İçki satıp ticaretini yapmak caiz midir?
İçki içmek haram olduğu gibi onun ticaretini yapmak da yasaklanmıştır. Bu konuda İslâm bilginleri arasında görüş ayrılığı yoktur. Enes (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Allah’ın Rasûlü içki sebebiyle on kişiyi lânetlemiştir: İçkiyi üretmek için sıkan, kendisi için sıkılan, içen, taşıyan, kendisi için taşınan, içiren, satan, parasını yiyen, satın alan ve kendisi için satın alınan…”( Tirmizî, Büyû’, 59; İbn Mâce, Eşribe, 6)
Yalnız Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed’e göre, gayri müslim ülkede bir müslüman, İslâm ülkesinde yapamadığı bu gibi satışları gayri müslime yapabilir. Ünlü Hanefî fakihlerinden Serahsî (ö.490/1097) bu konuda şunları yazar: “Bir Müslüman dârulharbe eman (vizeli pasaport) ile girdiğinde, onların mallarını rızaları bulununca, hangi yolla olursa olsun almasında bir sakınca bulunmaz. Faiz, kumar veya domuz ya da ölmüş hayvan etine ait satış bedeli olması arasında bir fark yoktur. Müslüman emanla girdiği için, onların mallarını rızaları dışında alması ise caiz olmaz. Kısaca karşılıklı rıza ve akdin bulunması, malın müslümana mübah olması için yeterlidir.”( , Mebsût, X, 95, Şerhu’s-Siyeri’l-Kebîr, IV, 1329, 1410. Ayrıca bk. el-Fetâvâ’l-Hindiyye, III, 248; İbn Âbidîn, age, IV, 188)
Ancak içlerinde Hanefîler’den Ebû Yûsuf’un da bulunduğu diğer üç mezhebe göre, İslâm ülkesinde müslümanlar arasında haram olan her muâmele, gayri müslim ülkede müslümanla gayri müslim arasında da haram olur.( Geniş bilgi için bk. Hamdi Döndüren, İslâmî Ölçülerle Ticaret Rehberi, Erkam Yayınevi, İstanbul 1998, s. 140-148)
Sonuç olarak zarûret hali veya bir alacağını kurtarmak gibi zorlayıcı şartlar bulunmadıkça, müslümanın gerek İslâm ülkesinde gerekse gayri müslim ülkede çoğunluğun görüşüne uyarak temiz ve nezih ticaret anlayışını sürdürmesi tercih edilmelidir.
İçki içmek haram olduğu gibi onun ticaretini yapmak da yasaklanmıştır. Bu konuda İslâm bilginleri arasında görüş ayrılığı yoktur. Enes (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Allah’ın Rasûlü içki sebebiyle on kişiyi lânetlemiştir: İçkiyi üretmek için sıkan, kendisi için sıkılan, içen, taşıyan, kendisi için taşınan, içiren, satan, parasını yiyen, satın alan ve kendisi için satın alınan…”( Tirmizî, Büyû’, 59; İbn Mâce, Eşribe, 6)
Yalnız Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed’e göre, gayri müslim ülkede bir müslüman, İslâm ülkesinde yapamadığı bu gibi satışları gayri müslime yapabilir. Ünlü Hanefî fakihlerinden Serahsî (ö.490/1097) bu konuda şunları yazar: “Bir Müslüman dârulharbe eman (vizeli pasaport) ile girdiğinde, onların mallarını rızaları bulununca, hangi yolla olursa olsun almasında bir sakınca bulunmaz. Faiz, kumar veya domuz ya da ölmüş hayvan etine ait satış bedeli olması arasında bir fark yoktur. Müslüman emanla girdiği için, onların mallarını rızaları dışında alması ise caiz olmaz. Kısaca karşılıklı rıza ve akdin bulunması, malın müslümana mübah olması için yeterlidir.”( , Mebsût, X, 95, Şerhu’s-Siyeri’l-Kebîr, IV, 1329, 1410. Ayrıca bk. el-Fetâvâ’l-Hindiyye, III, 248; İbn Âbidîn, age, IV, 188)
Ancak içlerinde Hanefîler’den Ebû Yûsuf’un da bulunduğu diğer üç mezhebe göre, İslâm ülkesinde müslümanlar arasında haram olan her muâmele, gayri müslim ülkede müslümanla gayri müslim arasında da haram olur.( Geniş bilgi için bk. Hamdi Döndüren, İslâmî Ölçülerle Ticaret Rehberi, Erkam Yayınevi, İstanbul 1998, s. 140-148)
Sonuç olarak zarûret hali veya bir alacağını kurtarmak gibi zorlayıcı şartlar bulunmadıkça, müslümanın gerek İslâm ülkesinde gerekse gayri müslim ülkede çoğunluğun görüşüne uyarak temiz ve nezih ticaret anlayışını sürdürmesi tercih edilmelidir.