Horlama ve uyku Apnesi Hakkında bilgiler, Paylaşım Alanı

Konu sahibi son olarak 2625 gün önce görüldü
Eşiniz, dostlarınız tarafından uykuda horladığınızın söyleniyor mu? Arkadaşlarınızın yanında uyuyakalmaktan ve mahçup olmaktan korkuyor musunuz?

- Peki horlama hakkında yeterince bilgi sahibi miyiz? Neden horlarız? Horlamak sağlık durumumuzu olumsuz etkileyen bir durum ya da hastalıklarımızın bir belirtisi olabilir mi?

Memorial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü doktoru Doç. Dr. Burak Erdamar horlama ve tedavi yöntemleri ile ilgili şu bilgileri verdi.
Öncelikle söylenmesi gereken 35 yaşını aşmış erkeklerin % 35’i aralıklı ya da yatış pozisyonuna bağlı olarak horlamaktadır. Yoğun bir günün ardından, alkol kullanılmasından sonra, sırtüstü yatarken horlamak genelde masum horlamalardır. Özellikle yukarıda saydığımız koşullarda horlarken, nefes kesilmesinin olmaması durumunda horlama, horlayandan çok yanında yatanlar (dolayısıyla uyumakta zorluk çekenler) için sorun teşkil etmektedir. Bu durumlarda tedavi, horlayanlar için değil yatak partnerlerinin ya da oda arkadaşlarının kararıyla ve uyku sağlıkları için yapılmaktadır.
Ancak hemen hemen her gün, yüksek şiddette ve uykuda nefes kesilmelerinin eşlik ettiği horlamalar gerek hastanın yaşam süresini kısaltması gerekse beraberinde önemli hastalıklar için risk oluşturması nedeniyle tedavi edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır. Gece uykuda horlarken nefesi kesilen ve yaşı 60 yaşın üstünde olanların hayati tehlike taşıdıkları ve birçok kalp ve solunum hastalıklarına yatkın oldukları bilinmektedir. Yatakta ölüm, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon, kalp enfarktüsü geçirme risklerini yükselten bir durum olabileceği unutulmamalıdır.
Tüm bunların yanında horlayan insanların sabah uyanamama, gün boyu uykuya meğilli olma, trafik sıkışıklığında, televizyon karşısında ya da öğlen yemeği sonrasında aşırı uyku isteği gibi yaşam kalitesini bozan birçok şikayeti de bulunmaktadır. Ölümcül trafik kazalarının birçoğunun uykuda nefesi kesilen ve horlayan insanların uykuya meğil ve konsantrasyon kaybı nedeniyle olduğu bilinmektedir.

PEKİ NE YAPMALIYIZ?
Öncellikle ideal kilomuz üstündeki kilolarımızdan kurtulmak iyi bir başlangıç olacaktır. Gece uyku öncesinde alkol alınımının azaltılması, en az 4 saatlik açlık ile yatağa gidilmesi ve uyumadan sakinleştirici ilaçların kullanılmaması ile birçok basit horlamanın önüne geçebiliriz. Özellikle gece uykuda burnumuzdan nefes alamıyorsak ve bu nedenle ağız açık uyumak zorunda kalıyorsak horlamamız kaçınılmaz olacaktır. Burnumuzun açık olması ve ağzın kapalı olması sağlıklı bir uyku için altın kuraldır.
Bu basit önlemlerin alınmasına rağmen horlama ve uykuda nefes kesilmesi devam ediyorsa mutlak olarak tedavi edilmesi gerekmektedir. Hastalığın şiddetinin anlaşılabilmesi ve hangi tedavi metodunun kullanılacağının belirlenmesi bir gece hastanede yatılmasını ve uykunuzun değerlendirilmesinin yapılacağı “uyku testinin” yapılabileceği bir merkeze başvurmamız gerekmektedir.
Cerrahi tedavide ana prensip gece uykuda solunum yolunu tıkayan küçük dil ve yumuşak damağın gerginleştirilmesinin sağlanmasıdır. Ağız içindeki bu dokularda gerginliğin sağlanması için günümüzde en geçerli, sonuçları en iyi olan teknik “radyofreakans” ce
 
Horlama Nedir - Horlama Tedavisi - Uykuda Solunum Bozukluğu - Uykuda Solunum Bozukluğu Tedavisi


Horlamayı uyku sırasında yumuşak damak ve dil kökü bölgesi yumuşak dokularının titreşimiyle ortaya çıkan istemsiz ses olarak tanımlayabiliriz. Genellikle eşleri rahatsız etmesi nedeniyle sosyal bir problem olarak öne çıkar. Sigara, alkol ve kilo tetikleyici faktörlerdir. Horlamayı iki gruba ayırabiliriz:

> Basit Horlama (Habitüel Horlama)

> Tıkayıcı Uyku Apnesi (Uykuda Soluk Durması)

Uyku Apnesi, uyku sırasında soluğun zaman zaman kesilmesi ve vücut oksijen yüzdesinin düşmesi olarak tanımlanabilir. Uyku, soluk durması dönemleriyle bölünür ve kişi sabahları tam olarak dinlenemeden uyanır.

Belirtiler:
> Gün içinde uykululuk hali
> Sabah baş ağrıları
> Konsantrasyon güçlüğü
> Yorgun uyanma
> Bellek sorunları
> Performans düşüklüğü
> Empotans

Uyku apnesi teşhisi ayrıntılı bir KBB muayenesi ve polisomnografi (uyku testi) sonucunda konulmaktadır.

Muayene sırasında,
- Burun içi yapıları (burun kemik eğriliği, burun etinde büyüme)
- Yumuşak damak olarak adlandırılan küçük dil yapısı (sarkık, büyük, düşük ve gevşek gibi) ve bademcikler (ağız içinde kapladığı alan)
- Dil yapısı

değerlendirilir. Böylelikle havayolunun hangi seviyesinde problem olduğu saptanır.

Polisomnografi (PSG), uyku laboratuvarında elektrodlar yardımıyla uyku sırasında solunumun, soluk durma süresi ve sayısının, oksijenin doygunluğunun, yatış pozisyonunun ve horlama şiddetinin kaydedilerek objektif bir değerlendirme yapılmasıdır. Uyku apnesinin derecesi bu test sonrasında saptanır. Hasta bir geceyi laboratuvarda uyuyarak geçirir.

Uyku apnesi derecesine ve yapısal problemin seviyesine göre tedavi planlanır. Tedavi planı her hasta için üst havayolunda burundan başlayarak damak dil kökü gibi daralmanın bulunduğu seviyeye göre değişir. Sorumlu bölge saptanır ve uygun tedavi seçenekleri hastayla birlikte değerlendirildikten plan belirlenir.

Tedavi Seçenekleri:

1. CPAP

Sürekli pozitif basınçlı havanın üst havayoluna maske yardımıyla verilmesidir. Böylelikle uyku sırasında üst havayolu sürekli açık tutulmuş olur. Maske her gece düzenli olarak kullanılmalıdır.

2. Oral Aperey

Ağız içine yerleştirildiğinde dili önde tutarak geriye düşmesini engelleyen aparatlardır. Diş hekimleri tarafından uygun kalıp alınarak alınarak yapılır.

3. Minimal Girişimsel İşlemler:

Yumuşak Damağa pillar implant uygulanması

Bu işlemde yumuşak damak bölgesinde kas tabakası içine özel tabanca yardımıyla üç adet polietilen çubuk (18mm uzunluğunda, 1.5mm çapında) yerleştilerek bu bölge titreşimlerinin engellenmesi amaçlanır. Yerleştirme işlemi 10-15 dakikalık bir işlemdir. İşlem sonrasında ağrı olmaz. Yumuşak damak bu çubuklar sayesinde desteklenir ve horlama gürültüsüne neden olan titreşimleri azalır. Yerleştirilen çubuklar, kas tabakası içinde olduğundan hasta tarafından hissedilmez. Polietilen aynı zamanda cerrahi dikiş malzemesi olduğundan vücutta reaksiyona yol açmaz.

Burun etlerine,Yumuşak damağa, Dil köküne Radyofrekans Uygulanması

Radyofrekans enerjisi doku içine uygulandığında dokuda küçülme ve sıkılaşma oluşturur. Böylelikle sarkmış ve gevşek dokuların titreşerek ve çökerek horlama ve uyku apnesine neden olması engellenmiş olur. Radyofrekans uygulaması özel problar yardımıyla burun etlerine, küçük dil ve yumuşak damağa mukoza altına uygulanır. Sonrasında ağrı ve yutma problemi yaşanmaz.

4. Cerrahi İşlemler:

- Burun kemik eğriliğinin düzeltilmesi (Septoplasti)

- Burun eti(konka) küçültülmesi (endoskopik olarak radyofrekans veya lazer ile)

- Yumuşak damak ve uvulaya (küçük dil) yönelik cerrahiler (lazer ile küçük dili kısaltma)

- Dil kökünü öne doğru çekerek arka havayolunun genişlemesini sağlayan cerrahiler (dil kökü süspansiyonu, tirohyoid süspansiyon)

Bütün bu tedavi seçeneklerinin yanısıra kilo verme, alkol ve sigara kullanımının kısıtlanması, diğer eşlik eden sağlık sorunlarının (alerji,reflü gibi) giderilmesi de önemlidir. Horlama ve uyku apnesinin erken teşhis ve tedavisi ile bu hastalığın neden olabildiği hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları ve beyin damar hastalıklarını önlenmiş ve kontrol altına alınmış olur.

Op. Dr. Meltem AKPINAR Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları
 
Geri