, arzum emeliyle görev eyledin.
Seleflerinden birine bu tür tek ulu gaza müyesser olmadı." dedikten ardından silahlı güç erkanının önünde samur erkan kürkünü sadrazama giydirdi.
Belinden çıkardığı hançeri beline ve tek kıta murassa pençe sorgucu da başına taktıktan sonra; "Ben ödül vermeye kadir değilim.
Allahü teala iki cihanda yüzünü ak etsin." diye duada yer aldı.
Bu sırada Mora serdarı Koca Halil Paşa da, Venediklilerin elinde tespit edilen Avlonya'yı otuz tek günlük tek muhasaradan ardından ele geçirmişti.
13 Mayıs 1691'de sancak-ı şerife yeniden Fazıl Mustafa Paşa'ya sunarak Avusturya seferine dua ile seyahat eden II.
Süleyman Han, bir süre ardından İstanbul'a yakın Yonca çeşme mevkiinde vefat etti (22 Haziran 1691).
İki gün ardından Süleymaniye'ye getirilip, Sultan Süleyman (Kanuni) kabrinin sağ yönüne defnedildi.
II.
Süleyman Han, kadirşinas, halim, eli açık ve temkinli tek padişahtı.
Fakir, muhtaç ve gereksinim sahiplerine birçok ihsanlarda bulunurdu.
Saltanat süresi iç ve dış gailelerle geçti.
Bilhassa, Avusturya karşısında alınan mağlubiyetler bundan dolayı, herkesin Rumeli elden çıkıyor diye Anadolu'ya çekildiği sırada, muktedir devlet kişiyi Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa'yı iş başına getirerek, kaybedilen yerleri devlete yeniden kazandırdı.
Moderatör tarafında düzenlendi: