İFRİTİN SETİ
Haziran ayı sonlarıydı .. Çekim yapacağımız güzide beldeye varmış, konaklayacağımız pansiyona eşyalarımızı yerleştirmiştik.
Odamda tek kalacaktım. Sekiz saatten fazla süren yolculuğun yorgunluğunu ilk geceden çıkarmış ertesi günü ise filmin çekimini yapacağımız mekanları görmek ve hazırlıklarımızı tamamlamak için pansiyondan ayrılmıştık.
Senaryo gereği çekimlerin büyük kısmı yıllar önce terk edilmiş iki katlı eski bir evde geçecekti. Doğrusu bu eve bir türlü ısınamamıştım. Evet aradığımız ürkütücü ve mistik ortamı bize sunuyordu ve daha fazlası olduğunu da hissediyordum ama bu evdeki hissiyattan rahatsızdım.
Evin özellikle bodrum katı diye adlandırdığımız kısımda bu rahatsızlığım zirve yapıyordu...
İlk çekim günü dış gece çekimleriydi ve hemen hepimiz hazırlıksız yakalanmıştık zira çoğu İstanbul'dan gelen bu ekip Anadolu'da gecelerin yaz kış seçmediğini bilmiyordu. O gece hemen herkes soğuktan tir tir titremiş ve o hafta boyunca hastalanan birçok arkadaşımız olmuştu.
İkinci günün sonunda pansiyona vardığımız da ilk işim odama geçmek ve çantamı çıkarmak olmuştu. Çantamdan İstanbul'da iken Mühr-ü Vekilin bana verdiği emaneti çıkarmıştım. Bu özenle hazırlanmış bir terkibin olduğu katlanmış bir kağıttı .. Dörde katlı bu terkip kağıdını bana tarif edilen ritüele sadık kalarak bir takım dualarla kat kat açmış ve sonra yine dualarla kağıdı katlayıp odamın bir köşesine koymuştum. Bundan sonra ise set ekibinde bulunan tüm arkadaşların sağ avuçlarının üzerine sağ avucumu sürterek işlemi tamamlamıştım.
Bütün bunları önümüzdeki günlerde başımıza bir kaza bela gelmemesi adına yapmış ve manevi anlamda kendimi ve arkadaşlarımı koruma altına almıştım. Bunu yapmak zorundaydım zira buraya Cin konulu bir korku filmi çekmeye gelmiştik. Dahası bu filimin konusunda daha önce bahsedilmemiş bilgileri verecek bazı sırları açığa çıkaracaktık. Ayrıca çekim yapacağımız bu beldede bizi bekleyen bir kabile olduğunun haberini de almıştım ve bu kabile bizim gelmemizden hoşnut olmayacaktı.
Olaylar daha ikinci günden başlamıştı.
Filmimizin Cinnia karakterini oynayan bayan arkadaşımızın üzerinde ki kostümle metruk ve yıkılmış bir evin odasında çektirdiği fotoğraf karesi olay olmuştu. Resme dikkatlice bakıldığında hemen arkasında evin çökük tavan kısmında tıpkı kendisine benzeyen bir silüet de adeta poz vermişti. Zaten hikayenin gerçekçiliğinden istim üzerinde olan set ekibi arasında bu fotoğraf paniğe yol açmış ve seti terk etmek isteyen arkadaşlarımız olmuştu. İnsanları sakinleştirmek kolay olmadı. Fotoğrafın çekildiği o metruk eve gitmiş ve fotoğraf da o ilginç şeklin olduğu kısmı incelemiş ve bu şeklin sadece bir ışık yansıması olduğunu arkadaşlarıma anlatmaya çalışmıştım.
Anlatmadığım kısmı ise kendime saklamıştım.
İlerleyen günlerde başka hadiseler vuku bulmaya devam etmişti.
Yine Cinnia karakterini oynayan arkadaşımızın kaldığı odanın kapısı önünde ekmek kırıntıları bulunmuştu. Tabi bu durumdan oyuncumuz fazlasıyla rahatsız olmuş ve korkmuştu…
Grup içerisinden bir arkadaşımızın yaptığı kötü bir şaka olabileceği ihtimaline inandırarak rahatlattık oyuncumuzu ama bunun gerçekten bir şaka olup olmadığını ise hiç öğrenemedik.
İlerleyen günlerde sıkıntılarımız artmaya başladı. Çekimlerimizin çoğu gece çekimleri olduğu için ekip gerçekten de sabahlara kadar uykusuz ve bitap düşmüş bir şekilde çalışıyor, zaten gergin olan ortam her geçen gün daha da geriliyordu.
Bir gece ekipte ki arkadaşlarımızdan ikisi o lanetli evin çatısına işi gereği çıkmışken biri sebepsiz yere çatıdan aşağı atlamaya kalkışmış ama diğer arkadaşı onu engellemişti. Atlamaya kalkışan arkadaşımız o an için ne yaptığını dahi hatırlamıyordu.
Başka bir akşam ise oyuncularımızdan biri çığlıklar içinde yemekhaneye gelmiş ve korkuyla bizlere bir şeyler anlatmaya çalışmıştı. Sadece iki dakikalığına odasından çıkmış, çıkarken de kapısını kilitlemiş. Sonra kilitli olan kapısını anahtarıyla açmış ve odasına girdiğinde pencerelerin açık olduğunu görmüş. Yeminler ediyordu pencerelerin sıkı sıkıya kapalı olduğuna… Bunu da kötü bir şakaya yorumlayarak arkadaşımızı sakinleştirmeye çalıştık ama şaka olduğundan emin değildim pekala…
Tüm bunlar bir yana beni en çok ürküten hadiseler ise köpeklerle ilgili olanlarıydı.
Çekim yaptığımız o sahipli evde ( sahipli olduğunu sonradan anlayacaktık ) bir gün üç köpek yavrusu gördüm. Bunlar o civarda yaşayan sokak köpekleriydi ve sette hayvan sever arkadaşlarımızdan ikisi bu köpekleri eve almışlardı. Köpekleri besliyorlar seviyorlardı. Bakın bende bir hayvan sever sayılırım ya da en azından hayvan düşmanı değilimdir ama o köpekleri evin içinde gördüğüm anda içimi derin bir sıkıntı kaplayıvermişti. Orada bulunan arkadaşlara bu köpeklerin evden çıkarılması gerektiğini izah ettim dilim döndüğünce ama meramımı anlatamadım yine de .. Köpekler evin her yanına küçük ve büyük pisliklerini yapıyor ve hatta zaman zaman kusuyorlardı. Bu köpeklerin evin içine alınmasından birkaç gün sonra köpekleri eve sokan arkadaşlarımızdan biri ayak parmaklarını çatlattı. Nasıl olduysa ayağını kaldığı odanın kapısı önünde ki bir çıkıntıya çarpmış ve hatırladığım kadarıyla iki parmağını çatlatmıştı. Diğer arkadaşımız ise birden bire beli tutulmuş ve üç gün yattığı yerden kalkamamıştı. Olaylar bu kadarla da bitmiyordu.
O üç köpek yavrusu ve onların babası olduğunu düşündüğümüz bir diğeri olmak üzere dört köpek de birkaç gün aralıklarla teker teker ölmüşlerdi. İkisi araba kazasında, biri hastalıktan, diğeri de başka köpeklerce boğularak.
Bütün bu kazalardan daha elzem olanı is o evde hissettiğim kötü enerjiydi. Hissettiklerimi tarif etmem mümkün olsa bile neyi hangi kanıtla anlatabilirdim ki? Yaşanan olumsuzluklar ve korkutucu hadiselerden dolayı seti terk etmek isteyen arkadaşlarımızı zorlukla kalmaya ikna etmiştik biri hariç…
Çekimlerin son günlerinde ise bizi en zor ya da en ürkütücü olanı bekliyordu; Mezarlık Sahnesi … Bir şekilde on beş gün boyunca gücümün yettiğince arkadaşlarımı korumaya çalışmıştım ama bu mezarlık çekimleri benim boyumu aşıyordu. Orada hem köy ahalisi hem set çalışanları olmak üzere çok fazla insan olacaktı ve çekimler de gecenin en derin saatlerinde yapılacaktı. Mühr-ü Vekili aradım ve ondan gelmesini istedim. Sağ olsun bizim için onca yolu kat edip bulunduğumuz beldeye geldi. Onunla beraber önce o lanet eve gittik. Daha içeri adımımızı atar atmaz bana dönüp ; “bu evdekileri neden kızdırdınız?” diye sordu. O zaman ona köpeklerden ve olanlardan bahsettim. Sonra beraberce bodrum katına indik. Orada ki odalardan şöminesi olan odaya girdi ve bana dışarıda kalmamı söyledi. Odanın açık olan penceresinden şömineye doğru eğilişini gördüm hocanın. Sağ elini havaya kaldırmış, işaret parmağı açıkta olmak üzere yumruk yapmıştı elini. Bir yandan da sanki önünde biri varmış gibi anlamadığım bir dille konuşuyordu kendi kendine… Konuşması bitince neler olduğunu sordum ona. Evde sekiz kişilik bir İfrit ailesinin yaşadığını ve bizlerden son derece rahatsız olduklarını anlattı. Daha fazla ayrıntı vermedi ama bize musallat olamayacaklarının da garantisini vermişti o anda.
O günün akşamında beraberce çekimlerin yapılacağı köy mezarlığına gittik. Filim ekibinden çok önce köyün insanları mezarlık önünde toplanmışlardı bile. Hocanın hareketleriniz özellikle takip ediyordum. Onca kalabalık umurunda değilmişçesine başka taraflara attığı delici bakışlarını yakalıyordum ama baktığı yerlerde neler gördüğünü anlamıyordum. Sonunda mezarlıktan içeri girdiğimizde bana dönerek “çok kalabalıklar çok “ demişti… Kalabalıkla kastettiğinin köylüler olmadığının farkındaydım. Sonra beraberce bazı okumalar yaptık. Daha sonra ise onun tıpkı evdeki gibi göremediğim birileriyle anlamadığım bir dilde konuşmasını izledim. İşimiz bittiğinde “ artık ekibi çağırabiliriz “ dedi bana.
Mezarlıkta çekim yapacak olan ekibi tek tek özel korumasına aldı Mühr-ü Vekil ve sorunsuz bir şekilde o gece çekimlerimizi tamamladık.
Ertesi gün hoca ile beraber İstanbul’a dönüyorduk. Beldeden uzaklaştıkça rahatladığımı ve sanki içimde ki bir ağırlığın hafiflediğini hissetmiştim. Ona doğru dönerek ; “ Biliyor musun ruhen çok ama çok yoruldum “ dedim .. O da bana tebessümle karşılık verdi ; “ Bir de beni düşün, ben yıllardır çok yorgunum “
- İ.H.Ö -
Haziran ayı sonlarıydı .. Çekim yapacağımız güzide beldeye varmış, konaklayacağımız pansiyona eşyalarımızı yerleştirmiştik.
Odamda tek kalacaktım. Sekiz saatten fazla süren yolculuğun yorgunluğunu ilk geceden çıkarmış ertesi günü ise filmin çekimini yapacağımız mekanları görmek ve hazırlıklarımızı tamamlamak için pansiyondan ayrılmıştık.
Senaryo gereği çekimlerin büyük kısmı yıllar önce terk edilmiş iki katlı eski bir evde geçecekti. Doğrusu bu eve bir türlü ısınamamıştım. Evet aradığımız ürkütücü ve mistik ortamı bize sunuyordu ve daha fazlası olduğunu da hissediyordum ama bu evdeki hissiyattan rahatsızdım.
Evin özellikle bodrum katı diye adlandırdığımız kısımda bu rahatsızlığım zirve yapıyordu...
İlk çekim günü dış gece çekimleriydi ve hemen hepimiz hazırlıksız yakalanmıştık zira çoğu İstanbul'dan gelen bu ekip Anadolu'da gecelerin yaz kış seçmediğini bilmiyordu. O gece hemen herkes soğuktan tir tir titremiş ve o hafta boyunca hastalanan birçok arkadaşımız olmuştu.
İkinci günün sonunda pansiyona vardığımız da ilk işim odama geçmek ve çantamı çıkarmak olmuştu. Çantamdan İstanbul'da iken Mühr-ü Vekilin bana verdiği emaneti çıkarmıştım. Bu özenle hazırlanmış bir terkibin olduğu katlanmış bir kağıttı .. Dörde katlı bu terkip kağıdını bana tarif edilen ritüele sadık kalarak bir takım dualarla kat kat açmış ve sonra yine dualarla kağıdı katlayıp odamın bir köşesine koymuştum. Bundan sonra ise set ekibinde bulunan tüm arkadaşların sağ avuçlarının üzerine sağ avucumu sürterek işlemi tamamlamıştım.
Bütün bunları önümüzdeki günlerde başımıza bir kaza bela gelmemesi adına yapmış ve manevi anlamda kendimi ve arkadaşlarımı koruma altına almıştım. Bunu yapmak zorundaydım zira buraya Cin konulu bir korku filmi çekmeye gelmiştik. Dahası bu filimin konusunda daha önce bahsedilmemiş bilgileri verecek bazı sırları açığa çıkaracaktık. Ayrıca çekim yapacağımız bu beldede bizi bekleyen bir kabile olduğunun haberini de almıştım ve bu kabile bizim gelmemizden hoşnut olmayacaktı.
Olaylar daha ikinci günden başlamıştı.
Filmimizin Cinnia karakterini oynayan bayan arkadaşımızın üzerinde ki kostümle metruk ve yıkılmış bir evin odasında çektirdiği fotoğraf karesi olay olmuştu. Resme dikkatlice bakıldığında hemen arkasında evin çökük tavan kısmında tıpkı kendisine benzeyen bir silüet de adeta poz vermişti. Zaten hikayenin gerçekçiliğinden istim üzerinde olan set ekibi arasında bu fotoğraf paniğe yol açmış ve seti terk etmek isteyen arkadaşlarımız olmuştu. İnsanları sakinleştirmek kolay olmadı. Fotoğrafın çekildiği o metruk eve gitmiş ve fotoğraf da o ilginç şeklin olduğu kısmı incelemiş ve bu şeklin sadece bir ışık yansıması olduğunu arkadaşlarıma anlatmaya çalışmıştım.
Anlatmadığım kısmı ise kendime saklamıştım.
İlerleyen günlerde başka hadiseler vuku bulmaya devam etmişti.
Yine Cinnia karakterini oynayan arkadaşımızın kaldığı odanın kapısı önünde ekmek kırıntıları bulunmuştu. Tabi bu durumdan oyuncumuz fazlasıyla rahatsız olmuş ve korkmuştu…
Grup içerisinden bir arkadaşımızın yaptığı kötü bir şaka olabileceği ihtimaline inandırarak rahatlattık oyuncumuzu ama bunun gerçekten bir şaka olup olmadığını ise hiç öğrenemedik.
İlerleyen günlerde sıkıntılarımız artmaya başladı. Çekimlerimizin çoğu gece çekimleri olduğu için ekip gerçekten de sabahlara kadar uykusuz ve bitap düşmüş bir şekilde çalışıyor, zaten gergin olan ortam her geçen gün daha da geriliyordu.
Bir gece ekipte ki arkadaşlarımızdan ikisi o lanetli evin çatısına işi gereği çıkmışken biri sebepsiz yere çatıdan aşağı atlamaya kalkışmış ama diğer arkadaşı onu engellemişti. Atlamaya kalkışan arkadaşımız o an için ne yaptığını dahi hatırlamıyordu.
Başka bir akşam ise oyuncularımızdan biri çığlıklar içinde yemekhaneye gelmiş ve korkuyla bizlere bir şeyler anlatmaya çalışmıştı. Sadece iki dakikalığına odasından çıkmış, çıkarken de kapısını kilitlemiş. Sonra kilitli olan kapısını anahtarıyla açmış ve odasına girdiğinde pencerelerin açık olduğunu görmüş. Yeminler ediyordu pencerelerin sıkı sıkıya kapalı olduğuna… Bunu da kötü bir şakaya yorumlayarak arkadaşımızı sakinleştirmeye çalıştık ama şaka olduğundan emin değildim pekala…
Tüm bunlar bir yana beni en çok ürküten hadiseler ise köpeklerle ilgili olanlarıydı.
Çekim yaptığımız o sahipli evde ( sahipli olduğunu sonradan anlayacaktık ) bir gün üç köpek yavrusu gördüm. Bunlar o civarda yaşayan sokak köpekleriydi ve sette hayvan sever arkadaşlarımızdan ikisi bu köpekleri eve almışlardı. Köpekleri besliyorlar seviyorlardı. Bakın bende bir hayvan sever sayılırım ya da en azından hayvan düşmanı değilimdir ama o köpekleri evin içinde gördüğüm anda içimi derin bir sıkıntı kaplayıvermişti. Orada bulunan arkadaşlara bu köpeklerin evden çıkarılması gerektiğini izah ettim dilim döndüğünce ama meramımı anlatamadım yine de .. Köpekler evin her yanına küçük ve büyük pisliklerini yapıyor ve hatta zaman zaman kusuyorlardı. Bu köpeklerin evin içine alınmasından birkaç gün sonra köpekleri eve sokan arkadaşlarımızdan biri ayak parmaklarını çatlattı. Nasıl olduysa ayağını kaldığı odanın kapısı önünde ki bir çıkıntıya çarpmış ve hatırladığım kadarıyla iki parmağını çatlatmıştı. Diğer arkadaşımız ise birden bire beli tutulmuş ve üç gün yattığı yerden kalkamamıştı. Olaylar bu kadarla da bitmiyordu.
O üç köpek yavrusu ve onların babası olduğunu düşündüğümüz bir diğeri olmak üzere dört köpek de birkaç gün aralıklarla teker teker ölmüşlerdi. İkisi araba kazasında, biri hastalıktan, diğeri de başka köpeklerce boğularak.
Bütün bu kazalardan daha elzem olanı is o evde hissettiğim kötü enerjiydi. Hissettiklerimi tarif etmem mümkün olsa bile neyi hangi kanıtla anlatabilirdim ki? Yaşanan olumsuzluklar ve korkutucu hadiselerden dolayı seti terk etmek isteyen arkadaşlarımızı zorlukla kalmaya ikna etmiştik biri hariç…
Çekimlerin son günlerinde ise bizi en zor ya da en ürkütücü olanı bekliyordu; Mezarlık Sahnesi … Bir şekilde on beş gün boyunca gücümün yettiğince arkadaşlarımı korumaya çalışmıştım ama bu mezarlık çekimleri benim boyumu aşıyordu. Orada hem köy ahalisi hem set çalışanları olmak üzere çok fazla insan olacaktı ve çekimler de gecenin en derin saatlerinde yapılacaktı. Mühr-ü Vekili aradım ve ondan gelmesini istedim. Sağ olsun bizim için onca yolu kat edip bulunduğumuz beldeye geldi. Onunla beraber önce o lanet eve gittik. Daha içeri adımımızı atar atmaz bana dönüp ; “bu evdekileri neden kızdırdınız?” diye sordu. O zaman ona köpeklerden ve olanlardan bahsettim. Sonra beraberce bodrum katına indik. Orada ki odalardan şöminesi olan odaya girdi ve bana dışarıda kalmamı söyledi. Odanın açık olan penceresinden şömineye doğru eğilişini gördüm hocanın. Sağ elini havaya kaldırmış, işaret parmağı açıkta olmak üzere yumruk yapmıştı elini. Bir yandan da sanki önünde biri varmış gibi anlamadığım bir dille konuşuyordu kendi kendine… Konuşması bitince neler olduğunu sordum ona. Evde sekiz kişilik bir İfrit ailesinin yaşadığını ve bizlerden son derece rahatsız olduklarını anlattı. Daha fazla ayrıntı vermedi ama bize musallat olamayacaklarının da garantisini vermişti o anda.
O günün akşamında beraberce çekimlerin yapılacağı köy mezarlığına gittik. Filim ekibinden çok önce köyün insanları mezarlık önünde toplanmışlardı bile. Hocanın hareketleriniz özellikle takip ediyordum. Onca kalabalık umurunda değilmişçesine başka taraflara attığı delici bakışlarını yakalıyordum ama baktığı yerlerde neler gördüğünü anlamıyordum. Sonunda mezarlıktan içeri girdiğimizde bana dönerek “çok kalabalıklar çok “ demişti… Kalabalıkla kastettiğinin köylüler olmadığının farkındaydım. Sonra beraberce bazı okumalar yaptık. Daha sonra ise onun tıpkı evdeki gibi göremediğim birileriyle anlamadığım bir dilde konuşmasını izledim. İşimiz bittiğinde “ artık ekibi çağırabiliriz “ dedi bana.
Mezarlıkta çekim yapacak olan ekibi tek tek özel korumasına aldı Mühr-ü Vekil ve sorunsuz bir şekilde o gece çekimlerimizi tamamladık.
Ertesi gün hoca ile beraber İstanbul’a dönüyorduk. Beldeden uzaklaştıkça rahatladığımı ve sanki içimde ki bir ağırlığın hafiflediğini hissetmiştim. Ona doğru dönerek ; “ Biliyor musun ruhen çok ama çok yoruldum “ dedim .. O da bana tebessümle karşılık verdi ; “ Bir de beni düşün, ben yıllardır çok yorgunum “
- İ.H.Ö -