Hz. Peygamber Hz. Ali'yi veliaht ilan etmedi.

Є
  • Kullanıcı Єναηєscєηcє
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - İslami Sohbet ve Makaleler
Hz. Peygamber Hz. Ali'yi veliaht ilan etmedi.

Sünni kaynaklarda Gadir-i Hum (Hum çukuru, göleti) denilen yerde Peygamberin, ashabına hitaben “Ben müminlere canlarından daha ileri değil miyim? Eşlerim de müminlerin anneleri değil midir?” diye sorduğu, ashabın “evet öyledir” demeleri üzerine “Bilin ki ben kimin mevlasıysam Ali de onun mevlasıdır. Allahım, Ali’ye dost olanın dostu ol, ona düşman olana düşman ol” dediği rivayet edilir (Bu rivayet için bkz. İbn Hanbel, Müsned, 1/118, 119, 152, 4/370). Benzeri rivayet birçok kaynakta vardır (Mesela bkz. Beyhaki, es-Sunen: 5/5, 130, 132, 155). Sad ’ın rivayetine göre Peygamber, Mekke ’ye giderken Hum göletine gelince orada durup insanların toplanmasını beklemiş. Onlara hitaben demiş ki: “Ey insanlar, sizin veliniz kimdir?” Halk üç kez “Allah ve Resulüdür” demiş. Sonra Allah’ın Elçisi Ali’nin elini tutup şöyle demiş: “Allah ve Resulü her kimin velisi ise bu da (yani Ali de) onun velisidir. Allahım, ona dost olana dost ol, ona düşman olana düşman ol.” Bu hadisi aktaran Tahavi “Hadisin ravisi Cafer ibn Ebi Kesir ne ilmiyle meşhur bir kişidir, ne de ilim erbabınca rivayeti sağlam bir insandır ” diyor (Muşkilulasar:4/311).

Bu ve benzeri hadisler birçok kaynakta mevcuttur ama uydurma olduğu gayet açıktır. Çünkü Tahavi’nin dediği gibi Hz. Peygamber, veda haccı için Mekke’ye giderken Hz. Ali Yemen’deydi. Veda haccı yolunda Peygamber ’e eşlik etmemiştir. Gadir-i Hum, Medine-Mekke yolu üzerinde bulunan Cuhfe’dedir. Oysa Ali Yemen’den Mekke’ye gelmiş ve Peygamber için kurbanlık develer getirmiştir (Tahavi, Muşkilulasar, 4/308). Bu yoldaki rivayetlerin tamamen uydurma olduğu açıktır. Uhud Savaşı’nda attıkları oklarla başını yaran, yanağını yaralayıp dişini kıranlara dahi hidayet dileyen, bu insanlara beddua etmesini isteyenlere “Ben lanetçi değil, Hakk’a davetçi ve âlemlere rahmet olarak gönderildim” diyen Peygamber’in, Allah’tan Ali’ye karşı gelenlere bu şekilde beddua etmesini akıl ve mantık kabul etmez.

Uydurma rivayetlerle Ali taraftarlarının, Ali karşıtlarını Peygamber bedduasına uğramış Allah düşmanı gösterme çabaları gayet açıktır. Her şeye rağmen rivayet eğer gerçekten doğru ise Hz. Ali’yi taltif (okşama, onurlandırma) makamından söylenmiştir. Burada Hz. Ali’nin, imam tayin edildiği hakkında bir açıklama yoktur. Benzeri okşayıcı, övücü sözler öteki halifeler ve bazı büyük sahabiler hakkında da vardır. Hz. Ebubekir hakkında da “Allah’tan başka gönül dostu edinmek caiz olsaydı Ebubekir’i kendime gönül dostu yapardım. Ama biz kardeşiz” buyurmuştur.

Bu tür rivayetlerin içine taraftarların leh ve aleyhteki sözleri karışmıştır. Kimi Hz. Ali’yi yüceltirken kimi Ebubekir’i yüceltmiştir. Hz. Ali’nin şöyle dediği de rivayet edilir: “Allah’ın Elçisi beni çağırdı: Ali, senin İsa’ya benzer tarafın var. Yahudiler ona buğzedip anasına hakaret ettiler. Hıristiyanlar da onu çok sevip olmadığı yere çıkardılar.” Ali devamla demiş ki: “Beni aşırı sevgiyle olmadığım yere yükselten helak olduğu gibi bana buğzederek hakaret eden de helak olmuştur. İyi bilin ki ben peygamber değilim. Bana vahiy gelmiyor. Ben Allah’ın kitabını ve Peygamberinin sünnetini uygulamaya çalışıyorum. Size Allah’a itaat hakkında emrettiğim şeylere uymanız boynunuzun borcudur. Gerek ben, gerek başkası size, Allah’a isyan olan şeyleri emrederse ona itaat edilmez. Çünkü itaat ancak maruf (güzel, helal) şeylerde olur.” (Hakim, Müstedrek: 3/123)

Günümüzde pratik yararı kalmamış

Zamanla Peygamber’in, kimi sahabiler hakkında söylediği okşayıcı sözlerine, lider sahabilerin taraftarlarınca eklemeler, abartılar katılmış, karşıtları tarafından da gözden düşürmek amacıyla yerici rivayetler üretilmiştir. Bunlar sonuçta rivayettir. Zan taşıyan, gerçek bilgi ifade etmeyen bu tür rivayetler müminleri bağlamaz. Çünkü bunların yanında akıl ve mantığın kabul etmediği rivayetler de vardır. Nitekim yine Hz. Ali’yi övücü bu rivayet yanında Peygamber’in şöyle dediği de rivayet edilir:

“Bir gün odamda bir hareket hissettim. ‘Kim o’ diye seslendim. ‘Cebrail’im’ dedi. ‘Gir’ dedim. ‘Hayır. Sen gel, ben o odaya girmem’ dedi. Ve devam etti: Çünkü odada köpek eniği var. Melekler köpek bulunan eve girmez, onun için sen gel, ben odaya girmem.” Şu lafa bakın. Melek Cebrail geldiği zaman Peygamber kendisinden geçerdi. Meleğin, tıpkı bir insan gibi adım sesi vermesi, Hz. Hasan’ın oynadığı köpek eniğinden dolayı odaya girmemesi söz konusu olabilir mi? Zavallı köpek yavrusunun günahı ne ki melek girmesin? Böyle akıl mantık dışı rivayetlere takılıp 14 asır önce geçmiş artık günümüzde hiçbir pratik yararı kalmamış şeylerle uğraşmanın, bu yüzden kimi sahabilere buğzetmenin, kimini de tanrılaştırmanın yararı yok, sadece zararı vardır.


Süleyman ATEŞ
 
Geri