Ihtişamlı tarihimizden muhteşem öyküler

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
Ihtişamlı tarihimizden muhteşem öyküler

SENİ MİLLETİN ÇOBANI SANMIŞTIM

İhtiyar dervişin biri,padişah II.Selim'in sarayı kapısına gelerek yüksek sesle:

-Çobanı göreceğim,diye bağırmaya başlar.Saraya adamları:

-Haydi,işine git.Senin çoban dediğin dağlarda olur.

Burası Padişah sarayı,derlerse de derviş,bildiğinden şaşmaz:

-İlle çobanı göreceğim!diye ısrar eder.

Nihayet padişah,içlerinden gürültüyü duyarak,dervişi yanına çağırır:

-Ben nede çoban oluyormuşum,anla bakalım,der.derviş ona bir bakar ve başını çevirir:

-Demin yanlışlıkla öyle bir söz sarf etmişim.Ben seni,gerçekten millet sürüsünün çobanı sanmıştım.

Fakat gördüm ki,kapındaki çomarlara bile söz geçiremeyen bir zavallı imişsin.Seninle görülecek işim yok.

Allah' ısmarladık...

FAZLA BAHŞİŞ


İstanbul'u aldıktan sonra Fatih Sultan Mehmed'e birçok şair kaside sunup bahşişlerini alırmış.

Onlardan biri olan Trükmen saz şairinin beyti ise şu şekildeymiş:

Devleti Hünkarım,sabahınız hayırlı olsun.

Yediğin bal ile kaymak,güzergahınız çayır osun.

Padişah söz konusu şairin bu mısralarını çok beğenmiş ve ona iyi bir bahşi vermiş.

Padişahın adamları bu işe şaşırmışlar ve:

-Padişaıhm,demişler daha iyi şiirlere çok az bahşi verdiğiniz hale buna neden çok bahşi verdiniz?

Şöyle cevap vermiş Fatih Sultan mehmet:

-Bu şair diğer şairlerin hepsinden daha samimi ve yalandan arınmış.

Zavallı ömründe hiç iyi yemek ve yumuşak bir yatak görmemiş.

En iyi yemeğin bal ile kaymak,en iyi yerin ise çayır olduğunu sanıyor.

MEVLEVİ

Mısır seferinden döneerken Yavuz Sultan Selim Konya dolaylarında mola verir.

Bu sırada korkunç bir kasırga çıkar.Herkes,yerden klkan tozların döne döne yükselişini hayretle seyreder.

Padişah,bu durumu çok değer verdiği,her zaman yanında bulundurmaktan zevk aldığı büyük alim Kemal Paşazade'ye sorar:

-Bu neyin nesidir,hocam?

Hoca şu cevabı verir.Yavuz Sultan Selim':

-Burası bildiğiniz gibi Mevlana'nın şehridir efendim.Taşı toprağı Mevlevidir.

İşte böyle gördüğünüz gibi durmadan dönerler.

ADAMA GÖRE ADAM GÖNDERİRLER

Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralı’na gönderilen İncili Çavuş’un elbisesinin bazı yerlerinde yama varmış.

Kral kıyafetinden dolayı yadırgadığı İncili Çavuş’a:

-Bana senden başka gönderecek adam bulamamışlar mı?diye sormuş.

Bu soruya İncili Çavuş şu cevabı vermiş:

-Osmanlılar,adama göre adam gönderirler.Beni de sana göndermelerinin sebebi bu olsa gerek.

ASSANIZ OLMAZ MI?


Padişahın isteği üzerine bir gün İncili Çavuş,vezirlerden birinin taklidini yapmış.Taklidi yapılan vezir bunu duyunca çok kızmış ve:

-Ben onu öldüreyim de aleme ders olsun,demiş.İncili Çavuş vezirin bu sözlerini işitince can derdine düşmüş ve Padişaha gidip durumu anlatmış.Padişah İncili Çavuş’a:

-Sen korkma,o seni öldüremez,eğer o seni öldürürse ben de ona kısas uygularım,demiş.

Bunun üzerine İncili Çavuş,şöyle bir istekte bulummuş:

-Aman Padişahım,o beni öldürmeden önce siz onu assanız olmaz mı?

HEP BİR AĞIZDAN KONUŞMAYIN

Padişah IV.Murat,Bağdat’ı almayı düşündüğü sıralarda devletin ileri gelenleriyle bir toplantı yaptı.

Bu toplantıda Padişah ve yakın çevresi Bağdat’ almak fikrinde birleşmişlerdi.Ordu komutanlarından biri ise kesinlikle savaştan vazgeçilmesini istiyordu.

Tam o esnada dışarıdan bir merkep sesi gelmeye başladı.İşte bu anda IV.Murat,sesini yükselterek şöyle dedi:

-Hep bir ağızdan konuşmayın,ne dediğiniz anlaşılmıyor.

TALAŞ TELAŞ

Sultan III.Mustafa “telaş” ile “talaş”ı birbirine karıştırırmış.Her zaman “talaş”a “telaş”,”telaş”a da “talaş” dermiş.

Kendisini bu hususta uyarmak istemişler,ama buna kimse cesaret edememiş.

Saraydakiler uygun bir şekilde bu konuda Padişahı uyarmayı planlıyorlarmış.

Bu sırada Padişahın nedimi:

-Ben bu işi hallederim,siz merak etmeyin;ama bana bir hafta müsaade edin.

Eğer beni Padişahınız soracak olursa,”Bir kaza geçirdi,evi yanıyordu,kendisi kurtuldu kurtulmasına ya biraz rahatsız.Birkaç güne kadar gelir.”deyin,demiş.

Ve nedim bir hafta sonra saraya gelip Padişahın huzuruna çıkmış.Padişah:

-Geçmiş olsun,bir kaza geçirmişsiniz,anlat bakalım nasıl oldu?diye sormuş.

Nedimi,planını şöyle uygulamaya koymuş:

-Refikam bir gün patlıcan kızartmaya başlamış.Talaşları yığarak tutuşturmuş.

Talaşlar birden alev alınca hanımı bir telaş almış ki,sormayın.ne yapacağını bilemez olmuş.

Talaşlar yanınca bizimki telaşlanmış,bizimki telaşlandıkça talaşlar alevlenmiş.

Neyse efendim,alev alev talaş,bizim hanımda ise yine öylesine bir telaş ki…

Padişah nedimin sözünü keserek şöyle demiş:

-Canım,hanımın o kadar talaş etmeseydi,telaşlar bu kadar tutuşmazdı ki.

ELİNİ BİLE SÜRMEMİŞSİN

Koca Ragıp Paşa bir gün kendi adını vermiş olduğu kütüphaneye gitmiş.

Bir de bakmış ki;rafların,kitapların üstünde bir karış toz,her köşeyi örümcek ağı sarmış,her taraf pislik içerisinde.

Hemen kütüphane memurunu bulup şöyle demiş:

-Tebrik ederim seni,doğrusu çok emniyetli birisin;saba teslim edilen hiçbir şeye elini bile sürmemişsin.

SİZ GELDİNİZ YA

Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa İstanbul’a gidecek olan Nedimi Şair Nihat Bey’den gelirken bir getirmesi için beyaz renkli çok iyi bir ,, istemiş.

Fakat Nihat Bey eşeği almayı unutmuş.Mısır’a geldiğinde ise Paşa haklı olarak hemen sormuş:

-Nihat Bey,bizim ,, nerede kaldı_Şair şaşkınlıkla şöyle demiş:

-Vallahi unuttum Paşam,şimdi sizi gördüm de hatırıma geldi.

Paşa,aldığı cevaba memnun olmamış;ama yine de gülümseyerek şöyle demiş:

-neyse,siz geldiniz ya,artık lüzumu kalmadı.

KOLAYI VAR

İmparatorluk dönemi şairlerini en esprililerinden biri olan şair Haşmet’in(18. yy kendine göre aptalca işler yapanların adını kaydettiği gizli bir defteri varmış.

Kim ahmakça,akılsızca bir iş yapa adını oraya işlermiş.


Haşmet’in böyle bir defter tuttuğundan haberdar olan padişah(III.Mustafa)bir yolunu bulup bu defteri elde etmiş.

Padişah zevk ve merakla bu defteri karıştırırken,aptalca iler yapanların listesi demek olan bu defterde kendi adına da rastlamış.

Hemen şair Haşmet’in huzuruna çıkarılmasını emretmiş.

Şair karşısına çıkınca vakit kaybetmeden paylamaya başlamış:

-Bu ne küstahlık!Sen nasıl oluyor da benim adımı böyle aptallar listesine kaydediyorsun?

-Efendimiz sakin olunuz,izah edeyim.Siz geçenlerde baş seyise yüklü bir para vererek cins bir Arap atı almaya gönderdiniz.

O kadar parayla Arabistan’a gönderilen kimse artık geri döner mi?Bunu için sizin adınız da orada bulunuyor.

-Peki ya baş seyis geri dönerse?

-Kolayı var efendimiz,sizin andızı siler onunkini yazarız…

YÜZÜK TAŞI


19.yy. alim ve şairlerinden Gaziantepli Hasırcızade Mehmet Ağa,devrinin en nüktedan kişilerinde biriymiş.

Dönemi devlet adamlarından Fuat Paşa ile de tanışıklığı olan Hasırcızade Mehmet,Paşayla görüştüğü bir gün,gözü onun parmağındaki yüzüpe takılmış.Fuat Paşa sormuş:

-Taşına mı bakıyorsunuz?

-Evet Paşam.

-Elmastır.

-Ne faydası var,yani ne getirir?.

-Yüzük taşı ne getirecek Mehmet Ağa?

-Benim de babadan kalma iki taşım var,senede yüz altın getirirler.

-Yaa ,ne taşı bunlar?

-Değirmen taşı paşam.


 
Geri