Hastaya Mektup

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Sabırlılar o kimselerdir ki başlarına musibet geldiğinde, “Biz Allaha aidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz’’ derler. (Bakara Suresi, 2/156)

İnsan, beden ve ruhun hastalığı ile dünyanın fani ve değersiz olduğunu daha iyi anlıyor. Başına gelen belalar, onun dünyadan uzaklaşmasına ve ahireti hatırlamasına yardımcı oluyor. Hastalık herkesin başına gelen insani bir olay. Er ya da geç başımıza mutlaka bir hastalık musallat oluyor, bu hastalık bazen çok hafif ve geçici olduğu gibi bazen de çok ağır ve uzun süreli olabiliyor.
Dolayısıyla hastalığın başımıza gelmesi gayet doğal. Yani herkes mutlaka bir hastalığa yakalanabilir, bunu kabullenmek aslında hastalığın verdiği zararı azaltır.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de hastalara moral nev’inden “Hastalar Risalesi”ni yazmıştır. Bu risaleyi okuyan insanın hasta olası gelir, o kadar güzel şeyler yazmış ki! Bu risale için kendisi de “bir manevi reçete” demektedir. Bence hastalığı şiddetli olan ve bu hastalığından şikayet eden mutlaka bu risaleyi okumalı ki manen rahatlasın. Ben de bu yazımda, Hastalar Risalesi’nden bir şeyler yazmaya karar verdim, okura bu risalenin bir numunesini sunayım. Şöyle ki:
Birinci Deva: Ey hasta! Senin hastalığın sana dert değil dermandır. Çünkü ömür gidiyor ama rahat ve gaflette olursa pek çabuk geçer. Sen hastalığın sayesinde daha uzun ömür yaşıyorsun.

İkinci Deva: Ey sabırsız hasta! Sabret, belki şükret. Senin bu hastalığın ömür dakikalarını ibadet hükmüne getirebilir. Çünkü ibadet iki kısımdır birisi bildiğimiz namaz, niyaz gibi müspet diğeri ise hastalıklar ve musibetler zamanında ki aczini ve zaaflarını anlayıp Yaradanına sığınarak ve yalvararak samimi gösterişsiz manevi bir ibadettir ki hadis-i şerifte de buyrulduğu gibi “Bir kimse, salih amel işlerken araya bir hastalık ve sefer girerek ameline mani olursa, Allah ona sıhhati yerinde iken ya da evinde iken yapmakta olduğu salih amelin sevabını aynen yazar” buyrulmaktadır. Öyleyse hastalıklara şikayet değil teşekkür etmelisin.

Üçüncü Deva: Ey tahammülsüz hasta! İnsanın bu dünyaya keyf sürmek ve lezzet almaya gelmediği sürekli ölenlerden, yaşlananlardan ve doğanlardan anlaşılmaktadır. İnsan geçmiş ve geleceğin sıkıntılarını ve üzüntülerini de yaşadığı için hayvan kadar dahi bu dünyadan lezzet alamaz zaten. İşte hastalıklar elimizdeki gayet azim servetin yani vücudun bu dünyada ahiret ticareti için kullanılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Eğer hastalık olmazsa sıhhat ve afiyet gaflet verir, ölümü unutturur.

İşte hastalık bu açıdan hiç aldatmaz bir uyarıcıdır ki sana ahireti hatırlatır dünyaya dalmanı engeller. Öyleyse hastalıklardan şikayet etmemek, ona teşekkür etmek çok ağırsa sabretmek gerekir…
Evet, devalar bu şekilde devam ediyor. Okumak isteyenler, Üstadın Lem’alar kitabından ilgili yeri bulabilir.
Serkan Ulusoy
 
Geri