Blackheart
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ocak 3, 2016
-
- Mesajlar
- 7,333
-
- Tepkime puanı
- 5,207
-
- Puanları
- 348
Evet, her insanın bir terazisi vardır. Terazinin bir tarafı iyidir , diğer tarafı kötüdür.
İnsan, hayatı boyunca tüm yaşadıklarını , tüm tecrübelerini , tüm geçmişini, olası geleceğini ve içinde bulunduğu durumu tartarak hareket ediyor aslında.
Buna şartları kıyaslama durumu da diyebiliriz. Ve içinde bulunduğumuz durumu, şartları kıyaslamak hepimizin başvurduğu , güvendiği yegane kişisel analiz sistemidir.
Dolayısıyla ,hayatımıza değen insanları da, geçmişte hayatımıza değmiş insanlarla kıyaslar , kategorize ederiz. Bazı durumlarda insanları kategorize etmek , sınıflandırmak he rne kadar hoş karşılanmasa da ,hepimizin başvurduğu yegane yöntemlerden biridir.,
Oysa ,yazının başlığında da belirttiğim gibi, her insanın bir terazisi vardır ve bu terazi asla dengede durmaz.
Şartların, çıkarların, kişisel hırsların veya kişisel arzuların kıyas mekanizması ile geliştiği, iyi veya kötü davranışların ortaya çıktığı, bazen bir tarafın ,bazen ise diğer tarafın daha ağır geldiği dengesiz bir terazidir. Tüm bunların yanında insanın doğasında kötülük ve iyilik her zaman saklı kalmıştırn; şartlar değiştikçe ikisinden biri kendisini göstermektedir.
Mesela sizin için kötü insan listesinde olan biri, bir başkası için iyi insan listesinde olabilir. Veya sizin için iyi insan listesinde olan biri, bir başkası için kötü insan listesinde olabilir.
Ve bu listeler , her insanda olduğu gibi sizde de zamanla güncellenebilir. Çünkü iyilik ve kötülük bizim genlerimize, ruhumuza işlenmiştir ve insana özgü bir davranıştır.
Bazen, ‘’aslında böyle biri değildi.’’ , ‘’ondan beklemezdim.’’ , ‘’böyle bir şey yapacak biri değildi.’’ gibi şaşkınlık cümlelerini ,ya içten içe kendimize söyleriz ya da çevremizden duyarız.
Bazen ise geçmişte çok sevdiğimiz ,değer verdiğimiz insandan ummadığımız bir davranış görürüz ve hayal kırıklığı yaşarız.
Tüm bunların bir nedeni de karşımızdaki insana mutlak güven duygusu beslememiz ve aymaz bir ruh hali ile hareket etmemizden kaynaklıdır.
Oysa insanın doğasında yapabilme gücü olarak ifade edebileceğimiz bir davranış biçimi de vardır. Eğer bir insanın, herhangi bir şeyi yapabilme gücü varsa, o şeyi yapma ihtimali her zaman denklemler içindedir.
İşte bu noktada , hayatımızdaki insanlara gereğinden fazla anlamlar yüklememeliyiz. Eğer bu davranıştan kaçınmazsak ve yukarıda da bahsettiğim üzere bir insanın yapabilme gücünü dikkate almazsak, hayal kırıklıkları, hüzünler yaşamamız kaçınılmazdır.
Elbette hayatımıza giren her insana karşı kaskatı duramayız , fakat doğada her hayvanın kendisi için yaşadığını, geriye kalan her şeyin teferruattan ibaret olduğunu da bir şekilde anlamalıyız ve bu bilinç ile kendimizi korumalıyız.
İnsan, hayatı boyunca tüm yaşadıklarını , tüm tecrübelerini , tüm geçmişini, olası geleceğini ve içinde bulunduğu durumu tartarak hareket ediyor aslında.
Buna şartları kıyaslama durumu da diyebiliriz. Ve içinde bulunduğumuz durumu, şartları kıyaslamak hepimizin başvurduğu , güvendiği yegane kişisel analiz sistemidir.
Dolayısıyla ,hayatımıza değen insanları da, geçmişte hayatımıza değmiş insanlarla kıyaslar , kategorize ederiz. Bazı durumlarda insanları kategorize etmek , sınıflandırmak he rne kadar hoş karşılanmasa da ,hepimizin başvurduğu yegane yöntemlerden biridir.,
Oysa ,yazının başlığında da belirttiğim gibi, her insanın bir terazisi vardır ve bu terazi asla dengede durmaz.
Şartların, çıkarların, kişisel hırsların veya kişisel arzuların kıyas mekanizması ile geliştiği, iyi veya kötü davranışların ortaya çıktığı, bazen bir tarafın ,bazen ise diğer tarafın daha ağır geldiği dengesiz bir terazidir. Tüm bunların yanında insanın doğasında kötülük ve iyilik her zaman saklı kalmıştırn; şartlar değiştikçe ikisinden biri kendisini göstermektedir.
Mesela sizin için kötü insan listesinde olan biri, bir başkası için iyi insan listesinde olabilir. Veya sizin için iyi insan listesinde olan biri, bir başkası için kötü insan listesinde olabilir.
Ve bu listeler , her insanda olduğu gibi sizde de zamanla güncellenebilir. Çünkü iyilik ve kötülük bizim genlerimize, ruhumuza işlenmiştir ve insana özgü bir davranıştır.
Bazen, ‘’aslında böyle biri değildi.’’ , ‘’ondan beklemezdim.’’ , ‘’böyle bir şey yapacak biri değildi.’’ gibi şaşkınlık cümlelerini ,ya içten içe kendimize söyleriz ya da çevremizden duyarız.
Bazen ise geçmişte çok sevdiğimiz ,değer verdiğimiz insandan ummadığımız bir davranış görürüz ve hayal kırıklığı yaşarız.
Tüm bunların bir nedeni de karşımızdaki insana mutlak güven duygusu beslememiz ve aymaz bir ruh hali ile hareket etmemizden kaynaklıdır.
Oysa insanın doğasında yapabilme gücü olarak ifade edebileceğimiz bir davranış biçimi de vardır. Eğer bir insanın, herhangi bir şeyi yapabilme gücü varsa, o şeyi yapma ihtimali her zaman denklemler içindedir.
İşte bu noktada , hayatımızdaki insanlara gereğinden fazla anlamlar yüklememeliyiz. Eğer bu davranıştan kaçınmazsak ve yukarıda da bahsettiğim üzere bir insanın yapabilme gücünü dikkate almazsak, hayal kırıklıkları, hüzünler yaşamamız kaçınılmazdır.
Elbette hayatımıza giren her insana karşı kaskatı duramayız , fakat doğada her hayvanın kendisi için yaşadığını, geriye kalan her şeyin teferruattan ibaret olduğunu da bir şekilde anlamalıyız ve bu bilinç ile kendimizi korumalıyız.